5N-1K 3.sınıf örnek sorular

5N-1K 3.sınıf örnek sorular dosyası 02-03-2018 tarihinde İlköğretim-3 kategorisinin.
Açıklama 5N-1K 3.sınıf örnek sorular
Kategori 3. Sınıf Türkçe
Gönderen ozlem007
Eklenme Tarihi 02-03-2018
Boyut 88.61 K
İndirme 0
Dosyaya puan ver
0 / 5 (toplam 0 oy)


BENEKLİ KUZUCUK

Anne koyunun dört tane küçük kuzusu vardı. Bunlardan üç tanesi kar gibi bembeyazdı. Bir tanesinin ise siyah benekleri vardı. Koyun benekli kuzunun kirli olduğunu düşünüyordu.

Onu su ile yıkamaya karar verdi. Su ile yıkadı ama siyah benekleri çıkmadı. O zaman benekli kuzuyu dereye götürmeye karar verdi. Benekli kuzuyu dereye götürdü ve orada yıkadı. Ama yinede o benekler çıkmadı.

Bu sefer anne koyun kuzusunu çobanın yanına götürdü. Çoban kavalını çalıyordu. Anne koyun ile benekli kuzuyu görünce ayağa kalktı. Benekli kuzuyu kucağına aldı ve onu aman ne güzel kuzu diye öpmeye başladı.

Anne koyun kuzusunu benekleri ile sevmesini öğrenmişti. Benekli kuzuyu kardeşlerinin yanına götürdü ve hep beraber ot yemeye başladılar.

Parça ile ilgili soruları yanıtlayalım.

1. Anne koyunun kaç kuzusu varmış? ...................................................................................

2. Koyun neden benekli kuzuyu yıkamayı düşünmüş?

...................................................................................

3. Çoban benekli kuzuyu ne yapmış?

...................................................................................

4. Koyun benekli kuzuyu en son kime götürmüş ?

Sahibine       Çobana   Muhtara

 

5. Benekli kuzu temizlenmiş mi?

Evet temizlenmiş      Hayır temizlenmemiş  Kirli değilmiş

 

*****************************************

 

 19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA ,GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI 

         Birinci Dünya Savaşı sonunda düşmanlar, yurdumuzu işgal ettiler. Yurdumuzun birçok yerine asker çıkardılar.Köyleri,kasabaları yakıp yıktılar.Genç, yaşlı,çocuk,kadın demeden öldürdüler.

         Atatürk,yurdumuzu kurtarmak için 16 Mayıs 1919’da İstanbul’dan Bandırma Vapur’u ile Samsun’a hareket etti.19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkması ile Kurtuluş Savaşı’mız başlamış oldu.Mustafa Kemal,Samsun’dan 12 Haziran 1919’da Amasya’ya geldi.Atatürk’ü Amasyalılar büyük bir çoşkuyla karşıladılar.22 Haziran 1919’da Amasya Genelgesi yayınlandı.Atatürk, Amasya’dan Erzurum ve Sivas’a gitti.Burada kongreler yapıldı.Atatürk Türk Ulusu’nun desteğini aldı.23 Nisan 1920’de TBMM açıldı.’’Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’’dedi.Atatürk,29 Ekim1923’de Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdu.Atatürk,19 Mayıs gününü Türk gençliğine bayram olarak armağan etti.

Her yıl,19 Mayıs gününü ‘’19 Mayıs Atatürk’ü  Anma Gençlik ve Spor Bayramı’’ olarak kutlamaktayız.      

 

1-Atatürk Samsun’a ne zaman  çıkmıştır?

2-Atatürk Samsun’dan sonra nereye gitmiştir?

3-Atatürk Anadolu’nun hangi illerinde kongreler yapmıştır?

4-TBMM ne zaman ve nerede açılmıştır?

 

*****************************************

 

ALİ’NİN KÖPEĞİ

Ali   köpeğini kaybetmiş , ağlıyormuş.

Arkadaşı :

-Ağlama , demiş Gazeteye ilan verir  buluruz.

Ali biraz düşünmüş.Sonra:

- Köpeğim  okumayı bilmez ki , demiş.

 

1.Ali’nin ağlamasının nedeni nedir?

2.Arkadaşı köpeği bulmak için ne yapmayı önermiş?

3.Ali, arkadaşının  önerisini  kabul etmiş mi?Niçin?

4.Ali , arkadaşının önerisini kabul etmemekle haklı  mıdır ? Neden?

 

*****************************************

Kedim henüz bir yaşında;

Uyur hep soba başında.

Hem cesurdur, hem de kurnaz.

Bir tıkırtı duyar duymaz.

Uyanır, aslan kesilir;

Gözleri volkan kesilir.

 

O geldiği günden beri

Bizim evin fareleri

Damdan, tavandan indiler,

Birer deliğe sindiler.

 

Koşup yakalıyor hemen

Yuvasından, deliğinden

Çıkanları diri diri.

Artık bunlardan hiç biri

Dolaplarıma girmiyor,

Kitapları kemirmiyor...

1. Bu şiire konulabilecek en uygun başlığı yazınız.

2. Bu şiirin şairi kimdir?

3. Kedi kaç yaşındaymış?

4. Kedinin her zaman uyuduğu yer neresiymiş?

5. Kedinin özellikleri nelermiş?

6. Kedi ne zaman uyanırmış?

7. Kedi eve geldiğinden beri fareler ne yapmışlar?

8. “Birer deliğe sindiler.” Cümlesindeki “sindiler” sözcüğüyle ne ifade edilmek istenmiştir?

9. Kedi, fareleri ne zaman yakalıyormuş?

10. Kedi fareleri nasıl yakalıyormuş?

*****************************************

 

Çiftçi İle Geçimsiz Oğulları  *

 Bir çiftçinin üç oğlu varmış. Oğulları birbirleriyle hiç geçinemez-

lermiş. Hep kavga ederlermiş. Çiftçi, oğullarının bu huyunu değiştirmek

için çok uğraşmış. Fakat başarılı olamamış. “Sözle olmuyor, en iyisi bir örnekle bunları akıllandırayım” demiş. Çiftçi, oğullarını yanına çağırmış. Bir yığın çubuk getirmelerini söylemiş. Çocuklar, gidip hemen çubukları getirmişler. Çiftçi çubukları almış, birbirine bağlamış. Oğullarına: “Haydi, bunları kırın.” demiş.

 Çocuklar uğraşmışlar uğraşmışlar bir türlü çubukları kıramamışlar. Sonunda çiftçi bağladığı ipi açmış. Çubukları oğullarına dağıtmış. Çocuklar da çubukları kolayca kırmışlar.

 Çiftçi, “Görüyorsunuz ya çocuklarım! Siz de birlik olursanız düşman-larınız size bir şey yapamaz. Ama birbirinizle kavga ederseniz, karşı koyamaz yenilirsiniz!” demiş.

 

1.Kimler, birbiriyle hiç geçinemiyormuş?

2.Çiftçi, çocuklarının hangi huyunu değiştirememiş?

3.Çiftçi, nelerden yararlanarak örnek vermiş?

4.Çiftçi, çubukların kırılması için ne yapmış?

5.Bu metinden ne gibi bir sonuç çıkardınız? Kısaca açıklayınız.

 

*****************************************

                                       İki Arkadaş

 İki arkadaş ormanda yürüyorlardı. Birdenbire önlerine bir ayı çıktı. Birisi koşup kaçtı. Bir ağaca tırmandı, kendini gizledi. Öbürü ise kaçama-

dı. Ne yapabilirdi ki? Yüzükoyun yere yattı. “Ölü taklidi yaparsam belki kurtulurum” diye düşündü. Düşündüğünü de yaptı. Ayı gelip onu koklamaya başlayınca da soluğunu tuttu.

 Ayı çekip gidince ağaca tırmanmış olan indi. Arkadaşının yanına geldi. Gülerek “Söylesene!” dedi. “Ayı senin kulağına ne fısıldadı?”

 “Ne mi fısıldadı? Bana arkadaşları tehlikede iken kaçıp giden kişilerden sakınmamı söyledi!”

1.Öyküdeki olay nerede geçmektedir?

2.İki arkadaş neden korkmuşlar?

3.Ortada kalan kişi, ayıdan nasıl kurtulmuştur?

4.Ağaca çıkan kişinin yerinde siz olsaydınız ne yapardınız?

5.Bu öyküden ne gibi bir sonuç çıkarılabilir?

 

*****************************************

   İKİ  İNATÇI  KEÇİ

Daracık  bir  köprüde

İki  keçi,

Biri  er, biri  dişi

Buluştu  gide  gide.

_ Geri  çekil  geçeceğim!

_ Geri  çekil  beyim!

Kavgaya  girişerek 

Keçiler  dövüştüler.

Sel  içine  düştüler.

Masallar  bize  örnek

Çünkü  aramızda  var.

Böyle  inat  çocuklar.

1. Bir  köprüde  kimler  karşılaşmışlar?

2. Nasıl  bir  köprüde  karşılaşmışlar?

3.Keçiler  birbirlerine  ne  söylemişler?

4.Keçiler  niçin  kavga  etmişler?

5.Kavganın  sonunda  ne  olmuş?

6.Bu  şiir  niçin  yazılmış?

7.Sizin  çevrenizde  de  inatçı  insanlar  var  mı?

8.İnatçıliğı  yüzünden  zarar  gören  insanlar  tanıyor musunuz?

9.Sizin  inatçılık  yaptığınız  oluyor  mu?

10.İnatçılık  güzel  bir  davranış  mıdır? Niçin?

*****************************************                                                      17 AĞUSTOS 1999

    O tarih hala o korkunç geceyi hatırlatıyor. O gece, tarihe “ Marmara Depremi” olarak

 geçiyor. Hala o uğultuyu kulaklarımda hissediyorum.

     Çünkü, ben o tarihte Zonguldak’ın bir köyünde öğretmen olarak görev yapıyordum.

  O gün, İzmir’den görev yerine gittiğim gündü. Üç kişilik ailemle köyün çok dışında küçük,

 mütevazı okul lojmanında kalıyordum. Şimdi İzmir’de görev yapıyorum. Sivil Savunma

 Kulübünde görev aldığım için, görevli olduğum okuldaki deprem tatbikatını ben yaptım.

                Ne yazık ki! O tarihi yeniden yaşadım.

1- 17 Ağustos 1999’da ne olmuştur?

2- Yazar nerede görev yapıyormuş?

3- Yazar ne zaman görev yerine gitmiş?

4- Yazarın kaldığı lojman nasılmış?

5- Yazar niçin deprem tatbikatı yapmış?

6- O tarihi yaşayan kimdir?


*****************************************

ÇOCUKLUĞUM

Çocuktum,

Sapanla iki kuş vurdum.

Biri düştü, biri yaralı gitti.

Derin bir sessizlik çöktü bahçeye

Dallarda kuşların şarkısı bitti..

 

1. Şairin anlattığı olay ne zaman olmuştur?

2. O, hayvan sever bir çocuk muymuş? Bunu nereden anladınız?

3. Çocuk , kaç kuş vurmuş?Bu kuşlar ne olmuş?

4-Kuşlar vurulunca bahçede nasıl bir değişiklik olmuş?

*****************************************MEHMET İLE KÜÇÜK BALIK

Mehmet, babasına bir yıldır balık alması için ısrar etmişti. Babası, matematik dersinden beş alırsa akvaryum ve balık alacağına söz vermişti.

Mehmet günlerce düzenli olarak çalıştı. Sonunda istediği oldu. Matematik dersinde başarılı olunca babası sözünü tuttu. Hediyesini alan Mehmet, beklediği balığa kavuşmanın mutluluğunu yaşıyordu.

 

Yukarıdaki metnin kahramanları kimlerdir?

Babası Mehmet’e ne almış?

Hangi olayın gerçekleşmesi sonucunda Mehmet’e balık alınmış?

Babası balık ve akvaryum aldığında, Mehmet nasıl bir duygu içindeydi?

 Metinde kaç paragraf vardır?

*****************************************

 

RÜZGÂR ESTİĞİNDE UYUYABİLİR MİSİN?

Genç bir adam Amerika’nın batısındaki bir çiftliğe iş başvurusunda bulunmuştu. Çiftliğin sahibi ona özelliklerini sorduğunda genç adam kendine güvenen bir edayla şöyle cevap vermişti:
"Rüzgar estiğinde dahi uyuyabilirim"
       Bu söz yaşlı çiftlik sahibinin kafasını çok karıştırmıştı, fakat bu zeki genç adamdan da çok hoşlanmıştı bu yüzden onu işe aldı.
       Birkaç gün sonra yaşlı çiftlik sahibi ile karısı gece yarısı çok sert ve şiddetli bir rüzgârla uykularından fırladılar. Bir sorun çıkma ihtimaline karşı her yeri kontrol etmeye başladılar.
       Pencere ve kapıdaki kepenklerin sıkıca kapatılıp kancalarının yerlerine takıldığını gördüler.
       Kalın ağaç kütükleri ise sıra sıra şöminenin yanına dizilmişti. Tarım araçları güvenli bir şekilde hangara yerleştirilmişti. Traktör garajdaydı. Ahırın kapısı düzgün bir şekilde kapatılmış ve kilitlenmişti. Hatta içerideki tüm hayvanlar oldukça sakindiler. Genç adam hemen ilerideki kulübesinde huzurlu bir şekilde uyuyordu.
       İşte o anda yaşlı çiftlik sahibi genç adamın o gün ona ne demek istediğini anlamıştı.
"Rüzgar estiğinde dahi uyuyabilirim"
       Çünkü genç adam fırtınasız güzel günlerde herhangi bir gün şiddetli bir fırtına ile çiftlikteki her şeylerini kaybedebileceklerini düşünerek işlerini o kadar bağlılıkla ve düzgün bir şekilde yapmıştı ki, en sert, en şiddetli
fırtına dahi esse yatağında huzurla uyuyabilirdi.
       Yapabildikleriniz değil, bir gün gerçekten yapamadığınız şeyler güneş battığında size baş ağrısı verir.

 

1. Öyküde geçen olay nerede yaşanmıştır?

2. İş başvurusunda bulunan insanın  özelliği neymiş?

3. Yaşlı çiftlik sahibi ile karısını uykularından uyandıran nedir?

4. Uykularından uyandıktan sonra ne yapmaya başladılar?

5. Çiftlik sahibi uyandıktan sonra nelerin yapılmış olduğunu gördüler?

6. Genç adamın rüzgâr estiğinde dahi uyumasının nedeni nedir?

7. Okudunuz öykünün ana fikri nedir?

8. Okuduğunuz hikâyenin konusu nedir?

9. Okuduğunuz hikâyenin kahramanları kimlerdir?

*****************************************

BERAT  YERE  DÜŞTÜ

   Berat  sınıfta  koşarken  yere  düştü.Arkadaşı  Gamze  ona  yardım  etti.Berat’ı  yerde gören  Eslem  de, ona  yardım  etti.Eslem  ile Gamze Berat’ı  yerden  kaldırdılar.Bu  durumdan, üçü  de  mutlu  oldular.

1.Kim  düştü?

2.Berat’a ilk  olarak  kim  yardım  etti?

Eslem  de, Berat’a  yardım  etti  mi?

4.Sen de arkadaşlarına böyle yardım ediyor  musun?

*****************************************

  KITIR

Kıtır, uyumadan önce pencerenin camından dışarı bakmış. Uçuşan kar tanelerini görmüş. Kar tanelerinin sayısı azmış. İri bir kar tanesi Kıtır’ın penceresine konmuş. Kıtır, onunla konuşmaya başlamış. Kıtır çok meraklı olduğu için sorular soruyormuş. Kar tanesi de Kıtır’ın meraklı sorularına cevap veriyormuş.

 

1.Kıtır, ne zaman dışarı bakmış?

2.Kıtır, uyumadan önce ne yapmış?

3.Kıtır’ın konuştuğu kar tanesi nasılmış?

4.İri kar tanesi nereye konmuş?

5.Meraklı sorulara kim cevap veriyor?

*****************************************

TİLKİ İLE LEYLEK         

              Tilki, bir gün leyleği yemeğe davet etmiş.Lezzetli bir kurbağa çorbası yapmış.Çorbayı derinliği olmayan bir kaba koymuş.Leylek,gagası uzun olduğundan çorbayı içememiş ve tilkinin evinden aç olarak ayrılmış.Leylek,tilkiye veda etmiş. Tilki:’’Çok az yemek yediğinize üzüldüm.Galiba yemeği beğenmediniz.’’demiş.

              Leylek:’’Hayır,çok beğendim! Elinize sağlık,çok lezzetliydi.’’demiş. Leylek de tilkiyi bir gün akşam yemeğine davet etmiş.

              Tilki,daveti kaçırmamış.Bir hafta sonra kararlaştırılan saatte leyleğin evine gitmiş.

