6.sınıf türkçe ders özeti

6.sınıf türkçe ders özeti dosyası 14-12-2017 tarihinde İlköğretim-6 kategorisinin.
Açıklama 6.sınıf türkçe ders özeti
Kategori 6. Sınıf Türkçe
Gönderen gkhnhoca
Eklenme Tarihi 14-12-2017
Boyut 233.58 K
İndirme 4

Dosyayı İndir

Dosyaya puan ver
2.9 / 5 (toplam 7 oy)

1:

 

SÖZCÜKTE ANLAM

                             SÖZCÜKTE ANLAM  ÖZELLİKLERİ

1) GERÇEK (TEMEL) ANLAM:

           Bir sözcüğün ilk ve asıl anlamına denir.Yani bir sözcüğün söylendiği anda zihnimizde uyandırdığı ilk çağrışım gerçek anlamdır.

 

2) YAN ANLAM:

         Bir sözcüğün gerçek anlamı yanında kullanımına bağlı olarak yeni anlamdır.

 

3) MECAZ ANLAM:

        Bir sözcüğün gerçek anlamı dışında yepyeni bir anlamda kullanılmasıdır.

* Adamın tarladaki bütün ekinleri yandı. ( gerçek)

* Partide çektiğimiz bütün resimler yanmış. ( yan)

* Bu sınavı kazanamazsan yandın (mecaz)

* Balkona astığım çamaşırlar kurumamış.(gerçek)

* Hazan mevsiminde kurumuş yapraklar gibi.(yan)

* Senin aşkın da beni kuruttu be güzelim. (mecaz)

* Caminin minaresi çok inceydi. (Gerçek)

* Duvarın sıvası için ince bir kum getirmişlerdi. (yan)

* Bana hediye alman çok ince bir davranıştı. (mecaz)

* Sarayın aydınlık bir odasından karanlık bir odasına

   geçmiştik. (gerçek anlam)

* Yaşadığımız bunca karanlık günlerden sonra aydınlık  

    günler bizi bekliyor. (mecaz)

* Arkadaş, bu kız seninle oynuyor. (mecaz)

4) TERİMSEL ANLAM (TERİM):  

  Bilim sanat, spor, ya da çeşitli meslek dallarıyla ilgili özel kavramları karşılayan sözcüklerdir.

* Nota müziğin anahtarı gibidir.

* Rakip takım birazdan penaltı atışı yapacak.

* Marmara fay hattı tehlikeli sinyaller veriyor.

* Güreşçimiz, finalde rakibini tuşla yendi.

* Matematik öğretmenimiz tahtaya bir doğru çizmemizi

   istedi.

* Şiirde aynı eklerin ya da sözcüklerin tekrarlanmasına

   redif denir.

 

NOT 1: Bazen bir sözcük gerçekte terim değilken terim olarak kullanılabileceği gibi, gerçekte terim olan bir sözcük de terimlikten çıkabilir.

 

*  Polis bir hücre daha ortaya çıkardı. ( terimlikten çıkma)

*  Sinop burnu Türkiye’nin en kuzey noktasıdır.

    (terimleşme)

 

NOT 2: Bir sözcük birçok dalda terim olabilir.

 

* Bitkiyi toprağa bağlayan kökleridir.

* Dört, kök dışına iki olarak çıkar.

* Hiçbir ek almamış sözcüğe kök denir.

 

 

5) YANSIMA SÖZCÜKLER:

 Doğadaki seslerin insanlar tarafından taklit edilmesine denir.

 * Bu köpek neden havlıyor?

* Bir patlama sesiyle irkilmiştik.

* Bu aylarda kediler çokça miyavlar.

* Bu sözlerim üzerine sınıfta homurtular başladı.

* Köyde sabahleyin koyunların meleyişleriyle uyandık.

 

6) EŞ ANLAMLI ( ANLAMDAŞ) SÖZCÜKLER:

 

      Yazılışları farklı ancak anlamları aynı olan sözcüklere denir.

*  siyah ---- kara  ,   *  beyaz----- ak,   * zengin----varlıklı,

*  zengin--- varlıklı,  * fakir----yoksul , * rüzgar---- yel,

* üzüntü-----keder,   *  öykü---hikaye,  * eser--- yapıt,

* edebiyat--- yazın,  * cümle---- tümce * kelime--- sözcük

 

7. ZIT (KARŞIT) ANLAMLI SÖZCÜKLER:

 Anlam bakımından birbirinin tersi olan sözcüklerdir.

 * Sana çirkin dediler düşmanı oldum güzelin.

* Ağlarım harta geldikçe gülüştüklerimiz.

* Kışın soğuğunu yaşadıkça yazın sıcağını arar oldum.

* Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık.

* Yaşlı insanları görünce gençliğimin kıymetini anlıyorum. 

NOT:  Zıt anlamlılık ile olumsuzluk birbiriyle karıştırılmamalıdır. Tanzimat romanında iyiler hep iyi kötülerse hep kötüdür. ( zıt)  * Bugünlerde hiç iyi değilim. ( olumsuz)

 

8) SESTEŞ ( EŞSESLİ) SÖZCÜKLER:

  Yazılışları ve okunuşları aynı ancak anlamları farklı olan sözcüklere denir.

 * Yılanı gören at birden şaha kalktı.

*  Mutfaktaki pislikleri çöpe at.

*  Al bayrağıma sarılı cansız bedenimi al.

* Gül: “Gül.” dedi, bülbüle.

* Kalem böyle çalınmıştır yazıma

   Yazım kışıma uymaz, kışım yazıma  

* Kırda yaptığımız piknikte yanımıza kır saçlı bir ihtiyar

   geldi.

 

UYARI: Bir sözcüğün mecaz ya da yan anlamıyla sesteş anlamlılık karıştırılmamalıdır.

* Bu sözler bazılarına çok dokunacak. ( mecaz anlam )

* Omzuma bir el dokundu. ( gerçek anlam )

* Bu yaz, bir mektup yaz.   ( sesteş ) 

NOT:  Sesteş   sözcükler  genellikle  halk edebiyatında cinaslı  manilerde  kullanılır.

 

9. SOMUT VE SOYUT ANLAMLI SÖZCÜKLER:

   Varlığını beş duyu beş duyu organıyla algılayabildiğimiz  kavramlar somut; beş duyu organımızdan  hiçbiriyle algılayamadığımız, varlığını sadece akıl ve mantık  yürütme  yoluyla  kabul  ettiğimiz  kavramlar   soyuttur.

 * çiçek, ağaç, ses, koku, hava, göl, ev, rüzgar, ışık(somut)

* ruh, akıl, vicdan, akıl, acıma, üzüntü, aşk, inanç( soyut )

 ÖZELLİK 1:  Somut anlamlı bir sözcük, ek alarak soyut anlam kazanabilir.

 * anne     -   lik              ,  insan  -  lık

   somut     soyu yaptı       somut  soyut yaptı 

 

ÖZELLİK 2 : Somut anlamlı bir sözcük kullanıldığı cümleye göre  soyut  anlam  kazanabilir. Buna  soyutlaştırma denir. Soyutlaştırma  kelimeye  mecaz anlam  kazandırma suretiyle olur.

 * Ne kadar sıcak bakıyor değil mi?  ( soyutlaştırma)

* Kara haber tez duyulur.  ( soyutlaştırma)

* Titreyen yapraklar, cilvedir, nazdır.  ( soyutlaştırma)

* Bu adam kafasızın biridir.   ( soyutlaştırma)

* Kızın gittiği bu yolu hiç iyi görmüyorum. (soyutlaştırma)

* Sanatta özgün olmak biraz da yürek ister. (soyutlaştırma)

* Nedense bugün hiç havamda değilim.  ( soyutlaştırma)

 

ÖZELLİK 3 : Soyut anlamlı bir sözcük çoğunlukla benzetme yoluyla somut hale getirilebilir.Buna somutlaştırma denir.

 * Hüzün, sonbaharda  dökülen  yapraktır.

* Yalnızlık , bir  çiçektir.

* Sevgi,  gökyüzünde  kanat  çırpan  bir   güvercindir.

* Arkadaşlık,  kişiler  arasında  kurulan  bir  köprüdür.

* Bu düşünceler, zamanla çürüyecektir.

* Vişne  dallarında  arzularımız,  alnımıza  konan  bir     öpücüktür.

 

 

 

ÖZELLİK 4 :  Gözlemleyebildiğimiz  eylemler  somut, gözlemleyemediğimiz  eylemler  ise  soyuttur.

* Annesi, bebeğini  kucağına  almış  seviyordu. ( somut )

* Ferhat, Şirin’i dağları delecek kadar seviyordu.( soyut )

* Çocuk, masadaki vazoyu kırmıştı.     ( somut )

* Bu sözlerinle  arkadaşını çok kırdın.  ( soyut )

 

10)   NİTELİK  VE  NİCELİK   ANLAMLI SÖZCÜKLER:

 Bir şeyin nasıl olduğunu , ne gibi özellikler taşıdığını anlatan  sözcüklere  nitelik  anlamlı  sözcükler denir. Bir şeyin   sayılabilen, ölçülebilen   ya  da  azalıp  çoğalabilen durumunu bildiren sözcüklere nicelik  anlamlı  sözcükler denir.

 * Az  ileride  birkaç  kişi  seni  bekliyor.   ( nicel )

* Bugün oldukça kötü bir zaman geçirdim.  ( nitel )

* Çok konuştuğu için arkadaşları pek sevmedi. ( nicel )

* İki damla yaş olur düşersin yüreğime gizlice ( nitel,  nicel)

* Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi. (nitelik )

 

UYARI: Bazı  sözcükler cümlede kazandığı anlama göre nicel de olabilir nitel de.

 * Yaptığı işte iyi para kazanıyordu. ( nicel )

* O iyi bir insandı.  ( nitel )

* Bu  soğuk  havada  bir  de  senin  soğuk  esprilerini çekemem. ( nicel, nitel )

* Bu şehrin havası sıcak olduğu gibi insanları da sıcaktır. ( nicel, nitel)

 

 Görüldüğü  gibi  nitelik  anlamlı  sözcükler, genellikle niteleme   sıfatı   ve  durum   zarfı  görevindedir.   Nicelik anlamlı  sözcükler ise  ölçü - miktar   zarfı ,  belgisiz  sıfat veya sayı sıfatı görevindedir.

 

10.  GENEL VE ÖZEL ANLAMLI SÖZCÜKLER:

 Karşıladıkları varlığın tamamını belirten sözcüklere genel anlamlı  sözcükler  denir. Tek  bir  varlığı  karşılayan sözcüklere ise özel anlamlı sözcükler denir. Varlıkların genelden özele doğru sıralanışı : Varlık- canlı- hayvan- keçi- Ankara keçisi.

 * Çocuk, geleceğin teminatı olduğundan ben çocuğumun iyi yetişmesini istiyorum. ( 2. si 1. sine göre daha özel)

* Kitap, insanın en iyi dostudur. ( genel)

* Bu kitabı arkadaşıma ödünç verdim. (özel )

* Eğitim- öğretim sadece okulda yapılmaz ( genel)

* Okulumuz, şehrin en eski binasıdır. (özel )

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İSİMLER

 

A. Varlıklara Verilişlerine Göre.

1. Özel İsim
2. Cins İsmi

 

B. Maddelerine Göre İsimler
1. Somut İsim
2. Soyut İsim

 

C. Varlıkların Sayılarına Göre İsimler
1. Tekil isim
2. Çoğul isim
3. Topluluk İsmi

 

D. Yapılarına Göre İsimler
1. Basit İsim
2. Türemiş isim
3. Birleşik İsim
a. Bitişik Yazılan Birleşik İsimler
b. Ayrı Yazılan Birleşik İsimler

 

 

İsmin Hâlleri
1. Yalın  Hâl (Nominatif)
2. Belirtme (Yükleme) Hâli
3. Yönelme Hâli
4. Bulunma Hâli
5. Ayrılma (Uzaklaşma, Çıkma) Hâli
6. Eşitlik Hâli
7. Vasıta Hâli
8. İlgi Hâli (Tamlayan Hâli)

 

 

 

 

 

İsim Tamlamaları

 Sınav sorularında ve dilbilgisi anlatımında "tür, görev, tür ve görev" kelimeleri aynı şeyi ifade eder. Türkçedeki kelimelerin tür ve görev yönünden özelliklerini aşağıdaki şekilde gösterebiliriz:

 

 

TÜR VE GÖREV BAKIMINDAN KELİMELER 

 

  İSİM SOYLU KELİMELER                        FİİL SOYLU KELİMELER
 

A. Tam Anlamı Olanlar                                           1. Fiil
1. Tek Başına Görev Üstlenenler                           2. Fiilimsi
- İsim (Ad)                                                      a) İsim-fiiller (Ad-Eylem)
- Zamir (Adıl)                                                  b) Sıfat-Fiiller (Ortaç)
                                                                      c) Zarf-Fiiller (Bağ-Fiil,Ulaç)
2. Başka Kelimelerle Birlikte Görev Üstlenenler   
- Sıfat (Önad)
- Zarf (Belirteç)

B. Tam Anlamı Olmayanlar
- Edat (İlgeç)
- Bağlaç
- Ünlem

            Yukarıdaki şekilden de anlaşılacağı gibi Türkçede dokuz çeşit kelime vardır. Bunlardan yedisi isim soylu, ikisi fiil soyludur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İSİMLER (Adlar)

 

Tanım:Canlı cansız bütün varlıkları, kavramları,  hatta fiilleri de karşılayan, onları anmaya, tanımaya, birbirinden ayırmaya yarayan kelimelere isim (ad) denir:ağaç, su, deniz, Hasan, Anadolu, gidiş, dönüş vb.

İsimler çeşitli yönlerden sınıflara ayrılır.

 

A. VARLIKLARA VERİLİŞLERİNE GÖRE

İsimler ait oldukları varlığın veya kavramın eşi benzeri olup olmamasına göre ikiye ayrılır: Varlık veya kavram özelse (eşsiz, benzersiz) onun ismi de özel isim; cins ise (aynısından birden fazla) onun ismi de cins ismidir.

 

 

1. ÖZEL İSİM:  Kâinatta tek olan, tam bir benzeri bulunmayan varlıkları karşılayan kelimelere denir.
Bütün özel isimler (özel ismi oluşturan her kelime ve onları niteleyen, tanıtan unvanlar) büyük harfle başlar. Büyük harfle başlamazsa cins ismi zannedilebilirler.
Yavuz, Hasan, Kayseri, Acıpayam, Akdeniz, Alanya, Ulu Cami, Sultan Selim, Hatice, Küçük Ağa, Türkçe, Türk Dil Kurumu...

 

Başlıca Özel İsimler
 

 1. İnsan isimleri: Ali, Meltem, Mehmet, Meral, Yasemin, Uğur, Barkın...

 

 2. Kurum, kuruluş, müessese, makam, üniversite isimleri:Mamak Anadolu Lisesi, Yeşilay Derneği, Türk Dil Kurumu, Ege Üniversitesi, Kars Valiliği, Turhal İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü...

 

3. Millet, kavim, din, mezhep isimleri:Türk, Türkler, Yunan, İngiliz, Çeçen, Ruslar...
Müslüman, Musevî, Hıristiyan...
İslâm, İslâmiyet, Musevîlik, Hıristiyanlık...
Hanefî, Hanefîlik, Şafiî, Alevî...

 

4. Dil isimleri: Türkçe, Farsça, Fransızca, Macarca, Fince, Tibetçe...

 

5. İl, İlçe, Semt, mahalle, cadde, bulvar, sokak  isimleri:Sivas, Ankara, İstanbul, Mamak, Yenişehir, Şirinevler, Dikimevi, Atatürk Bulvarı, İvedik Caddesi, Gönül Sokak...

6. Ülke ve bölge isimleri:
Türkiye, Afganistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti...
Batı Almanya, Batı Trakya, Güney Yemen, Doğu Avrupa, Doğu Anadolu Bölgesi, İç Anadolu (Bölgesi), Ege, Marmara...

 

7. Kıta isimleri:Avrasya, Asya, Avrupa, Afrika, Amerika, Antarktika, Arktika, Avustralya.

 

 8. Deniz, okyanus, göl, akar su, boğaz, geçit isimleri:Akdeniz, Karadeniz, Manş Denizi, Büyük Okyanus, Atlas Okyanusu
Van Gölü, Hazar Denizi, Beyşehir Gölü, Kızılırmak, Yeşilırmak, Sakarya, Seyhan, Fırat, Nil, İstanbul Boğazı,Panama Geçidi, Süveyş Kanalı ...

 

9. Dağ, tepe, ova, yayla isimleri:Elmadağ, Uludağ, Ağrı Dağı, Erciyes (dağı), Everest Tepesi, Çukurova, Konya Ovası...

"Konya Ovası, Van Gölü, Ağrı Dağı" gibi her iki harfi de büyük yazılan özel isimlere dikkat edilirse, birinci kelimenin zaten il olarak mevcut olduğu; ikinci kelime eklenince oluşan ismin o ile ait ama yeni ve özel bir varlığı karşıladığı görülür. Hâlbuki Hürriyet gazetesi, Nil nehri, Ankara şehri, Fırat nehri, Erciyes dağı gibi örneklerde birinci kelime büyük, ikinci kelime de küçük harfle başlamaktadır. Bunun sebebi bu kelimelere eklenen ikinci kelimelerle yeni bir özel isim oluşturulmuş olmamasıdır. Hürriyet zaten bir gazete adı; Nil zaten bir nehir adı; Ankara zaten bir şehir adı; Erciyes zaten bir dağ adıdır.

 

10. Gezegen ve yıldız adları:Merih, Mars, Jüpiter, Venüs, Küçükayı...

 

11. Dünya, güneş ve ay kelimeleri terim olarak (astronomi ve coğrafya terimi) kullanılıyorsa özel isim olduğu için büyük; diğer anlamlarında (gerçek, mecaz, yan, eş, deyim vb.) kullanılıyorsa cins ismi olduğu için küçük harfle başlar:
Ay'ın yakından çekilmiş fotoğrafları insanlığı pek şaşırtmıştı.
Yazın Güneş ışınları Dünya'ya dik olarak gelir.
Türkiye'nin birçok yerinde insanlar Güneş tutulmasını seyretti.
Sabahtan beri dünya kadar yer dolaştık.
Şair sevgilisinin yüzünü aya benzetir. (ayın kendisine değil, görünüşüne)

 

12. Kitap, gazete, mecmua, eser isimleri:Tercüman (gazetesi), Zaman (gazetesi); Nokta (dergisi), Aktüel (dergisi); Türk Dili (dergisi), Virgül; Yaprak Dökümü, Semerkant; Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, Türk Ansiklopedisi...

 

13. Hayvanlara takılan özel isimler:Tekir, Karabaş, Yumoş, Minnoş, Pamuk...

 

2. CİNS İSMİ:

 

Aynı cinsten olan varlıkların ortak isimleridir. Dilin temel kavramları cins (tür) isimleridir.taş, yol, ağaç, ırmak, kitap, dergi, yaprak, ev, çocuk, su, sıra, hayal, düşünce, sıla, özlem, taraf, ceza...

 

Başlıca Cins İsimleri
 

 1. Vücudun bölümleri ve organ isimleri: baş, kol, el, ayak...
 

2. Akrabalık isimleri: ana, baba, kardeş, dayı, hala, teyze...
 

3. Araç, eşya isimleri: kaşık, makas, bardak, iplik, iğne...
 

4. Hayvan ve bitki isimleri: kedi, kartal, fındık, ceviz, kiraz...
 

5. Kavramlar: düşünce, hedef, zekâ, temenni...
 

6. İş, meslek; meslek sahibi simleri: öğretmenlik, öğretmen, avukat, işçi, memur, profesyonel, futbolcu...
 

7. Giyecek isimleri:ceket, ayakkabı, gömlek, eldiven...
 

8. Yiyecek isimleri:elma, yemek, ekmek, biber...
 

9. İçecek isimleri:su, meşrubat, gazoz...
 

10. Sayı isimleri:on, beş yüz, bir...
 

11. Renk isimleri:sarı, kıpkırmızı, mor...
 

12. Nitelik isimleri:büyük, kocaman, dairesel...
 

13. Zaman isimleri:ay, saat, dakika, yıl...
 

14. Soru. Kelimeleri:ne, kim, hangi...

 

Bazı cins isimlerin özel isim olarak kullanıldığı görülür:
tırmık: bir ziraat aleti.
Tırmık: bir kedinin özel adı
ozan: şair
Ozan: erkek ismi

 

 

B. MADDELERİNE GÖRE İSİMLER

 

İsimler, karşıladıkları varlıkların beş duyu organından herhangi biriyle algılanıp algılanamamasına göre ikiye ayrılırlar.

1. Somut İsim :

Beş duyudan herhangi biriyle algılayabildiğimiz, kavrayabildiğimiz varlık ve kavramların isimleridir. Yani somut varlıkları karşılayan isimlere somut isimler denir. Bu isimler, herkes tarafından görülen, bilinen, hissedilen, cismi olan, varlığı kişiden kişiye değişmeyen varlıkları karşılarlar.

su, toprak, ağaç, ses, televizyon, rüzgâr, sarı, mavi, duman, koku...

 

2. Soyut İsim : 

Beş duyudan herhangi biriyle algılanamayan, madde hâlinde bulunmayan ve zihnimizle kavradığımız veya var olduğuna (akla, ruha, sezgiye, inanca bağlı olarak) inandığımız varlıkların isimleridir.
sevinç, şüphe, tezat, Allah, cesaret, keder, korku, aşk, melek, ruh, şeytan...

 

 

C. VARLIKLARIN SAYILARINA GÖRE İSİMLER

 

Tekil isim:

Tek varlığı belirten ve karşılayan, yapıca tekil olan (topluluk isimleri hariç) kelimelerdir. kendi, ben, çocuk, kalem, defter...

 

Not: Tür adı olan her kelime, o türden tek varlığı anlattığı gibi; biçimce çoğullanmadığı hâlde o türün tümünü ya da bir bölümünü de anlatabilir. Bu durumda da tekil sayılırlar.

İnsan, düşünen, konuşan bir varlıktır. (bütün insanlar)
Çiçek, susuzluktan kurumuş. (herhangi bir çiçek)

2. Çoğul isim: 

Yapısında, anlamında birden çok varlığı barındıran, çokluk eki almış isimlerdir. Cins isimlerinin çoğulu yapılır.

 onlar, evler, fikirler, merkezler, dünyalar, kuşlar, böcekler, kelebekler, arılar...

 

Not: Şekil yönüyle çoğul olmadığı, çokluk eki almadığı hâlde anlamca çoğul olan kelimeler vardır.
Seçmen, tercihini yarın ortaya koyacak.
Asker, sınırları bekliyor.
Genç yaşta saçı dökülmüş.

Bu cümlelerde seçmen, asker ve saç kelimeleri tekil oldukları hâlde anlamca çokluk bildirmektedirler. Bunlar, topluluk isimleri değildir.

