11. Sınıf Dil ve Anlatım Paragraf Yorumu Testleri 1

Açıklama 11. Sınıf Dil ve Anlatım Paragraf Yorumu Testleri 1
Soru 10 Soru
Kategori 1. Sınıf Türkçe
Gönderen asyaaam
Eklenme Tarihi 18-01-2019

Soru 1
Roman bir uyduruksa da insanı, insan ger­çeklerinden büsbütün ötelere aşırdığı söyle­nemez. Ben her okuduğum romanla asıl kendime yaklaştığıma inanıyorum. Her biri çok yanlı gerçekliğimizi belli bir yandan açar bana. Neden söz ederse etsin bana beni, başkalarını, başarmayı tanıtır. Romancılar var oluşumun nedense benden gizli örtülerini bir bir kaldırır bana Balzac Eugenie Grandet’i yazmasaydı gecem gündüzüm bencillerle geçtiği halde nereden bilecektim bencilliği? Kızıl ile Kara olmasaydı benim de öz geliş­memden haberim olmayacaktı. Göste Berlingle kuzeyi dolaşmasaydım, en soğuk geçen kışları bile sevmez. Bahar gelince de toprağın coşkusuna kapılamazdım ki... Bu paragrafta özellikle vurgulanan dü­şünce aşağıdakilerden hangisidir?
seçenekleri
Günümüzde yaşam gerçeklerini vurgulayan romanlar yazılmaktadır.
Roman bir içe açılmadır, bu yönüyle kişinin özeleştiri yapmasına zemin hazırlar.
Yaşamın farkına varamadığımız birçok güzel ve çirkin yanını bize romanlar tanıtmıştır.
Eugenie Grandet ve Kızıl ile Kara gibi yapıtlar roman türünün en güzel örnekleridir.
Gerçek bir roman insan yaşamının bilinen değil bilinmeyen yanlarını ele almalıdır.
Soru 2
“Ulusların bencilliğinden başka bir şey olma­yan içine kapalı yurtseverliğin doğurduğu so­nuçlar, kişisel bencilliğinin doğurduğu kötü­lüklerden daha az yıkıcı değildir. Böylesi bir yurtseverlik değişik memleketlerin insanlarını yalnızlaştırır, birbirinden ayırır birbirine yardım edecek yerde birbirinin gözünü çıkarmaya sü­rükler onları. Savaş dediğimiz korkunç ve kanlı canavarın babası da odur işte.” Böyle diyen bir kişi aşağıdakilerden hangi­siyle nitelendirilebilir?
seçenekleri
Yurtseverliği her şeyin üstünde tutan
Uluslararası işbirliği ve dayanışmadan yana olan
Ulusal değerlere önem veren
İçe kapalı kişilik özelliklerini benimseyen
Kötülüklerden yana olanlardan nefret eden
Soru 3
…………. Sait Faik, böylece evrensel bir in­sana yönelmiştir, denilebilir bir bakıma. Fakat onların hepsi de ülkemizin insanlarıdır, bu top­lumun insanlarıdır. Yine bu insanlar belirli bir coğrafya bölgesinde yaşayan insanlardır. Bunlar Adapazarı, İzmit, Bursa çevresiyle İstanbul’da yaşayan insanlardır çoğunlukla. Düşüncenin akışına uygun olarak bu par­çanın başına aşağıdakilerden hangisi geti­rilmelidir?
seçenekleri
Sait Faik’in bir de masalsı kişiler diyebileceğimiz insanları vardır.
Sait Faik, insanlarını kendi toplumsal çevreleri içinde yansıtmıştır.
Sait Faik’in insanları çok çeşitli dinlerin ve anlayışların insanlarıdır.
Sait Faik, çocuksu düşlerin yeşil cennetlerini arayan bir sanatçıdır.
Sait Faik, öykülerinde yalın ve şiirli bir dil kullanmıştır.
Soru 4
“insan, yeni bir şey getirmeyeceğini bilse bile, La Fontaine’den hiçbir zaman usanmaz. Ondan söz etmek demek, doğrudan doğruya deneyden, hayatın verdiği ahlâk dersinden, ince ve derin, evrensel ve çeşitli alay yoluyla neşelendirilmiş, canlandırılmış en güzel duy­gularla daha da düzeltilip güzelleştirilmiş ha­yatın kendisinden söz etmek demektir.” Bu parçada La Fontaine’nin daha çok hangi özelliği vurgulanmaktadır?
seçenekleri
Yaşamın gerçeklerinden söz etmesi
Alaylı bir anlatım yolu kullanması
Eserlerinin çekiciliği
Hayal gücünü zenginleştirmesi
Kişiyi yaşam gerçeklerinden uzaklaştır¬ması
Soru 5
Kişiyi yaşam gerçeklerinden uzaklaştır­ması
Goethe, üç çeşit okuyucuyu birbirinden ayırı­yor ve şöyle diyor: “Üç çeşit okuyucu vardır: Birinciler, yargılamadan okuyanlar: Üçüncüler eserin tadına varmadan yargılayanlar ve orada tadına vara vara yargılayan ve yargılayarak tad alan kişiler... işte bunlar bir sanat eserini ye­niden yaratanlardır...” Bu parçada hangi tür okuyuculara karşı çı­kılmaktadır?