               Leylek;yemeği,ağzı daracık olan kavanozlara koymuş.Leylek uzun gagasını kavanoza sokarak karnını doyurmuş.Tilki de kavanozun ağzını yalamaktan başka bir şey yapamamış.Tilki,evden ayrılmak için kalkınca leylek:

               -Ümit ederim,bu yemek için sizden özür dilememi beklemiyorsunuz,demiş.

1-Tilki yemeğe kimi davet etmiş?

2-Tilkinin yaptığını doğru buluyor musunuz?Niçin?

3-Okuma parçasını anlatınız sınıfta drama şeklinde canlandırınız.                                   

*****************************************Mevsimler

Bir yılda dört mevsim var,

En güzeli ilkbahar.

Çok sıcak mevsimdir yaz,

Meyvesi eksik olmaz.

 

Sonbahara güz derler,

Sararır bütün yerler.

Kış soğuktur, yağar kar.

Bir yılda dört mevsim var.

 

1.Bir yılda kaç mevsim var?

2.Mevsimlerin isimlerini yazınız.

3.Şiire göre en güzel mevsim hangisidir?

4.Şiire göre yaz mevsiminin özellikleri nelerdir?

5.Bütün yerler hangi mevsimde sararırmış?

6.Şiire göre kış mevsiminin özellikleri nelerdir?

*****************************************

İLKBAHAR

Bana göre tüm mevsimlerin en güzelidir

İlkbahar. İlkbaharda havalar ılıklaşır,ağaçlar çiçek açar,yağmurlar yağar hafif hafif.Bütün kışın yorgunluğunu ilkbahar alır gider.Doğa ilkbaharda canlanır,yeşerir.Bahar mevsimlerin en güzelidir.              

1. Yazara göre mevsimlerin en güzeli hangisidir?

2. Baharda hangi değişiklikleri görürüz?

3. Doğa baharda nasıl olur?

*****************************************

DENİZ  KIYISINDA

  Şeriflerin evi karanlık ve havasızdı.Şerif, evde sıkılınca deniz kıyısına gidiyordu.Deniz kıyısı gerçekten çok  güzeldi.Burada sandallara, vapurlara el sallıyordu. Oltayla  balık tutanları görünce  o da balık  tutmak istiyordu.

1-Şerif , deniz kıyısında ne yapıyormuş?

2-Şeriflerin evleri nasıl bir evmiş?

3-Şerif  , evde sıkılınca ne yapıyormuş?

4-Şerif’in canı niçin balık tutmak istiyormuş?

****************************************

 

ADSIZ  ÇEŞME

Bir yaz  günü iki kardeş,

Yürüyüşe  çıkmişlardı.

Fırın  yakmış gökte  Güneş,

Ateş   gibi   sıcak vardı.

Yürüdüler   çok  gezdiler,

 

Susuzluktan   pek  bezdiler.

Zehir  oldu bu  hoş  gezmek,

Bereket ki bayılmadan,

Buldular  bir  eski

çeşme….

1.Şiirin  başlığı  nedir?

2.Güneş , nerede  fırın  yakmış?

3.Sıcak  nasılmış?

4.İki  kardeş  niçin  bezmişler?

5.Kim  yürüyüşe  çıkmış?                                                                                                                                                                                                                                                                                                                

6.Yürüyüşe  ne zaman  çıkılmış?

 

*****************************************

MASAL  DEDE

Masal   Dede, ak saçlıydı.Boyu  oldukça uzundu.Zayıftı.Bu  ismi   çocuklar  ona   vermişti.Asıl   adı  Uğur’du  Uğur ,  çocuklara  çok  masal  anlatırdı.Onun   için  çocuklar  ona  Masal  Dede  diyorlardı.Her  akşam parkta  masal  anlatırdı.

1.Masal  Dede’nin  ası adı nedir?

2.Masal  Dede  ,  nerede   çocuklara  masal  anlatırmış?

3.Uğur’a  niçin  Masal  Dede   diyorlarmış?

4.Masal  Dede  nasıl   birisiymiş?

5.Kim   Uğur’a  Masal  Dede  diyormuş?

6.Uğur   ne  zaman  çocuklara  masal  anlatıyormuş?

 

**************************************


TURAN

      Benim  adım Tombiş.Ben çok şişman bir çocuğum.Onun   için bana bu ismi verdiler.Aslında  benim adım Turan.Tombiş  ismini   ban teyzem verdi.O zaman ben birinci sınıfa başlamıştım.Okulda   bana herkes  Tombiş diyor.

1.Turan’a   kim   tombiş   adını   vermiş?

2.Tombiş   nasıl   bir    çocukmuş?

3.Turan’a   niçin tombiş   ismini   vermişler?

4.Turan’a  ne    zaman   Tombiş     ismini   vermişler?

Turan’a  başka nerede  Tombiş diyorlarmış?

Tombiş’in gerçek adı neymiş? 

***************************************

UÇURTMAMIZ

Bahar gelmişti.Tün çocuklar kırlara koşmuş, uçurtma uçuruyorlardı.Kerem ve Didem  de   bir   uçurtma yapmaya karar   verdiler.Hemen  işe   koyuldular.İki   saat sonra uçurtmaları hazırdı.Fakat  tüm  çabalarına rağmen uçurtmaları  uçmuyordu.Çünkü ona kuyruk yapmayı unutmuşlardı.

1. Çocuklar kırlarda ne yapıyorlarmış?

2. Çocuklar  uçurtmayı hangi mevsimde uçurmuşlar?

3. Çocuklar uçurtmayı kaç saatte yapmışlar?

4. Uçurtma niçin uçmamış?

 

***************************************

Mevsime göre giyin,

Hiç üşütme kendini.

Zamanında aşı ol,

Sık sık yıka elini.

 

Yüreğini rahat tut,

Her şeyi dert edinme.

Olumsuzluğu unut,

Önemlidir beslenme.

 

Kızartma, yağlı, acı,

Sağlığı bozmaktadır.

Sebze, meyve baş tacı,

Süt en doğal gıdadır...

 

1. Bu şiire konulabilecek en uygun başlığı yazınız.

2. Nasıl giyinecekmişiz?

3. Neden mevsimine göre giyinecekmişiz?

4. Zamanında olmamız gereken neymiş?

5. Sık sık yıkamamız gereken neymiş?

6. Her şeyi dert etmemek için ne yapmamız gerekiyormuş?

7. Neyi unutmalıymışız?

8. Önemli olan neymiş?

9. Sağlığı bozan besinler nelermiş?

10. Baş tacı olan neymiş?

11. En doğal gıda hangisiymiş?

 

*****************************************

ARTIK  OKUYORUM

  Ben  okumayı ,yazmayı öğrendim.Okumak ve yazmak çok güzel.Çok sevinçliyim.   Sıra   arkadaşım Ela da  okuyor ,yazıyor.Bugün   Ela  kitap aldı.    Kardeşine kitap okudu.Ben   de anneme  kitap okudum.Annem   çok mutlu oldu.Aokumak  ,yazmak çok güzel!

1. Çocuk niçin çok sevinçlidir?

2. Ela  ,bugün ne  aldı?

3. Ela  kime kitap okudu?

4. Çocuğun annesi niçin kitap okudu?

 

*****************************************

 

KÜÇÜK KULÜBE

Bir gün bir padişah vezirini yanına almış. Ülkesini dolaşmaya çıkmış. Kimse kendilerini tanımasın diye elbiselerini de değiştirmişler. Bir  süre gitmişler. Sonunda bir kulübeye gelmişler. Burası şehrin dışında, küçük eski bir kulübeymiş. Kulübenin önünde küçük bir kız görmüşler.

1-Yukarıdaki öykünün kahramanlarını yazınız.

2-Padişah ve veziri elbiselerini niçin değiştirmişler?

3-Padişah ve vezirinin tanınmak istememelerinin nedeni ne olabilir?

-Padişah ve vezirinin gittiği kulübe neredeymiş? Orada kimi görmüşler?

 

*****************************************

                    RECEP İLE MUSATAFA

    Recep çok çalışkan bir öğrenciydi. Mustafa ise ders çalışmayı hiç sevmezdi. Bu iki arkadaş cumartesi günü sinemaya gitti. Hayvanların hayatı konulu film izlediler. Sinema Recep’in evlerinin yanındaydı. Mustafa cumartesi gecesi Recep’in evinde kaldı. Çünkü Pazar günü aynı filmi bir kez daha izleyeceklerdi.

1.Recep  nasıl  bir  öğrenciymiş?

2.Recep  ve  Mustafa  sinemaya  ne  zaman  gitmişler?

3.Sinema  neredeymiş?

4.Mustafa  niçin  cumartesi  Recep’in  evinde  kalmış?

5.Sinema  nereye  yakınmış?

6.İki  arkadaşın  izlediği  filmin   konusu  neymiş?

 

 

 

 

 

 

 

 

LEYLEKLER

      Merhaba  arkadaşlar.Benim  adım Mustafa.Biz köyde yaşıyoruz.Leylekler  ilkbaharda  köyümüze gelir.Dedem  onlara yuva  yapar.Bazı  yaramaz  çocuklar  leyleklere   taş atarlar. Çocuklar   onlara  taş  attığı  için leylekler   çok üzülür. Leyleklerin çok  uzun bacakları var.Onlar  kurbağa , solucan hatta  yılan bile yerler.

1.Leylekler   köye ne zaman geliyormuş?

2.Leyleklere   kim taş atıyormuş?

3.Leylekler   niçin üzülüyorlarmış?

4.Leyleklerin bacakları nasılmış?

5.Mustafa  nerede  yaşıyormuş?

6.Leylekler   ne yermiş?

7.Mustafa’nın dedesi leyleklere  ne yapıverirmiş?

 

*****************************************

 

SARI KEDİ

Sarı Kedi o gün çok üzgündü.En sevdiği arkadaşı Özge onunla oynamaya   gelmemişti.Çünkü Özge  1. sınıfa gidiyordu. Dersleri çoktu.Okuldan gelince ödevlerini yapıyordu. Sarı Kedi ağlamak üzereydi. Ama birden Özge geldi. Derslerini bitirmişti. Artık Sarı Kediyle oynayabilirdi.Sarı Kedi çok mutlu oldu.

1. Sarı Kedi’nin  arkadaşı kimmiş?

2. Özge kaçıncı sınıfa gidiyormuş?

3. Sarı Kedi niçin mutlu olmuş?

*****************************************

 

             Enes, Gülnur’un Canını Acıttı.  

   Enes , Gülnur ile  kartopu  oynuyordu.Enes,  Gülnur’un  yüzüne kartopu  attı. Gülnur, canı  acıdığı için  ağlamaya  başladı.Enes, arkadaşına  bir şey  olduğunu  sanarak, çok korktu. Arkadaşının  yanına gitti  ve istemeden olduğunu  söyleyerek , ondan özür  diledi.Gülnur da  onu  bağışladı  ve  oyunlarını  sürdürdüler.

1.Kimler  kartopu  oynuyordu?

2.Kim, Gülnur’un  yüzüne kartopu  attı?

3.Yüzüne  kartopu  gelen  Gülnur,  ne  yaptı?

4.Gülnur’un  ağladığını  gören  Enes ,korktu  mu?

5.Enes, özür  diledi  mi?

 

*****************************************

 

HOCA’NIN  YÜZÜĞÜ

Hoca bir gün bahçeye çıkmış.Kapının önünde  sağa sola bakınıp duruyormuş.Komşularından biri Hocaya ne aradığını sormuş.

Hoca:

-Yüzüğümü  kaybettim, onu arıyorum, demiş.

Komşusu:

-Yüzüğünü orada mı düşürdün?

-Yok, burada   düşürmedim.Bodrumda düşürdüm.

-Hoca, bodrumda düşürülen yüzük kapının önünde aranır mı?

-Ne  yapayım? Bodrum çok karanlık.

 

1-Hoca   ,bahçede  ne yapıyormuş?

2-Hoca   bahçedeyken  yanına kim gelmiş?

3-Hoca  , yüzüğünü nerede   kaybetmiş?

4-Hoca ,  yüzüğünü   niçin bahçede  kaybetmiş?

 

*****************************************

 

KÖY HAYATI

Köyde hayat erken başlar.Herkese düşen bir görev vardır.Bu görevleri yapmamız için kimse bizi zorlamaz.Ama biz seve seve yaparız.Ben her sabah okula gitmeden tavuklara yem veririm.Ablam ineği sağar.Kahvaltıya taze süt hazırlar.Annemize babamıza yardımcı olduğumuz için çok mutlu oluruz.Biz köyde yaşamayı çok severiz.

1. Hikayemin başlığı neymiş?

2. Ben her sabah ne yaparmışım?

3. Ablam ne yaparmış?

4. Kimlere yardım edermişim?

 

*****************************************

 

Kedi

   Nasrettin  Hoca  bir  gün  yolun  kenarında  kedisini yıkıyormuş. Yoldan  geçen  arkadaşı  Hoca’ya:

  -"Hocam  kediyi  yıkama  ölür." demiş. Hoca  aldırış etmemiş  ve  yıkamış. Arkadaşı  dönüşte  Hoca’yı  tekrar yolun  kenarında  görmüş. Kedi  ölmüştü.

   Adam:

   -"Hocam  ben  size  kediyi  yıkamayın  ölür  demedim mi ?" demiş.

  Hoca:

  -"Ben  kediyi  yıkarken  ölmedi ki  sıkarken  öldü"

1.Hoca yol kenarında ne yıkıyormuş?

2.Arkadaşı Hoca’ ya ne demiş?

3.Kediye ne olmuş?

4.Kedi neden ölmüş?

 

*****************************************

 

KÜÇÜK KELEBEK

Bir zamanlar küçük kelebek varmış. Renkli giysileri ile çok güzel bir küçük kelebekmiş bu. Güzel olmasına güzelmiş ama bir kusuru varmış ki affedilir gibi değilmiş. Hiç söz dinlemezmiş küçük kelebek. Annesinin,  babasının bir dediğini daima iki edermiş. Anne kelebekle baba kelebek, bıkmışlar onun  umursamazlığından. Ne yaptılarsa söz dinletememişler. İyilikle söylemişler, olmamış. Kötü davranmışlar hiç olmamış. Küçük  kelebek hep bildiği gibi, aklına nasıl eserse öyle yapmış. Nihayet, güzel bir bahar günü yuvasını terk etmiş. Ilık bahar yeline tutunarak o ağaç senin, bu ağaç benim; o çiçek senin, bu çiçek benim; dolaşmış durmuş. Bir yandan da: 

         -Ne güzel yerler buralar! Annemi, babamı dinleseydim, bu güzel yerleri belki de hiç göremeyecektim, diye söyleniyormuş.

         Bu sevinci hava kararıncaya dek sürmüş. Ancak, güneş çekilip gökte yıldızlar parlamaya başlayınca bir hoş olmuş. Kendisini çok yalnız ve çaresiz bulmuş. Kafasına dank etmiş ama faydasız. Annesi, babası, yuvasını düşünerek ağlamaya başlamış. İnci tanesi gibi gözyaşı dökmüş. Bahar yeli acımış  küçük  kelebeğe. Almış gözyaşlarını, annesi ve babasına doğru uçurmuş. Küçük kelebeğin gözyaşlarına tanıyan anne kelebekle baba kelebek hemen o tarafa doğru koşmuşlar. Şaşkın ve üzgün yavrularını bularak yuvalarına götürmüşler. Bizim küçük kelebek o günden sonra öyle uslu, öyle söz dinler olmuş ki! Tıpkı sizler gibi sevgili çocuklar...

 

1. Küçük kelebeğin kusuru neymiş?

2. Annesi babası kelebeğin söz dinlememesi karşısında nasıl davranmışlar?

3. Bir bahar günü kelebek ne yapmış?

4. Kelebek yuvasını terk ettiğine ne zaman pişman olmuş?

5. Kelebeğin anne ve babası onu nasıl bulmuşlar?

 

*****************************************

KARTAL

Bir kartal denizden uzak bir dağ yolu kenarında yuva kurdu ve orada yavruları oldu. Bir gün pençesinde kocaman bir balıkla yuvasına geldi kartal. Yuva yaptığı ağacın çevresinde çalışan insanlar vardı. Balığı gördüklerinde ağacın etrafında toplanıp bağırmaya, kartala taş atmaya başladılar. Balık sonunda kartalın pençesinden kayıp yere düştü. Adamlar balığı alıp gittiler. Kartal yuvasının bir köşesine çekilip tünedi, Yavruları ise  havaya başlarını dikip yiyecek, yiyecek diye bağrışmaya başladılar. Oysa kartal çok yorulmuş denize kadar uçacak gücü kalmamıştı.  Yuvasına iyice yerleşip yavrularını kanatlarının altına aldı. Onları sevdi, okşadı ve küçücük tüylerini düzeltti. Sanki “Ne olur birazcık sabredin!” diye yalvarıyordu onlara. Fakat  yavrular okşandıkça seslerini daha da yükseltip bağrışmaya devam ettiler. Kartal uçtu ve daha yüksek bir dala kondu.  Yavrular anneleri uçup gidince daha da acıklı bir sesle bağrıştılar. Sonunda kartal çaresizlik içinde acı bir çığlık attı ve kanatlarını açıp ağır ağır denize doğru uçtu. Anne kartal akşam olup geç vakit yuvaya dönerken ağır ağır ve alçaktan uçmaktaydı. Yine pençelerinde kocaman bir balık vardı. Ağaca yaklaşırken çevrede başkaları var mı diye etrafı kolaçan etti bu kez. Güven içinde olduğunu hissettikten sonra kanatlarını kısıp yuvasının bir ucuna kondu. Yavru kartallar gagalarını açıp boyunlarını uzattılar. Anne kartal ise balığı parçaladı ve başladı yavrularını doyurmaya.