 

Not: Bazı durumlarda özel isimlere de çoğul eki getirilir:
 

1. Aile anlamı katar; -gil ekinin yerine kullanılır, yapım eki görevinde olduğu için ayrılmadan yazılır.

Yarın Ahmetlere gideceğiz.
İzmir'e, amcamlara/dedemlere/teyzemlere gideceğiz.  (burada özel isme getirilmemiş.)
Aliler bize gelecekler.

 

2. Benzerleri anlamı katar, kesme işaretiyle ayırarak yazılır:
Bu millet nice Fatih'ler, Kemal'ler yetiştirecektir.
Bu topraklarda ne Çaldıran'lar, ne Ridaniye'ler yaşandı.

 

3. Aynı ismi taşıyanları belirtir:
Sınıftaki Ali'ler ayağa kalksın.
Hüseyin'lerin hepsi buraya gelsin.

 

4. Abartma anlamı katar:Çalışmak için ta Almanya'lara gitti.

 

5. Topluluk, soy kavramı bildirir:Osmanlılar, Türkler, Yunanlar, Adanalılar, Konyalılar...

 

 

3. Topluluk İsmi:  Yapıca tekil, ancak anlam bakımından çoğul olan; aynı türe dahil birden çok varlığı anlatan isimlerdir. Teklerden oluşan topluluğu, çokluğu bildiren kelimelere denir.

ordu, sürü, orman, sınıf, okul, millet...

Not: Topluluk isimleri de çokluk eki alabilir. Bu durumda aynı topluluktan birden fazla olduğu ifade edilmiş olur.Ordular, ormanlar, sürüler.

 

 

D. YAPILARINA GÖRE İSİMLER

 

İsimler kaç kelimeden oluştuklarına ve yapım eki alıp almadıklarına göre de sınıflandırılırlar.

 

1. Basit İsim:

Herhangi bir yapım eki almamış, kök hâlindeki isimlere denir. Çekim eki almış hâlde kullanılabilirler. Türemiş ve birleşik kelimeler yaparken bunlara yapım ekleri getirilir.
İnsan, kelebek, gölge, yaprak(lar), kağıt(ta), kuş(u), çiçek(ler), dağ(dan), bir(de), ...

Basit isimlerimizin çoğu tek hecelidir, ama bütün basit isimler tek heceli zannedilmemeli.

Basit isimler, daha küçük ve anlamlı parçalara ayrılamazlar. Meselâ "kelebek kelimesini kel-ebek şeklinde ikiye ayırıp "kel" diye anlamlı bir kelime bulabiliriz gibi bir düşünce yanlıştır. Çünkü parça ile bütün arasında her zaman -az ya da çok-bir anlam ilgisi bulunmalıdır.

 

2. Türemiş isim: 

İsim veya fiil kök ve gövdeleriyle yansıma kelimelere bir yapım ekinin getirilmesiyle oluşturulmuş, şekil ve anlam olarak yeni isimlere denir.

 

İsimden türeyenler: kömürlük, kitaplık, tuzluk, başlık, kulaklık, gecelik, gençlik, insanlık, Türklük, çocukluk, hanımlık, kardeşlik, Müslümanlık, kulluk, erkeklik, bilgelik, bayramlık, kışlık, akşamlık, gömleklik, iyilik, güzellik, küçüklük, öğretmenlik, doktorluk, veterinerlik, eczacılık, arıcılık, demircilik, kılavuzluk, rehberlik...

 

Yansımalardan türeyenler:çıtır-tı, cızır-tı, şakır-tı, şıkır-tı, homur-tu, gıcır-tı, patır-tı

 

Fiilden türeyenler: gel-mek, oku-mak, ye-mek, iç-mek, çalış-mak...
yemek, çakmak, ekmek, ilmek, kaymak,
başlama, okuma, yazma, nakletme, hasta olma, danışma, sevme, inanma...

 

 

3. Birleşik İsim:  Birleşik isimler, birden fazla kelimenin bir araya gelip yeni bir varlığı veya kavramı karşılayacak şekilde kalıplaşarak oluşturdukları, anlam ve şekil bakımından yeni isimlerdir.

Birleşik ismi oluşturan kelimeler arasına herhangi bir ek veya kelime giremez; girerse bu kelime grubu birleşik isim olmaktan çıkar, belirtili isim tamlaması veya başka bir kelime grubu olur.

Bu isimler anlam bakımından tam bir kalıplaşmaya uğradıkları için tek bir kelime olarak kabul edilir ve bu şekilde kullanılırlar.

Türkçede üç yolla birleşik isim yapılır:
Anlam kayması yoluyla
Ses kaynaşması yoluyla
Kelime sınıfı kayması yoluyla

 

a. Anlam kayması yoluyla:

Birincisi: Birleşik ismi oluşturan kelimelerin tamamı (genellikle iki kelimeden oluşurlar) anlam kaybına uğrar. Hanımeli, aslanağzı, katırtırnağı, devetabanı, suçiçeği, demirbaş, denizaltı, kuşpalazı...
İkincisi: Kelimelerden sadece birincisi anlam kaybına uğrar:
Adamotu, yayın balığı, ince hastalık...
Akçaağaç, akçakavak, akciğer, karabiber, alageyik... Başbakan, başyazar, başhekim... 
Üçüncüsü: İkinci kelime anlamını kaybeder: Karatavuk, yer elması, karafatma...

 

b. Ses kaynaşması yoluyla: cumartesi, pazartesi, kahvaltı, çörotu, peki...

c. Kelime sınıfı kayması yoluyla: kaptıkaçtı, külbastı, mirasyedi, dedikodu, hünkârbeğendi, albastı, gecekondu...
örtbas, sıkboğaz, alaşağı, ateşkes, kapkaççı...
giderayak, bilirkişi, vatansever, hacıyatmaz, cankurtaran...
elverişli, rasgele, albeni, çalçene... 

 

 

 

 

 

 

 

 

Buraya kadar yapılan tasnife göre her kelimenin birden fazla özelliği vardır:

Varlıklara verilişine göre                 : özel isim, cins ismi
Maddelerine göre                           : soyut, somut
Varlıkların sayılarına göre                : tekil isim, çoğul isim, topluluk ismi
Yapılarına göre                               : basit, türemiş, birleşik

el                             : cins ismi; somut, tekil, basit isim
düşünce                   : cins ismi; soyut, tekil, türemiş isim
kitaplıklar                 : cins ismi; somut, çoğul, türemiş isim
ayakkabı                  : cins ismi; somut, tekil, birleşik isim
ordu                         : cins ismi; somut, topluluk ismi, basit isim
Ankara                     : özel isim; somut, tekil, basit isim
Çanakkale                : özel isim; somut, tekil, birleşik isim.

 

 

İSİMLERDE KÜÇÜLTME 

Bir varlığın, bir ismin küçüklüğü genel olarak, başına getirilen "küçük, mini, ufak" gibi sıfatlarla ifade edilir:Küçük köy, ufak el, mini kasa...

 Bazen bu sıfatların yerini "cik, -ceğiz" ekleri tutar. Bu ekler isimlere küçültme anlamı katar.
küçük tepe>tepecik                        küçük çocuk>çocukcağız

Not: Bu ekler her zaman küçültme anlamı katmayabilir; acıma ve sevgi; zavallılık ve küçümseme anlamları da katabilir:

Serçecik daldan dala atlıyor.                        (acıma)
Adamcağız korka korka ayağa kalkar.        (acıma)
Bebeciğimi çok özledim, diyordu.                  (sevgi)
küçük insan>insancık                                  (zavallılık)
zavallı kelimeler>zavallı kelimecikler         (küçümseme)

 

"k" sesi ile biten sıfatlara -Cİk eki getirildiğinde sıfatın sonundaki "k" düşer:
küçük>küçücük      ufak>ufacık              alçak>alçacık           minik>minicik

 
"-ce, -İmsİ, -İmtrak" ekleri de küçültme anlamı katar:
küçük>küçükçe      büyük>büyükçe        iri>irice    yeşil>yeşilimsi  sarı>sarımtırak 

 

 

 

 

 

 

İSMİN HÂLLERİ:

İsimleri isimlere, fiillere, edatlara bağlayan, diğer kelimelerle ilişki kurarak isimlerin cümlede görev kazanmasını sağlayan eklere isim hâl ekleri denir. İsimlerin bu ekleri alarak yüklendikleri görevlere ismin hâlleri denir.

 

1. Yalın  Hâl (Nominatif):Eki yoktur.İsimlerin hiçbir hâl eki almamış hâlleridir. Çoğul, iyelik ve bildirme eki almış olabilir. Bu durumda da yalın hâlde sayılırlar.
ev, okul, yol, çocuk, fikir, baba(sı), defter(ler), çalışkan(dır)...

Yapım ekleri de ismin yalın durumunu değiştirmez: kalemlik, bilgili, susuz, meslektaş...

Birleşik isimler de hâl eki almamışlarsa yalındırlar:dershane, tanksavar, gecekondu, bilirkişi...

 

2. Belirtme (Yükleme) Hâli: ı, -i, -u, -ü eklerini alan isimler bu duruma girer. Bu isimler genellikle belirtili nesne olur.
Defteri, okulu...  Ali kitabı aldı. (Belirtili  nesne)
ev-i gördüm, kapı-y-ı açtım, okul-u boyadılar, gül-ü koparmayın...

NOT : Türkçede üçt çeşit -i (-ı, -u, -ü) eki vardır. Bunları birbirine karıştırmamalıyız.

  •                     Köyü güzelmiş (iyelik eki)
  •                     Köyü gezdiler (hal eki)
  •                     Ört-ü, diz-i (fiilden isim yapma eki)

 

3. Yönelme Hâli:"-E" ekiyle yapılır. Yüklemin yöneldiği yeri, nesneyi ya da kavramı gösterir.
Yönelme hâlinde, ismin belirttiği kavrama yöneliş, dönme, yaklaşma, ulaşma söz konusudur. Yönelme hâlindeki kelimeler cümlede dolaylı tümleç ve yüklem olabilir. Dolaylı tümleç, yükleme sorulan "neye, kime, nereye" sorularının cevabıdır. Sinema-y-a git, ev-e dön...

 

4. Bulunma Hâli:"-dE" ekiyle yapılır.Eylemin yapıldığı yeri, nesneyi ya da soyut kavramı bildirir. Genellikle "kimde, nede, nerede"sorularına cevap vererek dolaylı tümleç olur. Babamda hiç para yoktu. (Kimde)

ev-de oturma, okul-da öğren, yurt-ta kaldı, devlet-te bulunuyor...

 

5. Ayrılma (Uzaklaşma, Çıkma) Hâli:"-dEn" ekiyle yapılır.Eklendiği kelimeyi dolaylı tümleç yapar; "çıkma, ayrılma, uzaklaşma" bildirir. İsmin ayrılma hâli, yani dolaylı tümleç, yükleme sorulan "nereden, kimden, neden" sorularının cevabıdır. okul-dan çıktı, ev-den ayrıldı, yurt-tan geliyor, devlet-ten istedi...

-den ekini alan isimler  bazen zarf tümleci olur.  Sıkıntıdan her tarafı sivilce doldu. (Zarf tümleci)

-den eki, bazen yapım eki olarak kullanılır. Bu durumda ya sıfat ya da zarf görevi üstlenir. Candan dost, toptan satış, içten davranış...

-den eki bazen belirtili isim tamlamalarındaki tamlayan eki -ın, -in, -un, -ün 'ün yerini tutabilir. Çocukların biri ....Çocuklardan biri.

-den ekini alan kelimelerle ikilemeler yapılabilir. Derinden derine sesler geliyor.

-den ekini alan kelimelerle üstünlük anlamı taşıyan sıfat öbekleri oluşturulabilir. Gülden kırmızı yanak, Pamuktan beyaz eller...

 

6. Eşitlik Hâli:"-CE" ekiyle yapılır.Bu hâldeki kelimeler cümlede zarf tümleci ve yüklem olarak kullanılır.
Onun davranışları çok zaman delicedir.
Bu okulda yıllarca çalıştım dedi.
O gün sizi saatlerce bekledik.
Bu kararı sınıfça aldık.
Bugün milletçe sevinçliyiz.

 

7. Vasıta Hâli:"ile" edatı kullanılarak yapılır. "i" düşürülerek kullanılır. Bu hâldeki kelimeler cümlede zarf tümleci, edat tümleci ve yüklem olarak kullanılır.

Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan. (edat tüml.)
İşi kolaylıkla başardı.
Ayağına gelen topa hızla vurdu.
Babasını sevinçle karşıladı.
O artık bizimledir.
Öğrencileriyle geziye gitmişti.
Arabasıyla evimize kadar getirdi.
İğneyle kuyu kazıyorsun.
Rüzgârın etkisiyle dallar sallandı.
Sonbaharın gelmesiyle soğuklar artmıştı.
Zilin sesiyle yarışma bitti.

 

8. İlgi Hâli (Tamlayan Hâli):"-(n)İn", "-dEn" ekleriyle yapılır ya da yalın hâldedir.
Kitabın yaprağı yırtılmış. Ceket düğmesi
Öğrencilerden biri

 

 

İSİM TAMLAMALARI

 

İki veya daha fazla ismin, yeni bir anlam meydana getirecek şekilde birlikte kullanılmasıyla oluşan söz gruplarına isim tamlaması denir.  Ad takımı şeklinde de söylenebilir.

 

 İsim tamlamalarında ilk isme tamlayan; ikinci isme tamlanan denir. Bu kural iki isimden oluşan tamlamalar için geçerlidir. İkiden fazla isimden oluşan tamlamalarda genellikle son isim tamlanan diğerleri tamlayan olur. Fakat bu kurala uymayanlar da vardır.

Bahçenin duvarı.     Bahçenin duvarının boyasının rengi.  Bizim okulun tahta kapısı   

  Tamlayan     Tamlanan   Tamlayan     Tamlanan Tamlayan Tamlanan            

 

  İsim tamlamalarının çeşitleri ve özellikleri şöyledir:

 

1-BELİRTİLİ İSİM TAMLAMASI

Tamlayan -ın, -in, -un, -ün , tamlanan -ı, -i, -u, -ü eklerinden birini alır. Tamlayan sesli harfle biterse -n kaynaştırma harfi; tamlanan sesli harfle biterse -s kaynaştırma harfi kullanılır. Bahçe-n-in kapı-s-ı

 

NOT :* "Su" ve "ne" kelimeleri bu kurala uymaz. Örnek: Su-y-un tad-ı, ne-y-in tad-ı.

Zamirler tamlayan veya tamlanan olabilir. Örnek: Bizim evimiz. Çocukların birkaçı...

 

Tamlanan isim sayı veya belirsizlik bildiren bir kelime olursa, tamlayan eki -ın, -in, -un, -ün yerine-den, -dan eki gelebilir. (Adamların ikisi....Adamlardan ikisi)

 

Bazı belirtili isim tamlamaları, sıfat tamlamasının ters çevrilmesiyle oluşur. (Taze balık...Balığın tazesi)

 

Bazı b.isim tamlamalarında tamlayan ve tamlanan yer değiştirir. (Çok verimlidir ovası Konya'nın...) (Konya'nın ovası...) 

 

 

 

 

 

 

 

 

2-BELİRTİSİZ İSİM TAMLAMASI

 

Tamlayan, tamlama eklerini almaz. Tamlanan -ı, -i, -u, -ü eklerini alır. Bahçe kapısı, gönül dostu...

 

Tamlayan somut veya soyut isim olabilir: Kitap kabı, duygu yoğunluğu

 

Tamlanan somut, soyut isim veya isimleşmiş olabilir: Masa örtüsü, gurbet düşüncesi, dünya güzeli.(İsimleşmiş sıfat)

 

Tamlayan çoğul eki alabilir: Öğretmenler odası...

 

"Kendi" kelimesi, belirtisiz isim tamlamalarında tamlayan olabilir. Bunun dışındaki zamirler belirtisiz isim tamlamalarında tamlayan ve tamlanan olmaz.: Kendi evi...

 

İsim-fiiller tamlanan olabilir: Gece yürüyüşü...

 

Bazı belirtisiz is.tamlamaları kendisinden sonra gelen ismi niteler ve sıfat görevi kazanabilir: Deniz mavisi gömlek....

 

Bazı belirtisiz isim tamlamalarında tamlama eki günlük konuşmada düşebilir: Hatay sokağı...Hatay sokak.    Bu durumun yazıda gösterilmesi yanlıştır. (Lokanta Bahar) veya (Bahar Lokanta) yanlıştır. Doğrusu (Bahar Lokantası) şeklinde olacaktır.

 

Bu tamlamalarda mecazlı anlatım görülebilir: Laf salatası, ömür törpüsü...

 

Bazı belirtisiz isim tamlamaları kalıplaşarak birleşik kelime olmuştur: Kuşadası, hanımeli..

 

Bazı belirtisiz isim tamlamalarının başına bir sıfat gelebilir: Kırmızı kadın ceketi...

 

Bazen belirtisiz isim tamlamalarında sıfatın başa gelmesi dil yanlışlığına yol açar: Devlet Eski Bakanı (Doğru)... Eski Devlet Bakanı (Yanlış)

     

 

 

 

   3 . TAKISIZ İSİM TAMLAMASI

 

 Tamlayan ve tamlanan, tamlama eklerini almaz. Tamlayan, tamlananın hangi maddeden yapıldığını veya neye benzediğini bildirir. Takısız isim tamlamaları ile sıfat tamlamaları birbirine karıştırılmamalıdır.

 

Takısız İsim Tamlaması                       Sıfat Tamlaması
Tahta çanta                                          Güzel çanta
Demir kapı                                            Büyük kapı
Demir yumruk                                      Sert yumruk
Badem göz                                           Siyah göz
Çini vazo                                              süslü vazo
Altın bilezik                                          Burgulu bilezik

 

 

ZİNCİRLEME İSİM TAMLAMASI

 

 En azından üç isimden oluşan tamlamalara denir.

 Dedemin dedesinin dedesi, Ayşe'nin kardeşinin okul çantası.

 

NOT: Zincirleme tamlamayı oluşturan kelimelerden en az biri sıfat görevinde kullanılıyorsa böyle tamlamalara KARMA TAMLAMA denir.

 Karma tamlamalar, isim tamlamalarının tamlayanı ile tamlananı arasına bir sıfat girmesiyle oluşabildiği gibi, iki sıfat tamlamasının birleşmesiyle de oluşabilir.

 (Babamın eski ceketi)

(Güzel Türkiye'nin güzel çayı)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ZAMİR (ADIL
 

1. Şahıs Zamirleri
2. Dönüşlülük zamiri
3. İşaret zamirleri
4. Belgisiz zamirler
5. Soru zamirleri
6. İlgi zamiri
7. İyelik zamiri


YAPI BAKIMINDAN ZAMİRLER
1. Basit Zamirler
2. Birleşik Zamirler
3. Öbekleşmiş Zamirler
4. Ek Hâlindeki Zamirler

 

ZAMİRLER

Zamir: İsmin yerini geçici olarak tutabilen, isim gibi kullanılabilen, isim soylu kelimelerle bazı eklere zamir denir.

 

Ahmet’ten öğrendim › ondan öğrendim
Kitabı gördün mü? › bunu gördün mü?
Öğrenciler dışarı çıktı› hepsi/herkes dışarı çıktı.

 

Zamirlerin Özellikleri
 

1. İsim soyludur.
2. Bir ya da birden fazla ismin yerini tutarlar. Onları öğrenmek için de kullanılırlar.
3. Anlamdan çok görev yönü ağır basar.
4. İsimlerin yerini geçici olarak tutarlar.
5. İsim çekim eklerini (hâl, iyelik, çoğul ekleri) –genellikle– alabilirler.
6. Tekil ve çoğul şekilleri vardır.
7. Dolayısıyla cümlede isim gibi kullanılabilirler.
8. Cümlede tek başlarına görev üstlenebilirler.
9. Birçok sıfat, zamir olarak da kullanılabilir.

 

 

Zamir Çeşitleri:
 

1. Şahıs zamirleri
2. Dönüşlülük zamiri
3. İşaret zamirleri
4. Belgisiz zamirler
5. Soru zamirleri
6. İlgi zamiri
7. İyelik zamiri 

 

1.Şahıs Zamirleri

 

Şahıs isimlerinin yerine kullanılan zamirlerdir: “ben, sen, o, biz, siz, onlar, bizler, sizler.”

-Tamlayan eki (ilgi hâl eki)ni alabilirler; iyelik eklerini almazlar.

Bu durumda şahıs zamirleri tamlamalarda ancak tamlayan olarak kullanılabilirler.
Bu tamlamalarda sonradan tamlayan düşebilir. Çünkü tamlanandaki iyelik ekleri zaten şahıs anlamı taşımaktadır:

 

Benim kalemim, senin defterin, onun çantası, bizim okulumuz, sizin sınıfınız, onların bahçeleri, bizlerin kaygısı, sizlerin iyiliği...
kalemim, defterini al, çantası, okulumuz, sınıfınız, bahçelerine bak...

­

Bu tür tamlamalarda tamlayan vurgulanmak istenirse düşürülmez:

Çocuklar yalnız sizin sözünüze inanırlar. (Başkasının değil, senin. Burada “sizin” kelimesi atılırsa cümle başka türlü anlaşılır.)

Biz bugün senin misafiriniz. (Başkasının değil, senin.)

­

Tamlayan atıldığında yanlış anlaşılma olacaksa atılmaz:

Çocuklar yalnız sizin sözünüze inanırlar. (Burada “sizin” kelimesi atılırsa cümle başka türlü anlaşılır.)
Onun eşyalarını bize getir. › Eşyalarını bize getir
Senin doğum tarihini bilen yok mu? ›Doğum tarihini bilen yok mu
Onun yarışmada birinci olduğuna sevindim.

“ben” ve “sen” zamirleri yönelme hâl eki aldıklarında ses değişikliği meydana gelir:

Ben › bana
Sen › sana

 

“sen” yerine saygı ve incelik olsun diye “siz” de kullanılır. Tabi bu durumda yüklem de çoğul olmalıdır.

Siz bu olayı görmediniz mi?

 

Böbürlenmek amacıyla “ben” yerine “biz” kullanılabilir:

Böylelerinin hakkından gelmesini biliriz biz.  

 

 2. Dönüşlülük zamiri 

 

 Şahısları pekiştirerek bildiren ve fiildeki işin, özne tarafından bizzat yapıldığını ya da yapana dönüşünü bildiren zamirdir. Şahıs zamiri olarak da bilinir:
Dönüşlülük zamiri “kendi”dir.

Bu zamir diğer zamirlerden farklı olarak bütün iyelik eklerini alabilir. İyelik eklerini üzerine hâl ekleri getirilebilir.

 

Kendi-m-de
Kendi-n-den
Kendi-si-n-i
Kendi-miz-in
Kendi-niz-le

Kendi-leri-n-ce  

 

İyelik eki almadan tamlayan olabilir. Bu durumda belirtili isim tamlaması sayılır:

Kendi elim
Kendi arkadaşın

Kendi babası

Kendi evimiz
Kendi okulunuz
Kendi fikirleri

 

Özneyle (isim veya zamir) birlikte, pekiştirme görevinde (bizzat anlamında) kullanılır: 

“Saide Hanım, bir kitap okuyordu. Başını kaldırdı, kocasını süzdükten sonra:
-Siz kendiniz de inanmıyorsunuz ya! dedi.
-Ama, inanılır şeyler mi? (Memduh Şevket Esendal; Saide)
Ben kendim de yaparım.
Vali Bey, kendisi emir vermiş. O kendisi okusun.
Evi siz, kendiniz görmelisiniz.