seçenekleri
Yazarı haksız yere eleştiren okuyuculara
Eseri kendi görüşleri doğrultusunda eleştiren okuyuculara
Eseri anlamadan yüzeysel bir şekilde eleştiren okuyuculara
Okuduklarından kişisel çıkar bekleyen okuyuculara
Eserleri farklı biçimlerde anlamaya çalı¬şan okuyuculara
Soru 6
Bir yıl kadar oluyor; Doğu - Batı üstüne yaz­dığım eleştiriye ünlü yazar M. Cevdet Anday ağır bir cevap vermişti. Düşüncelerimi tartış­mak dururken, beni aşağılamaya, alaya al­maya hatta ezmeye yönelen bir davranışa kapılmıştı. Öfkenin balıyla beslenen bu dav­ranışı önemseyememiştim. iki nokta ilgimi çekmişti daha çok: Birinci, Anday kendisini övdüğüm kısımları es geçiyor, eleştirdiğim kı­sımları çürütmeye çalışıyordu. İkincisi, Anday, bir başka yazar kendisini Montaigne’le karşı­laştırarak övünce susuyor, fakat ben aynı kar­şılaştırmayı ters yönden yapınca kükrüyordu. Bu kurnazlıktan tuhaf bir sonuç doğuyordu: Demek ki ………….. Düşüncenin akışına uygun olarak bu par­çanın sonuna aşağıdakilerden hangisi ge­tirilmelidir?
seçenekleri
Türk edebiyatının en büyük şairi M. Cevdet Anday’dır.
Bir yargı, bir yöntem Anday’ın yararına ise doğru, değilse yanlıştır.
Eleştiride nesnel olmaya çalışmak, her şeyden önemlidir.
Edebiyatımızda, övülecek yazarlar pek çoktur.
Amacından uzaklaşan bir eleştiri çoğu kez yapıcı olamıyor.
Soru 7
Amacından uzaklaşan bir eleştiri çoğu kez yapıcı olamıyor.
“Yüksek yerlerin tabanı kaygan olur; buralar­daki insanların sonu ya yuvarlanmak ya da en azından gözden düşmektir. Kendi yanılgılarını herkesten sonra görmekle birlikte kendi acı­larını herkesten önce duyarlar. Kuşkusuz, yük­sek görevli kimseler kendi kendilerine yaban­cılaşırlar. Bu parçada yüksek görevlerin hangi özel­liği, özellikle vurgulanmaktadır?
seçenekleri
Etkileyiciliği
Saygınlığı
Yıpratıcılığı
Güvenilirliği
Eğiticiliği
Soru 8
Kullandığım sözcükler, her günkü sözcükler ama, hiç de aynı değil! Dizelerimde ne bir ka­fiye, ne de bir büyü bulursunuz. Bunlar sizin kendi cümleleriniz tekrar etmesini bilmediğim tek bir cümleniz yoktur! Bu çiçekler sizin çi­çekleriniz, bir de onları tanımam diyorsunuz; bu ayaklar da sizin ayaklarınız, ama bakın de­nizde yürüyorum ve deniz sularını zaferle çiğ­niyorum. Bu parçada kendinden söz eden kişi aşağıdakilerden hangisiyle nitelendirilemez?
seçenekleri
Sade bir dil kullanan
Şekil özelliklerine önem veren
Okuyucuyla bütünleşme isteği olan
Konuşma dilini sanata aktarmak isteyen
Halkın değerlerini sanata aktaran
Soru 9
Orhan Veli birçok genç şairin ilgisini çekmiş ama bu durum zamanla gözle görülür bir teh­likeye dönüşmüştür. Şiir deyince yalnız küçük olayların alelade bir dille anlatılması akla gelir olmuş; basitlik, sıradanlık şiirin ölçüsü olmuş­tur. Dergi sayfalarını coşkusuz, cansız, renk­siz, bütün gücü üç - beş dize içine sıkıştırdığı bir espride olan fıkramsı şiirler doldurmuştu. Aslında benim karşı olduğum Orhan Veli ve onun olağanüstü güzellikteki şiirleri değildir. Bu paragraftan çıkarılabilecek en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?
seçenekleri
Orhan Veli Türk şiirine yarar değil zarar vermiştir.
Şiir yazmak sezgi, yetenek işidir; bu nedenle birçok kişi şiir yazmayı dener.
Orhan Veli’yi taklit eden şairlerden hiçbiri onun sanat çizgisine ulaşamamış, şiiri basitleştirmişlerdir.
Şiir yazmaya önce hece ölçüsü ile başlanmalı zamanla serbest ölçü denemelidir.
Serbest ölçü ile şiir yazmak hece ölçüsü ile şiir yazmaktan kolay değildir.
Soru 10
Yazarın romanda kendi varlığını duyurması için, kişilerini yargılaması, kendi görüşlerini bil­dirmesi, ya da dönüp okura seslenmesi şart değildir. Romancı bundan sakınsa da yine bir­çok şekillerde kendini belli eder eserinde. Bunlardan birisi her şeyi görmek ve bilmek yeteneğine sahip oluşudur. Çünkü yazar, tüm kişilerin kafasının içini okumak, duygularını şaşmaz bir kesinlikle bilmek, en gizli istekle­rinden haberli olmak gibi kimseye nasip ol­mayan tanrısal bir bilgiyle donanmıştır. Paragrafa göre bir romancıyı tanımlayacak olursak aşağıdakilerden hangisi en uygun tanımlama olur?
seçenekleri
Ait olduğu toplumu çok iyi tanıyan sanatçıdır.
Üstün bir yeteneği, ince bir zekâ ve seziş özelliği olan kişidir.
özelliği olan kişidir.
Kültür seviyesi diğer insanlardan üstün olandır
Kim için, ne yazması gerektiğini bilen insandır