 

Kartalın çığlık atma sebebi neydi? 

Çevredekilerin kartala taş atmasını doğru buluyor musunuz?

Akşam da yiyecek bulamasaydı anne kartal ne olurdu?

Çevremizdeki canlılara nasıl davranmalıyız?

Pençe,çığlık,tünemek kelimelerinin anlamlarını tahmin edin ve sözlükle karşılaştırınız.

 

*****************************************

Emre Okula Geç Kaldı

 Ders başlamıştı.Bütün  öğrenciler sınıftaydı.Sadece  Emre  gelmemişti.Öğretmen dersi anlatırken, birden kapı çaldı.Gelen Emre’ydi.Öğretmen Emre’ye, neden geç kaldığını sorunca ,Emre  bir şey  diyemedi ve başını öne eğdi.Öğretmen de  Emre’ye  kızdı.Bu ilk ve son olsun, dedi ve yerine  geçmesini  söyledi.Emre de yerine oturdu  ve  dersi dinledi.

1.Derse kim geç geldi?

2.Öğretmen,Emre’ye neden geç kaldığını sordu mu?

3.Öğretmen, Emre’ye  kızdı mı?

 

*****************************************

 

BEN ZATEN İNECEKTİM

Nasrettin Hoca, bir gün eşeği ile yolda giderken hayvan ürker ve Hoca'yı sırtından düşürür.

Çoluk çocuk, kadın erkek yere düşen Hoca'nın başına toplanırlar. Alay edip gülmeye başlarlar. Çocuklar hep bir ağızdan:

Hoca eşekten düştü! diye bağrışmaya başlarlar.
Hoca hiç bozuntuya vermez ve kendisine gülenlere:

Ne gülüyorsunuz canım, ben zaten inecektim, der.

1. Çocukların Nasrettin Hoca'ya karşı davranışını nasıl değer­lendiriyorsunuz?

2. Okuduğunuz fıkrada sizi güldüren cümleyi yazın.

3. Nasrettin Hoca'nın sözü karşısında çocuklar ne yapmış ola­bilirler?

4. Bu fıkrada Nasrettin Hoca'nın hangi özelliğini fark ediyorsunuz?

 

*****************************************

OKUMA   BAYRAMI

       Hepimiz   okumayı ve yazmayı öğrendik.Bugün sınıfımızda okuma bayramı yaptık.Okuma bayramına çok iyi hazırlandık.Anne ve babamızı okula  çağırdık.

      Okul  müdürümüz ve öğretmenlerimiz de  okuma bayramımızı izlediler.Ela , Ali ,Lale   şiir okudu.  Öğretmenlerimiz  saz çaldı.Talat, Atlan , Ayla  şarkı  söyledi.  Birlikte   halay  çekip oyunlar  oynadık. Okuma   bayramımız  çok güzel oldu.

 

1.Okuma   bayramını kimler izledi?

2.Okuma  bayramında  kimler şiir okudu?

3.Okuma   bayramında  kimler  saz  çalmış?

4.Kimler  şarkı söylemiş?

 

*****************************************

 

Okumak Ne Güzel

 Benim adım Oya. Bu yıl okula başladım. Öğretmenimiz bize okumayı, yazmayı öğretti.

 Eskiden kitapların resimlerine bakardım. Artık her şeyi okuyorum. Okumak ne güzel! Kitapları çok seviyorum. Kitaplardan yeni bilgiler öğreniyorum. Masal kitapları okuyorum. Fıkralar öğrenip arkadaşlarıma anlatıyorum.

 Geçen gün, öğretmenim:

 -Oya, seni kutlarım. Çok güzel okuyorsun, dedi.

 Okumayı çok seviyorum!

 Okulumu çok seviyorum!

 

1.Oya’ya, okuma yazmayı kim öğretti?

2.Oya, kitaplardan neler öğreniyor?

3.Oya neleri çok seviyor?

4.Oya hangi kitapları okuyor?

5.Oya arkadaşlarına neler anlatıyor?

 

*****************************************

ATAKAN

Ben  altı yaşında  okula  başladım.Atakan  abim  ise yedi yaşında  başladı.Abim  hasta  olduğu   için okula   bir  yıl  geç  başlamış.Ben  büyüyünce   öğretmen  olacağım.Atakan  abim  ise  bilgisayar  mühendisi  olmak  istiyor.Abim   çok  şişman.  Bense   çok  zayıfım.Babam ,  abime  zayıflaması   için  bisiklet   aldı.Biz   köyde  yaşıyoruz. Köyde  bisiklet  sürmek  kolay  olmuyor.Şehirdeki  çocuklar   köyü  çok  seviyorlarmış.Biz   de   şehri  çok  seviyoruz.

 

1.Atakan’ın  kardeşi  okula  ne  zaman  başlamış?

2.Atakan’ın  babası  Atakan’a   ne  almış?

3.Atakan ‘ın  ailesi  nerede   yaşıyormuş?

4.Atakan  okula  niçin  bir  yıl  geç  başlamış?

5.Atakan’ın  kardeşi  nasıl   bir  çocukmuş?

6.Kim   köyü  çok  seviyormuş?

**************************************

 

Ahmet o sabah erkenden uyandı.Elini yüzünü yıkayıp, üzerini değiştirdi.Mutfağa gitti. Annesi kahvaltı hazırlıyor babası da ona yardım ediyordu.Küçük kardeşi Ezgi de çoktan uyanmış sandalyesinde oyuncaklarıyla oynuyordu.

”Herkese  günaydın!” deyip kardeşini öptükten

 sonra annesine yardım etmek istediğini söyledi. Annesinin verdiği şeyleri masaya yerleştirdi.

Masa hazırdı, kahvaltıya oturdular. Ahmet’in o kadar erken uyanmasının sebebi babasını görmekti aslında.Çünkü ona söylemek istediği çok önemli

bir şey vardı.Günlerdir bu günü bekliyordu.

Birkaç defa ağzını açıp tam söyleyecekken vazgeçti .Yemeye devam etti. Çünkü çok heyecanlanıyordu.

 

1-Ahmet sabah uyandığında neler yapıyor?

2-Ahmet neden erkenden uyanıyor?

3-Ahmet annesine nasıl yardım ediyor?

4-Sizce Ahmet babasına ne söyleyecek?

*****************************************

 

AHMET ’İN SIRRI

     Kahvaltı nerdeyse bitiyordu.Ama Ahmet hala babasına söylemek istediği şeyi söyleyememişti. Babası işe geç kaldığını söyleyerek masadan kalktı. Ahmet babasının arkasından koşarak onu kapıda yakaladı.

      -Babacığım sana bir şey söylemek istiyorum, dedi.

     Babası:

     -Tamam oğlum ama biraz acele et.Bak işe geç kalıyorum, dedi.

     Ahmet başını öne eğdi ve söylemek istediğini hiç nefes almadan söyleyiverdi.

      -Eeeee! Şey baba.Ben hafta sonu çalışıp para kazanmak istiyorum dedi.

     Babası hiçbir şey anlamamıştı.Biraz şaşırmış biraz da kızmıştı sanki.Ama Ahmet ‘e hiçbir şey söylemedi. Sadece akşama konuşacaklarını

söyleyerek evden ayrıldı.

 

1-Babası ne söyleyerek masadan kalkıyor? 

2-Ahmet babasını nerede yakalıyor?

3-Ahmet babasına ne söylüyor?

4-Sizce Ahmet neden çalışmak istiyor?

 

*****************************************


Anne Sevgisi

Sıcağın sinmiş bana,

Seni severim ana.

 Sensin bana can veren,

 Sensin bana kan veren.

Küçükken yudum yudum,

Sütlerinle uyudum.

 Kulağıma ninniler,

 Neler söyledin, neler.

Beni büyüttün ana.

Beni yürüttün ana.

 

1.Şiirdeki çocuğa kimin sıcağı sinmiş?

2.Şiire göre annemiz neden önemlidir?

3.Annemiz kulağımıza neler söylüyor?

4.Bizi büyüten, yürüten kimdir?

 

*****************************************

 

              Kafasını Pencerede Unutmasın

 

 Nasrettin Hoca bir gün cimriliği ile tanınmış bir adamın evine gider. O sırada adam pencere kenarında oturmuş, dışarıya bakmaktadır. Hoca adamı görür.

 Kapıyı çalar. İçerden bir kadın :

 -Kim o, diye seslenir. Hoca kendini tanıtır. Evin efendisini ziyarete geldiğini söyler.

 Kadın :

 -Kocam evde yok. Sizin geldiğinizi duyunca çok üzülecek, der. Nasrettin Hoca’nın bu işe canı sıkılır :

 -Ya öyle mi? Kocan gelince ona söyle de evden çıkarken kafasını pencerede unutmasın, der.

 

1.Nasrettin Hoca kimin evine gitmiş?

2.Nasrettin Hoca evin önüne geldiğinde adam neredeymiş?

3.Nasrettin Hoca’ya kapıyı kim açar?

4.Kadın, Nasrettin Hoca’ya ne der?

5.Nasrettin Hoca, kadına ne cevap verir?

 

*****************************************

 

Beyaz Sincap

 Dün yazlıktaki evin bahçesinde kendi kendime  oturmuş karım Fatoş’ un pişirdiği çayı yudumluyordum. Dikkatimi ağaçtaki yuvasından  hızla inip tekrar ürkek bir şekilde ağaçtaki yuvasına doğru çıkmaya çalışan  küçük beyaz bir sincap çekti. Ürkek olması onu daha bir şirin yapmıştı.Kızım Ayşegül ona doğru bir fındık attı. İşte bu fındıktan sonra  beyaz sincap artık evimizin bir üyesi oldu.

 

Öğretmen bahçede oturmuş ne yapıyor muş?

……………………………………………………..

Bahçede oturan öğretmenin dikkatini ne çekmiş?

…………………………………………………….

Sizce beyaz sincabın ürkek olmasının sebebi nedir?

…………………………………………………..

Beyaz sincap hangi olaydan sonra öğretmenin ailesine yakınlık duymuş?

……………………………………………………..

 

*****************************************

 

Günün birinde bir antilobun ayağı, bir kaplumbağaya takıldı ve onu devirdi. “Nereye bastığına dikkat etsene ” diye azarladı onu kaplumbağa. “O kadar hızlı koşuyorum ki önümdeki şeyleri göremem” diye karşılık verdi, hızlı antilop. “Hiç o kadar övünme kendinle” diye öfkeyle söylendi kaplumbağa “Eğer istersem, senden çok daha hızlı koşarım ben” dedi. “Buna inanmam” dedi antilop. “Peki üç gün sonra bu çayırda yarışalım. Kimin kazandığını o zaman görürüz” demiş kaplumbağa. Anti-lop kabul etti. Kaplumbağa hemen bütün akrabalarını ve tanıdıklarını aradı ve onlardan üç gün sonra çayırdaki koşu yolu üzerinde belli aralıklarla durmalarını rica etti. “Antilop yanınızdan geçerken ona, ‘hızlı, daha hızlı koş, seni çoktan geç-tim’, diye seslenin” diye tembih etti herkese. Diğer kaplumbağalar da söylediklerini aynen yapacaklarına dair söz verdi. Üç gün sonra antilop ve kaplumbağa çayırda buluştu. Yarış başladı. Ama sadece antilop koşuyordu. Kaplumbağa çimenlere uzandı. Antilop tüm hızıyla koşarken yoluna hep kaplumbağa çıkıp bağırıyordu: “Hızlı, daha hızlı koş, seni çoktan geçtim”. Daha yarışın sonuna gelmeden antilop koşmaktan vazgeçti ve oradan kaçtı.

 

1. Bu masal için nasıl bir başlık yazılabilir ?

2. Kaplumbağaya kimin ayağı takılmış ?

3. Kaplumbağa, antiloba ne demiş ?

4. Antilop nasıl övünmüş ?

5. Antilobun övünmesi karşısında kaplumbağa ne demiş ?

6. Kaplumbağa, antiloba ne teklif etmiş ?

7. Kaplumbağa kimleri aramış ? 

8. Kaplumbağa, akrabalarından ne rica etmiş ?

9. Kaplumbağa, akrabalarına ne tembih etmiş ?

10. Kaplumbağayı geçemeyeceğini anlayan antilop ne yapmış ?

11. Yukarıdaki masalın ana duygusu (ana fikri) nedir ?

 

*****************************************

 

ASLAN İLE FARE

   Aslanın biri uyuyormuş. Bir fare gelip vücudunun üzerinde dolaşmaya başlamış. Aslan  uyanmış, fareyi yakalamış. Ama fare başlamış yalvarmaya:

   _ Bırak beni. Gün olur, benim de sana bir iyiliğim dokunur, demiş.

   Aslan gülmüş bu söze. Gene de bırakmış fareyi.

   Aradan zaman geçmiş. Bir gün aslan, avcıların kurduğu tuzağa düşmüş. Gelmişler, onu bir ağaca sımsıkı bağlamışlar.

   Fare, aslanın inlemelerini duymuş, koşarak gelmiş. İpleri kemirip aslanı kurtarmış. Bunun üzerine de:

      _ Vaktiyle sen bana gülmüştün. Benden bir hayır beklemiyordun. Ama gördün ya, fareler de iyilik bilir. Onların da bir yardımı dokunabilir, demiş.

 

Aslan fareye niçin kızmış?

Aslan fareyi yakalayınca, fare ne yapmış?

Aslan farenin sözüne neden gülmüş?

Fare aslanı nasıl kurtarmış?

Okuma parçasından nasıl bir ders çıkarabiliriz?

Parçadaki son konuşmayı kim yapıyor?

Okuduğunuz parçadaki kahramanları yazınız.

 

*****************************************Aslan ormandaki hayvanları sarayına davet etmiş. Hem onlarla tanışmak, hem de ormanın sorunlarını konuşmak istiyormuş. ilk olarak içeri giren ayı, saraydaki ko-kuyu beğenmemiş. Eliyle burnunu tutup yüzünü buruşturmuş. Ağzından da “Öffff çok pis kokuyor.” Sözleri dökülmüş. Aslan bu işe çok kızmış. Sarayını kötüleyen a-yıyı bir pençede yere serip öldürmüş. İkinci olarak saraya giren maymun, olanları gördüğü için “Efendim sarayınız mis gibi kokuyor.” Demiş. Aslan maymuna da kız-mış. Abartıyor, bana şirin görünmek istiyor diyerek, bir pençede maymunun da işi-ni bitirmiş. Bütün bu olayları gören tilki aslanın huzurunda tek bir söz bile söyle-yememiş. Bu kez aslan sormuş.“Söyle bakalım sarayımı beğendin mi?Kokusu nasıl ? Tilki işi kurnazlığa vurarak. “Sayın kralım ben bu günlerde nezle olmuşum da bur-num koku almıyor.” Demiş.

 

1. Bu masal için nasıl bir başlık yazılabilir ?

2. Aslan, sarayına kimleri davet etmiş ?

3. Aslan, neden davet düzenlemiş ?

4. Saraya ilk olarak giren ayı, ne yapmış ?

5. Ayının hareketi karşısında aslan, ne yapmış ?

7. Aslan, maymunun işini neden bitirmiş ? 

8. Ayının ve maymunun başına gelenleri gören tilki, ne yapmış ?

 

**************************************************************************

 

Ayşecik yatağına yattı. Derin bir uykuya daldı. Rüyada karanlık bir ormandaydı. Ayşecik önce çok korktu. Ağlamaya başladı. Birden "Ağlama küçük kız!" diye bir ses duydu. Ayşecik dönüp baktı. Bir de ne görsün? Karşısında kocaman bir ayı duruyordu! Ayı çok sevimliydi. Ona :"Gel ,benimle arkadaş ol." dedi. Ayşecik ayının elinden tuttu. Ormanı gezmeye çıktılar. Yolda arslana rastladılar. Onun uzun yelesi vardı. Arslan kükredi. "Bu küçük kız kim?" diye sordu. Ayı yanıt verdi: - Bu kız, benim arkadaşım. Gel, sen de bize katıl. Arslan da onlara katıldı. Az ileride maymunlar top oynuyordu. Küçük maymun topu attı. Ayşecik tuttu. Maymun eliyle bir işaret yaptı. "Topu bana at" demek istiyordu. Böylece oyun başladı. Maymun topu tutuyor, sevinçle zıplıyordu. Bir sincap yanlarına geldi. Kucak dolusu fıstık getirdi. Ayşecik hepsini yedi. Orman çok sıcaktı. Ayşecik terledi. "Su olsa da yıkansam" dedi. Bunu duyan fil hortumuyla su fışkırttı. Onun çok uzun hortumu vardı. Ayşecik ıslandı. Ama bir güzel serinledi. Hepsi güldüler. Ağaçtan bir yılan sarktı. Ayşecik korku ile bağırdı. Arslan "Korkma; kötülük yapmazsan, sana dokunmaz" dedi. Yılan kaydı gitti. Ayşecik derin bir oh çekti. Ormanda bütün hayvanlar ona çok iyi davrandı. Bir dediğini iki etmediler. Ayşecik de onları çok sevdi. "Eskiden sizden korkardım. Oysa şimdi arkadaş olduk" dedi. Bu sırada babası Ayşeciğe seslendi. Ayşecik uyandı. Babası ona "Bugün hayvanat bahçesine gitmek ister misin?" diye sordu. Ayşecik çok sevindi. "Evet, isterim. Çünkü bütün hayvanlar benim arkadaşım" dedi.