 

Fiilin özneye dönüşünü bildirir:Çocuk kendisi yıkanmış.

 

Tamlama hâlinde ve tek başına yapılan bir işi anlatmak için kullanılabilir:

“Yüzlerce defa kendi kendime sorduğum bu suale içimizdeki yanık, hicranlı sesten ayni cevabı alıyordum...”
“Tabiatın pek nafile yere bana verdiği bu gençlik hazinesinin kendi kendine tükenip gittiğine sızladım...”  

 

 

 3. İşaret zamirleri

İsimlerin yerini işaret yoluyla tutan zamirlerdir.

İyelik eki almazlar; diğer isim hâl eklerini alabilirler. Dolayısıyla isim tamlamalarında ancak tamlayan olabilirler.

bundaki, burada, onlarla, şundan, ötekiler...
bunun rengi, buranın havası, onların evi, ötekinin bahçesi...

 

Başlıca işaret zamirleri şunlardır:“bu, şu, o, bunlar, şunlar, onlar, öteki, beriki, bura, şura, ora, burası, şurası, orası, böylesi, şöylesi, öylesi...”

 

Bunu kim yaptı?
Şunda ne var?
Benim kitabım o değil.
Bunlar size ait.
Şunlar da sizin olsun.
Onlar kime kaldı?
Ötekini bana ver.
Beriki sende kalsın.
Bura bana pek yabancı gelmedi.
Şura nasıl?
Ora daha iyi.
Burası da fena değil.
Şurası yakın sayılır.
Orası çok uzak.
Böylesi, insanı rahatsız eder.
Şöylesi de doğru olmaz ki.
Öylelerinden her zaman kaçarım.

“bu, şu, o, öteki, beriki, böylesi, şöylesi, öylesi” kelimeleri çeşitli görevlerde kullanılır:

bu: işaret zamiri › Bunu biliyor musun?
işaret sıfatı › Bu bilgiyi nereden aldın?
şu: işaret zamiri › Şunu görmüştüm.
işaret sıfatı › Şu eşyaları taşıyalım.
o: şahıs zamiri › O bu akşam geç gelecek.
işaret zamiri › O benim elmam.
işaret sıfatı › O elma benim.

 

Aşağıdaki kelimeler de hem işaret zamiri hem de sıfat olarak kullanılabilir.
Öteki             Ötekini bana ver.                           Öteki kitabı ver.
Beriki            Beriki sende kalsın.                        Beriki kaset sende kalsın
Böylesi          Böylesi, insanı rahatsız eder.           Böylesi davranışlar.
Şöylesi          Şöylesi de doğru olmaz ki.              Şöylesi bir tarzla yapmak.
Öylesi            Öylesinden her zaman kaçarım.      Öylesi insanlardan.

 

Bu kelimelerin sıfat mı zamir mi olduklarını anlamak için şu soruları sorarız:

 

** İsmin yerini mi tutuyorlar, yoksa ismi niteliyor ya da belirtiyorlar mı?
** Zamirler ismin yerini tutar; sıfatlar isimle birlikte kullanılır.
** Tekilleri ve çoğulları var mı?
** Sıfatların çoğulları yoktur; zamirlerinse vardır.
** Hâl eklerini alıyorlar mı?

** Sıfatlar hâl ekleri almaz, zamirler alır.

 

 

 

 

 

 

 

 

4. Belgisiz zamirler 

 

Birden fazla simin yerini tutan ya da hangi ismin yerini tuttuğu açıkça belli olmayan zamirlerdir. Bunların çoğu, belgisiz sıfatlara çekim eki (3. şahıs iyelik ekleri) getirilerek yapılır. Sıfatla ilgisi olmayanlar da vardır.

 

“biri, birisi, hepsi, kimi, kimisi, hepsi, tamamı, herkes, kimse, hiç kimse, çoğu, bazısı, birkaçı, birazı, birçoğu, başkası, her biri, öteberi, şey...”

 

Belgisiz sıfattan yapılanlar: “birkaç-ı, bazı-ları, bir-i, pek çoğ-u, pek az-ı, bazı-sı, tüm-ü, bütün-ü, bir kısm-ı, her bir-i, başka-sı, hiçbir-i...”

 

“filân” kelimesi de olduğu gibi hem sıfat hem zamir olarak kullanılır.

 

Hepsini tekrar çağırdılar.
Kimi de gelmeyi hiç düşünmedi.
Buraya hepsinin gelmesi gerekiyordu.
Tamamından sen sorumlusun.
Herkes böyle düşünmez.
Kimse senin gibi olamaz zaten.
Çarşıdan ne kadar öteberi aldın?
Birkaçı dün de gelmişti.
Bazıları bu sabah gelmeyi düşündüler.
Biri yer biri bakar; kıyamet ondan kopar.
İnsanların pek çoğu bu konuda bilinçsizdir.
Çalışanların pek azı hak ettiğini alır.
Bazısı da hep mağdurdur.
Elindekilerin tümünü yere bırak.
Bütününü görmeden bir şey diyemem.
Bir kısmını görmekle karar verilmez.
Her biri ayrı özellikler taşır.
Başkasının yerine konuşamam.
Hiçbiri bunu uygun görmez.
Falanın filânın ne dediği önemli değil.
Kendisine bir şey söyleyecektim.

 

Bazı ikilemelerde ikinci ve anlamsız olan kelime zamirdir.

Para mara istemem.
Kalem malem alacağım.

Belgisiz zamirlerin de sıfatlardan ayırt edilme yolu bütün zamirlerde (özellikle işaret zamirlerinde) olduğu gibidir. Zaten belgisiz zamirler ek almış oldukları hâlde sıfat olarak kullanılamazlar.

Belgisiz zamirler isim tamlamasında hem tamlayan hem de tamlanan olabilir:

Öğrencilerin pek çoğu
Pek çoğunun velisi
Adamın kimsesi yoktu
Kimsenin işine karışmam.

 

 5. Soru zamirleri

 

Soru yoluyla isimlerin yerini tutan zamirlerdir. Cümledeki soru anlamı soru zamirleriyle de sağlanır.
“ne, kim, hangisi, nere, kaçı”

Yanında ne getirdin?
Bunları sana kim anlattı.

 

Özellikleri ve Örnekler

Soru zamirleri cümleye soru anlamı katar, ama bazı durumlarda soru cümlesi yapmaz.

Kimin geldiğini bilemem.
Hangisini istediğini anlamadım.

“hangi ve kaç” sıfatları iyelik eki alarak zamir olular.

Hangisi sizinle geldi?
Soruların kaçı cevaplandı?

 

 

Soru zamirleri hâl eklerini alabilir.

Buraya nereden geldiniz?
Nereden gelip nereye gidiyoruz?
Burada kimi bekliyorsun?
Bu masa neden yapılmış? (¦tahtadan)

Soru zamirleri isim tamlamasında tamlayan da tamlanan da olabilir.

Kimin yanında bozuk para var?
Bu da neyin nesi?
Bizim neyimiz eksik?

 

 

6. İlgi zamiri 

 

-Belirtili isim tamlamasında tamlananın yerine kullanılır.
-Tamlayan eklerinin üzerine gelir.
-Ek hâlindeki tek zamirdir. “-ki”
-Eklendiği kelimeye bitişik yazılır ve bir ismin (tamlananın) yerini tutar.
-Büyük ve küçük ünlü kurallarına uymaz; sadece –ki şekli vardır:

benim kalemim›benimki
onun eli›onunki
Orhan’ın puanına nazaran Hakan’ınki daha yüksek.
Cemal’in defteri seninkinden daha düzenli.

 

Türkçede üç tane “ki” vardır:

 

a. “ki” Bağlacı
Sadece “ki” biçimi vardır.
Kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı yazılır.
Türkçe değil, Farsça bir bağlaçtır ve Türkçe cümle yapısına aykırı olarak kullanılır.
“ki” ile başlayan bir ara cümle asıl cümlenin içinde kısa çizgiler arasında verilebilir:

Bu ezanlar -ki şahadetleri dinin temeli-
Yağmur yağmadı ki mantarlar ortaya çıksın.
Bir şey biliyor ki konuşuyor.

 

b. “-ki” İlgi Zamiri
Eklendiği kelimeye bitişik yazılır ve bir ismin (tamlananın) yerini tutar.
Büyük ve küçük ünlü kurallarına uymaz; sadece –ki şekli vardır:

senin kalemin›seninki, Ali’nin eli›Ali’ninki, onun düşüncesi›onunki...

 

c. “-ki” Yapım Eki
İsimlere eklenerek yer ve zaman bildiren sıfatlar türeten ektir.
Zaman bildiren kelimelerin sonuna doğrudan eklenirken, yer bildiren sıfatlar türetirken “-dE” hâl ekiyle birlikte kullanılır.
Sadece –ki ve az da olsa –kü şekilleri vardır:

bu yılki sınav, yarınki maç, dünkü film, bugünkü aklım...
masadaki kitaplar, duvardaki saat, evdeki hesap...

 

 

7. İyelik zamiri

İyelik ekinin ta kendisidir. Her dil bilgisi kitabı bunu zamir olarak almaz. İsim tamlamasında tamlayan kullanılmadığı takdirde tamlanandaki bu eklere iyelik zamirleri denir.

kitab-ım, kitab-ın, kitab-ı, kitab-ımız, kitab-ınız, kitap-ları
masa-m, masa-n, masa-s-ı, masa-mız, masa-nız masa-ları
su-y-um, su-y-un, su-y-u, su-y-umuz, su-y-unuz, su-ları
ne-y-im, ne-y-in, ne-y-i/ne-s-i, ne-y-imiz, ne-y-iniz, ne-leri

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YAPI BAKIMINDAN ZAMİRLER

 

Yapı bakımından zamirler dörde ayrılır:

 

1. Basit Zamirler
Kök hâlindeki zamirlerdir:
Ben, sen, o, biz, siz, onlar, bu, şu, o, bunlar, şunlar, onlar, hepsi, çoğu, birisi, hangisi, kaçı, bazısı...

 

2. Birleşik Zamirler
Birden fazla kelimeden oluşan zamirlerdir.
Hiçbiri, birtakımı, öbürü...

 

3. Öbekleşmiş Zamirler
Birden fazla kelimenin değişik yollarla öbekleşerek oluşturdukları zamirlerdir.
Öteki beriki, falan filân, şundan bundan, herhangi biri, ne kadarı...

 

4. Ek Hâlindeki Zamirler
İlgi ve iyelik zamirleri ek hâlindedir.
Benimki, kalemimiz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ZARFLAR

Fiillerin, fiilimsilerin, sıfatların ya da kendi türünden olan kelimelerin anlamlarını türlü yönlerden (yer-yön, zaman, durum, miktar, soru) etkileyen; onları belirten, dereceleyen sözcüklere zarf denir.

Özellikleri

•Tek başlarına iken sıfatlar gibi isimden başka bir şey değildir. Zarf oldukları ancak cümlede belli olur.

•Cümlede genellikle zarf tümleci olarak kullanılır.

•Çekimsiz kelimelerdir. İsim çekim eki (hâl, iyelik, çoğul ekleri vb.) almazlar. Ama isim olarak kullanılabilenler bu görevde iken bu ekleri alabilirler.

•Zarfların birçoğu sıfat ya da isim olarak da kullanılabildiği için sıfatların ve zarfların tanımı ve özellikleri iyi bilinerek bu fark ortaya konmalıdır. Sıfat isimden önce gelerek onu niteler veya belirtir. Ama zarf isimden önce gelmez.

Örnekler

Bugün çok yürüdüm. (fiilden önce)

Buraya yarın gelecekler. (fiilden önce)

İki eski dost akşama kadar sohbet etti. (fiilden önce)

Yarın da bayağı çok yürüyeceğiz. (zarftan önce, fiilden önce)

En güzel sen konuştun. (zarftan önce, fiilden önce)

En doğru kararı vermeliyiz. (sıfattan önce)

Çok hararetli tartışmalar oldu. (sıfattan önce)

Dün hava daha soğuktu. (adlaşmış sıfattan önce)

Mevsimlerin en güzeli ilkbahardır. (adlaşmış sıfattan önce)

Dargın durarak bir şey kazanamazsın. (fiilimsiden önce)

 

 

 

 

 

A. Görev ve Anlam Bakımından Zarflar

1. Durum Zarfları 

Hâl ve tavır ifade eden zarflardır.

Özellikleri ve Örnekler

Eylemin nasıl yapıldığını ve ne durumda olduğunu; kimi zaman da zarfların durumunu gösterir. Bu zarflar da kendi içinde sınıflandırılabilir:

a. Niteleme Zarfları

Fiile "nasıl" sorusu sorularak bu zarflar bulunabilir.

•Niteleme sıfatlarının çoğu niteleme zarfı olarak kullanılabilir.

Eğri oturalım, doğru konuşalım.

Düşüncelerini ne güzel dile getirebiliyorsun!

Çocukça hareket ediyorsun.

Böyle gelmiş, böyle gider.

Söyleyeceksen böyle söyle.

 

•-Ce eşitlik eki ve -le vasıta hâl eki almış kelimeler durum zarfı olarak kullanılabilir:

" kardeşçe, gizlice, sessizce, hafifçe, yavaşça, hızlıca..."

"hızla, kahkahayla..."

Küçük kız güzelce süslendi. (niteleme)

Babasını sevinçle karşıladı. (niteleme)

 

•Bağ-fiiller (zarf-fiil), deyimler, yansımalar, ikilemeler de niteleme zarfı olarak kullanılırlar:

"gülerek, ağlayarak, oturmadan, gelip..."

"gözü arkada kalarak, canından bezmişçesine..."

"şakır şakır, tık tık, küt küt, şırıl şırıl..."

"dik dik, boylu boyunca, tatlı tatlı..."

 

 

Adam çekine çekine içeri girdi. (niteleme)

Kâğıtları paket paket gönderdi. (niteleme)

Yiğitseniz teker teker gelin. (üleştirme, niteleme)

 

•İsimler de niteleme zarfı olarak kullanılabilir:

Gül kokuyordu teni.

O, bu dünyada delikanlı yaşadı.

 

b. Kesinlik Zarfları

"elbet, elbette, asla, mutlaka, hiç mi hiç, ne olursa olsun, kuşkusuz, hiç kuşkusuz..."

Elbet bir gün buluşacağız.

Seni asla unutmayacağım.

Hayvanları ve bitkileri hiç incitmem.

İyiliklerinizin karşılığını mutlaka göreceksiniz.

 

c. Yineleme Zarfları 

İkide bir karşıma çıkıyor.

Konuyu bir daha anlatayım.

Bu akşam yine arayacağım.

 

d. Olasılık Zarfları 

"bakarsın, belki, ola ki, sanıyorum."

Ola ki arayacağı tutar.

Sanıyorum aramaz.

 

e. Yaklaşıklık Zarflar 

"aşağı yukarı, şöyle böyle, hemen hemen"

İşim hemen hemen bitti. (yaklaşıklık)

 

f. Üleştirme Zarfları

Uçaklar ikişer ikişer geçiyordu üstümüzden

Askerler teker teker nöbet yerlerine dağıldılar.

 

g. Sınırlama Zarfları

Dün ancak iki saat çalışabildim.

Bu kötü alışkanlıklardan artık uzak durmalısın 

 

2. Zaman Zarfları

Fiillerin anlamını zaman yönünden tamamlayan zarflardır.

Özellikleri ve Örnekler

•Fiile (veya zarfı olduğu başka kelimelere) sorulan "ne zaman", "ne kadar süre" sorusuna cevap verir.

•Zaman zarfları, zarf olarak kullanılan çeşitli zaman isimleridir.

•Çekimsizdirler. İsim çekim ekleri alırlarsa zarf olmaktan çıkarlar.

•Başlıcaları şunlardır:

"dün, bugün, yarın, şimdi, gece, gündüz, güpegündüz, gündüz gözüne, cuma günü, haftaya, önceki gün, akşam, sabah, akşamleyin, sabahleyin, az önce, geç, iki gün, iki saat, on dakika, iki günde, iki saatte, uzun süre, uzun zaman, biz gelmeden, demin, henüz, hâlâ, daha, gene, yine, artık, sonra, evvelâ, daima, hep, henüz, hemen, geceleri, sabahları, önceden, ayda bir, buraya gelmeden, anlatırken, yaşarken ..."

Az önce gitmişti.

Sonra uğrarsınız.

Henüz işimiz bitmedi.

Artık buralara gelmeyeceğim.

Yarın geleceklermiş.

Okulu gelecek sene bitireceğim.

Kâmil dün akşam telefon etti.

Ayda bir uğrar buralara.

Toplantı iki saat sürdü

•"-leyin" eki sınırlı sayıda zaman zarfı yapar:

sabahleyin, akşamleyin...

 

•"-leri" eki zaman isimlerine gelerek -iyelik anlamı taşımaksızın- "her " anlamı katacak şekilde zaman zarfı yapar:

sabahları, akşamları, önceleri, ikindileri...

 

•"-İn" eki de zaman isimlerine gelerek zaman zarfı yapar:

yazın, kışın, ilkin, güzün...

 

•"-E, -de, -den" ekleri ve bu eklerle birlikte bazı edatlar zaman zarfı yapar:

Yola çıktık; akşama geliriz sanırım.

Bayramlarda bütün aile bir araya toplanır.

Azıklarınızı geceden hazırlamıştım.

 

•Edat barındıran ve fiilin başlangıç ve bitiş zamanını bildiren zarflar edat tümleci olarak da değerlendirilebilir.

Sabahtan beri burada bekliyoruz.

Akşama kadar geri döner misin?

Günlerden beri yağmur yağıyordu.

Kar akşama kadar yağabilir.

 

•Zaman anlamı taşıyan zarf-fiiller ve zarf-fiil grupları da zaman zarfı olarak kullanılır:

Buraya gelmeden haber verin.

Bizi karşısında görünce şaşırdı.

Yaşadıklarını anlatırken gözleri yaşardır.

İstanbul'a geleli iki yıl oldu.

 

3. Yön Zarfları

Yalın hâlde kullanılarak fiilin yönünü (failin yöneldiği yeri) belirten zarflardır:

Özellikleri

•Çoğu "-Erİ" ekiyle yapılmıştır.

"ileri, geri, beri, doğru, içeri, dışarı, aşağı, yukarı."

** Bu zarflar eksiz kullanılır. Yönelme, bulunma, ayrılma hâl ekleri getirilirse dolaylı tümleç olur. Hâliyle isim olarak kullanılmış olur. Aynı kelimeler sıfat olarak da kullanılabilir.

Ahmet içeriye girdi. (isim; dolaylı tümleç)

İlerisi çok güzel. (isim; özne)

İleri ülkeler daha demokratiktir. (sıfat)

Doğru söz, aşağı yol, yukarı kat, geri hatlar... (sıfat)

 

Örnekler

Arkadaşlar, içeri girer misiniz?

Sesi duyar duymaz aşağı indim.

Dışarı çıkmak için uğraşıyordu.

Arabayı biraz daha ileri park et.

Beri gel, barışalım.

Bu yoldan geri dönülmez.

Düşmana doğru ilerlediler.

 

4. Miktar Zarfları 

Fiillerin, fiilimsilerin, sıfatların ya da başka zarfların anlamlarını ölçü yönünden tamamlayan, artıran, azaltan zarflardır.

"en, daha, pek, çok, az, biraz, kadar, denli, gibi, fazla..."

 

 

Özellikleri ve Örnekler:

•Fiile veya sıfata sorulan "ne kadar?" sorusunun cevabıdır.

•Kendilerinden önceki ya da sonraki kelimeyle birlikte söze eşitlik, üstünlük, en üstünlük, aşırılık, karşılaştırma anlamları katar.

Benim kadar çalışırsan başarılı olursun. (eşitlik)

O da babası gibi yürüyor. (eşitlik, benzerlik)

Cennet kadar güzeldi vatanımız. (eşitlik, benzerlik)

Bu kadar çok çalışmak niye. (eşitlik)

Beş dakika kadar dinlenelim. (eşitlik, yaklaşıklık)

Yemeği biraz fazlaca yemişim. (biraz: eşitlik; fazlaca: aşırılık)

Ayakkabısı azıcık dar geliyormuş. (eşitlik, aza yakın)

Düne göre azıcık iyileşmiş. (eşitlik, aza yakın)

 

•"en" kelimesi aşırılık, en üstünlük anlamı verir:

En yakın arkadaşı benim. (en üstünlük; sıfattan önce)

En çok çalışan canlı karıncadır. (en üstünlük, zarftan önce)

 

•"daha" kelimesi karşılaştırma, üstünlük anlamları katar.

O senden daha çabuk bitirdi. (üstünlük; zarftan önce)

Daha güzel bir araba aldı. (üstünlük; sıfattan önce)

 

Not: "daha" kelimesi zaman ve "başka" anlamı da katabilir. "bir" kelimesiyle birlikte yineleme zarfı olur:

Songül daha telefon etmedi. (zaman zarfı, henüz anlamında)

Buralara bir daha gelebilir miyiz? Yineleme zarfı

Hepsini aldınız, daha ne istiyorsunuz? ("başka" anlamında)

 

•"çokça, çok, pek çok, çok az, gayet, fazla, fazlaca, epey" kelimeleri aşırılık anlamı katar.

Bugünlerde çok az uyuyor.

Gayet çalışkan bir insandı.

Dergiyi çıkarmak için epey çalıştık.

Adem pek akıllı bir çocuktur.

Fazla okuyor, gözleri bozulacak.

 

•"eksik, seyrek, sık" kelimeleri işin ne kadar sıklıkla yapıldığını belirtir:

Bugünlerde sık görüşüyoruz.

Parayı iki milyon eksik vermiş.

Eskisi gibi değil; seyrek uğruyor.

 

•"aşağı yukarı, şöyle böyle" ikilemeleri "yaklaşık" anlamı katar.

Bursa'da aşağı yukarı bir ay kaldık.

Ankara'ya geleli şöyle böyle 9 yıl oldu.

 

5. Soru Zarfları 

Eylemin anlamını soru yoluyla belirten zarflardır, daha doğrusu diğer zarfları ve cümledeki zarf tümlecini bulmaya yarayan soru kelimeleridir.

Özellikleri ve Örnekler

•Diğer zarf çeşitlerinin çoğunun soru şekli vardır.

"ne zaman, ne kadar, nasıl, niçin, ne diye, ne, ne biçim, nice, ne denli"

 

•Soru cümlesi yapar:

Akşam eve kaçta gelirsin?

O nasıl konuşuyor öyle?

Siz ne biçim konuşuyorsunuz?

Daha ne kadar bekleyeceğiz?

Niçin bunları bana veriyorsun?

Bu saate ne gezip duruyorsunuz?

İşleri ne zaman bitireceksiniz?

** İçinde soru zarfı bulunan bütün cümleler soru cümlesi değildir:

Eve kaçta geleceğimi şimdiden söyleyemem.