 

1. Bu masal için nasıl bir başlık yazılabilir ?

2. Ayşecik rüyasında kendini nerede görmüş ?

3. Ayşecik rüyasında neden ağlamış ?

4. Ayşecik’e rüyasında kim seslenmiş ?

5. Ayşecik  ve ayı beraber ne yapmışlar ?

6. Ayşecik ormanda başka kimlerle tanışmış ?

7. Sincap, Ayşeciğe ne vermiş ? 

8. Ayşecik nasıl serinlemiş ?

9. Yılandan korkan Ayşeciğe yılan, ne demiş ?

10. Ayşeciğin yaşadıkları gerçek miydi ? Bunu nasıl anladınız ?

11. “Arslan da onlara katıldı.” Cümlesinde “onlar” sözcüğü ile kimler kastediliyor ?

12. Yukarıdaki masalın ana duygusu (ana fikri) nedir ?

 

************************************************************


BÜYÜK VELİ

Veli, küçüktü büyüdü, okula  gitti. Okul açılmadan önce babası ile birlikte pazara gittiler. Babası Veli’ye kalem aldı. Veli kalemler ile yazı yazdı, resim yaptı. Annesi ona kitap alıp, okudu. Veli bilmediklerini öğretmenine  sordu. Öğretmeni Veli’ye aferin dedi.

 Babası, Veli’ye  para verdi. Veli parasını kumbaraya koydu. Veli’nin parası çok olunca parasıyla yün iplik aldı. Annesi de ona kazak ördü. Havalar soğudu. Kar yağdı. Okulda herkes üşüdü. Veli onlara güldü.  Annesine teşekkür etti.

Veli derslerine çok çalıştı. Karne zamanı geldi. Veli karnesini aldı. Pekiyi ile ikinci sınıfa geçmişti. Çok sevindi. Karnesini annesine ve babasına gösterdi. Onlarda Veli’ye karne hediyesi olarak bir tane kol saati aldılar.

 

1. Veli babası ile nereye gidiyor?

2. Veli bilmediklerini kime sordu?

3. Veli parasını nerede biriktirdi?

4. Veli biriktirdiği para ile ne aldı?

Oyuncak   Yün iplik    Kazak

5. Veli havalar soğuduğunda neden üşümedi?

Çünkü kazak giymişti  Annesi soba yaktı    Çok koşmuştu

6. Annesi ve babası Veli’ye karne hediyesi ne aldılar?

Bisiklet   Oyuncak  Kol saati

 

*********************************************************************

 

Zamanlardan eski zamanlarda, büyük bir ormanda bir çam ağacı varmış. Hani şu yaprakları diken diken olan ama güzel kokan çamdan. Yalnız bu çam ağacı halinden hiç memnun değilmiş. “Öteki ağaçların ne güzel kocaman kocaman yaprakları var. Benimkiler ise diken diken, kuşlar bile konmaya korkar,” diyormuş. Öteki ağaçlardan bir ayrıcalığım olsa ormandaki ağaçlar ve hayvanlar beni fark etseler ne iyi olur.” Masal bu ya Orman Perisi ağacın isteğini duymuş. Gelmiş sormuş, “Söyle bakalım nasıl yapraklar istersin?” demiş. Çam ağacı da, “Ah! Şöyle pırıl pırıl parlasın, cam gibi parlak olsun. Uzaklardan görülsün.” Demiş. Peri değneğini oynatmış ve bizim çam baştan aşağı kristal yapraklarla donanmış. Işıl ışıl olmuş bir anda. Çevredeki-ler hayran kalmışlar. Ağacın keyfine diyecek yokmuş, ama uzun sürmemiş bu keyif. Bir gece fırtına çıkmış.Rüzgarın şiddeti ile birbirine çarpan yaprakların hepsi kırıl-mış. Tabii o yılı öyle yapraksız geçirmiş ağaç. Ertesi yıl peri yine gelmiş. Olanları görünce bu kez gümüşten yapraklar vermiş ağaca. Ağaç gene pırıl pırıl olmuş. Her-kes ona imreniyormuş. Ama gümüşten yaprağı olduğunu duyan gelmiş bir yaprak koparmış. Kısa zamanda ağaç gene çıplak kalmış. Üçüncü gelişinde ağaç, Periye, “Ne olur yapraklarım gerçek yaprağa benzesin ama güzel koksun.” Demiş. Peri de bir ko-ku vermiş çama, ormanın taa öteki ucundan duyulmuş. Keçiler, kuşlar hepsi almış kokuyu. Gelip yemişler bu güzel kokulu yaprakları.Gene yapraksız geçirmiş koca kışı bizim çam ağacı. Ağaç sonunda gösterişten vazgeçmiş.Periye son kez yalvarmış. Eski yapraklarını istemiş. “Diken diken olsunlar ama üstümde dursunlar,” demiş. Peri de sihirli değneğini sallamış ve eski yapraklarını vermiş.  “Yaprakların hep üstünde kalacak.” Demiş Peri. O gün bugün de çamlar yapraklarını dökmeden kışı geçirirler.

 

1. Bu masal için aşağıdaki başlıklardan hangisi uygun değildir ?

a) Perinin Dileği   b) Çam Ağacının Pişmanlığı    c) Çam Ağacının Gösteriş Merakı

2. Çam ağacının özelliği neymiş ?

3. Çam ağacı, halinden neden memnun değilmiş ?

4. Çam ağacının isteğini kim duymuş ?

5. Çam ağacı, Periden ne istemiş ?

6. Fırtınada çam ağacının yapraklarına ne olmuş ?

7. Ertesi yıl gelen Peri, bu kez çam ağacına nasıl yapraklar vermiş ? 

8. Çam ağacı üçüncü gelişinde, periden ne istemiş  ?

9. Çam ağacının güzel kokan yapraklarına ne olmuş ?

10. Periye son kez yalvaran çam ağacı, ne istemiş ?

11. Yukarıdaki masalın ana duygusu (ana fikri) nedir ?

 

*****************************************

 

ÇİFTLİKTE  HAYAT

     Çilli horoz  her sabah Güneş doğmadan öterdi.Çiftlikteki  tüm hayvanlar horozun sesiyle  uyanırdı.Sadece  tembel ördek Vakvak uyanmazdı.Vakvak , sağır olduğu için horozun sesini duyamıyordu.Onun   için  geç uyanıyordu.Vakvak’ın  sağır  olduğunu doktor Gulugulu hindi söylemişti.Gulugulu   hindi yanında  sürekli kitap taşırdı.Gululu   hindi  çok bilgiliydi.

 

1.Çilli  horoz  her  sabah  ne zaman  ötermiş?   

2.Çiftlikteki  tüm  hayvanlar  kimin  sesiyle  uyanırmış?         

3..Vakvak  nasıl   bir  ördekmiş?

4.Vakvak  ördek sabahları horozun  sesiyle  niçin uyanamıyormuş?              

5.Okuduğunuz  metnin  başlığı nedir?             

6.Neredeki   tüm hayvanlar  horozun sesiyle  uyanıyormuş?

 

*****************************************

 

ÇİLLİ HOROZ

Çilli horoz sabah erkenden kalktı. Zaten Çilli Horoz erken kalkmayı çok seviyordu. Hemen elini yüzünü yıkadı. Bugün hava çok soğuktu. Karnı çok acıkmıştı. Ama Çilli Horoz hemen işe koyuldu. Çünkü sahibi olan Hasan dayıyı uyandırması gerekiyordu. Çilli horoz uzun uzun öttü:

Ü ürü üüüüü!

Hasan dayı esneyerek uyandı. Çilli horozu çok seviyordu. Çünkü Çilli horoz her zaman onu uykusundan uyandırıyordu. Hasan dayı elini yüzünü yıkadı. Kümese gitti ve Çilli Horoz’u sevdi. Ono arpa ile yapılmış yem verdi. Çilli horoz yemini yedi ve bahçede gezmeye başladı.

 

1. Çilli horoz uyanınca hemen ne yaptı ?

2. O gün hava nasılmış ?

3. Hasan dayıyı kim uyandırıyor ?

4. Çilli horoz Hasan dayıyı nasıl uyandırıyor ?

Öterek      Kapıya vurarak    Zili çalarak

5. Çil horozun sahibinin adı nedir ?

Hatice      Harun       Hasan

6. Çil horoz yemini yedikten sonra ne yapmış ?

Kitabını okumuş     Bahçede gezmiş    Oyun oynamış

7. Yukarıdaki parçanın adı nedir ?

Hasan dayı      Hasan dayının horozu       Çilli horoz

 

****************************************

Dayım ile Dedem


     Dedemle dayım Demre'de yalıda otururlar. Dayımın yalıdaki kedisi
kara mı kara. Salı oldu. Dedem olta aldı. Dereye de balık doldu. İkisi de balık tutmaya durdular. On tane tuttular. Ninem balıkları aldı. Suda yıkadı. Kara kedi mırmır dedi. Ninem ona balık yok dedi. Dayım da ona süt aldı. Kara kedi mutlu oldu.


1. Dedemler nerde oturuyorlar?

2. Nerden balık tuttular?

3. Ne kadar balık yakaladılar?

4. Balıkları kim yıkadı?

5. Kara kedi ne istedi?

6. Dayım kara kediye ne aldı?

 

*****************************************

 

 

DEDEM

Dede bana baksana,

Elmalı şeker alsana.

Ellerimden tutup her gün,

Parkları dolaştırsana.

 

TORUNUM

Sana elmalı şeker alırım,

Tüm parkları dolaştırırım.

Ama ben yaşlı bir adamım,

Biraz  yavaş kalırım.

 

Torun dedesinden ne istiyor?

Dede torununu parka götürecek mi?

Dede neden yavaş kalırmış?

Hangi havada hiç kar yağmaz?

Mevsimlerin adlarını yaz.

Haftanın günlerini yaz.

Sen de aklından bir şiir yaz.

*****************************************

 

İLKBAHARDA  ARILAR

       İlkbahar geldi.Güneş,karları eritti.Derelerde,ırmaklarda,nehirlerde sular kabardı.Ağaçlarda küçük küçük,yeşil yeşil yapraklar belirdi.Tomurcuklar gerilip şişti.Arılar,gözlerini ovuşturarak çevreye bakındılar.Elma ağacına doğru uçtular:

-Karnımız aç.Bize yiyecek var mı? Dediler.

Elma ağacı:

-Ah ne yazık,dedi.Çok erken geldiniz.Çiçeklerim daha açılmadı.

Kiraz ağacına gidin.Belki onun çiçekleri açılmıştır.

Arılar kiraz ağacının dallarına kondular.

-Sevgili kiraz ağacı, bize biraz yiyecek vermez misin?

Kiraz ağacı:

-Haftaya gelirseniz size güzel bir ziyafet çekerim,dedi.
Arıcıklar halsiz kovanlarına dönerken menekşeleri gördüler.Bahçenin bir köşesinde ne güzel açmışlardı.Hemen oraya uçtular.Onların tatlı,kokulu ballarıyla karınlarını doyurdular.Kovanlarına bol bol  çiçek tozu taşıdılar.

 

1.İlkbahar gelince güneş ne yaptı?

2.İlkbahar gelince ağaçlarda hangi değişiklikler görüldü?

3.Arılar nereye doğru uçtular?

4.Arılar elma ağacına ne dediler?

5.Elma ağacı arılara ne dedi?

6.Elma ağacı arılara hangi ağaca gitmelerini söyledi?

7.Arılar karınlarını nerede doyurdular?

8.İlkbaharın gelişi ve doğadaki değişiklikler nelerdir?

9.Yukarıdaki metinle ilgili duygu ve düşüncelerinizi çizgisel çalışmalarınızla ifade ediniz.

 

****************************************

 

Dört kelebek bir ateş görmüşler. Bunun nasıl bir şey olduğunu öğrenmek iste-mişler. Birinci kelebek ateşe biraz yaklaşmış ve üzerinin aydınlandığını görmüş. Arkadaşlarının yanına gelmiş ve:

-Bu ateş aydınlatıcı bir şey! demiş.

İkinci kelebek bununla yetinmeyerek daha fazla şey öğrenmek istemiş. Biraz daha yaklaşmış ve ısındığını hissetmiş... Demiş ki:

-Aynı zamanda bu ateş ısıtıcı bir şey.

Üçüncü kelebek bununla da yetinmemiş, Biraz daha biraz daha yaklaşmış. Bir anda ateşin kanatlarını yaladığını hissetmiş ve yanmış kanatlarıyla geri dönmüş.

Şöyle demiş:

-Ve bu ateş yakıcı bir şey.

Sonuncu kelebek daha da çok şey öğrenmek istiyormuş. Biraz yaklaşmış, aydınlan-dığını görmüş. Biraz yaklaşmış, ısındığını hissetmiş. Biraz daha yaklaşmış, ateş kanatlarını kavurmuş. Ve biraz daha yaklaştıktan sonra tamamen yanan kelebek "poff !" diye ortadan kayboluvermiş... Ateşin gerçekten ne olduğunu belki bir tek o öğrenmiş ama geri dönüp söyleyememiş... Çünkü o, ateş içinde kaybolmuş ve bir şeyi, ancak içinde kaybolan bilebilirmiş.

 

1. Bu masal için nasıl bir başlık yazılabilir ?

2. Dört kelebek ne görmüş ?

3. Birinci kelebek ne yapmış ?

4. Ateşin yanından dönen birinci kelebek, arkadaşlarına ne demiş ?

5. İkinci kelebek ne yapmış ?

6. Ateşin yanından dönen ikinci kelebek, arkadaşlarına ne demiş ?

7. Üçüncü kelebek ne yapmış ?

8. Ateşin yanından dönen üçüncü kelebek, arkadaşlarına ne demiş ?

9. Ateşe çok fazla yaklaşan dördüncü kelebeğin başına ne gelmiş ?

10. Ateşin gerçekte ne olduğunu, hangi kelebek öğrenmiş ?

 

***********************************************************************************

 

 

Gök Kuşağı

 

 Hatice, pencereden yağmurun yağışını seyrediyordu. Yağmur, ne kadar güzel yağıyordu. Çatıya düşen damlalar sanki şarkı söylüyordu.

 Yağmur damlaları, ağaçların yapraklarını yıkamıştı. Her yer tertemiz olmuştu. Hava, ne güzel toprak kokuyordu.

 Daha sonra bulutlar dağılmış, gökyüzünde pırıl pırıl güneş görünmüştü. Güneşin ışıkları ağaçların ve çiçeklerin üzerine yansımıştı. Doğa çok güzel görünüyordu.

 Hatice, bu renkler karşısında çok şaşırdı. Gökyüzüne bakınca gözlerine inanamadı. Kendi kendine, “Bu güzel şey de ne? Üzerinde bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi tane renk var. Kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lâcivert, mor.” dedi.

 Hatice, bu renklerin ne olduğunu düşünürken bir ses duydu. Bu ses:

 -Merhaba küçük kız! Sanırım, benim kim olduğumu merak ettin. Ben gökkuşağıyım. Yağmur yağarken gökyüzünün bütün renklerini toplarım. Gökyüzünü taç gibi süslerim. Sonra güneş doğar. Güneş, beni görmenizi sağlar, dedi.

 Hatice,

 -Gök kuşağı, seni çok sevdim. Her yağmur yağdığında seni bekleyeceğim, dedi.

 

 

1.Hatice, ne yapıyordu?

2.Yağmurdan sonra hava ne kokuyordu?

3.Hatice, gökyüzüne bakınca ne gördü?

4.Gök kuşağında kaç renk vardır?

5.Gök kuşağındaki renkleri yazınız.

6.Parçaya göre gök kuşağı nasıl oluşuyor?

7.Hatice gök kuşağına ne söyledi?

 

*****************************************

 

GERÇEK DOST

Tamer ve Selim ormanda geziyorlardı. Birden bire önlerine kocaman beyaz bir ayı çıktı. Tamer ayıyı görünce hemen yanındaki ağaca tırmandı. Yaprakların arasında bir güzel saklandı.

Selim aşağıda yalnız kaldı. Kaçacak yeri yoktu. Çaresizlikten kendini yere attı ve yerde ölü gibi hiç kımıldamadan yattı. Ayı Selim’in yanına geldi. Selim’in burnunu, kulaklarını kokladı. Daha sonra homurdanarak başını salladı ve gitti.

Ayı gidince ağaca saklanan Tamer yere indi ve Selim’in yanına geldi. Gülerek ona “ O ayı senin kulağına bir şeyler söyledi. Ne söylediğini bana söyler misin? “ dedi. Selim ise Tamer’e kızarak “ Tehlike sırasında seni yalnız bırakanlarla bundan sonra arkadaş olma. ” dedi.

 

1. Tamer ile Selim nerede geziyorlarmış ?

2. Aşağıda kim yalnız kalmış?

3. Selim yerde ne yaparak kurtulmuş ?

4. Ormanda çocukların karşılarına ne çıkmış ?

Kurt      Ayı   Tilki

5. Tamer ayıyı görünce nereye saklandı?

Ağaca      Otların arasına  Kulübeye

6. Selim ayı ile karşılaşınca neden yere yatıyor?

Sevinçten      Heyecandan  Çaresizlikten

 

*****************************************

                                                     MESLEKLER

      Dün öğretmenimiz, sınıfa bir kutu ile geldi. Tahtaya büyük bir çember çizdi. Çemberin etrafına da oklar çizdi.Tahtada kocaman bir güneş resmi görüyorduk. Öğretmenimiz, çemberin ortasına büyük harflerle 'MESLEKLER' yazdı. Sonra bize döndü:

-Çocuklar! Bugün meslekler hakkında konuşacağız, dedi.

      Masanın üstündeki kutudan bazı kartlar çıkardı. Bi­ze şu soruyu sordu:

- Çocuklar! Hangi mesleği seçmek istiyorsunuz?

- Öğretmenim! Ben öğretmen olmak istiyorum, dedim.

Öğretmenimiz, oklardan birinin ucuna bir öğretmen resmi yapıştırdı.

- Peki, öğretmenler ne yapar çocuklar? Biz hep bir ağızdan:

- Okumayı yazmayı öğretirler, öğretmenim.

Damla:

- Öğretmenim! Ben doktor olmak istiyorum, dedi.

- Doktorlar ne yapar Damla?

- Hastaları muayene ederler, ilâç yazarlar öğretmenim.

Mehmet:

- Öğretmenim! Ben trafik polisi olmak istiyorum. Trafik polisi arabaları durdurur, biz de karşıya geçeriz.

     Böylece herkes, bir meslek seç­miş oldu. Öğretmenimiz de her  meslek için tahtaya bir resim yapıştırdı.

                                                  Sude ÇİFTÇİ

1-Öğretmen sınıfa ne ile geldi?

2-Öğretmen tahtaya ne çizdi?

3-Öğretmen çemberin ortasına ne yazdı?

4-Öğretmenler ne yaparlar?

5-Damla hangi mesleği seçmek istiyordu?

6-Doktorların  ne  yaptığına Damla nasıl cevap verdi?

7-Mehmet hangi mesleği seçmişti?

8-Trafik polisinin görevi nedir?

9- Yukarıda okuduğunuz metnin adı nedir?

10-Metnin yazarı kimdir?

 

****************************************

 

GÜZEL EVİMİZ

Benim adım Mehmet, bizim evimiz çok güzeldir. Neden diye soracak olursanız açıklayayım. Evimiz iki katlı bir evdir. Biz evin ikinci katında oturuyoruz. Birinci katta kiracılarımız var. Kocası hastanede doktor. Çok iyi insanlar.

Evimizin 3 odası var. Birisi kardeşim Fatih ile benim odam. Odamızda eşyalarımız için bir dolap, yataklarımız ve çalışma masamız var. Biz odamızı sürekli temizler ve düzenli tutarız.

Evimizin bahçesi de çok güzeldir. Bahçede renk renk çiçekler var. Annem komşularımızdan hep çiçek tohumu alır ve eker. Babam ağaç fidanlarını getirir ve onları eker. Kısacası bizim evimiz çok güzeldir.

 

1. Çocuğun adı nedir ?

2. Mehmet kendi odası var mıdır ?

3. Babaları bahçeye ne eker ?

4. Mehmet’in abisinin adı nedir ?

Fatih      Hasan   Murat

5. Mehmet’in evi kaç odalı ?

2 oda      3 oda      4 oda

6. Mehmet’in odasında aşağıdakilerden hangisi yoktur ?

Çalışma masası     Eşya dolabı    Televizyon

7. Mehmet’in komşusu ne iş yapıyormuş ?

Öğretmen   Doktor   Polis

 

*****************************************

 

HANGİMİZ SATACAK

Mahalle aralarında turşu satıyormuş Nasrettin Hoca. Ne zaman ağzını açıp da; "Turşucuuuuu!" diye bağıracak olsa, eşek, çirkin sesiyle anırmaya başlıyormuş.

Birkaç kez bu böyle olunca Hoca dayanamamış, dönmüş. Eşeğine sinirli sinirli söylenmiş:

"Yahu ne bağırıyorsun, turşuyu sen mi satacaksın, ben mi?"

 

Hoca turşuyu nerede satıyormuş?

Hocanın eşeği ne zaman bağırmaya başlıyormuş?

Hoca neden sinirlenmiş?

*****************************************

HER SABAH

Her sabah tren düdüğü uyandırır,

Beni o tatlı uykumdan.

Hemen fırlarım yatağımdan.

Koşup elimi yüzümü yıkar,

Günaydın anneciğim,

Günaydın babacığım derim.

Kahvaltımı yapar,

Saçımı örer,

Okuluma giderim.

 

1- Çocuğu her sabah ne uyandırıyor?

a) annesi b) babası c)tren düdüğü

2- Çocuk yataktan kalkınca ilk önce ne yapıyor?

a) elini, yüzünü yıkıyor

b) kahvaltı yapıyor

c) elbisesini giyiyor

3- Çocuk annesine, babasına ne diyor?

a) nasılsınız   b) günaydın c) iyi günler

4- Çocuk nereye gidiyor?

a) çarşıya b) gezmeye c) okula

 

*****************************************

 

HOCA’NIN  YÜZÜĞÜ

Hoca bir gün bahçeye çıkmış.Kapının önünde  sağa sola bakınıp duruyormuş.Komşularından biri Hocaya ne aradığını sormuş.

Hoca :

-Yüzüğümü  kaybettim , onu arıyorum, demiş.

Komşusu  :

-Yüzüğünü orada mı düşürdün?

-Yok  , burada   düşürmedim.Bodrumda   düşürdüm.

-Hoca  , bodrumda düşürülen yüzük kapının önünde aranır mı?

-Ne  yapayım ?Bodrum çok karanlık.

 

1-Hoca   ,bahçede  ne yapıyormuş?

2-Hoca   bahçedeyken  yanına kim gelmiş?

3-Hoca  , yüzüğünü nerede   kaybetmiş?

4-Hoca ,  yüzüğünü   niçin bahçede  kaybetmiş?

 

*****************************************

 

Evvel zaman içinde fakir ve iyi kalpli bir oduncu ile, onun akılsız, aksi bir karısı varmış. Bu kadın o kadar huysuzmuş ki, karşılarında bulunan büyük konağın zengin hanımı gibi olmadığından, daima oduncu ile kavga eder ve : - Zengin olaydın ben de iş görmez, akşama kadar yatar uyurdum, der ve sonra da hıçkıra hıçkıra ağlarmış. Zavallı oduncu bu kavgadan bıkarak, bir gün pazardan besili bir tavuk alıp karısına getirmiş. Kadın buna çok sevinmiş ama karşılarındaki hanım gibi olmak istediğinden : - Zengin hanım yemek pişirmediği için ben de pişirmem, demiş. Zavallı oduncu ne yapsın kendisi pişirmeye razı olmuş. Tavuğu yolmuş, temizlemiş, ocağı yakmış, tencereyi koymuş ve işine gitmiş. Bir iki saat sonra kapıya bir dilenci gelmiş. Kadın, '' Hanım oldum. '' diye aşağı inip kapıyı açmamış. Yukardan kapının anahtarını atmış. Ekmeğin yerini de tarif etmiş. Dilenci kapıyı açmış, ekmeğin hepsini almış. Ocakta tencereyi görünce, hemen içindeki tavuğu almış, torbasına sokmuş. Ayağındaki çarıkları da alay olsun diye tencerenin içine koyup, dışarı çıkmış. Kadın pencereden bakıyormuş. Ondan oynayıp, şarkı söyleme-sini istemiş. Dilenci de şu şarkıyı söylemiş : ''Sizin tavuk benim torba içinde. Benim çarık sizin kazan içinde. Sen dayağı yersin yorgan içinde. Ben tavuğu yerim orman içinde '' Bu şarkı kadının hoşuna gitmiş, birkaç kere daha söyleterek, kendisi de ezberlemiş. Akşam olunca oduncu gelmiş. Kadın o gün olanları kocasına anlatırken şarkıyı da söyleyince, oduncu çok sinirlenmiş. Kadını, bir daha böyle huysuzluklar yapmayacağına tövbe ettirene kadar iyice dövmüş. Dilenci de ormana giderek, büyük bir sevinç içinde tavuğu afiyetle yemiş

 

1. Oduncu nasıl bir insanmış ?

2. Oduncunun karısı nasıl bir insanmış ?

3. Oduncunun karısı kime özenirmiş ?

4. Oduncunun getirdiği tavuğu kim pişirmiş ?

5. Oduncunun karısı aşağıya inip  neden dilenciye kapıyı açmamış ?

6. Dilenci kapıyı nasıl açmış ?

7. Dilenci alay etmek için ne yapmış ? 

8. Dilencinin karısı, dilenciden ne istemiş ?

9. Karısının anlattıklarını karşısında, oduncu ne yapmış ?

10. Yukarıdaki masalın ana duygusu (ana fikri) nedir ?

 

 

*****************************************

 

SALYANGOZ VE  EVİ 

                       Bir zamanlar,evini sırtında taşımaktan hoşlanmayan sevimli bir salyangoz varmış.Üstelik evinin rengini de hiç beğenmezmiş.Bizim salyangoz,kelebek ve uğur böceğini çok severmiş.Arada bir onlarla dertleşir,sırtında taşıdığı evini şikayet edermiş.’’Ah keşke! Dermiş.Evimi sırtımda taşımak zorunda olmasaydım.Hadi taşıyorum,bari sizin elbiseleriniz gibi bol desenli ve renkli olsaydı’’

              Kelebek ve uğur böceği bir gün salyangoza;’’Sevgili arkadaşımız!

Demişler.’’Hani evim renkli olsun diyorsun ya,biz çaresini bulduk.Ressam olan bir tırtıl var.Seni ona götürürsek eğer,evini rengarenk boyar’’

              Salyangoz buna çok sevinmiş.’’Ne duruyoruz! Hemen gidelim.’’   Demiş.Böylece düşmüşler yola.Tırtılın kapısını çalmışlar.Gelen misafirleri dinleyen tırtıl,boyalarını ve fırçasını alıp çalışmaya başlamış.Sonunda salyangozun evini çok güzel desenlerle bezemiş.Salyangoz yeni görüntüsünü  beğenmiş beğenmesine,ama yine de sırtında olması onu çok üzüyormuş.

     Dönüş yolculuğunda üç arkadaş şiddetli bir yağmura yakalanmış. Kelebek ve uğur böceği öyle ıslanmışlar ki,sele kapılmaktan zor kurtulmuşlar. Oysa salyangoz hemencecik evinin içine girmiş.Yağmur dinip de evinden dışarı çıkınca,arkadaşlarının perişan halini görüp üzülmüş.Sonra da kendi kendine  şöyle düşünmüş;’’İyi ki saklanabileceğim bir evim var.Rengi olmasa da, beni yağmurdan koruyor ya.’’

     Sevimli salyangoz bu olaydan sonra bir daha hiç üzülmemiş.

                                                                                  

1-Salyangozun arkadaşları kimlermiş?

2-Salyangoz neden şikayet edermiş?

3-Salyangoz arkadaşlarına ne söylemiş?

4-Arkadaşları salyangoza ne demişler?

5-Arkadaşları salyangozu nereye götürmüşler?

6-Dönüş yolculuğunda ne olmuş?

7-Anladıklarınızı arkadaşlarınızla drama şeklinde sınıfta canlandırınız.

8-Okuma parçasından çıkaracağımız ana düşünce ne olabilir?

 

*****************************************

 

KARDEŞİM MEHMET

 Kardeşim Mehmet daha yeni doğdu. O hastanede iken ben onu evde bekliyordum. Babam ve annem hastaneye gitmişler ben ise evde teyzem ile birlikte kalmıştım.

Akşam saat 8 de babam eve telefon etti. Teyzem ile konuştular. Teyzem telefonu bana verdi. Babam bana bir tane erkek kardeşin oldu. Adını ise Mehmet koyduk dedi. Ben çok heyecanlanmıştım.

İki gün sonra babam annem ve yeni kardeşim Mehmet eve geldiler. Mehmet’i ilk gördüğümde çok güldüm. Küçücük oyuncak bir bebeğe benziyordu. Ama daha sonra onu çok sevdim. Şimdi bir an önce büyüse de beraber oynasak diye bekliyorum.

 

1.Babası telefonda ilk kiminle konuşmuş ?

2. Yeni kardeşinin adını ne koymuşlar ?

3. Çocuk kardeşini neye benzetmiş ?

4. Çocuk evde kiminle beklemiş ?

Halası     Babası    Teyzesi

5. Çocuk kardeşini ilk defa görünce ne hissetmiş ?

Çok üzülmüş      Çok heyecanlanmış      Çok korkmuş

6.Babası eve saat kaçta telefon etmiş ?

Akşam 8 de  Sabah 8 de  Akşam 9 da

 

*****************************************

                                    KEK

       Kerim  annesine *Benim annem bir melek.* dedi. Annesi çok mutlu oldu. Kerim annesinden kek yapmasını istedi. Çünkü Kerim tatlı olan besinleri çok seviyordu.

Annesi mutfağa gitti. Un ve şeker bitmişti. Kerim’i yanına çağırdı. Onu bakkala gönderdi. Kerim apartmanın altındaki bakkala koşarak  gitti.

Kerim bakkaldan 1 kilo un ve 3 kilo şeker aldı. Bakkala 13 lira verdi. Annesi mutfakta çok güzel bir kek yaptı. Kerim keki kardeşi ile paylaştı. İkisi beraber bir güzel keki yediler.

 

1.Kerim annesine ne dedi ?

2.Kerim annesinden ne yapmasını istedi ?

3. Annesi Kerim’i nereye gönderdi ?

 

4. Kerim keki kim ile birlikte yedi ?

Annesi    Babası    Kardeşi

 

5. Melek bakkaldan ne kadar şeker aldı ?

1 kilo      2 kilo      3 kilo

 

6. Annesi keki nerede yaptı ?

Bakkalda   Pastanede    Evin mutfağında

 

7. Kerim’in gittiği bakkal nerededir ?

Apartmanın karşısında     Apartmanın altında

Apartmanın arkasında

 

8.Yukarıdaki parçanın başlığı nedir ?

Kek    Kerim   Bakkal

***************************************

 

  Kitap

 

Okumayı, yazmayı,

Gördüm, öğrendim senden.

Büyükleri saymayı,

Yine sensin öğreten.

 Sende bilgi, görgü var.

 Sende bütün gerçekler.

 Sayfalarını açar,

Okurum birer birer.

Seni temiz tutarım,

Kirletmem hiçbir zaman.

Esirgerim, okşarım,

Usanmam okumaktan.

 

1.Çocuk, kitaptan neleri öğreniyor?

2.Kitapta neler var?

3.Çocuk, kitabı nasıl koruyor?

*****************************************

KÜÇÜK    KULÜBE

Bir gün bir padişah vezirini yanına almış.Ülkesini  dolaşmaya çıkmış.Kimse kendilerini tanımasın diye elbiselerini de değiştirmişler.Bir   süre gitmişler.Sonunda bir kulübeye gelmişler.Burası şehrin dışında , küçük eski bir kulübeymiş.Kulübenin  önünde küçük bir kız görmüşler.

 

1-Yukarıdaki öykünün kahramanlarını yazınız.

2-Padişah   ve  veziri elbiselerini niçin değiştirmişler?

3-Padişah ve vezirinin  tanınmak istememelerinin  nedeni ne olabilir?