Ne iyi insanlar bunlar...

Ne güzel söyledi.

 

6. Gösterme Zarfı

Bunu her dil bilgisi kitabı ayrı bir zarf olarak almaz. "işte" kelimesiyle yapılır.

İşte şimdi geliyorum.

Bak işte dinliyorum.

 

B. Zarflarda Pekiştirme

Genellikle pekiştirme sıfatlarıyla ve ikilemelerle yapılır. Pekiştirmeli isimler de vardır ve onlar da zarf olarak kullanılır.

 

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden.

Yüzü soğuktan mosmor olmuştu.

Yağmurda sırılsıklam ıslandılar.

Güpegündüz nereye gidiyorsun?

Soğuktan tortop yatıyor.

Evrakları paramparça mı getirecektin?

 

 

 

 

 

 

 

YAPI BAKIMINDAN ZARFLAR

Yapı bakımından zarflar basit, türemiş, birleşik ve öbekleşmiş olmak üzere dörde ayrılır.

1. Basit Zarflar

Kök hâlinde olan, ek almamış zarflardır: "yarın, gece, geç, dün, pek, az, fazla, sık, iyi, çok, hiç, sabah, akşam, henüz..."

2. Türemiş Zarflar

Yapım ekiyle veya yapım eki gibi kullanılmış bazı çekim ekleriyle yapılmış zarflardır: "sabırlı, aylarca, önce, dostça, sınıfça, yiğitçesine, erken, sabahleyin, kışın, ilkin, ileri, soğuk, içeri, dışarı, aptalca, mosmor, sanıyorum, kaçta, koşarak, okumadan, gelince, şimdilerde..."

3. Birleşik Zarflar  

Birden fazla kelimenin bir araya gelip kaynaşarak oluşturdukları zarflardır: "bugün, biraz, böyle, şöyle, birdenbire, niçin, ilk önce, nasıl..."

4. Öbekleşmiş Zarflar

Birden fazla kelimenin farklı yollarla (ikileme, edat grubu, zarf-fiil grubu) bir araya gelerek oluşturdukları zarflardır: "hemen hemen, gece gündüz, er geç, ikide bir, aşağı yukarı, hemen şimdi, kırk yılda bir, öğleden sonra, arada sırada, yana doğru, az çok, -den sonra, -e dek, bazı bazı, şöyle böyle, üç aşağı beş yukarı, doğru dürüst, okuma sırasında, geldiği zaman..."

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sıfatların Özellikleri

 

1. Sıfatlar isimlerden önce gelerek onları sayı, renk, durum, hareket, biçim, yer, işaret ve soru yönlerinden tamamlar; onları niteler veya belirtir:

"O zaman gördü ki, küçük çocuk, memleketlisi, minimini yavru ağlıyor... Sessizce, titreye titreye ağlıyor. Yanaklarından gözyaşları birbiri arkasına, temiz vagon pencerelerindeki yağmur damlaları nasıl acele acele, sarsıla çarpışa dökülürse öyle, bağrının sarsıntılarıyla yerlerinden oynayarak, vuruşarak içlerinde güneşli mavi gök, pırıl pırıl akıyor."

o zaman, küçük çocuk, minimini yavru, temiz vagon pencereleri, güneşli mavi gök

 

2. Tek başlarına kullanıldıkları zaman isim değerindedirler. Çünkü ancak bir isimden önce geldikleri zaman sıfat oldukları anlaşılabilir:

yeşil elbise (sıfat) yeşili severim (isim)

İhtiyar kadın (sıfat) İhtiyarlara iyi davranmalıyız (isim)

Büyük park (sıfat) parkların en büyüğü (isim)

 

3. Tek başlarına kullanıldıklarında isim değerinde oldukları için alabildikleri isim çekim eklerini, yani hâl eklerini, iyelik eklerini ve çoğul ekini, bir isimden önce gelerek onu niteledikleri ya da belirttikleri zaman, yani sıfat olarak kullanıldıkları zaman alamazlar:

Bir basamak yukarı çık. sıfat

Birler basamağı isim

Yürüyen merdiven sıfat

Yürüyenler ve koşanlar isim

 

4. Bir sıfatla onun nitelediği ya da belirttiği bir isim arasına noktalama işareti (özellikle virgül) konmaz. Virgül konursa ilk kelime tek başına kalmış olur, dolayısıyla isimleşir.

Genç adama gülümseyerek baktı. (genç: sıfat)

Genç, adama gülümseyerek baktı. (genç: isim, özne)

 

5. Birkaç sıfat, arka arkaya sıralanarak bir ismi niteleyebilir veya belirtebilir:

Karanlık, büyük, korkutucu ve nemli bir evdi.

 

6. Sıfatın varlığından bahsedildiği her yerde mutlaka sıfat tamlaması vardır; o sıfatla (soru sıfatı da olsa) bir tamlama oluşturulmuştur.

 

 Sıfat Çeşitleri

Sıfatlar görev ve anlam yönünden, yani kendilerinden sonra gelen isme kattıkları anlam yönünden önce ikiye, sonra daha alt başlıklara ayrılırlar:

1. Niteleme Sıfatları

2. Belirtme sıfatları

    a.İşaret sıfatları

    b. Sayı sıfatları

         -Asıl sayı sıfatları

         -Sıra sayı sıfatları

         -Kesir sayı sıfatları

         -Üleştirme sıfatları

c. Belgisiz sıfatlar

d. Soru sıfatları

 

1. Niteleme Sıfatları

İsimlerin şeklini, durumunu, hareketini, rengini, kısacası kalıcı özelliklerini gösteren sıfatlardır. Nitelene sıfatları isimlere sorulan "nasıl" sorusunun cevabıdır:

Penceresinden kavak ağaçları görünen / bir sağlık ocağı

yanaklarımı pembeleştiren / makaslar

uçuşan / pamukçuklar

Kavakları silkeleyen / rüzgâr

Koca / bahçe

Tasasız / gözler

Güzel / çerçeveler

Kocaman / bir masası ve koltuğu

Mavi deniz, tatlı su, kötü gün, yakın arkadaş, çalışkan öğrenci, susuz yaz, yuvarlak masa, bayan memur, erkek adam, temiz giysi, güzel insan, düz yol, çatal çivi, sivri tepe, yassı burun...

 

2. Belirtme Sıfatları

İsimleri sayı yönünden tamlayan; yerlerini işaret eden; özelliklerini belli belirsiz olarak bildiren; onların özelliklerini soran sıfatların tümüne belirtme sıfatları denir. Belirtme sıfatları varlıkların geçici özelliklerini bildirirler:

Bu adam, o adam, şuradaki adam, (herhangi) bir adam, bir (tane) adam, kaçıncı adam, hangi adam?...

 

Belirtme sıfatları alt başlıklara ayrılır:

a. İşaret Sıfatları

İsimleri işaret ederek belirten ve yerlerini bildiren sıfatlardır.

"bu, şu, o, öteki, beriki, böyle, şöyle..."

Bu soruyu kim cevaplayacak?

Kitabı şu genç almıştı.

O eşyaları nereye götürüyorsun?

Öteki sorulara geçiniz.

Beriki masaları da taşıdık.

 

b. Sayı Sıfatları

İsimlerin sayılarını, bölümlerini, sıralarını, parçalarını kesin olarak belirten sıfatlardır. Sayı sıfatlarının çeşitleri şunlardır:

 

 Asıl Sayı Sıfatları

İsimlerin sayılarını kesin olarak belirten sıfatlardır:

Her gün iki saat ders çalışır, bir saat de kitap okurum.

Bir ağaç bile bırakmamışlar; kesmişler.

Yüz yıl öncesine geri döndük.

Türkiye nüfusunun yetmiş milyon olduğu söyleniyor.

Beş milyon ton patates

10 cm ip, 2 m kumaş, 100 ton kömür, 3 kg şeker...

 

** Başında asıl sayı sıfatlarından biri bulunan bir isme çoğul eki getirilmez. "Beşevler, Altmışevler, Yedi Cüceler, üç aylar, Kırk Haramîler, beş milyonlar, on milyonlar (banknotlarımız)"gibi örnekler bu kurala uymaz.

 

** Sayı sıfatlarıyla niteleme sıfatları art arda kullanılırsa sayı sıfatı önce gelir:

iki değerli arkadaş, üç kırık cam...

 

- Sıra Sayı Sıfatları:

İsimlerin sıralarını, derecelerini belirten sıfatlardır.

"-ncİ" eki ya da nokta kullanılır.

77. yıl, 11'inci bölük, birinci gün, ikinci gelişimiz...

üçüncü kişiler, ikinci katlar...

 

** "ilk" kelimesi birinci anlamındadır:

İlk (birinci) caddeden sağa dönün.

 

**  "son, sonuncu, ortanca" kelimeleri de sıra sayı sıfatıdır:

son fırsat, ortanca çocuk, sonuncu kişi...

- Kesir Sayı Sıfatları

İsimlerin, bütünün kaçta kaçı olduğunu gösteren sıfatlardır.

Yüzde bir ihtimal, yarım ekmek, çeyrek (dörtte bir) ekmek, yarıyıl, iki buçuk lira...

** Bu tamlamalarda tamlanan çoğul yapılabilir.

Kardeşlerin üçte bir payları var.

** Tamlayan çoğul yapılıp tamlananla yeri değiştirilebilir:

Yüzde otuz artış düşünülüyor.>Düşünülen artış yüzde otuzlarda.

 

- Üleştirme Sayı Sıfatları

İsimlerin bölümlere ayrıldığını, bölüştürüldüğünü gösteren sıfatlardır.

"-(ş)er" ekiyle yapılır.

Üçer kişi, ikişer elma, yedişer kişi, ellişer milyon, birer gün arayla,

 

- Topluluk Sayı Sıfatları

Bir defada doğan birden fazla kardeşler için kullanılır.

Bunlardaki "z" sesi çokluk bildirir.

Tamlanan çoğul olabilir.

üçüz bebek, beşiz çocuklar.

 

c. Belgisiz Sıfatlar

İsimlerin sayılarını ve miktarlarını kesin olarak değil, yaklaşık, aşağı yukarı, belli belirsiz bildiren sıfatlardır.

"bir, birkaç, birçok, az, çok, biraz, birtakım, bütün, bazı, tüm, her, hiçbir, herhangi bir, kimi...

başka / bir / boyut,

kimi insanlar,

bir yaz günü,

bazı sıfatlar

herhangi bir zaman

her soru,

birtakım insanlar,

birkaç kişi,

Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.

tüm insanlar,

bütün varlıklar...

 

Bunlardan bazılarının belirttiği isimler çoğul eki alamaz, bazılarının tamlananları çoğul olmak zorundadır; bazılarınınki de yerine göre tekil de olabilir, çoğul da.

Bütün insan>bütün insanlar

Birkaç kişi>birkaç kişiler

Çoğu insan>çoğu bitkiler

 

Not: Asıl sayı sıfatı olan "bir" ile belgisiz sıfat olan "bir" karıştırılabilir. "bir" kelimesi "tek" kelimesinin karşılığı ise asıl sayı sıfatıdır. Değilse belgisiz sıfattır:

Bir çiçekle yaz olmaz bir tane çiçek. asıl sayı sıfatı

Onu bir akşam vakti gördüm. Herhangi bir akşam vakti belgisiz sıfat

 

d. Soru Sıfatları

Soru sıfatları, isimlerin nitelik ve niceliklerini soru yoluyla öğrenmeyi amaçlayan, cevapları da herhangi bir sıfat olan kelimelerdir.

"ne, nasıl, nice, ne gibi, ne biçim, kaç, kaçıncı, kaçar, hangi, ne türlü..."

 

Özellikleri

** Soru sıfatları cümleyi soru cümlesi yapar. Bazı durumlarda da yapmaz:

Bu nasıl bir dünya; hikâyesi zor...     Nasıl kitaplardan hoşlanırsın?

** Soru sıfatlarıyla da sıfat tamlaması oluşturulur.

Kaç gün sonra geleceksin?

Eve giderken hangi otobüse bineceğiz?

 

Örnekler

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım.

Kaçıncı sınıfta okuyor?

Ne gün geleceğini söyledi mi?

Kaçar kişilik gruplar hâlinde gideceğiz?

Kaçta kaç hisse istersin?

Not: "ne" kelimesi sıfat, zarf ve zamir olarak kullanılabilir.

Ne bakıyorsun? Zarf

Ne almak istiyorsun? Zamir

Ne gün geleceksin? Sıfat

Ne iş yapıyordunuz? sıfat

Bugün ne çalıştık ama. zarf

 

C. Sıfatlarda Anlam

1. Sıfatlarda Anlam Kuvvetlendirme

** Zarflarla ve edatlarla anlam kuvvetlendirilebilir:

çalışkan>arı gibi çalışkan>arı gibi çalışkan çocuk

güzel>Cennet kadar güzel>Cennet kadar güzel vatan

verimli>çek verimli>çok verimli topraklar

Burada "cennet kadar" kelime grubu "güzel" sıfatını; sonra hepsi birden "vatan" kelimesini nitelemiş.

 

 

** Pekiştirme sıfatları ile de anlam kuvvetlendirilebilir:

Bir sıfatın ilk iki sesine "m, p, r, s" ünsüzlerinden biri eklenip, oluşan hecenin o sıfatın başına getirilmesiyle oluşur. Ünlüyle başlayan sıfatlarda ilk ünlüye "m, p, r, s" ünsüzlerinden biri eklenir.

Sarı sayfalar>sapsarı sayfalar

Kırmızı>kıpkırmızı elbise

Mor>mosmor bir yüz

Yeşil>yemyeşil tabiat

Temiz>tertemiz toplum

Uzun>upuzun araba

Bu kurala uymayan pekiştirme sıfatları da vardır:

Sapasağlam, yapayalnız, çırılçıplak, çepeçevre...

 

** Tekrar yoluyla da anlam kuvvetlendirilebilir. Tekrar edilen kelimeler arasına "mİ" soru eki de konabilir:

doğru dürüst bir iş, boylu poslu bir adam, az buz para değil...

yüce yüce yaylalar, Mini mini eller, tatlı tatlı diller...

tatlı mı tatlı diller, sevimli mi sevimli bir yüz, sıcak mı sıcak bir hava...

 

2. Sıfatlarda Anlam Daraltma:

** Sıfatların anlamlarında, bazı eklerden yararlanarak kısma, daraltma, küçültme yapılabilir.

Bunun için "-Cik, -ce, -cek, -(İ)msi, -(i)mtırak" ekleri kullanılır:

Geniş bir oda > daha az genişi > genişçe bir oda

Uzun bir çocuk > daha az uzunu > uzunca bir çocuk

Büyük ev > daha az büyüğü> Büyükçe / büyücek bir ev

Küçük çocuk > daha az küçüğü> küçükçe / bir çocuk

Tatlı elma > daha az tatlısı > tatlımsı bir elma Ekşi erik > daha az ekşisi > ekşimsi / ekşimtırak erik

"-Cik" eki küçüklük, azlık anlamı taşıyan sıfatlara getirilir ve aşırılık anlamı katar:

Kısa kol > daha da kısası > kısacık kol

İnce ip > daha da incesi > incecik ip

Az ekmek > daha da azı > azıcık ekmek

Minik yavru > daha da miniği> Minicik yavru

Küçük kız > daha da küçüğü> Küçücük kız

Ufak el > daha da ufağı > Ufacık el

Yumuşak eller > daha da yumuşağı> Yumuşacık eller

 

3. Sıfatlarda Karşılaştırma(Derecelendirme):

Aynı özelliklere sahip olan varlıkları karşılaştırarak o özelliğe hangisinin daha çok sahip olduğunu göstermek için sıfatın başına "en, daha, pek" kelimeleri getirilir.

En kuvvetli millet

Daha dürüst insanlar

Pek çalışkan işçi

 

D. Yapı Bakımından Sıfatlar 

Sıfatlar da isimler gibi yapı bakımından basit, türemiş ve birleşik olmak üzere üçe ayrılır:

 

1. Basit Sıfatlar

Herhangi bir yapım eki almamış ve başka bir kelimeyle birleşmemiş sıfatlardır.

Kara gün, kırmızı gül, bol yemek, iri taş, iyi insan, son yolculuk, dost ülke, düz çizgi.

 

2. Türemiş Sıfatlar

İsim ya da fiil köklerine ve gövdelerine getirilen isim yapım ekleriyle oluşturulmuş sıfatlardır.

Kiralık ev, yıllık izin, tuzlu su, Aydınlı Hasan, işsiz adamlar, ölü balık, sütçü kadın, yarınki maç, genişçe bir oda, büyücek bir ev, ekşimsi / ekşimtırak erik, kısacık kol, incecik ip...

Penceresinden kavak ağaçları görünen / bir sağlık ocağı

yanaklarımı pembeleştiren / makaslar

uçuşan / pamukçuklar

Kavakları silkeleyen / rüzgâr

Kocaman / bir masası ve koltuğu

çalışkan öğrenci, susuz yaz, yuvarlak masa...

 

3. Birleşik Sıfatlar

Yapısında birden fazla kelime barındıran sıfatlardır.

Külyutmaz öğretmen, mirasyedi gençler, boşboğaz insanlar, boğazına düşkün adam, birtakım sorunlar, cana yakın çocuk...

 

Birleşik sıfatlar ikiye ayrılır:

a. Kaynaşmış birleşik sıfatlar

Anlamca kaynaşmış sıfatlardır. Birden fazla kelimenin sözlük anlamlarından az ya da çok uzaklaşarak, aralarına ek ya da kelime girmeyecek şekilde birleşerek oluşturdukları sıfatlardır.

Canciğer dost, vatansever sanatçı, pisboğaz çocuk, mirasyedi gençler, kahverengi elbise, eşsesli kelimeler, birkaç adam, herhangi bir öğretmen, biraz zaman, birtakım elbiseler...

 

b. Kurallı birleşik sıfatlar

Çeşitli yollarla oluşurlar:

 

** Sıfat tamlaması + "-li" yapım eki

büyük yapraklı ağaçlar, dost bakışlı insanlar, kısa boylu asker, büyük kapılı bina, kırık camlı ev...

 

 

 

** Sıfat tamlaması + "lık" eki

yarım günlük mesai, üç kuruşluk iş...

 

** İsim + iyelik eki + sıfat    

 salonu büyük (bir) ev, çenesi düşük adam, saçı uzun bebek, rengi soluk kumaş...

 

** Takısız isim tamlaması + "-lİ" yapım eki

taş duvarlı ev, aslan yürekli çocuk, demir kapılı bahçe...

 

** İsim + "-DEn" ayrılma hâl eki + isim-fiil:

kulaktan dolma bilgiler...

 

** İkileme + isim

evsiz barksız insanlarımız, tatsız tuzsuz işlerimiz, irili ufaklı eşyalar...

 

** İsim + ek + fiilimsi + isim

işini bilir memur

 

** Deyim + isim

cana yakın arkadaşlar, çenesi düşük insan...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

EDATLAR (İLGEÇLER)

Tek başlarına anlamları olmayan, başka kelimelerle öbekleşerek değişik ve yeni anlam ilgileri kuran, birlikte kullanıldıkları kelimelere cümlede anlam ve görev kazandıran kelimelere edat denir.

Bazı dil bilgisi kitapları bağlaçları, edatları ve ünlemleri bir araya getirerek edatlar başlığı altında şu şekilde sınıflandırır:

-Bağlama edatları bağlaçlar

-Son çekim edatları edatlar

-Ünlem edatları ünlemler

 

Özellikleri ve Örnekler

•Türkçede isimler ve fiiller anlamlı kelimelerdir. Edatlar ise tek başlarına anlam ifade etmezler; ancak cümlede anlam kazanır veya sadece diğer kelimelere anlam katarlar.

“için, kadar, -E kadar, gibi, göre, ile, üzere, yalnız, -E karşı, sanki, ancak, -dEn beri, -E doğru”

 

•Kelimeler arasında çeşitli anlam ilişkileri kurduğu için edatlara yardımcı kelimeler de denir.

Ders çalışmak için odasına çekildi. (amaç)

Kurt gibi acıkmıştım. (benzerlik)

 

•Edatlar önceki kelimeyle sonraki kelime arsında anlam ilgisi kurar. Bağlaçtan ve zarflardan farkı, yeni bir anlam ilgisi koruyor olmasıdır.

Sözlüden yine zayıf almış. (zarf)

Eve gittim, fakat onu bulamadım. (bağlaç)

Konuşmak üzere ayağa kalktı. (edat)

 

•Edatlar cümleden çıkarılınca cümlenin anlamında bir eksiklik, daralma veya bozulma olur.

Güneş gibi başı göklere erdi. ›edat çıkarılınca› Güneş başı göklere erdi.

 

•Tek başlarına kullanamazlar. Başka kelimelerle birleşerek sıfat ya da zarf görevli öbekler oluştururlar.

Dağ gibi adam yok oldu gitti. (sıfat öbeği)

Sen de benin kadar çalışsan... (zarf öbeği)

 

•Tek başlarına iken isim, sıfat, zarf, bağlaç olarak kullanılabilir. Bu durumda edat olmaktan çıkar:

Karşı köyde akrabaları vardı.  ( sıfat)

Derenin karşısına geçtik.   (ad)

Her söylenene karşı çıkıyor.   (birleşik fiilde isim)

Bana doğruyu söyle.   (isim)

Doğru söze ne denir?   (sıfat)

Lütfen doğru oturun.   (zarf)

Beride bir adam duruyor. ( isim)

Beri taraf oldukça dikenli. (sıfat)

Biraz beri gel.  (zarf)

Bir ömür boyu yalnız yaşadı. ( zarf)

Biz bu dünyada hep yalnızız.  (isim)

Parkta oturan yalnız adam onun babasıydı. ( sıfat)

Meyveler güzel, yalnız biraz renksiz.  (bağlaç)

 

•Bazı edatlar sadece hâl ekleri ile birlikte kullanılırlar. Bazıları da üzerlerine ek alabilirler:

-e kadar, -e doğru, -den beri

bu kadarını, senin gibisi

 

•Cümlede veya isim tamlamasında isim görevi alabilir; ek-fiil alarak yüklem olabilir.

Bu paranın ne kadarı sizin? (iyelik eki almış, isim gibi kullanılmış, nesne olmuş)

Her şey bıraktığım gibiydi. (ek-fiilin “di”li geçmiş zaman çekimi ile isim gibi kullanılmış, yüklem olmuş)

 

•Edat grupları (edat ve edattan önceki kelimenin oluşturduğu kelime grubu) cümlede çoğunlukla zarf veya edat tümleci olur.

Sabaha kadar ders çalıştık. (zarf tümleci)

Eve doğru yürüdüm. (edat tümleci)

 

BAŞLICA EDATLAR

“ile”

•“Araç, alet, neden, zaman, birliktelik” ilgisi kurar.

Ankara’ya uçakla giderler. (araç)

Bizi boş vaatlerle kandırdılar. (araç)

Hasan yaşlı annesiyle oturuyordu. (beraberlik)

Arabanın gürültüsüyle irkildi. (neden)

Baharla birlikte leylekler de geldi. (zaman)

 

•“-le” şeklinde bitişik de yazılabilir.