4-Padişah  ve vezirinin gittiği kulübe  neredeymiş?Orada   kimi  görmüşler?

*****************************************

 

KÜÇÜK AYICIK

       Küçük ayıcık uyandı. Çok susamıştı. Annesinden su istedi. Annesi ona *Git dereden su iç, evde su kalmamış.* dedi. Küçük ayıcık kırmızı elbisesini giydi, mavi şapkasını taktı ve dereye gitti.

Dereye eğildi,  suya baktı. Suyun üzerinde kendisini gördü. Onu başka bir ayı zannetti ve korktu.

Küçük ayıcık korku ile birden kalktı. Ayağı kaydı suya düştü. Suya düşünce boş yere korktuğunu anladı ve güldü.

 

1.Küçük ayıcık suyu kimden istedi ?

2.Annesi küçük ayıcığı su için nereye gönderdi?

3. Küçük ayıcık suda ne gördü?

 

4. Küçük ayıcığın elbisesi ne renkti?

Mavi   Sarı    Kırmızı

 

5. Küçük ayıcık suda kendisini görünce ne yaptı?

Sevindi  Su içti    Korktu

 

6. Küçük ayıcık suya nasıl düştü?

Ayağı kaydı   Kendini suya attı    Annesi onu suya attı

 

7. Küçük ayıcığın giydiği şapka ne renktir ?

Mavi   Sarı    Kırmızı

 

8. Küçük ayıcık suya neden düştü ?

Çünkü korktu.   Çünkü suya girmek istedi.    Çünkü üzüldü.

*****************************************

 

Evin Erkeği

    Ali’nin babası iş için Ankara’ya gitmişti. Annesi artık evin erkeği sensin dedi. Sabah bakkala alışveriş yapması için gönderdi. Ali parayı ve listeyi alıp bakkala gitti. Annesinin verdiği listedeki ekmek, yumurta ve peyniri aldı. Parayı verdi. Bakkal amca paranın üstünü verdi. Ali eve döndü. Annesi Ali’ye teşekkür etti.

 

1) Ali’nin babası nereye gitmiş ?

2) Babası neden gitmiş ?

3) Annesi Ali’yi nereye göndermiş

*****************************************

Ayşe’nin Oyuncak Bebeği

 Doğum gününde babası Ayşe’ye çok güzel bir oyuncak almıştı. Arkadaşı Elif, bu bebeği çok beğendi. Onunla oynamak istedi. Elif bebeğe zarar vermeyeceğine söz verdi. Ayşe bebeğini oynaması için Elif’e verdi. Elif onunla oynamaya başladı. Bebeğin uzun saçları ve güzel elbisesi vardı. Elif’in kardeşi saçlarını kesti ve elbisesini yırttı.

Sorular

1) Babası Ayşe’ye ne almış ?

2) Babası ouncağı niçin almış ?

3) Ayşe’den bebeği kim istemiş ?

4) Elif’în kardeşi ne yapmış ?

4) Elif’in siz olsaydınız ne yapardınız ?

 

*****************************************

 

                           TEMBELLİK HASTALIĞI

Çevremizde tembellik hastalığına yakalanmış birçok insan vardır.Bu hastalık en kötü alışkanlıklar kadar kötüdür. İnsanı yalan söylemeye teşvik eder.Bu hastalığa yakalananlar,bugünün işini hep yarına bırakırlar.Yapamadıkları her iş için bir mazeretleri vardır.Verdikleri sözleri tutmazlar.Bu yüzden de insanlar tarafından pek sevilmezler.Siz siz olun sakın tembellik hastalığına yakalanmayın!Tutamayacağınız sözler vermeyin.

 

1.Tembellik hastalığı niçin kötü bir hastalıktır?

2.Tembellik hastalığına yakalanan insanların ortak özellikleri nelerdir?

3. Bugünün işini, yarına bırakma. Atasözünü açıklayınız. 

4. Parçada zıt anlamı olan kelimeleri bularak yazınız.

5.Parçanın ana düşüncesini yazınız.

 

 

 

 

 

 

 

AT İLE KURT

  Atın biri çayırda otlarken, uzaktan bir kurdun  geldiğini görmüş. Kurdun kendisini yiyeceğini anlayınca yalancıktan topallamaya başlamış. Kurt iyice yaklaşmış.

        Ne oldu sana böyle, niçin topallıyorsun? diye sormuş.

       At: Bir tarladan geçiyordum, ayağıma diken battı. Beni nasıl olsa yiyeceksin. Bari şu dikeni çıkar da ağzını acıtmasın, demiş.

       Kurt, dikeni çıkarmak için atın ayağını kaldırmış. Dikeni aramaya başlamış. Tam o sırada at, kurdun ağzına bir çifte vurmuş.

Kurdun dişlerini döküvermiş. At arkasına bakmadan oradan uzaklaşmış.

       Ağzı burnu kan içinde atın gidişini seyreden kurt:

        Oh olsun bana. Kasaplık dururken, doktorluk benim neyime, demiş.

 

1-At çayırda ne yapıyormuş?

    2-At niçin topallamış?

    3-Atın ayağına diken nerede batmış?

     4- At, kurdun neresine vurmuş?

 

***************************************

 

DOGURAN KAZAN

Nasrettin Hoca, bir gün komsusundan ödünç bir kazan istemiş. Kazanı birkaç gün kullanmış. Geri verirken içine bir tencere yerleştirmiş.

Komsusu sormuş:

— Hoca bu nedir?

Hoca:

— Senin kazan doğurdu, diye yanıt vermiş.

Hoca, birkaç gün sonra komsusundan kazanı sine istemiş. Komsusu kazanı sevinçle vermiş. Aradan uzun bir sure geçmiş. Ama Hoca, kazanı geri getirmemiş. Sonunda kazanı istemeye gelen komsusuna:

— Senin kazan doğurdu, demiş.

Komsusu, buna çok sasırmış:

— Aman Hoca! Hiç kazan olur mu?

Hoca, hemen yanıtını vermiş

— Kazanın doğurduğuna inanıyorsun da oldu9une neden inanmıyorsun?

1. Hoca komsusundan ne istemiş?

2. Hoca kazanı geri verirken ne yapmış?

3. Komsusu, kazanı ikinci kez verirken niçin sevinmiş?

4. Hoca, kazanın öldüğüne, komsusunu nasıl inandırmak istemiş?

 

*******************************************************************************

 

DÜN BİZDE TOPLANDIK

Dün bizde toplandık. Barış, Yücel, Başar önce geldiler. Sonra Çağla ile Burcu geldi.

Oyun oynadık. Kitap okuduk. Masal anlattık. Annem bize mısır patlattı. Çıtır çıtır yedik. Televlzyonda çizgi film vardı. Seyrettik.

Çizgi film izlerken çok güldük. İki bülbül vardı. Biri Bıcır diğeri Gıcır. Çok güzel ötüyorlardı. Çok güzel uçuyorlardı.

Aklıma bir bilmece geldi. Bilmece şöyle: İp bağladım sopaya, Uçtu gitti tepeye.

1-Önce gelenler kimlerdi?

2-Sonra kimler geldi?

3-Neler yaptık?

4-Annem bize ne yaptı?

5-Televizyonda ne izledik?

6-Çizgi filmdeki bülbüllerin adları nedir?

7-Bilmecenin yanıtı sizce ne olabilir?

 

***************************************************************************************

 

Hain Tilki

 Tilki ile yaşlı bir eşek birlikte ava çıkmışlar. Ormanda ön-lerine bir aslan çıkmış. Tilki hemen aslana yaklaşmış. Kendisi-ne zarar vermediği takdirde eşeği ona bırakacağını söylemiş.

 Aslan tilkiye söz vermiş. Bunun üzerine tilki eşeği asla-nın tuzağına doğru götürmüş. Aslan eşeğin kaçamayacak du-rumda olduğunu anlamış. Hemen tilkinin üzerine atılmış. Onu, birkaç pençe darbesi ile parçalayıvermiş.

 

1. Tilki kiminle birlikte ava çıkmış?

2. Ormanda yürürlerken kim ile karşılaşmışlar?

3. Tilki, aslana eşeği kendisine verebileceğini neden söylemiş?

4. Siz aslan olsaydınız nasıl hareket ederdiniz?

5. Tilkinin davranışını nasıl buluyorsunuz? Yazınız.

***************************************** İKİ İNATÇI KEÇİ

İki inatçı keçi,   bir köprüde karşı karşıya gelmiş.   Köprü çok darmış. Keçilerden biri:

Önce ben geçeceğim. “Bana yol ver.” demiş.

Öteki keçi:

Asıl sen bana yol ver, diye bağırmış.

  Tartışma sonunda kavgaya dönüşmüş.   İki inatçı keçi,   kavga ederken köprüden suya düşmüş

1. Keçiler niçin kavga etmişler? Sebebini yazınız.

2. Kavganın sonunda keçilere ne olmuş?

3. yukarıda anlatılan olay nerede geçiyor?

*****************************************

 

KİTAP

Kitap için öncelikle kâğıt gerekiyor. Boş kâğıtlarla kitap olur mu? Elbette olmaz. Yayıncılar, yazarlardan güzel hikâyeler, masallar istiyorlar. Kitabın ortaya çıkması için bu da yetmiyor. Masalların, hikâyelerin resimlenmesi gerekiyor. Ressamlar,  hikâyeleri, masalları okuyor, yazarla konuşuyor. Hikâye, ya da masallardaki serüvenlere uygun resimler çiziyorlar. Resimlerle yazılar, basım evine götürülüyor. Oradaki makinelerle kâğıt yapraklar üzerine basılıyor. Bir yandan da kitabın kapağı hazırlanıyor. Kalınca kâğıt üstüne, kapak resmi yapılıyor.  Sonra kitabın yaprakları, bu kapağın içine yerleştiriliyor. Kapakla yapraklar, birbirlerine sıkıca tutturuluyor. Böylece elinizdeki kitap ortaya çıkmış oluyor.

1. Yayıncılar güzel hikâye ve masal kitaplarını kimden istiyorlar?

2. Bir kitabın ortaya çıkabilmesi için öncelikle neye ihtiyaç vardır?

3. Ressamlar, hikâye ve masalları resimlerken kiminle konuşuyorlar?

4. Bu metnin yazarı kimdir?

5. Siz, şimdiye kadar hangi kitapları okudunuz? İsimlerini aşağıya yazınız.

 

*****************************************

MUTLU KALEM

Ben bir kurşun kalemim. Dışım ağaçtan, içim ise kömürdendir. Beni bir fabrikada yaptılar. Bir adam, beni ve arkadaşlarımı satın aldı. Bir dükkâna götürdü.

Vitrinde durmuş çevremi seyrediyordum. İçeriye bir çocuk girdi. Beni satın alıp çantasına koydu. Evine götürdü. Kalemtıraşla ucumu açtı. O an çok heyecanlandım ve korktum. Ama çocuk ucumu dikkatlice açtı. Canımı hiç acıtmadı. Sonra da bir kâğıda adını ve soyadını yazdı. Okudum. Adı Kaan Keleş'miş.

Kaan'ın yazısı inci gibi güzeldi. O, benimle ödevini yazarken mutluluktan uçuyordum.

0, hep böyle güzel ve doğru yazdıkça mutluluktan uçacağım.

 

1. Okuduğunuz yazının kahramanı kimdir?

2. Kalemleri satın alan adam onları nereye götürdü?

3. Kalemi dükkândan kim satın aldı?

4. Kalemi evine götüren çocuk neler yaptı?

5. “Kırmızı kalemim kayboldu.” Tümcesinde kalemin özelliğini belirten söz-
      cük hangisidir?

 

0*************************************

OKULDA BAYRAM

Bayram sabahı erkenden uyandım. Çok sevinçliydim. Okula annem ve babamla geldim. Arkadaşlarım sıra olmuştu. Ben de sırama geçtim. En önde izciler vardı. Erkek izciler kısa pantolon giymişlerdi.

Tören, İstiklal Marşı ile başladı. Ardından okul müdürü konuşma yaptı. Sonra öğrenciler şiir okumaya başladı.

Sıra bana yaklaştıkça heyecandan titriyordum. Sunucu, adımı okuyunca kürsüye çıktım. Şiirimi okudum. Herkes beni alkışladı. Sırama döndüm. Öğretmenim, şiiri güzel okuduğumu söyledi ve beni kutladı.

Öğrencilerden bazıları renk renk elbiseler giymişlerdi. Ellerinde uzun kurdeleler vardı. Onlar da şarkılı oyunlar oynadılar. Okulumuzda bayram çok güzel kutlandı.

 

1- Çocuk, bayram yerine kimlerle gelmiş?

2- Çocuk, bayram sabahı neler hissetmiş?

3- En önde kimler vardı ve kıyafetleri nasıldı?

4- Tören ne ile başlamıştı?

5- Konuşma yapan kimdi?

6- Çocuk niçin heyecanlanmıştı?

7- Öğretmeni, çocuğu niçin kutlamış?

8- Renk renk giyinen öğrenciler ne yapmışlar?

 

*****************************************

 

Şemsiye

 Bir şemsiyem olsa,

 Kocaman kocaman olsa;

 Dünyanın üstüne tutsam,

 Kötülüklere engel olsa.

  Bir uçan balonum olsa,

  Kocaman kocaman olsa;

  Tüm kötülükleri içine koysam,

  Dünyadan uzağa atsam.

  

1. Gök kuşağı size neler hatırlatır? Gök kuşağını gürünce ne hissedersiniz?

2. Kötülükleri yutan bir balonunuz olsa, hangi kötülükleri içine koyardınız? Yazınız.

3. Bir bulut olsanız, nerelere gitmek isterdiniz?

 

*****************************************

YALANCI ÇOBAN

Küçük çoban, bir gün kırda koyunlarını otlatıyormuş. Canı sıkılmış. Köylülere bir oyun oy­namayı düşünmüş. Bağırmaya başlamış.

- İmdat !... Yetişin !... Sürüye kurtlar saldırdı.

Köylüler, çobanın yardımına koşmuşlar. Küçük çoban, onların durumuna gülmüş. Onlara:

- Sizi kandırdım, demiş.

Köylüler, çok kızmışlar. Söylene söylene evlerine dönmüşler.

Çoban, yine bir gün koyunlarını kıra götürmüş. O zaman, gerçekten sürüye kurtlar saldır­mış. Küçük çoban, bağırmaya başlamış.

- İmdat!... Yetişin !... Sürüye kurtlar saldırdı.

Köylüler, çobanın sesini duymuşlar. Ancak, yalan söylediğini düşünmüşler.   Yardımına git­memişler.
 Kurtlar, koyunları yakalayıp yemiş. Küçük çoban, yalancılığın cezasını görmüş. O günden sonra hiç yalan söylememiş.

 

Küçük çoban, canı sıkılınca ne yapmış?

Köylüler, çobana neden çok kızmışlar?

Sürüye gerçekten kurtlar saldırınca neler olmuş?

Çobanın davranışını nasıl buluyorsunuz? Aşağıya düzgün bir tümce halinde yazınız. Kötü bulu­yorsanız neden? Açıklayınız.

Şaka yaparken nelere dikkat etmeliyiz?

*****************************************

YARAMAZ KEDİ

Ebru'nun minik bir kedisi var. Yaramaz mı yaramaz! Yaramazlık yapmasa duramaz.

Minik kedi, bir gün, bir ağaçta, kuş yuvası gördü. Hızla ağaca tır­mandı.

Kuş yavrularını görünce, iştahı kabardı.

Kuş yavruları, tehlikeyi sezin­ce, "Cik, cikl Cik, cikl" diye öttüler. Bu sesi duyan anne kuş, kanat­larını çırpa çırpa yuvasına döndü.

Minik kedi, tam yavruları yiyecekken, anne kuş yetişti. Kedinin tepesini gagalamaya başladı.

Canı iyice acımayan minik kedi, kendini yere attı, oradan uzaklaştı.

Ama ta uzaktan, gözlerini kuş yuvasına dikmişti.

 

 

Minik kedi ağaçta ne görmüş?

Ağaçta kedinin başına neler gelmiş?

Kuş yavruları tehlikeyi sezince ne yapmışlar?

Anne kuş, minik kediyi yuvadan nasıl uzaklaştırmış?

*****************************************

 

           Mustafa Çiftlikte

 

 Mustafa, ilkokuldayken babası Ali Rıza Efendi öldü. Ailesinin geçimini sağlamakta güçlük çeken annesi, Mustafa’yı okuldan alarak kardeşinin çiftliğine götürdü. Dayısı, Mustafa’ya  çiftlikte bazı görevler verdi. Mustafa ve kız kardeşi kargalar yemesin diye tarladaki baklalara bekçilik yapmaya başladılar.

 Mustafa, çiftlik işlerine alışıyordu fakat annesi Mustafa’yı okuldan ayırdığı için çok üzgündü.

 Bir sonbahar günü dayısı ile çayırda dolaşırken Mustafa’yı eve çağırdılar. Mustafa’yı, tekrar okula başlaması için teyzesinin yanına göndereceklerdi.

 Annesi bu müjdeyi oğluna verdi. O zaman on yaşında olan Mustafa bu müjdeye çok sevinmişti.

 

1.Mustafa’nın babası ne zaman ölmüş?

2.Mustafa okuldan ayrılınca nereye gitmiş?

3.Mustafa’nın çiftlikteki görevi nedir?

4.Mustafa niçin üzülüyordu?

5.Mustafa’ya annesi neyin müjdesini verdi?

 

*****************************************

 Atatürk’ü Anış

Düşmanların elinden

Bizi kurtaran Ata’m.

Bu vatanı yeniden,

Özenle kuran Ata’m.

 Ünümüzü dünyaya

 Mertçe duyuran Ata’m.

 Gökte güneşe, aya

 Benzer kahraman Ata’m.

Adını küçük, büyük

Anıyor her zaman

Adı büyük Atatürk

Anlı şanlı kahraman.

1.Yurdu düşmanların elinden kurtaran kimdir?

2.Atatürk, vatanı nasıl kurdu?

3.Ünümüzü dünyaya kim duyurdu?

4.Şair, Atatürk’ü neye benzetiyor?

5.Atatürk’ün adını kimler anıyormuş?

6.Şair, üçüncü bölümün son mısrasında Atatürk’ten nasıl bahsediyor?

*****************************************

KARA KARGA

Bir gün Nasrettin Hoca ile karısı dere kıyısına gitmişler. Orada çamaşır yıkayacaklarmış.

Ateşi yakmışlar. Kazanı üstüne oturtmuşlar. Tam o sırada bir karga "Gak!" demiş. Sabunu kapmış ve havalanmış. Hocanın karısı:

Aman yetiş Hoca! Sabun gidiyor, diye bağırmış. Nasrettin Hoca, karganın arkasından bakmış.

Üzülme. Baksana üstü başı kapkara. O bizden kirli. Varsın o temizlensin, demiş.

    (   ) Nasrettin Hoca ile karısı çamaşır yıkayacaklarmış.

    (   ) Kazana sabun koymuşlar.

    (   ) Karga sabunu kapmış ve havalanmış.

    (   ) Nasrettin Hoca karganın arkasından koşmuş.

    (   )  Nasrettin Hoca karganın arkasından bakmış.

 

***************************************************************************

 

HOCA NE ARIYOR?

Bir gece Nasrettin Hocayı uyku tutmamış. Kalkıp sokağa çıkmış. Gece yarısı  Hoca’nın dolaştığını gören bekçi sormuş:

Hayrola Hocam! Bu geç vakitte sokakta ne arıyorsun?

Uykum kaçtı da, onu arıyorum, diye karşılık vermiş.

   (   ) Nasrettin Hoca’yı uyku tutmamış.

   (   ) Süt içmiş, uyumuş.

     (   ) Sokağa çıkıp dolaşmış.

  (   ) Bekçi, Hoca’yı görmüş.

  (   ) Hoca, bekçiden kaçmış.

 

1) Nasrettin Hoca sokağa ne zaman çıkmış?

2) Hoca’yı sokakta kim görmüş?

3) Hoca sokakta ne arıyormuş?

 

****************************************

 

YÖNETİCİ ASLAN

Aslanı, hayvanların başına yönetici yapmışlar. Aslan, çok iyi bir yönetici olmuş. Haksever, barışsever bir yöneticiymiş.

Hayvanları başına toplamış:

- Benim yönetimimde kimsenin burnu konamayacak. Kimse kimseye haksızlık yapmayacak. Yağma yok, hırsızlık yok. Onun için dargınlar barışsın, demiş.

Kurt ile kuzuyu, köpek ile tavşanı, kedi ile fareyi, kaplan ile ceylanı barıştırmış. Ormana barış getirmiş. Bu işe en çok tavsan sevinmiş.

 

- Ah işte beklediğim gün geldi. Bundan böyle hepimiz

güven içinde yaşayacağız. Yaşasın yöneticimiz Aslan! demiş.

Yöneticiler, barışsever, haksever olursa herkes mutlu olur.

     (   ) Aslanı yönetici yapmışlar.

        (   ) Kurt ile tavşan barışmış.

     (   ) Kedi ile fare barışmış.

        (   ) Aslan çok kötü bir yönetici olmuş.

        (   ) Aslan çok iyi bir yönetici olmuş.

 

*****************************************

ATATÜRK ve KÜÇÜK ÇOBAN

Atatürk çocukları çok severdi. Bir yurt gezisinde iken, yolda bir küçük çobana rastladı. Yedi sekiz yaşlarında bir çocuktu. Önünde sürüsü, kendi kendine türkü söy­lüyordu. Atatürk, çocuğun sesini çok beğendi, yanına yaklaştı. Yanaklarını okşayarak.

Bis, bis, dedi. Çoban bir şey anlamamıştı. Ata açık­ladı:

Bis demek, beğendik, tekrar ediniz,demektir, dedi.

Akıllı çocuk, Büyük Ata'nın ne demek istediğini der­hal anladı ve aynı türküyü tekrar söyledi. Bitirince, Atatürk çocuğa bir yüz liralık hediye etti. Küçük ço­ban parayı aldı, çok sevindi. Gözleri parlayarak, se­vinde Atatürk'e:

- Bis, bis, dedi.

Küçük çobanın bu zeki davranışı Atatürk'ün pek ho­şuna gitti. Onu havaya kaldırdı. Yanaklarından öptü. Etrafındakilere:

- İşte, Türk çocukları böyle zekidir, dedi.

 

1. Atatürk kimleri çok severdi? 

2. Atatürk yolda kime rastladı?

3. Çoban çocuk, kaç yaşlarında idi?

4. Bis, bis ne demektir?

5. Atatürk çocuktan ne istedi?

 

*****************************************

ÇİL HOROZ

  Küçük bir kümeste yalnız yaşayan benekli bir horoz varmış. Sahibi Hasan amca, ona beneklerinden dolayı "Çil Horoz" adını vermiş.

  Çil Horoz, kümeste yalnız yaşadığı için mutlu değilmiş. Evin küçük kızı Betül, horozun mutsuzluğunu fark etmiş.

   Bir gün babaannesinin kümesinden getirdiği bir tavuk ve üç civcivi kümese bırakarak horoza sürpriz yapmış.

   Ertesi sabah horozun üüürüüüüü sesiyle uyanan Betül, koşarak kümese gitmiş.

Çil Horoz, Betül’ü görünce, sanki mutluluğunu anlatmak ister gibi uzun uzun ötmüş.

 Betül, horozun mutluluğunu görünce, hiçbir canlının yalnız yaşayamayacağını öğrenmiş.

 

 1 - Yazının başlığı nedir?

2- Çil horoz niçin üzgünmüş?

3-Horozun mutsuzluğunu kim farketmiş?

4- Betül, Çil Horoz’a nasıl bir sürpriz yapmış?

5- Betül neyi öğrenmiş?

 

*****************************************

 

KARINCALAR

Karıncalar çok çalışır. Tembel olmayı hiç sevmezler.  Onun için de zengin olurlar. Kışın sıkıntı çekmezler. Yuvaları yiyecek buğdaylarla doludur.  Kış boyu yatıp dinlenirler. Bol bol kitap okurlar, bilgilerini arttırırlar.

İlkbahar gelir gelmez, çalışmaya başlarlar. Gezip toz­maları, gülüp oynamaları düğün günlerinde olur. Kalan gün­leri hep çalışmakla geçer. Hiçbir karınca, başkanlarının sö­zünden çıkmaz. Karıncaların başkanları da kimsenin hakkını başkasına geçirmez. Başkanlarını kendileri seçerler. Biz de karıncalar gibi çalışkan olalım.

 

 Aşağıdaki soruları, parçaya göre cevaplandırınız.

1. Karıncalar, neyi sevmezler?

2. Karıncalar, kışın neden sıkıntı çekmez?

3. Karıncalar, kışın ne yapar?

4. Karıncalar  ne zaman çalışmaya başlar?

5. Parçanın ikinci tümcesinde kaç sözcük vardır?

6. Parça, kaç tümceden oluşmuştur?

 

*****************************************

 

EVİMİZ

Benim adım Armağan. Okulun yanındaki evde oturuyoruz. Evimiz iki katlı ve sarı boyalıdır. Biz, ikinci katta oturuyoruz Evde babam, annem, ağabeyim, ablam ve ben beş kişiyiz. Babam fabrikada çalışıyor. Annem ev hanımı. Evdeki işleri yapıyor. Ağabeyim, ablam ve ben okula gidiyoruz.Derslerimiz bittikten sonra, evde anneme yardım ediyoruz.

Biz bir aileyiz. Birbirimizi çok seviyoruz.

 

1 - Okuduğunuz parçayı anlatan kimdir?

2- Ev nerededir?

3- Ev kaç katlı ve ne renk boyalıdır?

4- Evde kaç kişi vardır?

5- Baba nerede çalışıyor?

6- Anne ne iş yapıyor?

7- Kardeşler, dersler bittikten sonra ne yapıyorlar?

 

****************************************

 

    ÇİÇEKLER

Çiçekler çok güzel olur. Ben onları çok severim. Çiçekler renk renktir.

Kırmızı, mavi çiçekler, sarı ve pembe çiçekler.

Ağaçlar çiçek açar, otlar çiçek açar. Saksıda yetişen çiçekler vardır.

Kırlarda yetişen çiçekler vardır.

Menekşe, karanfil, lâle, gül, papatya, nergis, küpe, sümbül.

Daha pek çok çiçek var. Çiçekler güzel kokar.

 

1. Parçanın başlığı nedir?

2. Parçada geçen çiçek adlarını yazınız.

3. Parçanın ilk tümcesinde kaç sözcük vardır?

4. Kırlarda yetişen çiçekler hangileridir?

5. Parçada geçen renk adlarını yazınız.

*****************************************

 

 

                 İLKBAHAR

Geldi ilkbahar. Açtı çiçekler. Süslendi dallar. Arılar çiçekten çiçeğe dolaşıyor. Vız vız vız. Bal topluyorlar peteklerine. Karıncalar çimenler arasında dizi dizi geziniyorlar. Leylekler lak lak lak diye şarkı söylüyorlar bizlere.

Aman kardeş, koparma çiçekleri. Onlar dallarında daha güzel. Basmayalım çimlere. Yazık olur güzelliklere. Süslesinler yerleri yeşil, yeşil. 

Oh! Ne güzelmiş ilkbahar.

 

1. Hangi mevsim anlatılıyor?

2. Bal yapan hayvan hangisi?

3. Lak lak lak diye şarkı söyleyen kim?

4. Yazar neyi yapmamamızı istiyor?

5.Yerleri yeşil, yeşil süsleyen nedir?

*****************************************

 GEVEZE ÖRDEK

Bir varmış, bir yokmuş. Geveze bir ördek varmış. Bu ör­dek, bir kümeste yaşıyormuş.

Kediler: "miyav" der. Köpekler: "hav" der. Ördekler "vak" der. Ama geveze ördek "vak vak vak" dermiş. Çünkü o, sesini çok seviyormuş. Hep "vak vak vak" de­yip duruyormuş.

Bir gün, gevezeliği öteki ördekleri kızdırmış. Onu kü­mesten kovmuşlar.

Zavallı geveze ördek, bu duruma çok üzülmüş. O gece, bir kütüğün üstünde uyumak zorunda kalmış.

Yalnızlıktan çok sıkılmış. Pişman olmuş. Bir daha geve­zelik yapmamaya karar vermiş. Yeniden kümese dönmüş. Herkesten özür dilemiş. Öteki ördekler misler. Yine aralarına almışlar. Hep birlikte mutlu bir ya­şam sürdürmüşler.

 

1.Geveze ördek nerede yaşıyormuş?

2.Geveze ördek niçin uvak vak" deyip duruyormuş?

3. Arkadaşları onu kümesten kovunca geveze ör­dek ne yapmış?

4. Arkadaşları onu ne zaman yeniden kümese almışlar?

 

**********************************************************************************

 

KEDİ OLMAK İSTEYEN KÖPEK YAVRUSU

Papi, bir köpek yavrusu idi. Son günlerde hayat ona çok sıkıcı geliyordu. Anne ve babası, durmadan ondan bir şeyler istiyordu. Ama o, artık bunlardan bıkmıştı. So­nunda kararını verdi. Kedi olacaktı. Çünkü kedilerin çok mutlu olduklarını düşünüyordu.

Ağabeyi:

- Ama sen bir köpeksin. Kedi olamazsın, dedi.

-  Ya, öyle mi? Görürsünüz siz, dedi Papi.

Bundan sonra Papi, kedileri taklit etmeye başladı. Bir kedi gibi yürüyordu. Kilimin üzerine kedi gibi yayılıp ya­tıyordu. Hatta kedi gibi miyavlamaya çalışıyordu.

Anne ve babası, ondan bir şey isteyince,

-  Üzgünüm ama yapamam. Çünkü ben bir kediyim, diyordu.

Bir sabah Papi, hiç beklemediği bir durumla karşılaştı. Kahvaltıda ağabeyinin tabağı köpek mamasıyla do­luydu. Ablasının tabağı da öyle... Ama Papi'nin taba­ğında başka bir yiyecek vardı.

Papi, tabağı kokladı.

- Bu da ne böyle? Annesi:

- Artık sen bir kedisin, dedi. Bizim gibi köpek maması yiyemezsin. Bundan sonra kedi maması yiyeceksin.

Papi tabağındaki mamadan bir lokma aldı. Tadı hiç de güzel değildi. Hatta berbattı. "Kediler bu berbat ma­mayı nasıl yiyebiliyor?" diye düşündü.

Ailesi Papi'nin yüzündeki ifadeyi görünce kahkaha­larla gülmeye başladı. Babası, önündeki tabağı kaldır­dı. Ona köpek maması dolu bir tabak uzattı. Papi ye­meğini afiyetle yedi.

O günden sonra Papi, yine köpek oldu. Daha doğru­su gökte uçan bir kuşu görünceye kadar. Ablası;

-  Saçmalama, dedi. Sen bir köpeksin, asla kuş ola­mazsın...

 

1.Papi, ne olmak istiyordu?

2.Papi, niçin kedi olmak istiyordu?

3.Papi nasıl miyavlamaya çalışıyordu?

4.Annesi ve babası, ona ne zaman kedi maması verdi?

5.Papi, nerede uçan bir kuş gördü?

6.Kim Papi'ye asla kuş olamayacağını söyledi?

 

*****************************************

O NEREYE İSTERSE

Hoca, eşeğini alır, pazara gider. Alış veriş yapar. Sonra eşeğine döner:

- Haydi Karakaçan, doğru eve, der.

Eşeği anlamış gibi bağırır:

 -Aiii... Aiii.

Hoca, eşeğe biner. Evinin yoluna döndürür.

- Haydi oğlum Karakaçan, yürü, der. Ama Karakaçan yerinden kımıldamaz.

Hoca, tekme vurur. Ama boşuna. Karakaçan direnir, bir adım bi­le atmaz. Hoca, her yolu dener. Karakaçan'ı bir türlü yürütemez. Ça­resiz kalır. Eşeğin yularını gevşetir. Eşek hemen yönünü ormana çe­virir ve yürür.

Görenler bağırır:

- Hayrola Hocam, nereye böyle?

- Bana değil eşeğime sorun. O nereye isterse, der.

 

1) Pazara giden kimdir?

2)  Hoca'nın eşeğinin adı nedir?

3)  Hoca alış verişten sonra eşeğine binince eşek ne yapı­yor?

4) Hoca çaresiz kalır. Eşeğin yularını gevşetir. Bu durumda eşek ne yapmaktadır?

 

**************************************************************************

 

ANNE  KUŞ  VE  YAVRULARI

Anne kuş bütün gün koştu. Daldan dala uçtu. Yavrularına yiyecek ara­dı. Çok yoruldu. Sonun­da bir solucan buldu. Öyle sevindi ki!.. Ağaçlar arasından rüzgâr gibi uç­tu, yuvasına koştu.

Akşama kadar anne­lerinin yolunu gözleyen yavru kuşlar çok acıkmışlardı. Ya annemiz gelmezse bize kim bakar diye düşündü­ler, korktular, birbirlerine sarılıp ağlaştılar. Bir ara küçük yavru kuş, annem beni daha çok sever, dedi. Büyü­ğü, hayır beni, diye çıkıştı. Onlar böyle tartışırken an­nelerinin geldiğini gördüler. Çok sevindiler. Başladılar ötmeye.