Çocuk ile›çocukla

Araba ile›arabayla

 

•“ne ile, kiminle” sorularına cevap verir.

Sözünüzü balla kesiyorum. (araç)

Yar ile sohbet ne güzel. (birliktelik)

 

 

 

Not: “ile” kelimesi “ve” gibi kullanılırsa bağlaç olur.

Bir kola ile simit aldım. (kola ve simit)

Soyut bir kelimeyle öbekleşirse edat değil “durum zarfı” olur.

Öfkeyle kalkan zararla oturur. (nasıl, öfkeli ve zararlı)

Sevinçle boynuma sarıldı. (nasıl, sevinçli bir hâlde, durum zarfı)

 

“gibi”

Benzetme edatlarındandır.

Yalın hâldeki kelimelerle birlikte kullanılır.

Benzetme, eşitlik anlamları katar.

 

•Birlikte kullanıldığı kelime ile birlikte sıfat, zarf ve isim olabilir.

Adamın demir gibi bileği vardı. (sıfat, benzetme)

Kurşunlar, yağmur gibi yağıyordu. (zarf, benzetme)

Uyandığı gibi yataktan fırladı. (zarf, anında, zaman anlamı katmış)

 

•İsim veya zarf gibi kullanıldığında cümle öğeleri oluşturur. Bu durumda ek alabilir.

O anda utançtan ölecek gibiydi. (isim, yüklem)

Onun gibisi nerede bulunur? (isim, özne)

 

•Bu edatın yerini bazı ekler alabilir:

Şöyle garip bencileyin. (benim gibi)

Kadınsı bir gülüşü vardır onun. (kadın gibi)

 

 

 

“sanki”

•Benzetme edatıdır.

“san” ve “ki”nin birleşiminden oluşmuştur.

 

•Bu edatı bulunduran cümlelerde “sanmak, zannetmek” anlamları vardır.

•“benzetme, uyarı, sözüm ona, sözde, inanmama” anlamları katar.

Sanki gece olmuş. Gibi, öyle zannedersin

Biri kapıyı çalıyor sanki. gibi, öyle zannediliyor

Sanki bütün kabahat benim. sözde, inanmama, öyle zannediliyor

Aldın da ne kazandın sanki? uyarı, ne kazandığını sanıyorsun?

Gelseydi ne olurdu sanki? ne olacağını sanıyordu ki?

Sanki bu da mı güzel? Öyle mi sanıyorsun?

Kısa öyküde daha başarılı sanki öyle gibi.

 

Not: “sanki” edatıyla “gibi” edatı bir arada kullanılırsa anlatım bozukluğu ortaya çıkar:

 

Sanki beni dövecek gibiydi. (yanlış)

“Beni dövecek gibiydi.” ya da “Sanki beni dövecekti.”

 

“kadar, -e kadar”

Benzetme edatlarındandır.

Yalın hâldeki veya –E yönelme eki almış kelimelerle kullanılır.

“kadar” şeklinde kullanıldığında üzerine ek alabilir.

 

 

 

•“Karşılaştırma, benzerlik, eşitlik, yaklaşıklık, ölçü” anlamları katar.

Biz de onlar kadar başarılıyız. (eşitlik, benzerlik, ölçüsünde)

Gül kadar güzelsin. (benzerlik)

Mektubu okuyunca köyünü görmüş kadar sevindi. (gibi)

Bir ton kadar kömür almış (ölçü, aşağı yukarı)

Yüz kadar asker evin önünden geçti. (ölçü, aşağı yukarı)

 

•Birlikte kullanıldığı kelimeyle isim, sıfat ya da zarf oluşturur.

Biz bu kadarına da alışığız. (isim)

İçmiş kadar olduk. (zarf)

Ne kadar güçlü bir adam... (zarf)

Evin deniz kadar havuzu var. (sıfat)

 

•Ad tamlamasında ad (tamlanan) olarak da kullanılabilir.

Vefasızlığın bu kadarını da görmemiştim. (isim, ad tamlamasında tamlanan)

 

•“kadar” kelimesi zarf tümleci de yapar, edat tümleci de:

Dershaneye kadar gidelim. (edat tümleci)

Akşama kadar çalıştık. (değin anlamında, zarf tümleci)

 

“için”

-“Amaç, neden, özgülük, görelik, karşılık” bildirir.

-“Hakkında, nedeniyle, yüzünden, maksadıyla” anlamlarını ifade eder.

-Yalın hâldeki ya da iyelik eki almış kelimelerle birlikte kullanılır.

-İsim olarak kullanıldığında üzerine ek alabilir.

 

•Bu edatla kurulan söz öbekleri, cümlede genellikle edat tümleci olarak kullanılır.

Çalışmak için başvurdu. (amacıyla, başvurunun amacı, sebebi)

Sınavı kazanmak için çalışmak gerekir. (sınavı kazanmanın şartı)

Sıkıldığı için dışarı çıktı. (neden, dışarıya çıkmanın sebebi)

Bu ayakkabıyı babam için aldım (özgülük)

Bu iş için kaç lira ödedin? (karşılık)

Senin için sorun yok tabi. (görelik)

Bizim için ne diyorlar? (hakkımızda)

Sizin için üç kişilik yer ayrıldı. (aitlik)

Tüm bu hazırlıklar bizim içindi. (isim, yüklem)

Vatan için ölenler yüreğimizde yaşarlar. (amaç, özne)

 

•“-E” yönelme hâl eki ve “üzere”, “-E göre”, “diye” edatları bazı durumlarda bu edatın yerini tutabilir:

Bu ayakkabıyı babam için aldım › babama aldım.

Uyumak için odasına çekildi›uyumak üzere

Senin için iyi bir gündü›sana göre

Ne için söyledin sanki?›ne diye

 

“üzere, üzre”

•“Amaç, koşul, zamanda yakınlık, gibilik” anlamları katar.

Sorunu halletmek üzere gidiyorum. (amaç, için)

Kitabı yarın vermek üzere alabilirsin. (şartıyla, koşul)

On dakika konuşmak üzere kürsüye çıktı. (için, amaç)

Acele edin, güneş batmak üzere. (zamanda yakınlık)

Konuştuğumuz üzere yarın buluşacağım. (gibilik)

 

•Bu edatın üzerine ek gelebilir:

Tam da yola çıkmak üzereydik.

 

“-E göre”

Yönelme hâl ekiyle birlikte kullanılır, yani bu eki almış kelimelerden sonra gelir.

Kendi üzerine de ek alabilir.

 

•“Görelik, uygunluk, yönünden, bakımından ve karşılaştırma” anlamları katar.

Başbakana göre enflâsyon düşük. (açısından)

Ayağını yorganına göre uzat. (bakarak, ölçüsünde, uygunluk, kadar)

Allah dağına göre kış verir. (uygunluk)

Anlatılanlara göre ikisi de suçluymuş. (bakılırsa, yönünden)

Siz bana göre daha gençsiniz. (karşılaştırma)

Kemal, Hasan’a göre daha uzundu. (karşılaştırma)

Bana göre ayakkabınız var mı? (uygunluk)

 

•“-ce” eki bu edatın yerini tutabilir.

Bence bu iş burada biter. (bana göre)

 

“karşı”

•“-E” yönelme hâl ekiyle kullanılarak “için, hakkında, yönelme, ilgili olma” anlamları katar.

Edebiyata karşı ilgim vardı. (hakkında, yönelik)

Denize karşı bir balkonu var. (yönelik)

 

 

 

•Zaman bildiren kelimelere eklenip “doğru, sularında” anlamları katar ve zarf öbeği oluşturur.

Yağmur sabaha karşı yeniden başlamıştı. (doğru)

Sabaha karşı uyuyabildim. (zarf öbeği)

 

Not: “karşı” kelimesi isim ve sıfat olarak kullanılabilir; birleşik fiil yapabilir.

Karşı köyde akrabaları vardı. (sıfat)

Derenin karşısına geçtik. (ad)

Her söylenene karşı çıkıyor. (birleşik fiil)

 

“diye”

•Amaç ve neden ilgileri kurar.

Terfi edeyim diye yağcılık yapıyor. (amaç)

Yağmur yağıyor diye dışarı çıkmadı. (neden)

 

“doğru”

•Yönelme eki ile birlikte kullanılarak yön bildirir.

Ormana doğru yürüdük.

Bana doğru bakıyor.

 

•Zamanda yakınlık bildirerek zarf öbeği de oluşturur.

Akşama doğru geldiler. (zarf öbeği)

 

•Ad, sıfat ve zarf da olabilir. Bu durumlarda edat değildir.

Bana doğruyu söyle. (isim)

Doğru söze ne denir? (sıfat)

Lütfen doğru oturun. (zarf)

“dolayı, ötürü”

•Ayrılma hâl ekiyle birlikte neden ilgisi kurar.

Zayıflıktan dolayı sık sık hastalanıyor.

Çalışmadığından ötürü canı sıkılıyor.

 

•“-den” ekiyle de aynı anlam sağlanır.

Sıkıldığımdan dışarı çıktım.

 

“karşın, rağmen “

•Yönelme ekiyle birlikte karşıtlık ilgisi kurar.

Çok uğraşmama karşın başaramadım.

Tanımamasına rağmen onu takdir ediyordu.

 

“beri”

•“-den” ayrılma hâl ekiyle birlikte eylemin başlangıç yerini ve zamanını belirler.

Dün akşamdan beri görülmedi.

Okuldan beri hiç susmadı.

Yıllardan beri bu köyde yaşamaktalar.

Kar, sabahtan beri yağıyor.

 

•“beri” kelimesi ad, sıfat, zarf da olabilir. Bu durumda edat değildir.

Beride bir adam duruyor. (isim)

Beri taraf oldukça dikenli. (sıfat)

Biraz beri gel. (zarf)

 

 

“yalnız”

İsim, sıfat, zarf ve bağlaç olarak kullanılabilen bu kelime “sadece, bir tek” anlamına gelmek şartıyla edat olarak da kullanılabilir. Bu yönüyle diğer kelime türlerinden ayırt edilebilir.

 

Bir ömür boyu yalnız yaşadı. (tek başına, zarf)

Biz bu dünyada hep yalnızız. (tek başına, isim)

Parkta oturan yalnız adam onun babasıydı. (tek, sıfat)

Meyveler güzel, yalnız biraz renksiz. (ama, bağlaç)

Cebinde yalnız yol parası vardı. (sadece, edat)

Beni yalnız sen anlarsın. (sadece, bir tek)

 

“ancak”

“yalnız, sadece, özgülük, sınırlandırma, olsa olsa” anlamları katar.

 

Seni ancak ebediyyetler eder istiab (sadece)

Onu ancak para ilgilendirir. (sadece, bir tek)

Bu işten ancak Hasan Usta anlar. (sadece)

Bu kömür ancak üç ay yeter. (en fazla, olsa olsa)

Sabah çıktılarsa akşama ancak gelirler. (belki, ihtimal)

 

“değil”

İsim cümlelerinin yüklemini olumsuzlaştırır.

Yolumu kesen bu değildi.

 

Olumsuz eylem cümlelerini olumlu; olumluları da olumsuz yapar:

Bu haberi duymamış değiliz. duymuşuz

Bu haberi duymuş değiliz. Duymamışız

“mi”

-Soru edatıdır.

-Farklı anlam ilgileri kurar.

-Ek alabilir.

 

Babanız İstanbul’dan döndü mü? (soru)

Onu gördüm mü sinirleniyorum. (zaman)

Sıcak mı sıcak bir havaydı. (pekiştirme)

Çalıştın mı her şeyi başarırsın. (koşul)

 

EDAT İLE BAĞLACIN KARIŞTIRILMAMASI

1. Edatlar cümlenin bir öğesi olurken, bağlaçlar bir öğe özelliği göstermez. (Öğe içinde yer alabilirler). Sabaha karşı eve gelmişlerdi. (Edat-Zarf Tümleci) / Kitapları ve defterleri çantasına koydu. (Nesne) (“Ve” bağlacı nesneleri birbirine bağlamıştır.)

 

2. “İle, yalnız, ancak” gibi kelimeler hem edat hem bağlaç görevinde kullanılabilir. Cümle içindeki anlamı bu nedenle önemlidir. Ayrıca şu pratik yolla bu kelimelerin edat mı, bağlaç mı olduğunu anlayabiliriz:

 

•“İle” yerine “ve” getirilebiliyorsa; “ile” bağlaçtır. Defter ile kalemi çantaya koydum. / Arkadaşları ile konuşmuyordu. (Birincisinde “ve” gelebildiği için bağlaç; ikincisinde “ve” kullanılamadığı için edattır.)

 

•“Yalnız, ancak” kelimeleri yerine “ama” bağlacı getirilebiliyorsa, bu kelimeler bağlaçtır. “Sadece” kelimesi getirilebilirse bu kelimeler edat olur. Almak isterim ancak param kalmadı. / Bu işi ancak sen yapabilirsin.

3.Edatlar cümleden atılamaz. Cümle anlamsızlaşır. Bağlaçlar cümleden çıkartılınca cümlenin anlamı daralsa da cümle anlamsızlaşmaz.

Senin gibisini görmedim. / Senin görmedim. (Cümle anlamsızlaştı. Bu nedenle “gibi” edattır.) Koştum ama yetişemedim. / Koştum yetişemedim.  (Cümle anlamını pek kaybetmedi. Bu nedenle “ama” bağlaçtır.)  DİKKAT! Bu özellik her zaman için geçerli olmayabilir...

BAĞLAÇLAR

Tek başına anlamı olmayan, anlamca birbiriyle ilgili cümleleri veya cümlede görevdeş sözcük ve söz öbeklerini bağlamaya yarayan kelimelere bağlaç denir.

açıkçası ****ama ****ancak ****bile ****çünkü****dahi****de****de.....de****demek ki ****fakat****gene****gerek...gerek(se)****ha........ha****hâlbuki****hatta****hele****hem****hem de ****hem.....hem (de)****ile***ise***ister.....ister(se)***kâh..........kâh***kısacası***ki****lâkin ****madem(ki)****nasıl ki****ne var ki ****e yazık ki****ne......ne (de)****nitekim****oysa ****oysaki ****öyle ki****öyleyse ****üstelik ****ve****veya*****veyahut****ya da****ya....ya (da)****yahut****yalnız ****yeter ki****yine****yoksa****zira

 

Özellikleri

Edatlardan farkı, zaten var olan anlam ilgilerine dayanarak bağ kurmasıdır. Edatlar ise yeni anlam ilgileri  kurarlar.

Bağlaçların yerine noktalama işaretleri kullanılabilir.

Bağlaçlar cümleden çıkarılınca anlam bozulmaz, ama daralabilir. Bağlaçlar (ile hariç) önceki ve sonraki kelimeden ayrı yazılır. Bitişik yazılanlar bağlaç değil, ektir.

 

Eve gittim, fakat onu bulamadım.    (bağlaç)

Konuşmak üzere ayağa kalktı.         (edat)

Sözlüden yine zayıf almış.                (zarf)

Ben de seninle geleceğim.               (bağlaç)

Evde rahat çalışamadı.                    (çekim eki)

Sözde Ermeni soy kırımı                  (yapım eki)

Sen ki hep çalışmamı isterdin...        (bağlaç)

Seninki de lâf işte...                         (çekim eki)

Evdeki hesap                                   (yapım eki)

 

 

BAĞLAÇ ÇEŞİTLERİ

 

a. Sıralama Bağlaçları

 

“ve”

Cümleleri, anlam ve görev bakımından benzer veya aynı olan kelimeleri, sözleri ve öğeleri birbirine bağlar.

 

Duygu ve düşünce bir olmalıdır.                               özneleri

Köyünü, yaşlı dedesini ve ninesini özlemişti.           nesneleri

Şiir ve roman okuma alışkanlığı edinin.                    nesneleri

Bana baktı ve güldü.                                                 cümleleri

Anlatılanları dinliyor ve çocuğa hak veriyordu.         cümleleri

Aylarca ve yıllarca sustu.                                         benzer kelimeleri

Binlerce yerli ve yabancı turist geldi.                        sıfatları

 

“ve” bağlacı yerine virgül veya “-ip”, “-erek” zarf-fiil ekleri de kullanılabilir:

 

Masaya yaklaştı ve kitabı aldı.

Masaya yaklaştı, kitabı aldı.

Masaya yaklaşıp kitabı aldı.

Masaya yaklaşarak kitabı aldı.

 

Not: “ve” bağlacından önce noktalama işareti kullanılmaz, bu bağlaçla cümle başlamaz. Çağdaş şiirde söze etki ve çekicilik katmak için kullanılmaktadır, ama doğru değildir.

 

“ve” bağlacı yerine & işaretini kullanmak son derece yozlaştırıcıdır.

 

“ile, -le”

“ve” ile görevleri aynı olmasına rağmen her zaman birbirinin yerine kullanılamazlar. “ile”nin kullanım alanı daha dardır.

 

“ile” cümleleri birbirine bağlamaz; sadece aynı görevdeki kelimeleri bağlar.

Duygu ile düşünce bir olmalıdır.                   

Yaşlı dedesi ile ninesini özlemişti.                

Edebiyatımızda en çok eser verilen türler şiir ile romandır 

 

Not: Edat olarak kullanılan ve zarf yapan “ile”den farklıdır.

 

Mehmet ile Ali sinemaya gittiler.       (bağlaç)

Mehmet, Ali’yle sinemaya gitti.         (edat)

Mehmet heyecanla yerinden kalktı. (edat)

 

b. Eşdeğerlik Bağlaçları

 

“ya da, veya, yahut, veyahut”

Aynı değerde olup da birinin tercih edilmesi gereken iki seçenek arasında kullanılırlar.

Biriniz gideceksiniz: Sen ya da kardeşin.

Bisiklet veya motosiklet alacağım.

Sen, ben veya başkası...

Sen olmasan yahut (veyahut) seni görmesem dayanamam.

 

 

 

 

c- Karşılaştırma Bağlaçları

 

“ya....ya”

İki seçenek sunulduğunda kullanılır.

Bunlar birbirinin zıttı olabilir

Biri yapılmadığında diğerinin yapılması gerekebilir.

Ya beni de götür ya sen de gitme.

Ya gel ya gelme.

Ya bu deveyi güdeceksin, ya bu diyardan gideceksin

 

“hem.....hem (de)”

Her ikisi de geçerli olan iki durumu anlatır. Bunlar zıt da olabilir, eşdeğer da.

Hem çalışmıyor hem (de) yakınıyorsun.                 

Hem kitap okuyor hem de müzik dinliyor.                Aynı anda

 

“ne......ne (de)”

** Aynı görevdeki kelimeleri, kelime gruplarını ve öğeleri birbirine bağlar.

 

Ne şiş yansın ne kebap.                               özneleri

Gönül ne kahve ister ne kahvehane.                       nesneleri

Ne İzmir’e gitmiş ve Bursa’ya.                      dolaylı tümleçleri

** Cümleleri de birbirine bağlar:

Üç yıldır ne bir telefon açtı, ne de bir mektup yazdı.

Onu ne gördüm ne de tanıdım.

Ne aradı ne (de) sordu.

Ne kızı verir, ne de dünürü küstürür.

Ne doğan güne hükmüm geçer,      Ne halden anlayan bulunur.

** Cümleleri -yapı bakımından olumlu oldukları hâlde- olumsuz yapar. Yüklem olumlu durumdadır.

Ne kendi rahatsız oldu ne de halkı huzursuz etti. (kendisi rahatsız olmadı, halkı da huzursuz etmedi)

Yüklem olumsuz çekimlenirse anlatım bozukluğu meydana gelir.

Ne çay ne kahve içmedi.› “Ne çay içti ne kahve” olmalıydı.

 

**  Zıt anlamlı iki sıfatla birlikte kullanılarak onların arasında bir durum ifade eder.

Dışarıdaki hava ne soğuk ne sıcak.

Yaptığı işe ne kolay ne de zor denebilir.

 

Not: “Ne zor, ne acı günler yaşadık” örneğinde “ne zor” ve “ne acı” sözleri ayrı ayrı da (biri olmadan) kullanılabileceği için buradaki “ne”ler bağlaç oluşturmaz.

 

“de....de, gerek......gerek, olsun.....olsun, kâh......kâh, ha......ha” 

Öğeleri ya da cümleleri birbirine bağlarlar.

Öğretmeni de arkadaşları da onu çok merak ettiler.  özneleri bağlamış.

Annesini de babasına da özlemişti.              nesneleri bağlamış.

Tatil boyunca dinlenmiş de gezmiş de.        yüklemleri bağlamış.

İzmir’e de Aydın’a da uğrayacağız.               dolaylı tümleçleri

Fizikten de anlamam kimyadan da.

Gerek sen gerek(se) o, güzel çalıştınız.

Gerek baba gerek anne tarafından bir akrabalıkları yok.

Ali olsun, Ahmet olsun, ikisi de çalışkan ve zekîdirler.

Kâh yıkılıyor, kâh kalkıyor, ama yılmıyor.

Ha Ali ha Veli, ne fark eder?

 

 

d. Karşıtlık Bağlaçları 

 

“ama, fakat, lâkin, yalnız, ancak, ne var ki, ne yazık ki”

“ama, fakat, lâkin” aynı anlamlı bağlaçlardır. “yalnız, ancak, ne var ki, ne yazık ki” de bunlara yakın bağlaçlardır.

 

** “ama, fakat, lâkin, yalnız, ancak, ne var ki, ne yazık ki” bağlaçları, aralarında zıtlık bulunan iki ayrı ifadeyi, cümleyi birbirine bağlar.

Çok tembeldi, ama başarılı oldu.

Yemek az, ama doyurucu.

Yerinde ve zamanında konuşmaya dikkat ediyorum, ama bazen yanlış anlaşılıyorum.

Hızlı yürüdü, ancak yetişemedi.

Bu işe başlıyorum, ancak bugün bitiremem.

Hava nemliydi, fakat yağmur yağmıyordu.

Altmış yaşında, kır saçlı; fakat dinç bir adam bağırdı.

Bunları götür, yalnız diğerlerini getirmeyi unutma.

 

Not: Bir cümle bu bağlaçlardan biriyle başlayabilir. Bu durumda bu bağlaçlar iki bağımsız cümleyi birbirine bağlamış olur..

 

... Ne var ki sanatçıyı bu yüzden eleştirmek doğru olmaz.

 

** “ne yazık ki” bağlacı çok kötü ve acı sonları bildirir.

İnsanlara hep vefa gösterdi; ne yazık ki kendisi onlardan vefa görmedi.

 

** “ne var ki” bağlacı çaresizlik ifade eder.

En yüce duyguların tohumları ekildi; ne var ki dünya, insanları kendisine benzetmişti.

 

** “ama, fakat, lâkin, yalnız, ancak”, neden, şart, uyarma bildirir

Arkadaşının kalbini kırdı, ama çok pişman oldu.

Bizimle gelmene izin veririz, ama yolda fazla soru sormayacaksın.

 

**  Sadece “ama” bağlacı pekiştirme anlamı katar.

Güzel, ama çok güzel eserler bırakmış atalarımız.

 

** Yine sadece “ama”, cümle sonunda, dikkat çekmek için kullanılır.

Bak kızarım ama!

Böyle söylersen darılırım ama!

 

“hiç olmazsa” ve “hiç değilse”

Çarşıdan elimiz boş döndük. Hiç olmazsa iki kaset alsaydık.

 

“oysa, oysaki, hâlbuki”

Aralarında zıtlık, aykırılık bulunan iki cümleyi “tersine olarak, -dİğİ hâlde” anlamlarıyla birbirine bağlar.

Onu özledim, oysa gideli çok olmadı.

Gelemeyeceğini söyledi, hâlbuki vakti vardı.

 

Not: Bu bağlaçlar anlam bakımından zıt olmayan cümleler arasında kullanılırsa anlatım bozukluğuna yol açar.

Her zaman birinciydi, oysa çok çalışırdı. (anlatım bozuk)

 

 

 

 

Gerekçe Bağlaçları:

“çünkü”

“Şundan dolayı, şu sebeple” anlamlarına gelir.

Neden bildirir.

Eve gittim, çünkü babam çağırmıştı.

Otobüse yetişemedik; çünkü evden geç çıkmıştık.

“madem(ki)” 

Madem gelecektin, haber verseydin.

 

“zira”

“çünkü” anlamında kullanılır.

Allah'a sığın şahs-ı halîmin gazabından

Zira yumuşak huylu atın çiftesi pektir

 

“yoksa” 

Ver diyorum, yoksa yersin dayağı.

 

“nasıl ki” 

Acele etmez, ağırdan alır; nasıl ki bu akşam ağırdan alıyor.

 

f. Özetleme Bağlaçları

 

“kısacası, demek ki, açıkçası, öyleyse, yani, özetle, o hâlde, anlaşılıyor ki”

 

... Kısacası kendimizi toparlamalıyız.

... Demek ki ülkemiz bunlardan dolayı gelişmiyor.

... Açıkçası bu işi istemiyorum.

... Öyleyse gidelim arkadaşlar.

Pekiştirme Bağlaçları 

“bile, de, hem de, dahi, üstelik, hatta, ayrıca, bundan başka”

 

Bu bağlaçlardan bazıları bazı durumlarda birbirlerinin yerine kullanılabilirler.

 

** “bile” kullanılan bir cümle daha önce kullanılmış bir cümlenin ya devamıdır ya da devamı gibi görünür.

Bunu sen bile başarabilirsin.

Bağırsan bile duymaz.

Tembel adam, olur, demiş. Demiş ama yerinden bile kalkmamış.

Hatta parasını bile ödemişti. / Hatta parasını ödemişti bile.

Çölde suyun bir damlası bile değerlidir.

 

**  “bile” yerine “de” veya “dahi” de kullanılabilir.

Bunu sen de başarabilirsin.

Bağırsan da duymaz.

Tembel adam, olur, demiş. Demiş ama yerinden dahi kalkmamış.

Hatta parasını dahi ödemişti. / Hatta parasını ödemişti dahi.

Çölde suyun bir damlası dahi değerlidir.

 

 “hatta, hem de, ayrıca, üstelik”

Belle, kazmayla, hatta elleriyle kazıdılar.

Gördüm, hatta konuştum da.

Konuşmuyor; üstelik gülmüyor da.

Çalışıyor, hem de sabahtan akşama kadar.

 

h. “de, ki, ise” bağlaçları

 

“de”

**  Her zaman kendinden önceki kelimeden ayrı ve de, da şeklinde yazılır; bitiştirilmez, te, ta şeklinde yazılmaz.  “ya” ile birlikte kullanıldığında da ayrı yazılır: “ya da”

Kelimenin son hecesine kalınlık-incelik bakımından uyar.

 

Genellikle “dahi, bile, üstelik, hatta” bağlaçlarıyla özdeştir.

 

Bu soruyu Ali de bildi                         dahi, bile

Artık gönlümü alsa da önemi yok.    dahi, bile

 

** Cümleleri, aynı görevdeki kelimeleri ve sözleri birbirine bağlar ve değişik anlamlar katar:

Sorsan da söylemem                                   asla

Erzakını hazırla da pikniğe gidelim.  

Cümleleri bağlamış, burada pikniğe gitmek için erzak hazırlama şartı var.

 

Biraz müsaade etsen de işime baksam       rica, istek, yalvarma

Büyüyecek de bana bakacak.                     Küçümseme, alay

Çalışıp da kazanacaksın.                            şart

Dün bizi bekletti de gelmedi.                       yakınma

Çalışayım da gör neler yapacağımı.             övünme

Düzenli çalıştı da başarılı oldu.                    için, neden-sonuç

Koşsan da yetişemezsin.                             değişmezlik

Bütün yıl okumamış da şimdi kitap kurdu oluverdi.            

Zıt anlamlı cümleler arasına girmiş.

 

**  Tekrarlanan kelimelerin arasına girerek anlamı güçlendirir:

Ev de ev olsa bari                                         küçümseme

Çalış da çalış...                                              abartma

 

**  “ama” bağlacının yerine kullanılabilir; cümleleri ve öğeleri birbirine bağlayabilir:

Hızlı hızlı koştu da yetişemedi.          cümleleri bağlamış

 

**  Edattan ve zarftan sonra gelerek anlamı pekiştirebilir:

O kadar da soğuk değil.

Böyle davranmanız hiç de iyi olmadı.

 

“ki”

Sadece “ki” biçimi vardır.

Kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı yazılır.

Türkçe değil, Farsça bir bağlaçtır ve Türkçe cümle yapısına aykırı olarak kullanılır.

 

** Anlam bakımından birbiriyle ilgili cümleleri birbirine bağlar.

Bir şey biliyor ki konuşuyor.              (sebep-sonuç)

Baktım ki gitmiş.                                (şaşkınlık)

Ancak ne yazık ki böyle olmadı.                  

** Birisinden alıntı yapılacağı zaman kullanılır.

Atatürk diyor ki: ...                             (açıklama)

** Özneyle veya tümleçlerle ilgili açıklama yapılacağı zaman kullanılır. Bazen “ki” ile başlayan bu açıklama iki kısa çizgi arasında verilir.

Ben ki hep sizin için çalıştım.                        (pekiştirme)

Siz ki beni tanırsınız, neden böyle düşünüyorsunuz?

O yerden -ki herkes kaçar- sen de kaç.

”ki” kullanılan bazı cümlelerin “ki”den sonraki kısmı söylenmez.

Sınavı kazanabilir miyim ki...             (kuşku)

Bu adama güvenilmez ki!                  (yakınma)

Acaba çocuğa kızarlar mı ki?            (endişe)

 

** Tekrar edilen kelimeler arasında kullanılır.

Adam belâ ki ne belâ...

** Abartma anlamı katar.

Bugün öyle yorgunum ki...

 

Bu bağlaç birkaç örnekte kalıplaşarak bitişik yazılmaktadır.

Belki, çünkü (burada ünlü uyumuna girmiş), hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki.

 

“ise”

Karşılaştırma ilgisi kurar, karşıtlığı güçlendirir.

Yağmur yağıyor, evim ise çok uzakta. (bağlaç)

Adam konuşuyor, çocuksa hep susuyordu. (bağlaç)

 

Ek-fiilin şart çekimiyle karıştırılabilir.

Çocuk başarılıysa sınıfını geçer. (ek-fiilin şartı)

 

 

 

 

 

 

 

YAPI BAKIMINDAN BAĞLAÇLAR

 

1. Basit Bağlaçlar

Ek almamış (kök hâlindeki) bağlaçlardır. ve, ile, de, fakat, eğer...

 

2. Türemiş Bağlaçlar

Yapım eki almış bağlaçlardır. kısaca, yalnız, üstelik...

 

3. Birleşik Bağlaçlar

Birden fazla kelimeden oluşurlar ve bitişik yazılırlar. yoksa, hâlbuki...

 

4. Öbekleşmiş Bağlaçlar

Birden fazla kelimeden oluşur ve ayrı yazılırlar. ya da, ne var ki, hem de...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ÜNLEMLER

Aniden ortay çıkan duyguların etkisiyle ağızdan bir çırpıda çıkan, bu duyguları daha etkili anlatmaya yarayan kelimelerdir veya sözlerdir.

Bu kelimelerin yanında dilek, emir, tehdit gibi anlamlar taşıyan kelimeler, cümleler ve yansımalar da ünlem değeri kazanabilir.

Bu bakımdan ünlemler ikiye ayrılabilir:

 

1. ASIL ÜNLEMLER

 

Asıl görevi ünlem olan kelimelerdir. Başka görevlerde kullanılamazlar. Seslenme veya duygu anlatırlar.

 

Seslenme Ünlemleri

Ey Türk Gençliği!                              Hey! Biraz bakar mısın?
Bre melûn! Ne yaptın?                       Hişt! Buraya gel!
Şşt! Sus bakayım!

Bunların yanında adlar ve özel adlar da seslenme ünlemi olarak kullanılabilir.

Anne! Hemşehrilerim! Tanrım! Mehmet!

 

Duygu Ünlemleri

Ee, yeter artık!                       Aa! Bu da ne?             Ah, ne yaptım!
Eh! Fena değil.                      Ay, elim!                     itme ha!
Hah, şimdi oldu!                     Hay Allah!                  Vah zavallı!
Vay sersem!                            Aman dikkat!              Eyvah! Geç kaldım!
İmdat! Boğuluyorum!

 

2. ÜNLEM DEĞERİ KAZANMIŞ KELİME ve SÖZLER

Anlamlı kelimelerin bazılarına vurgu ve tonlama yoluyla ünlem değeri kazandırılabilir. Bunlar da duygu ya da seslenme anlatır.

Komşular!                Babacığım!                  Simitçi!            Çok ilginç!
Ne kadar güzel!        Çabuk eve git!             Ne olur yardım et!        Çık dışarı!

Yansıma kelimelerin hemen hemen tümü ünlem olarak kullanılabilir.

Şır!   Çat!     Güm!   Hav!    Miyav!   Tıs!

 

 

 

Fiillerin Cümle İçindeki Görevi

 

Çekimli Fiilin Yapısındaki Unsurlar

 

1. Kök ve Gövde
2. Şahıs Ekleri
3. Ek-fiil, Çekimi ve Görevleri

 

Filleri ve fiilden türemiş kelimeleri anlam ve yapı bakımından inceleyelim: 

 

A. FİİLDE HAREKET

Fiilde hareket, fiilin temel anlamını ifade eder.

Fiiller taşıdıkları temel anlamlara göre türlere ayrılırlar:

Fiilin temel anlamı harekettir. Hareketin anlam yönünden üç yönü vardır.  

 

1. İş ve Kılış Fiilleri

Öznenin iradesiyle, bir nesne üzerinde gerçekleşen, öznenin nesneyi etkilediğini ve o nesnenin de etkilendiğini gösteren fiillerdir.

Bu fiiller geçişlidir, yani nesne alarak kullanılırlar.

Zaten bu bakımdan iş ve kılış bildirirler. 

Örnek:Taşımak, yazmak, açmak, anlatmak, görmek, bilmek, silmek... 

 

2. Durum Fiilleri

Öznenin süreklilik gösteren bir durumunu anlatan fiillerdir.

Bu fiillerin bitmeleri için başka herhangi bir fiilin başlaması gerekir.

Durum fiillerinde özne durağan hâldedir.

Birçoğu, öznenin iradesi dışında gerçekleşir.

Bunlar genellikle geçişsizdir, yani çoğunlukla nesne almazlar.  

Örnek:Uyumak, uyanmak, ölmek, susmak, oturmak, yatmak, uzanmak... 

 

3. Oluş Fiilleri

Bunlar da bir nitelik değişikliği, yani bir durumdan başka bir duruma geçildiğini veya geçilmekte olduğunu bildirirler.

Gerçekleşmelerinde öznenin doğrudan etkisi yoktur.

Daha çok "kendiliğinden olma" söz konusudur.

Geçişsizdirler. 

Örnek:Solmak, büyümek, bayatlamak, yeşermek, uzamak...

 

FİİLDE ZAMAN

 

Fiiller bir yargıyı iletirken hareketin, oluşun, kılışın, durumun, işin gerçekleştiği ya da gerçekleşeceği zamanı da belirtirler.

Zaman, bu yüzden fiil çekiminde; yapıldığını, yapılmakta olduğunu veya yapılacağını vb. haber veren soyut kavramdır. 

 

Dilimizde üç temel zaman vardır: 

 

1. Şimdiki Zaman

İçinde bulunulan zamandır.

Fiilin, içinde bulunulan zamanda gerçekleştiğini ya da gerçekleştirildiğini anlatır. 

 

2. Geçmiş Zaman

Fiilin, içinde bulunulan zamandan önce gerçekleştiğini bildirir. Bilinen ve öğrenilen olmak üzere ikiye ayrılır. 

 

a. Bilinen Geçmiş Zaman :Öznenin bizzat gördüğü veya yaşadığı fiilleri bildirir. 

 

b. Öğrenilen Geçmiş Zaman :Öznenin görmediği, yaşamadığı, ancak başkasından duyarak anlattığı fiilleri bildirir. 

 

3. Gelecek Zaman

Fiilin, içinde yaşanılan zamandan sonra gerçekleşeceğini, şimdilik tasarı hâlinde olduğunu bildirir.  

Bu "zaman"lara basit ya da ana zaman denir.

Bu ana zamanların dışında bir de geniş zaman vardır ki bu, fiilin her zaman yapıldığını bildirdiği için yukarıdaki bütün zamanları kapsar, başka bir ifadeyle yukarıdaki zamanların tümü geniş zamanı oluşturur.

Böylece "zaman" sayısı beşe yükselmiş olur. 

Bu "zaman"ları çekimli fiillerde zaman (haber kipi) ekleri temsil eder. Bu eklerin üzerine tekrar bazı haber veya dilek kip ekleri getirilerek birleşik zamanlar oluşturulur.

 

 

 

 

FİİLDE KİŞİ

Fiildeki hareketi gerçekleştiren ya da o hareketin içinde bulunan varlığa fiildeki kişi denir.

Kişileri, çekimlenmiş, yani şahsa ve zamana bağlı olarak bir yargı bildiren fiillerin sonundaki ekler temsil eder.

Bu ekler, fiillere, zaman ve dilek kip eklerinden sonra gelir.

Yani önce fiillin zaman veya tasarı ifade eden bir çekimi yapılır, sonra onun hangi şahsa bağlı olduğunun belirtilmesi için şahıs ekleri getirilir.

Bu, Türkçenin sondan eklemeli bir dil oluşunun göstergesidir.  

 

Fiillerde üç "kişi" vardır: 

Birinci kişi(ler) : anlatan, söyleyen, haber veren, konuşan, isteyen, soran(lar)...

İkinci kişi(ler) :dinleyen, emir alan(lar)

Üçüncü kişi(ler): kendisinden bahsedilenler(ler) 

 

 Türkçede Şahıs Ekleri kimi kiplerde değişik şekillerdedir:

Şahıs        1.çeşit      2.çeşit       3.çeşit      4.çeşit
1.Tekil     -m               -im             -yim       
2.Tekil    -n                 -sin             -sin          ----
3.Tekil    ---                ----              ----           sin

1.Çoğul    -k              -iz               -lim        
2.Çoğul    -niz         -siniz             -siniz         -in, -iniz
3.Çoğul    -ler          -ler                -ler           -sinler

 

1.Çeşit ekleri alan kipler: Görülen geçmiş zaman, dilek-şart
2.Çeşit ekleri alan kipler: Öğr.geç.zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman, gereklilik kipi
3.Çeşit ekleri alan kipler: İstek kipi
4.Çeşit ekleri alan kipler: Emir kipi


Dikkat edilecek olursa bazı şahıs eklerinin birkaç şekilde kullanılabildiği görülecektir. Bunlar fiil çekim örneklerinde daha anlaşılır bir şekilde incelenecektir.   

 

Not: Bu şahıs ekleri tek tek öğrenilmez. Çekimli filler eklerine ayrılırken kendiliğinden ortaya çıkarlar.

 

 

FİİLDE KİP

 

Fiiller, zaman ve anlam özelliklerine göre türlü ekler alarak değişik biçimlerde kullanılırlar. Bu kullanılış biçimlerinin her birine kip denir. Kip, fiillerin zaman, şahıs, tekillik ve çoğulluk bildiren şekilleridir. Bunların yanında olumsuzluk ve soru biçimleri de vardır, ama bu ikisi zaten var olan kiplerin olumlu, olumsuz, olumlu soru ve olumsuz soru şeklinde kullanımlarıdır, o kadar. 

 

Fiiller kip yönünden ikiye ayrılır: 

 

Haber (bildirme) kipleri ve istek kipleri 

 

I. BASİT ZAMANLI ÇEKİMLER

 

Fiillerin basit zamanlı çekimleri sadece bir tek kip eki içerir. 

 

Yapılışı şöyledir: fiil + kip eki + şahıs eki (gel-di-k vb.) 

Kipler, kip ekleri ve çekim örnekleri aşağıda verilmiştir: 

 

1. Haber (Bildirme) Kipleri

Zaman kavramı taşıyan kiplerdir, yani zaman ekleriyle yapılırlar. Taşıdıkları bu zaman eklerine göre beşe ayrılır: 

 

a. Bilinen (görülen,bilinen,di'li) Geçmiş Zaman Kipi

Fiile (kök veya gövde) "-dı/di/-du/-dü ; -tı/-ti/-tu/-tü" eki getirilerek yapılır.

Bu ek bilinen geçmiş zaman ifade eder.  

 

** Uzak ya da yakın geçmişte yapılan ve tamamlanan işleri kesinliğe bağlayarak anlatır.

Araştırmalarını geçen yıl kitaplaştırarak yayımladı.
Saat kaçta ve nerede buluşacağımızı şimdi hatırladım.
Konular ayrıntılarıyla görüşüldü 

 

** Kişi, kişiler ya da tarih tarafından bilinen olaylar anlatılır.
1908'de ikinci Meşrutiyet ilân edildi.
Türklere Anadolu'nun kapılarını Alparslan açtı. 

 

 

 

Çekimi: 

 

Olumlu: Gel-di-m, Gel-di-n, Gel-di,
            Gel-di-k, Gel-di-niz, Gel-di-ler 

Olumsuz: Gel-me-di-m, Gel-me-di-n, Gel-me-di,
              Gel-me-di-k, Gel-me-di-niz, Gel-me-di-ler 

Olumlu soru: Gel-di-m mi?, Gel-di-n mi?, Gel-di mi?,
                   Gel-di-k mi?, Gel-di-niz mi?, Gel-di-ler mi? 

Olumsuz soru: Gel-me-di-m mi?, Gel-me-di-n mi?, Gel-me-di mi?,
                     Gel-me-di-k mi?, Gel-me-di-niz mi?, Gel-me-di-ler mi? 

 

 

b. Öğrenilen(duyulan,anlatılan,miş'li) Geçmiş Zaman

 

Fiile "-mış/-miş-/-muş/-müş" eki getirilerek yapılır. 

 

** ]Bu ek ve bu çekim, yapılan işin görülmediğini, duyulduğunu, öğrenildiğini ifade eder.

Depremzedelere gönderilen yardımları engellemişler.
Atalarımız bizlere güvenmiş de bu vatanı emanet etmişler.
Annemin anlattığına göre ben bir yaşında yürümeye başlamışım. 

 

** Farkında olunmayan ya da sonradan fark edilen fiilleri anlatır:
Okula giderken otobüste uyumuşum.
Bir de baktım ki okul durağını geçmişiz. 

 

** Bir işle, oluşla ilgili kişisel görüş bildirir:
Yemek güzel olmuş; ellerin dert görmesin. 

 

 

** Masallarda kullanılır:Bir varmış, bir yokmuş. Az gitmiş uz gitmiş.  

 

Çekimi:

 

Olumlu:Gel-miş-im    Gel-miş-sin    Gel-miş Gel-miş-iz   Gel-miş-siniz  Gel-miş-ler 

Olumsuz:Gel-me-miş-im  Gel-me-miş-sin   Gel-me-miş
             Gel-me-miş-iz    Gel-me-miş-siniz   Gel-me-miş-ler 

Olumlu soru:Gel-miş miyim?  Gel-miş misin?  Gel-miş mi?
                   Gel-miş miyiz?    Gel-miş misiniz?     Gel-miş-ler mi? 

Olumsuz soru:Gel-me-miş miyim?  Gel-me-miş misin?     Gel-me-miş mi?
                     Gel-me-miş miyiz?    Gel-me-miş misiniz?   Gel-me-miş-ler mi? 

 

 

c. Şimdiki Zaman

Fiile "-yor" eki getirilerek yapılır. Ünsüzle biten fiile "İ" yardımcı ünlüsüyle birlikte; ünlüyle bitenlere tek başına getirilir: Oku-yor                      gel-i-yor 

 

** Belirtilen işin, oluşun vb. içinde bulunulan zamanda yapılmakta olduğunu ifade eder.

Gidiyorum, gurbeti gönlümle duya duya,
Ulukışla yolundan Orta Anadolu'ya 

Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum. 

 

** Bu çekimden sonra "-Dİr" bildirme eki kullanılırsa olasılık anlamı katılmış olur:
O şimdi mışıl mışıl uyuyordur. 

 

** Bu ekin yerini "-mEk-tE" ekleri alabilir:Gördüğün gibi dinleniyoruz>dinlenmekteyiz. 

Çekimi:

Olumlu:Gel-i-yor-um     Gel-i-yor-sun    Gel-i-yor   
            Gel-i-yor-uz   Gel-i-yor-sunuz   Gel-i-yor-lar 

Olumsuz:Gel-mi-yor-um   Gel-mi-yor-sun   Gel-mi-yor
              Gel-mi-yor-uz    Gel-mi-yor-sunuz   Gel-mi-yor-lar 

Olumlu soru:Gel-i-yor muyum?     Gel-i-yor musun?     Gel-i-yor mu?
                   Gel-i-yor muyuz?      Gel-i-yor musunuz?    Gel-i-yor-lar mı? 

Olumsuz soru:Gel-mi-yor muyum?   Gel-mi-yor musun?    Gel-mi-yor mu?
                     Gel-mi-yor muyuz?    Gel-mi-yor musunuz?   Gel-mi-yor-lar mı? 

 

d. Gelecek Zaman

Fiile "-acak/ecek" eki getirilerek yapılır.

 

** İşin gelecekte yapılacağını bildirir. 

Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.  

Önümden çekilirsen İstanbul görünecek
Nerede olduğumu bileceğim
Sisler utanacak, eğilecek
Ağzının ucundan öpeceğim
Saçına kalbimi takacağım
Avcunda bir şiir büyüyecek
Nerede olduğumu bileceğim (Atilla İlhan; Rüzgâr Gülü) 

 

** "-dir" bildirme ekiyle birlikte kullanıldığında kesinlik anlamı katar. 
Yarınki maç saat 14:00'te yapılacaktır. 

 

Çekimi:

Olumlu:Gel-eceğ-im     Gel-ecek-sin     Gel-ecek
           Gel-eceğ-iz     Gel-ecek-siniz    Gel-ecek-ler 

Olumsuz:Gel-me-y-eceğ-im    Gel-me-y-ecek-sin    Gel-me-y-ecek
             Gel-me-y-eceğ-iz      Gel-me-y-ecek-siniz    Gel-me-y-ecek-ler

Olumlu Soru:Gel-ecek miyim?    Gel-ecek misin?    Gel-ecek mi?
           Gel-ecek miyiz?    Gel-ecek misiniz?   Gel-ecek-ler mi? 

Olumsuz Soru:Gel-me-y-ecek miyim?    Gel-me-y-ecek misin?   Gel-me-y-ecek mi?
                    Gel-me-y-ecek miyiz?     Gel-me-y-ecek misiniz? Gel-me-y-ecek-ler mi? 

 

 

e. Geniş Zaman

Fiil kök veya gövdesine "-r" ; "-ar/-er" ; "-ır/-ir/-ur/-ür" eki getirilerek söz konusu olan işin vb. geçmiş, şimdiki ve gelecek zamanların tümüne ait olduğunun, yani her zaman tekrarlandığı bildirir.  

Seni ancak ebediyyetler eder istiab.
Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem
Yaş otuz beş! yolun yarısı eder. 

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol. 

*Geniş zamanın olumsuz çekiminde bu ekin kullanımı biraz izah gerektirir. Bazı şahıslarda olumsuzluk ekinden sonra geniş zaman eki gelmezken bazılarında da "z" olarak kullanılır:

Gel-i-r-im       >        gel-me-m                    ek yok
Gel-i-r-sin       >        gel-me-z-sin                z
Gel-i-r             >        gel-me-z                     z
Gel-i-r-iz         >        gel-me-y-iz                  ek yok
Gel-i-r-siniz    >        gel-me-z-siniz              z
Gel-i-r-ler       >        gel-me-z-ler                z 

 

Çekimi:

Olumlu:Gel-i-r-im    Gel-i-r-sin    Gel-i-r   Gel-i-r-iz   Gel-i-r-siniz   Gel-i-r-ler

Olumsuz:Gel-me-m   Gel-me-z-sin   Gel-me-z   
              Gel-me-y-iz    Gel-me-z-siniz  Gel-me-z-ler 

 Olumlu Soru:Gel-i-r miyim?Gel-i-r misin?Gel-i-r mi?
Gel-i-r miyiz?Gel-i-r misiniz?Gel-i-r-ler mi?

 Olumsuz Soru:Gel-me-z miyim?Gel-me-z misin?Gel-me-z mi?
Gel-me-z miyiz?Gel-me-z misiniz?Gel-me-z-ler mi? 

 

2. DİLEK KİPLERİ

Dilek kipleri, fiillere dilek anlamı katan kiplerdir.
Fiilin zamanını bildirmezler. Ama hepsinde de pek belirgin olmayan bir gelecek zaman anlamı vardır.  

 

Dilek kipleri dörde ayrılır: 

 

a. Gereklilik Kipi

Fiile "-malı/meli" eki getirilerek yapılır. Belirtilen işin yapılması gerektiğini bildirir.
"lâzım, gerek, icap eder" anlamlarını verir. 

 

Bütün bunların üstüne
Hepsinin üstüne sevda sözleri söylemeliyim ;
Vatanım milletim tüm insanlar kardeşlerim
Sonra sen gelmelisin dilimin ucuna adın gelmeli
Adın kurtuluştur ama söylememeliyim
Can kuşum umudum canım sevgilim. 

 

 

 

 

Çekimi 

Olumlu:

Olumsuz:

Gel-meli-y-im
Gel-meli-sin
Gel-meli

Gel-meli-y-iz
Gel-meli-siniz
Gel-meli-ler

Gel-me-meli-y-im
Gel-me-meli-sin Gel-me-meli

Gel-me-meli-y-iz
Gel-me-meli-siniz
Gel-me-meli-ler

 

Olumlu Soru:

Olumsuz Soru:

Gel-meli mi-y-im?
Gel-meli misin?
Gel-meli- mi?

Gel-meli mi-y-iz ?
Gel-meli mi-siniz?
Gel-meli-ler mi?

Gel-me-meli mi-y-im?
Gel-me-meli misin? Gel-me-meli- mi?

Gel-me-meli mi-y-iz ?
Gel-me-meli mi-siniz?
Gel-me-meli-ler mi? 

 

b. İstek Kipi

Fiile "-a /-e" eki getirilerek yapılır. Fiilin yapılmasının istendiğini bildirir. 

 

Bende yok sabr ü sükûn sende vefadan zerre
İki yoktan ne çıkar fikr idelim bir kerre 

Güneş ufuktan şimdi doğar 
Yürüyelim arkadaşlar   

Nereye dikilmek istersen
Söyle seni oraya dikeyim! 

Hep senünçündür benim dünyâ cefasın çektiğim
Yoksa ömrüm varı sensiz neyle(ye)yim dünyâyı ben 

*Ünlüyle biten fillerin 1. tekil şahıs çekiminde heceden tasarruf edilebilmektedir:
Gelmeyeyim>gelmeyim    Okumayayım>okumayım     Neyleyeyim>neyleyim 

*Beddua amaçlı da kullanılabilir:Kurşunlara gelesin. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çekimi

Olumlu:

Olumsuz:

Gel-e-y-im
Gel-e-sin
Gel-e

Gel-e-lim
Gel-e-siniz 
Gel-e-ler

Gel-me-y-e-y-im
Gel-me-y-e-sin Gel-me-y-e

Gel-me-y-e-lim
Gel-me-y-e-siniz
Gel-me-y-e-ler

 

Olumlu Soru:

Olumsuz Soru:

Gel-e-y-im mi?
--
--

Gel-e-lim mi?
--
--

Gel-me-e-y-e-yim mi?
--
--

Gel-me-e-ye-lim mi?
--
--

 

 

c. Dilek-Şart Kipi

Fiile "-sa/-se" eki getirilerek yapılır.

Fiilin yapılması dileğini bildirir. Bu durumda bu eki alan fiil yüklemdir. 

"Bu, taşındır" diyerek Kâbe'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namiyle,
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramiyle; 

Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;
Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsam oradan; 

Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına,

Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem; 

Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.

AÇSAM RÜZGARA

Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş
Mavilerde sefer etmek!
Bir sahilden çözülüp gitmek
Düşünceler gibi başıboş.
Açsam rüzgara yelkenimi;
Dolaşsam ben de deniz deniz
Ve bir sabah vakti, kimsesiz
Bir limanda bulsam kendimi.
Bir limanda, büyük ve beyaz...
Mercan adalarda bir liman..
Beyaz bulutların ardından
Gelse altın ışıklı bir yaz.
Doldursa içimi orada
Baygın kokusu iğdelerin.
Bilmese tadını kederin
Bu her alemden uzak ada.
Konsa rüya dolu köşkümün
Çiçekli dalına serçeler.
Renklerle çözülse geceler,
Nar bahçelerinde geçse gün.
Her gün aheste mavnaların
Görsem açıktan geçişini
Ve her akşam dizilişini
Ufukta mermer adaların.
Ne hoş. ey Tanrım, ne hoş,
İller, göller, kıtalar aşmak.
Ne hoş deniz deniz dolaşmak
Düşünceler gibi başıboş.
Versem kendimi bütün bütün
Bir yelkenli olup engine;
Kansam bir an güzelliğine
Kuşlar gibi serseri ömrün.

Orhan Veli KANIK

 

Bir fiilin gerçekleşmesi koşulunu bildirir. Bu durumda bu eki alan fiil yan cümlenin yüklemidir.  

Neler çeker bu gönül söylesem şikâyet olur
Ne zaman seni düşünsem
Bir ceylan su içmeye iner
Çayırları büyürken görürüm  (İlhan Berk) 

Sen ki; a'sara gömülsen taşacaksın... Heyhat,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat... 

Ey Maraşlı Şeyhoğlu, evliyalar adağı
Bahtına lânet olsun aşmadıysan bu dağı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Çekimi:

Olumlu:

Olumsuz:

Gel-se-m
Gel-se-n
Gel-se

Gel-se-k
Gel-se-niz
Gel-se-ler 

Gel-me-se-m
Gel-me-se-n
Gel-me-se

Gel-me-se-k
Gel-me-se-niz
Gel-me-se-ler

 

Olumlu Soru:

Olumsuz Soru:

Gel-se-m mi?
Gel-se-n mi?
Gel-se mi?

Gel-se-k mi?
Gel-se-niz mi?
Gel-se-ler mi?

Gel-me-se-m mi?
Gel-me-se-n mi?  
Gel-me-se mi?

Gel-me-se-k mi?   
Gel-me-se-niz mi?   
Gel-me-se-ler mi? 

                  

 

d. Emir Kipi

1. şahısların çekimi yoktur.
Fiilin yapılmasını emir biçiminde bildirir.  

Oraya otur ve yerinden kalkma.
Bu raporu akşama kadar yetiştir.

 

*Bazen dilek, istek anlamları da taşır.
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül... 
Her şey gönlünüzce olsun.
Allah'ım bizi affet!
Peki, öyle olsun. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çekimi

Olumlu:

Olumsuz:

--
Gel
Gel-sin

--
Gel-in(iz)
Gel-sin-ler

--
Gel-me
Gel-me-sin

--
Gel-me-y-(in)iz
Gel-me-sin-er

 

Olumlu Soru:

Olumsuz Soru:

--
--
Gel-sin mi?

--
--
Gel-sin-ler mi?

--
--
Gel-me-sin mi?

--
--
Gel-me-sin-ler mi?

Buraya kadar fiillerin basit zamanlı (tek kipe göre) çekimlerini yaptık.Fiillerin bir de birleşik zamanlı çekimleri vardır ki bundan önce birleşik zamanlı çekimleri yapmaya yarayan ek-fiili öğrenmek yerinde olacaktır. 

 

 

 

 II. Ek-Fiil ve BİRLEŞİK ZAMANLI ÇEKİMLER

 

Ek-Fiil:İsim soylu kelimelerin sonuna gelerek onların yüklem olmasını ve basit zamanlı fiil çekimlerinin birleşik zamanlı çekimlerini yapmayı sağlayan fiildir.  

 

"imek" fiilinin ek olarak kullanımıdır. Genellikle bitişik yazılır.  

 

*Fiillerin hikâye, rivayet, şart birleşik zamanlı çekimlerini yapmayı sağlar. 

 

*"di"li geçmiş zamanın hikâyesi, şartı:
geldi idim>geldiydim           
geldi isek>geldiysek 

 

*-miş'li geçmiş zamanın hikâyesi, rivayeti, şartı:
gelmiş idi>gelmişti  
gelmiş imiş>gelmişmiş
gelmiş ise>gelmişse 

 

 

*Şimdiki zamanın hikâyesi, rivayeti, şartı:
biliyor idik>biliyorduk
biliyor imişiz>biliyormuşuz
biliyor isek>biliyorsak 

 

*Gelecek zamanın hikâyesi, rivayeti, şartı:
alacak idik>alacaktık
alacak imiş>alacakmış
alacak isen>alacaksan 

 

*Geniş zamanın hikâyesi, rivayeti, şartı:
sever idi>severdi
sever imişler>severmişler
sever iseler>severlerse 

 

*Dilek-şart kipinin hikâyesi, rivayeti: gitse idim>gitseydim gitse imiş>gitseymiş 

 

*İstek kipinin hikâyesi, rivayeti:bula idi>bulaydı ala imiş>alaymış 

 

*Gereklilik kipinin hikâyesi, rivayeti ve şartı:
yazmalı idik>yazmalıydık
çizmeli imişiz>çizmeliymişiz
sürmeli iseler>sürmeliyseler veya sürmelilerse 

 

Dikkat 

Ben iyi bir okurum.                          Ek-fiilin geniş zamanı
Hep iyi kitaplar okurum.                   Şahıs eki
Benim okurum anlayışlıdır.               İlgi eki ve iyelik eki
Öğrenciydi                                      ek-fiil çekimi
Uyuyordu                                          birleşik çekim
Öğrenciymiş                                      ek-fiil
Uyuyormuş                                        birleşik zaman
Öğrenciyse                                         ek-fiil
Uyuyorsa                                           birleşik zaman 

 

 

 

BİRLEŞİK ZAMANLI ÇEKİMLER

Fiillerin basit zamanlı çekimleri sadece bir tek kip eki içerir. Hâlbuki dilimizde iki kip eki üst üste gelebilir.

İşte çekimi iki kip ekiyle yapılmış olan bu fiillere birleşik zamanlı fiiller; çekimlerine de birleşik zamanlı çekimler denir.

Birleşik zamanlı çekimlerde sonradan eklenen haber veya dilek ki ekleri asıl zamanı kendi üzerlerine alırlar.  

Yapılışı şöyledir: 

 

Basit zamanlı çekimlerde, fiil + kip eki + şahıs eki (gel-di-k vb.);

Birleşik zamanlı çekimlerde fiil + kip eki +  birleşik zaman eki + şahıs eki (gel-miş-ti-niz vb.) olur

Üçüncü çoğul şahıslarda genellikle fiil + kip eki + şahıs eki + birleşik zaman eki (gel-i-yor-lar-dı vb.) olur 

 

Üç birleşik zaman vardır: 

Hikâye birleşik zamanı                       "-Dİ" ekiyle yapılır                   <IDI
Rivayet birleşik zamanı                      "-mİş" ekiyle yapılır                 <IMIŞ
Şart birleşik zamanı                           "-sE" ekiyle yapılır                   <ISE < p>

 

 

Aslında bu ekler ek-fiilin üç zamana göre çekimlenmesinden başka bir şey değildir.

"idi, imiş, ise", basit zamanlı çekimleri yaparken kullandığımız bilinen ve öğrenilen geçmiş zamanla şarta ait eklerin "imek" fiiline eklenmesiyle oluşmuştur. Daha sonra "i" düşer. 

Bu birleşik zamanları oluşturan eklerin hangi asıl (basit) zamanlı çekimlere gelebileceği aşağıda gösterilmiştir: 

 

1. Hikâye birleşik zamanı

Emir çekimi hariç bütün basit zamanlı çekimlerin hikâye birleşik zamanlı çekimleri vardır. gel-di-y-di-m; gel-miş-ti-m; gel-i-yor-du-m; gel-i-r-di-m; gel-ecek-ti-m;
gel-se-y-di-m; gel-e-y-di-m; gel-meli-y-di-m; --------- 

Bu birleşik çekim, basit zamanla belirtilen işin bilinen geçmiş zamana ait olduğunu gösterir.

Tek kip ekiyle çekimlenmiş fiillerin sonuna "idi" ek-fiili getirilerek yapılır. "idi" ek-fiili de genellikle bitişik yazıldığı için "i" düşer ve "-dİ" hâlini alır.  

 

2. Rivayet birleşik zamanı
Emir ve bilinen geçmiş zaman çekimleri hariç diğer basit zamanlı çekimlerin rivayet birleşik zamanlı çekimleri vardır.  

----; gel-miş-miş-sin; gel-i-yor-muş-sun; gel-i-r-miş-sin; gel-ecek-miş-sin;
gel-se-y-miş-sin; gel-e-y-miş-sin; gel-meli-y-miş-sin;-------

Bu birleşik çekim, basit zamanla belirtilen işin öğrenilen geçmiş zamana ait olduğunu gösterir. Bu fiillerde kesinlik yoktur.  

Tek kip ekiyle çekimlenmiş fiillerin sonuna "imiş" ek-fiili getirilerek yapılır. "imiş" ek-fiili de genellikle bitişik yazıldığı için "i" düşer ve "-mİş" hâlini alır.  

 

3. Şart birleşik zamanı       
Emir, dilek-şart ve istek çekimleri hariç diğer basit zamanlı çekimlerin şart birleşik zamanlı çekimleri vardır.

gel-di-y-se; gel-miş-se; gel-i-yor-sa; gel-i-r-se; gel-ecek-se;
----- ; ---- ; gel-meli-y-se; ------ 

Bu birleşik çekim, basit zamanla belirtilen işin bilinen şarta bağlı olduğunu gösterir. Fiili bir başka fiilin koşulu yapar. 

Tek kip ekiyle çekimlenmiş fiillerin sonuna "ise" ek-fiili getirilerek yapılır. "ise" ek-fiili de genellikle bitişik yazıldığı için "i" düşer ve "-sE" hâlini alır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

FİİL KİPLERİNDE ANLAM KAYMASI

 

Fiil çekimlerinde bir zaman ekinin başka bir zaman eki yerine kullanılmasına, yani fiilin bir zamana göre çekimlenip de başka bir zamanı kastetmesine fiilde anlam kayması denir.  

Anlam kaymasında hangi kipin hangisinin yerine kullanıldığı bazen anlaşılmayabilir. Bunu da önceki ve sonraki cümlelere bakarak anlamalıyız.

Anlam kayması şu kipler arasında olur:

 

Bilinen geçmiş zaman yerine geniş zaman:

Başarmak için azimli davranır ve sonunda başarır. (davrandı/başardı)

 

Öğrenilen geçmiş zaman yerine geniş zaman

Hoca bir gün pazara  iner. (inmiş)

 

Şimdiki zaman yerine geniş zaman

Ben onun ne istediğini bilirim. (biliyorum)

Başkan Bey, evrakı isterler.   (istiyor)

 

Gelecek zaman yerine geniş zaman

Babam bu habere çok sevinir.           Sevinecek

 

Emir yerine geniş zaman:

Sabah erkenden kalkar, çantanı hazırlarsın. (kalk, hazırla)

 

Bilinen geçmiş zaman yerine şimdiki zaman:

Duyar duymaz olay yerine koşuyorum. (koştum)

 

 

Gelecek zaman yerine şimdiki zaman:

Birkaç gün sonra Ankara'ya gidiyorum. (gideceğim)

 

Geniş zaman yerine şimdiki zaman:

Her zaman buraya uğruyor. (uğrar)

 

Emir yerine gelecek zaman: 

Bu kitabı bir haftada okuyacaksın!  (oku)

 

Gereklilik yerine gelecek zaman: 

Sıkıntın çalışmandan olacak.  (olmalı)

 

Bilinen geçmiş yerine istek

Dışarı çıkınca bir de ne göreyim!

Onu karşımda görmeyeyim mi!

 

Emir yerine istek:

İşimize gereken ciddiyeti gösterelim.  (gösterin)

 

Emir yerine gereklilik:

Yarın daha erken gelmelisin.         Gel!

On dakika içinde bu eşyalar taşınmalı.        Taşınsın!

 

İstek yerine emir

Her şey gönlünce olsun

Allah yardımcınız olsun.

 

Yetersizlik, gücü yetmeme yerine emir

Bu adamdan kurtul, kurtulabilirsen.

İşin içinden çık çıkabilirsen.

 

Şimdiki zaman yerine miş'li geçmiş zamanın hikâyesi:

Buyurun, ne aramıştınız? (arıyorsunuz)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yapısına Göre Fiiller

Fiiller de isim soylu kelimeler gibi yapı bakımından üçe ayrılır:

 

1-Basit Fiiller:

Yapım eki almamış, bir tek kelimeden oluşan, yani kök hâlindeki fillerdir.
Çoğunlukla tek hecelidir. Çok heceliler de vardır.
Fiil kökünden sonra bir tire işareti getirilerek ifade edilir.

Gel-, yaz-, oku-, sev-, kıvır-, çevir-, kavuş-...

Not: Tire işareti kullanılmaz da nokta veya ünlem kullanılırsa emir çekimi olur. Bu, bütün fiiller için geçerlidir:Gel!     Oku. Yaz!...

Dilimizde hem isim hem de fiil kökü olarak kullanılan kelimeler vardır ki bunlara sesteş kökler denir:Ağrı, ağrı-; boya, boya-, tat, tat-, eski, eski-...

 

2- Türemiş Fiiller

İsim veya fiil kökleriyle yansımalardan, yapım ekleriyle türetilmiş fiillerdir.
Bunlara fiil gövdesi (tabanı) denir.

Ben-imse-, açık-la, mor-ar, av-la-, ince-l-, çat-la-, pat-la-, gür-le-, şırıl-da-, hav-la-, me-le-, fısıl-da-, kov-ala-, baş-la-t, uç-ur-, yat-ı-ş-, ak-ı-t-, düş-ü-r-, sev-in-...

 

Türemiş fiilller ikiye ayrılır:
a)İsim soyu kelimelerden türetilen fiiller  b)Fiil kök ve gövdelerinden türetilen fiiller

 

 a)İsim Soyu Köklerden Fiil Türeten Eklerin Başlıcaları Şunlardır:

 

e-i-a(l):az-al-mak,düz-el-mek,kör-el-mek,doğru-l-mak,sivri-l-mek,eğri-l-mek,dar-al-mak...
     

 Not:Bu ek, "k" ile biten kelimelere gelince "k" düşer:küçü(k)-l-mek,alça(k)-l-mak,yükse(k)-l-mek...

 

-la/-le:ot-la-mak,yem-le-mek,baş-la-mak,yavru-la-mak,tek-rar-la-mak,bayat-la-mak,tuz-la-mak,zayıf-la-mak,bağış-la-mak...

          

  Not:Bu ekle,ünlemlerden üf-le-mek,of-la-mak...;ses taklidi için kullanılan kelimelerden gür-le-mek,şar-la-mak,zır-la-mak,hav-la-mak,hor-la-mak... biçiminde de fiiller türetilir.

 

-laş/-leş:haber-leş-mek,mektup-laş-mak,güzel-leş-mek,iyi-leş-mek,ağır-laş-mak....

           

-ar/-er/-r:baş-ar-mak,mor-ar-mak,kara-r-mak,yeş(yaş)-er-mek,gö(gök)er-mek,boz-ar-mak....

            -a/-e:yaş-a-mak,kan-a-mak,tün-e-mek,uzun:uz-a-mak,oyun:oyn-a-mak...

           

 -sa/-se:benim-se-mek,su-sa-mak,garip-se-mek...

          

  -da/-de:Ses taklidi için kullanılan kelimelerden:gümbür-de-mek,takır-da-mak,hırıl-da-mak,inil-de-mek,şırıl-da-mak,uğul-da-mak...

           

 -kir (-kır/-kur/-kür):Yansımalardan fiil üretir:püs-kür-mek,hay-kır-mak,fış-kır-mak,hıç-kır-mak

        

    B)Fiilden Fiil Türeten Eklerin Başlıcaları:

                

 -(a)la/-(e)le:eş-ele-mek,kov-ala-mak....

             -(i):sür-ü-mek,kaz-ı-mak

           

 -(i)l:dik-il-mek,yak-ıl-mak,üz-ül-mak...

           

-(i)n:sil-in-mek,kaç-ın-mak,gör-ün-mek...

                -(i)ş:gir-iş-mek,kız-ış-mak,böl-üş-mek...

        

    -(i)t:eri-t-mek,oyna-t-mak,yürü-t-mek...

         

   -d(i)r:çiz-dir-mek,yaz-dır-mak,ör-dür-mek,aç-tır-mak,kes-tir-mek...

 

 

UYGULAMALAR

 

1)Şu fiillerin kök ve gövdelerini bulunuz:bilirlerdi,ilerliyorlardı,kımıldamasınlar.
 

2)Aşağıdaki cümlelerde geçen fiillerin yapılarını,türemiş fiillerin hangi ekle türetildiğini gösteriniz.

 

 

 

 

"Akşamüstleri,güneş batarken Ankara ne kadar güzelleşir.

"Derin bir gürültü sis içinde kaynıyor,ileri geri yaklaşıyor,uzaklaşıyor,dalgalanıyordu.Kös,kalkan,boru sesleri,at kişnemelerine karışıyor;alınan emirler,verilen komutlar yüzlerce ağız tarafından ayrı ayrı tekrarlanıyordu."

3)"biriktirmek,küçümsemek,gecikmek,haykırmak,yükselmek,kısalmak,başlamak" mastarlarının köklerini,eklerini,köklerin çeşitlerini ayırıp gösteriniz.

 

3- Birleşik Fiiller

  Birden fazla kelimeden oluşan fiillerdir. Birleşik fiili oluşturan kelimeler biri veya her ikisi fiil olabilir. Ama en az biri fiil olmalıdır.

Yapılışına göre birleşik fiiller ikiye ayrılır:

 

A. KURALLI BİRLEŞİK FİİLLER

Yapılış şekilleri şunlardır:Fiil + yardımcı fiil

Herhangi bir fiille "yazmak, vermek, bilmek, durmak, gelmek" yardımcı fiillerinden oluşur.

Bu yardımcı fiilleri kendi anlamlarını tamamen yitirir, "yeterlik, tezlik, sürerlik ve yaklaşma" olmak üzere dört anlam ifade eder

İki fiil arasına "-a,-e,-ı,-i,-o,-ö,-u,-ü" zarf-fiil eklerinden biri girer.

 

1)Yeterlik Fiili:Fiil + "-E" + bil- şeklinde yapılır.

Anlam:
Ahmet bu işi başarabilir.       Başarmaya gücü yeter.          Yeterlik

Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir.   Etmesi olası.  Yeterlik     Olasılık

Yanınıza gelebilir miyim?İzin verir misiniz?   Yeterlik           İstek isteme, rica etme

Herkes kendi işiyle ilgilenebilir.     Buna izi var        yeterlik            izin verme

 

Olumsuzu şöyledir:
Gücü yetmezlik anlamı katıyorsa:
Başar-a-bil-i-r >        başar-a-ma-z
Aç-a-bil-i-r-im            >        aç-a-ma-m
Oku-y-a-bil-i-r-im       >        oku-y-a-ma-m
Gel-e-bil-i-r-iz >        gel-e-me-y-iz

Gücü yetmezlik ihtimali içeriyorsa:
Yaz-a-bil-i-r-im           >        yaz-a-ma-y-a-bil-i-r-im
Oku-y-a-bil-i-r-ler      >        oku-y-a-ma-y-a-bil-i-r-ler

İsteğe bağlı oluşta ihtimalin yüzde elli olduğu belirtiliyorsa:
Doğ-a-bil-i-r   >        doğ-ma-y-a-bil-i-r
Ol-a-bil-i-r      >        ol-ma-y-a-bil-i-r

 
 

2)Tezlik Fiili:Fiil + "-İ" + ver-             ve               Fiil + "-İ" + gel- şeklinde yapılır.

Anlam:
Bana bir çay alıver.                                      Tezlik, çabukluk
Birden karşısına çıkıverdi.                            Apansızın
Onu bir kenara atıvermişler                          Önemsememe, gelişigüzel yapma
Beklemediğimiz bir anda çıkageldi               Apansızın

 

Olumsuzu:
Kapıyı açıvermedi      açmadı                        tezlik
Kapıyı açmayıver       açma               önemsememe 

 

3)Sürerlik Fiili:Fiil + "-E" + kal-
Fiil + "-E" + gel-
Fiil + "-E" + dur-    şeklinde yapılır.

Anlam:
Çocuk oturduğu yerde uyuyakalmış            
Bakakalırım giden her geminin ardından   
Sen vitrinlere bakadur, ben birazdan gelirim
Eskiden beri böyle anlatılagelmiş.    

 

Bu birleşik fiil tekrar birleşik fiil yapılabilir.

Çocuk oturduğu yerde uyuyakalabilir
Beni burada alıkoyamazsınız.
Sürerlik anlamını başka çekimler de verebilir:
Geçen arabalara bakıp durdu.
Olduğumuz yerde dönüp duruyoruz.

 

 Olumsuzu az da olsa yapılır:Uyuyakalmamış, yol kapalı olduğu için gecikmiş.

 

4)Yaklaşma Fiili:Fiil + "-E" + yaz-

Anlam:

Merdivenden inerken düşeyazdı.       Az kalsın düşüyordu / Az daha düşüyordu / Az kaldı ki düşüyordu / Düşmesine az kaldı.

"Çeşmimden akan hun ile sagar dolayazdı
Mecliste geçen gece yine kan olayazdı"        (Baki)

 

 

B. Anlamca Kaynaşmış (Deyimleşmiş)Birleşik Fiiller

Birleşik fiili oluşturan kelimelerden birinin veya tümünün anlam kaybetmesi ve kelimelerin anlamca kaynaşarak tamamen yeni ve farklı bir anlam kazanmaları sonucu oluşan birleşik fiillerdir.  

 

Şu yollarla yapılır: 

 

** Gerçek anlamında bir isim + gerçek anlamının dışında bir fiil 

kendini kaybetmek, hoşuna gitmek, para yemek, şehit düşmek, değer biçmek, deniz tutmak, hasta düşmek, kural koymak, öğüt vermek... 

 

** Gerçek anlamının dışında bir isim + gerçek anlamında bir fiil
gözünü korkutmak, bileğine güvenmek, ayağına gelmek... 

 

** Tümü gerçek anlamının dışında 

tası tarağı toplamak, deliye dönmek, baş kaldırmak, kalp kırmak, elvermek, varsaymak, öngörmek, başvurmak, vazgeçmek, kan ağlamak, kafa tutmak, göze girmek, abayı yakmak, feleğin çemberinden geçmek... 

 

 

*Bu birleşik fiillerin bir kısmını deyimleşmiş olduğu için burada deyimlerden bahsetmek yerinde olacaktır. 

 

Deyim, en az iki kelimenin kalıplaşarak yeni bir anlam kazanmasıyla oluşan mecazlı sözlerdir. Kelimelerden biri veya her ikisi anlam kaybına uğrar.  

Bu sözlerle gönlümü almış mı oldun?
Kendi düşüncelerinde ayak diriyordu.
Korktuğu başına gelmiş, arabası bozulmuştu.
Her gördüğüne dudak büküyordu.
Senin yaptığın pire için yorgan yakmak.
İki genç adam boğaz boğaza geldi.
Olur olmaz konularla baş ağrıtmayı seversin.
Bu şekilde anlatırsanız aklı yatar.
Sonunda korktuğumuza uğradık, çocuk kayboldu.
Matematiği aklım almıyor.
Çocuk ağzı açık beni dinliyordu.
Öğrenciler, beni can kulağı ile dinliyordu.
Hiçbir işte dikiş tutturamamıştı.
Bizimkinin iyice çenesi düştü.
Göze girmek için her şeyi yapıyor.
İşin ağırlığın gözümüzü korkutmuştu.
Bu soruya kafa yormanı istemiştim.
Çocuk eli uzun biri, cüzdanımı almış.
Burası çok ayak altı, şurada duralım. 

 

Deyimlerin Özellikleri

 

 a) Deyimler kalıplaşmış sözlerdir. Sözcüklerin yerleri değiştirilemez, herhangi biri atılamaz, yerlerine başka kelimeler konulamaz.  

 

Meselâ "yüzün ak olsun" yerine "yüzün beyaz olsun" denilemez,

"ocağına incir ağacı dikmek" yerine "ocağına çam ağacı dikmek" denilemez,

"ayıkla pirincin taşını" yerine "ayıkla bulgurun taşını" denilemez,

"dilinin altındaki baklayı çıkar" yerine "dilinin altındaki şekeri çıkar" denilemez,

"tüyleri diken diken ol-" yerine "kılları diken diken ol-" denemez.

Ama istisnalar yok değildir: "baş başa vermek" ve "kafa kafaya vermek" gibi. 

 

*Araya başka kelimeler girebilir: "Başını derde sokmak" Başını son günlerde hep derde soktu. 

 

b) Deyimler kısa ve özlü anlatımlardır. Az sözle çok şey anlatırlar:
"dili çözül-", "dilinde tüy bit-", "dilini yut-" 

 

 

 

1. Ya kelime öbeği ve mastar şeklinde olurlar:
bulanık suda balık avla-,       dikiş tutturama-,       

can kulağı ile dinle-,              köprüleri at-,

pire için yorgan yak-,             pişmiş aşa su kat-,

kafayı ye-,                              aklı alma-,

akıntıya kürek çek-,               ağzı kulaklarına var-,

bel bağla-,                              çenesi düş-,

göze gir-,                                dara düş-, 

 

2. Ya da cümle şeklinde olurlar ki bunların bir kısmı gerçek olaylara yada öykücüklere dayanır.

Yorgan gitti, kavga bitti.
Dostlar alışverişte görsün,
Çoğu gitti azı kaldı,
Atı alan Üsküdar'ı geçti,
Tut kelin perçeminden,
Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı
Kızım sana söylüyorum, gelinim sen alın.
Ne şiş yansın ne kebap 

 

c) Deyimlerin çoğunda kelimeler gerçek anlamından çıkarak mecaz anlam kazanmışlardır.  

abayı yakmak, hapı yutmak, ne şiş yansın ne kebap...

 

Bazı deyimler ise kendi anlamlarından çıkmamışlardır:
Çoğu gitti azı kaldı, adet yerini bulsun, canı sağ olsun ..

 

C. Yardımcı Fiille Kurulan Birleşik Fiiller

Tek başlarına da fiil olarak kullanılabilen, ama daha çok isim soylu kelimelerle ve asıl fiillerle birlikte birleşik fiil oluşturan fiillere yardımcı fiil denir.  

"etmek, olmak, eylemek, kılmak, bilmek, durmak, gelmek, yazmak,buyurmak" 

 

** Tek başlarına da kullanılabilirler 

Elbise üzerime oldu.

Bu elbise elli milyon eder. 

 

 

 

** İsimlerle ve asıl fiillerle birleşirler: 

sabretmek, kaybolmak, yardım etmek, iyi olmak, arz etmek, mutlu kılmak, hoş eylemek;

gelebilmek, gidedurmak, düşeyazmak, söylenegelmek... 

 

*Yardımcı fiillerle yapılan fiillere birleşik fiil denir. Bunların bir kısmı ayrı, bir kısmı bitişik yazılır.( Ses düşmesi ya da türemesi olur ise birleşik yazılır.)Her iki durumda da çekim ekleri en sona getirilir.  

sabrettim, kayboldu, yardım ediyor, iyi olsun, arz et, mutlu kıldı, hoş eyledi;

gelebilir, gidedur, düşeyazdım, söylenegelmiştir...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Fiilimsiler 

Fiil kök veya gövdelerinden yapım ekleriyle türetilerek isim, sıfat ve zarf olarak kullanılan kelimelerdir.  

Bunlar artık fiil olarak kullanılma özelliğini kaybettikleri için fiil çekim eklerini (olumsuzluk eki hariç) alamazlar; isim çekim eklerini alabilirler, isim sıfat ve zarf (tümleci) olarak kullanılırlar; yancümlecik kurarlar. 

 

Fiilimsiler üçe ayrılır: İsim-fiiller, Sıfat-fiiller ve Zarf-fiiller 

 

1. İsim-fiiller

Fiillerin adıdır.

Fiillere (basit, türemiş, birleşik) getirilen "-me, -mek, -İş" ekleriyle yapılır. Türetilen bu kelimelere mastar; türetmede kullanılan eklere mastar eki denir.  

Bakmak, okumak, yazmak, konuşmak, derlemek, eleştirmek, araştırmak...;
Bakma, yüzme, seslenme, tamamlama, yarım bırakma, kovalama...;
Bakış, geliş, gidiş, serzeniş, sesleniş, tükeniş, kurtuluş, çıkış... 

 

*İsimlerin tüm özelliklerini gösterir, cümlede isim gibi kullanılır.  

Kitap okumayı çok seviyorum.                     Nesne

Okumak en faydalı eylemdir.                        Özne

Sinirli olduğu gelişinden anlaşılıyor.             Dolaylı tüml. 

 

*Olumsuzları mastar ekinden önce olumsuzluk eki getirilerek yapılır.
Okumamak, yazmama, seslenmeyiş... 

 

*Bu kelimeler tek başlarına (eksiz) kullanıldıklarında mastar eki vurguludur.
Okumak, yazma, danışma, sesleniş... 

 

*Eğer "-me" ile yapılan isim-fiillerde bu ek vurgusuz, bundan önceki  hece vurgulu okunursa yanlış anlaşılma olur: Olumsuz emir çekimi zannedilir. 

Danışma         fiilimsi                         danışma          olumsuz emir

Kaynaşma      fiilimsi                         kaynaşma       olumsuz emir 

 

Dikkat: "-me" eki olumsuzluk ekiyle karıştırılmasın. 

 

 

 

*Kimi isim-fiiller kalıcı nesne, yer, iş veya kavram adı olabilirler. Bu durumda artık isim-fiil olarak kullanılmazlar. Bunlar olumsuzluk eki de alamazlar.
Dondurma, danışma, kavurma, kızartma...;
Çakmak, yemek, ekmek...;
Alış veriş, gösteriş, direniş... 

 

*"-me" ekiyle türeyen mastarlardan bazıları sıfat olarak kullanılabilir.
Süzme bal, asma köprü, yapma çiçek... 

 

 

2. Sıfat-fiiller (Ortaçlar)

Fiil kök veya gövdelerinden yapım ekleriyle yapılmış sıfatlardır.

Tanı->tanıdık           (adam)                        kırıl->kırılası (eller)... 

 

"-En, -Esi, -mez, -r, -dik, -Ecek, -miş" ekleriyle türetilirler 

 

*Sıfat görevinde kullanılırlar. Niteleme sıfatı sayılırlar. 

gelen araba, öpülesi el, dönülmez yol, koşar adım, tanıdık yüz, gelecek zaman, olmuş iş... 

 

*Daha sonra isimleşebilirler. İsimleştikleri zaman cümlede isim gibi kullanılırlar. 

Gelenler kimdi?                                 özne
Tanıdıklarımıza rastlayamadık.        Dolaylı tüml. 

 

Aldıkları eke göre çeşitlere ayrılırlar:

 

*Geçmiş zaman ortaçları :"-dik ve -miş" ekleriyle yapılır.
Nesne ve kavramların geçmişte ortaya çıkan niteliklerini bildirirler. 

Koca şehirde bir tek tanıdık yok.
Aramadık yer bırakmadık.
Bugüne kadar görülmemiş bir haksızlık var ortada.
Pişmiş aşa su katmak. 

 

*Gelecek zaman ortaçları:"-Esi ve -Ecek " ekleriyle yapılır.
Nesne ve kavramların gelecekte ortaya çıkacak olan niteliklerini bildirirler. 

Kırılası eller hep zalimin yanında.
Memleketin o kadar çok görülesi güzellikleri var ki... Daha yapılacak çok iş var.
Çözülemeyecek bir sorun yoktur. 

*Geniş zaman ortaçları: "-En, -mez, -or" ekleriyle türetilirler 

Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç
Koşar adım eve gitti.
Hep bilinen şeylerden bahsetti durdu.
İşe erken başlayan erken verim alır. 

Gelen adayların kaydını yapıyorlar.             (şimdi gelen)
Akan kanı durdurmalı önce                          (her zaman akan)
Kaçan mahkûmları yakalamışlar.                 (kaçmış olan) 

 

Belirtme Ortaçları:"-dik ve -Ecek" eklerinden sonra iyelik eki getirilerek yapılır. 

Okuduğum son kitap
Okuyacağım ilk kitap
Yapacağımız işler
Yapılacakları belirledim.
Geleceği varsa göreceği de var.
Diktiğimiz fidanlar meyve vermeye başlamış. 

 

Dikkat: Bu eklerden "-mez, -or, -dik, -Ecek, -miş" ekleri fiil çekim eki olarak da kullanılmaktadır. Zaten fiil çekim eki olan bu ekler zamana bağlı olarak sonradan sıfat yapmışlardır.  Sıfat yaptıkları durumda artık çekim eki değildirler. 

Bu konu uzun süre tartışılacak                      (çekimli fiil)
Uzun süre tartışılacak bir konu bulduk.       (ortaç) 

 

 

3. Zarf-fiiller (Ulaçlar)

-Fiillerden türetilen ve zarf tümleci olarak kullanılan kelime veya kelimelerdir.
-Ulaçlar yapım ekleriyle türetilir.
-İsim görevinde kullanılmazlar. 

Çeşitleri şunlardır. 

 

a.Bağlama Ulacı"-İp" ekiyle türetilir.

Bu ek genellikle "ve" bağlacının yerini tutar.
"-İp" ekinin getirildiği fiille onun bağlanmış olduğu fiilin öznesi ve zamanı aynıdır.

Telefon edip hâlini hatırını sordum.< Telefon ettim ve hâlini hatırını sordum 

 

Bu ulacın tekrarlanması fiilin sıkça yapıldığını gösterir:
Gidip gidip komşuları rahatsız ediyor.
Bakıp bakıp gülüyor. 

b. Durum Ulaçları :"-erek, -e..., -e, -meden, -meksizin, -cesine" ekleriyle yapılır.Fiilin nasıllığını bildirir. 

Sınıfa gülerek girdi.
Olayı adeta yeniden yaşıyormuşçasına anlattı.
Gece karanlık sokaklarda düşe kalka ilerlediler.
Dinlene dinlene gittiler.
Gürültüye aldırmadan işiyle meşgul oluyordu.
Hiç dinlenmeksizin yedi saat yürüdüm.
Her şeyi bilircesine konuşuyordu. 

 

c. Zaman Ulaçları:"-İnce, -dikçe, -diğinde, -ken, -meden, -or, -mez" ekleriyle yapılır

.Bu ulaçlar fiilin zamanını bildirir. 

Gülünce gözlerinin içi gülüyor.
Canım sıkıldıkça şiir okurum.
Kar yağınca herkes sokaklara döküldü.
İlk okuduğumda iyi anlayamamıştım.
Uyurken hep sayıklar.
Gün ağarırken düştük tarla yollarına.
Uyumadan önce de yarım saat kitap okunabilir.
Gelir gelmez seni sordu. 

 

d. Başlama Ulaçları:"-Eli" ekiyle türetilir ve sonraki fiilin başlangıcını bildirir. 

Buraya geleli çocuğa bir hâller oldu.
Seni tanıyalı hayatım değişti. 

 

e. Nedenlik Ulaçları:"-diği, -Eceği" ekleriyle türetilir ve "-den dolayı, için, -den ötürü" edatlarıyla birlikte kullanılır. 

Çok yalnızlık çektiğinden (dolayı) buralarda kalmak istemiyor.
Sizden ayrılacağı için üzülüyor. 

 

f. Bitirme Ulaçları:"-Ene, -İnceye, -Esiye" ekleriyle türetilir ve "değin, dek ve kadar" edatlarıyla birlikte kullanılır. Sonraki fiilin bitimini gösterir…..  Sen gelene kadar biz burada bekleyeceğiz. Yollar açılıncaya kadar bekledik.
Öldüresiye dövdüler.

 

FİİLDE ÇATI

Fiillerin özne ve nesneye bağlı olarak kazandığı anlama ve girdiği biçime çatı denir.

Çatı, sadece fiil cümlelerinde aranan bir özelliktir. İsim cümlelerinde hâliyle olmaz. 

Fiiller, özne ve nesne alıp almamalarına; belirtilen işin nasıl yapıldığına; işten nesnenin ve öznenin nasıl etkilendiğine göre çatılar ayrılırlar. 

Fiil çatılarının oluşmasında hem fiilin anlamı hem de aldığı yapım eki önemlidir. 

 

Çatılarına göre fiiller şunlardır: 

 

1. Öznelerine Göre Fiil Çatıları

Bu başlık altındaki fiillerde özne ve fiil arasındaki ilişki göz önüne alınır.

 

Öznenin fiille şu ilişkileri olabilir: 

 

** Özene fiilde anlatılan işi kendisi yapabilir.
** Başkasının yaptığı işten etkilenebilir.
** İşi kendisi yapıp yine ondan kendisi etkilenebilir.
** İşi başkalarıyla birlikte ya da karşılıklı yapabilir. 

 

a. Etken Fiil

-Etken fiilin belirttiği işi, oluşu, hareketi, durumu ve kılışı yapan öznenin kendisidir.
-Özne gerçek öznedir.
-Dilimizde tüm fiiller kök hâlinde iken etkendir.
-Bu fiiller geçişli de olabilir geçişsiz de.  

Yaşlı nine, çocuktan kendisini karşı tarafa geçirmesini istedi.
Çocuk da öğrenciliğin verdiği bir bilinçle seve seve ona yardım etti. 

 

b. Edilgen Fiil

Gerçek öznesi söylenmeyen (ve bilinmeyen) fiillerdir. 

Cam kırıldı                 kimin kırdığı belli değil
Bir bildiri okundu.      Okuyan belli değil
Ev satıldı. 

*Fiile "-ol, -on" ekleri getirilerek yapılır.
Kapı açıldı
Araba yıkandı. 

*Bu tür fiillerin öznesi sözde öznedir. Yüklemde bildirilen işten etkilenen varlık cümlede özne gibi kullanılır, ama asıl özne söylenmemiştir.Kapı ve araba açma ve yıkama fiillerini yapan değil, bu fiillerden etkilenen varlıklardır.  

*Bazı cümlelerde işi yapan "tarafından" sözüyle ya da "-cE" ekiyle belirtilebilir.
Hırsızlar polis tarafından yakalanamadı.
Bu kararlar milletçe verilmedi. 

 

*Sözde ya da gerçek öznesi olmayan edilgen ve geçişsiz fiiller de vardır:
Bu sıcakta uyunmaz.
Bu söze gülünür.
Yarın pikniğe gidilecek.
Burada kalınacak. 

 

c. Dönüşlü Fiil

-Öznenin işi yaparken aynı zamanda o işten etkilendiğini gösteren fiillerdir. Yani fiili yan da ondan etkilenen de öznedir.
-Özne gerçek öznedir.
-Nesne yoktur.
 

- Fiile "-l, -n" ekleri getirilerek yapılır. 
 

-Bu fiiller nesne alamazlar; geçişsizdirler.

Kızlar süslendi; delikanlılar güzelce giyindi.
Adam hep kendisiyle övünüyor.  

 

*Tabiat olayları ile ilgili dönüşlü fiillerde "yapma" anlamı yerine "kendi kendine olma" anlamı vardır.
Karlar tepelere doğru çekildi.
Sıcaklardan dolayı gölün suyu çekildi.
Öğleye doğru hava açıldı.
Havalar ısınınca buzlar çözüldü. 

 

*Bazı fiillerin edilgen şekilleriyle dönüşlü şekilleri farklı ekle yapılır:
Sevmek           >        sevinmek         >        sevilmek

Dövmek          >        dövünmek       >        dövülmek

Giymek           >        giyinmek         >        giyilmek

Görmek