- Cik cik cik, hoşgeldin anne, seni çok özledik, dedi­ler. Bu arada küçüğü annesine sordu:

- Anne, sen beni daha çok seviyorsun, değil mi? de­di. Anne kuş:

-  İkinizi de çok seviyorum, anneler yavrularını ayırt etmezler, hepsini çok severler, dedi. Getirdiği solucanı ortadan ikiye böldü. Yarısını küçüğe, yarısını da büyü­ğe verdi. Yavrular, onu yerken,

- Cik cik, cik, teşekkür ederiz anneciğim, bunun tadı da çok hoş, dediler. Anneleri de:

- Afiyet olsun yavrularım, dedi.

 

1. Anne kuş neden çok sevindi?

2. Anne kuş solucanı nereye götürdü?

3. Yavru kuşlar, annelerini ne zamana kadar beklediler?

4.Yavru kuşlar annelerini karşılarken ne dediler?

5. Anne kuş, solucanı nasıl paylaştırdı?

 

****************************************

ARTIK      OKUYORUM

  Ben  okumayı ,yazmayı öğrendim.Okumak ve yazmak çok güzel.Çok sevinçliyim.   Sıra   arkadaşım Ela da  okuyor ,yazıyor.Bugün   Ela  kitap aldı.    Kardeşine kitap okudu.Ben   de anneme  kitap okudum.Annem   çok mutlu oldu.okumak  ,yazmak çok güzel!

 

1-Çocuk niçin çok sevinçlidir?

2-Ela  ,bugün ne  aldı?

3-Ela  kime kitap okudu?

4-Çocuğun annesi niçin kitap okudu?

 

*****************************************

ÖRNEK DAVRANIŞ

Pazar günü Okan, Sinan Erkan ve Gürkan okulun bahçesinde toplandılar. Hava çok güzeldi. Hemen iki takım kurdular. Maç yapmaya başladılar. Gürkan hakem oldu, Erkan kaleci oldu.

Oyun güzel oluyordu ama bir kaza oldu. Okan topa sert vurunca top okulun penceresine çarptı. Okulun camını kırdı. Çok üzüldüler. Ne yapacağız diye konuştular ve aralarında para topladılar.

Ertesi gün Okan okul müdürüne olanları anlattı. Camı ben kırdım dedi.

Özür diledi. Topladıkları para ile camın parasını ödedi. Müdür Okan’a teşekkür etti. Ona *Sen iyi bir öğrencisin, aferin.* dedi. 

 

1. Okulun bahçesinde kimler toplanmış ?

2. Çocuklar okulun bahçesinde ne yapmışlar ?

3. Çocuklar sebep oldukları kazayı nasıl çözmüşler ?

4. Çocuklar hangi gün toplanmışlar ?

 

*****************************************

       Bir gün padişah av için şehirden uzaklaşmış. Yolda giderken pek çok insanın tarlada çalıştığını görmüş. Merak edip yanlarına yaklaşmış. Oradaki insanların arasında yaşı doksanı geçkin bir ihtiyar varmış. Bu ihtiyar toprağa bir şeyler eki-yormuş. Padişah :

 -Ne ekiyorsun ihtiyar, diye sormuş.

İhtiyar çiftçi başını bile kaldırmadan cevap vermiş:

-Baharda yeşermesi için ceviz dikiyorum, demiş.

Padişah kahkahayla gülmüş:

-Fakat sen çok ihtiyarsın.Şurada iki günlük ömrün kalmış.Neden uğraşırsın, demiş. Bunun üzerine ihtiyar başını kaldırmış:

-İnsanlar ekip dikmekle zarar etmezler. Başkaları ektiler, biz yedik. Şimdi de biz ekelim, başkaları yesin, demiş.

Padişah bu cevabı çok beğenmiş. Hemen yanındaki adamına dönerek :

-Bu ihtiyara bir kese altın verin, diye emretmiş.

İhtiyar altınları almış ve:

 -Gördünüz mü ?Benim ağacım daha büyümeden meyve verdi, demiş.

 

1. Bu masal için nasıl bir başlık yazılabilir ?

2. Padişah, şehirden neden uzaklaşmış ?

3. Padişah, kimlerin yanına yaklaşmış ?

4. Padişah, kiminle konuşmuş ?

5. Padişah, ihtiyara ne sormuş ?

6. Padişah, neden gülmüş ?

7. Kahkahayla gülen padişah, ihtiyara ne demiş ? 

8. Padişah, ihtiyarın hangi cevabını beğenmiş ?

9. Padişah, cevabını beğendiği ihtiyara ne verilmesini emretmiş ?

10. Altınları alan ihtiyar, ne demiş ?

11. Yukarıdaki masalın ana duygusu (ana fikri) nedir ?

 

****************************************

 

Ömer   hasta  oldu.Çünkü  terli iken soğuk su içti.Babası onu sabah  erkenden doktora  götürdü.Ömer  aslında sağlıklı ve dikkatli bir  çocuktur.Babası   hastanede   çalışıyor.

1.Ömer’in  babası nerede  çalışıyormuş?

2.Bu  metnin başlığı  ne olabilir?

3.Ömer   niçin  hasta  olmuş?

4.Ömer   nasıl  bir  çocuk  değilmiş?

 

*****************************************

 

   Hindistan'da çok ünlü bir ressam varmış. Onun yetiştirdiği ressam, eğitimini ta-mamlayıp, son resmini yapmış ve kendisine götürmüş. Ustasından resmini değerlen-dirmesini istemiş. Ustası, "Sen artık ressam sayılırsın, artık senin resmini halk de-ğerlendirecek" diyerek resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en görünen yerine koymasını istemiş. Yanına da kırmızı bir kalem koyarak, halktan beğenmedik-leri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazıyı bırakmasını istemiş. Ressam Ra-ciçi, denileni yapmış, bir kaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki tüm resim çarpılar içinde ve neredeyse görünmüyor. Çok üzülmüş. Emeğini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızıdan bir duvarmış sanki. Alıp resmini ustasına götür-müş ve ne kadar üzgün olduğunu belirtmiş. Ustası, üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş. Raciçi, yeniden yapmış resmi ve yeniden ustasına götürmüş. Resmi tekrar şehrin en kalabalık yerine bırakmasını istemiş usta. Ama bu defa ya-nına, bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boya, birkaç fırça ile ve insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini isteyen bir yazı bırakmasını istemiş. Raciçi deni-leni yapmış. Birkaç gün sonra gittiği meydanda görmüş ki resmine hiç dokunulma-mış. Fırçalar da, boyalar da kullanılmamış. Çok sevinmiş ve koşarak ustasına gitmiş ve resme dokunulmadığını anlatmış. Ustası bu defa: "Sevgili Raciçi, sen ilk olayda insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız olabileceklerini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar da gelip senin resmini karaladılar. Oysa, ikinci olayda, onlardan hatalarını düzeltmelerini, yapıcı olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye kalkmadı, cesaret edemedi. Sevgili Raciçi, mesleğinde usta olman yetmez, bilge de olmalısın. Emeğinin karşılığını ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın. Onlara göre senin emeğinin hiçbir değeri yoktur. Sakın emeğini, bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartışma" demiş.

 

1. Bu masal için nasıl bir başlık yazılabilir ?

2. Ünlü ressam nerede yaşıyormuş ?

3. Ünlü ressamın yetiştirdiği ressamın adı nedir ?

4. Ustası, Raciçi’ye ne demiş ?

5. Ustası, Raciçi’den yaptığı resmin yanına neden kırmızı kalem koymasını istemiş ?

6. Ressam, resme bakmaya gittiğinde ne görmüş ?

7. Meslekte usta olmanın yanında ayrıca ne gerekirmiş ? 

8. Ustaya göre, yapıcı olmak ne gerektirir ?

10. Usta, neden “Sakın emeğini, bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartışma” diyor?

11.“usta, ressam, halk, rica, palet, fırsat, eleştiri, bilge” sözcüklerini alfabetik sıraya göre diziniz.Anlamlarını sözlükten bularak, defterinize yazınız.

12. Metinle ilgili olarak, aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır. (Çarpı işareti koyunuz.)

 

 

Ünlü ressamın adı Riciçi’ymiş.

Ustası, Riciçi’nin resmini halkın değerlendirmesini istemiş.

İkinci olayda Riciçi’nin resmine kimse dokunmamış.

Meslekte usta olmak yetmez, bilge de olunmalıdır.

 

***************************************

 

                       BİR    HATIRA

    Çocukken yatağımdan  her kalkışımda,yerdeki  yastık ve minderleri görüp annemin dağınıklığın-dan dolayı söylenip dururdum.

    Büyüdüm, evlendim ve bir çocuk sahibi ol-dum.

    Çocuğum da bana benzemiş olmalı ki, gecele-ri kıpır kıpır dönüp, ikide bir de yataktan dü-şüyor.

    Ve şimdi ben, anneciğimi anarak, yavrumun  düşebileceği yerlere minderler seriyorum.                                                             

 

1) Yazar  çocukken  yerde  neler  görürmüş?

2)  Annesi  gerçekten  dağınık  mı?

3)  Senin  de  annene  karşı  haksız  yere  söylendiğin  oldu  mu?

4) Annelerin  bir  çok  güzel  özelliği  vardır.  Senin  annenin  en sevdiğin  özelliği  nedir?

5)Sence  neden  anneler  bu  kadar  fedakardır?

 

*****************************************

 

                      ŞİRİNLER                      

 Bir zamanlar küçük bir orman köyünde şirinler adında sevimli mi sevimli küçük mavi yaratıklar yaşarlarmış.Şirinlerin başkanı şirin baba imiş.Şirin baba içlerinde en bilgili olan şirinmiş.Şirine şirinlerin en sevimlisi imiş ve çok süslü imiş.Obur şirin aşçılık yaparmış ve şirinleri doyururmuş; ama kendisi de o kadar çok yermiş ki kocaman bir göbeği varmış.Usta şirin köyün tamirat işlerini yaparmış.Tembel şirin çalışmayı sevmez sürekli uyurmuş.Gözlüklü şirin ise sürekli kitap okur ve ukalalık yaparmış.Arkadaşları                                               gözlüklü şirinin bu huyunu hiç beğenmezlermiş.Bu sevimli şirinlerin iki büyük düşmanı varmış:Gargamel ve kedisi Azman.Gargamel kötü huylu, uzun burunlu bir büyücü imiş ve şirinleri yakalayıp yemek istiyormuş.

 

1-Şirinlerin başkanı kimdir?

2-En sevimli şirin kimdir?

3-Şirinler köyünün aşçısı kimdir?

4-Şirinlerin düşmanları kimlerdir?

 

*****************************************

 

 Küçük bir çocuk, bütün harçlığı verip çiçekçiden,  köklü bir çiçek almış. Mendilini ıslatıp çiçeği onun içine  koymuş. Koşup evlerinin bahçesine gelmiş. Toprağı kabartmış, çiçeği dikmiş ve su vermiş.   

 Bütün gece çiçekli düşler görmüş çocuk. Uyanır uyanmaz bakmış ki çiçeğin yaprakları kuruyup dökülmüş. Yeniden kabartmış çiçeğin toprağını yeniden sulanmış çiçeği. Fakat çiçekte hiçbir canlanma olmamış.               Çocuk, bu işlemleri günlerce sürdürmüş. Ne çiçek burnunu çıkarmış topraktan, ne de çocuk usanmış ona bakmaktan.        Bir sabah çocuk, onu sulamaya indiğinde çiçek kıpkırmızı burnunu çıkartıp ona gülümsemiş, “Günaydın!” demiş.

          

Çocuk çiçekçiden nasıl bir çiçek almış?

Çiçeği nereye dikmiş?

Çocuk uyanır uyanmaz çiçeği nasıl görmüş?

Bir sabah çocuk çiçeği sulamaya indiğinde çiçek, çocuğa ne   demiş?

Sizce çocuk hangi özelliğiyle çiçeği yeşertmeyi başardı?

 

 

 

 

 

Bir gün ormanlar kralı aslan hastalanmış. Bütün hayvanlar birer birer  ge-      lip aslanın hatırını sormuşlar. Kurt bu fırsatı kaçırır mı? Hemen aslanın yanına koşup tilkiyi kötülemeye başlamış : -Sen hepimizin kralısın. Oysa tilkinin sana say-  gısı bile yok. Gelip hatırını bile sormadı. Bu sırada tilki de kapıdan kurdun dedik-lerini işitmiş. Aslan tilkiyi görünce çok kızmış. Öyle bir kükremiş ki yer gök titre-miş. Ama kurnaz tilki hemen aslana dil dökmeye başlamış: - Sevgili kralım. Hepsi sana hatır sormaya gelmiş ama bir tanesi de seni iyileştirmeye çalışmış mı? Ben gel-medim. Çünkü kapı kapı dolaşıp derdine çare arıyordum. Bunu duyan aslanın göz-leri parlamış: - Peki çare buldun mu ? diye sormuş. Kurnaz tilki gülmüş: - Çare, bir kurdu diri diri yüzüp postuna bürünmekmiş. Doktor öyle söylüyor. Aslan bunu duyar da hiç durur mu? Hemen kurdun derisini yüzmüş, postuna sarınmış. Tilki kurdun başına giderek "Başkalarına tuzak kurmaya kalkan, o tuzağa kendi düşer" demiş.

 

1. Bu masal için nasıl bir başlık yazılabilir ?

2. Hastalanan kimmiş ?

3. Aslana tilkiyi kötüleyen kimmiş ?

4. Kurt, tilki için ne demiş ?

5. Kurdun söylediklerini kapıdan kim dinlemiş ?

6. Aslan, tilkiyi görünce ne yapmış ?

7. Tilki neden gelmemiş ? 

8. Tilki, aslanın iyileşmesi için ne yapması gerektiğini söylüyor ?

9. Tilki, kurdun başına giderek ne demiş ?

10. Yukarıdaki masalın ana duygusu (ana fikri) nedir ?

11. Siz kurdun yerinde olsaydınız, tilkiyi kötüler miydiniz ? Neden ?

 

*****************************************

TURAN

      Benim  adım Tombiş.Ben çok şişman bir çocuğum.Onun   için bana bu ismi verdiler.Aslında  benim adım Turan.Tombiş  ismini   ban teyzem verdi.O zaman ben birinci sınıfa başlamıştım.Okulda   bana herkes  Tombiş diyor.

 

1.Turan’a   kim   tombiş   adını   vermiş?

2.Tombiş   nasıl   bir    çocukmuş?

3.Turan’a   niçin tombiş   ismini   vermişler?

4.Turan’a  ne    zaman   Tombiş     ismini   vermişler?

5.Turan’a  başka nerede  Tombiş diyorlarmış?

6.Tombiş’in gerçek adı neymiş?

 

*****************************************

 

UÇURTMAMIZ

Bahar   gelmişti.Tün çocuklar kırlara koşmuş, uçurtma uçuruyorlardı.Kerem  ve Didem  de   bir   uçurtma yapmaya karar   verdiler.Hemen  işe   koyuldular.İki   saat sonra uçurtmaları hazırdı.Fakat  tüm  çabalarına rağmen uçurtmaları  uçmuyordu.Çünkü ona kuyruk yapmayı unutmuşlardı.

1-Kerem ve  Didem …………….iki   saatte  yaptılar.

2-Kerem ve  Didem’in  yaptığı uçurtma  uçmadı , çünkü ……......................................................

3-Çocuklar kırlarda ne yapıyorlarmış?

4-Çocuklar  uçurtmayı hangi mevsimde uçurmuşlar?

5-Çocuklar uçurtmayı kaç saatte yapmışlar?

6-Uçurtma niçin uçmamış?

 

*****************************************

 

UMUT İLE BULUT

Umut küçük bir çocuk daha 6 yaşında. Abisi Bulut 15 yaşında ve kardeşini çok sever. Umut ile Bulut en çok beraber kitap okumayı severler. Anneleri Umut ile Bulut’a bol bol kitap alır,

Bir gün babası Umut’a güzel bir masal kitabı alır. Abisi Bulut bu kitabı görmez. Umut masal kitabını okur ve bitirir. Bulut okumak için kardeşinden masal kitabını ister.

Umut *Benim adım Umut sen bu kitabı unut.* der ve kitabı abisine vermez. Bulut çok üzülür. Annesine kardeşinin yaptığını söyler. Annesi Umut’a kızar ve kitabı Bulut’ a verir. Umut hatasını anlar ve abisi Bulut’tan özür diler.

 

1. Umut kaç yaşında ?

2. Masal kitabını kim alır ?

3. Umut abisine ne der ?

4. Bulut kaç yaşındadır ?

*****************************************

 

ZEKİ KÖYDE

 Zeki, yaz tatilinde köye gitti. Dedesi ona “ Hadi beraber tarlaya gidelim.” Dedi. Tarlanın  etrafına telden çit çekti. Dedesi motor ile tarlaya geldi.  Tarlayı motor ile sürdüler. Toprağın içine tohum ile gübre attılar.

Zeki tarlayı bekledi. Tarlanın kenarına ağaç fidanı dikti. Her gün tarlasına gitti. Düzenli olarak suladı. Tarlasından çok ürün aldı. Çünkü Zeki tarlasına çok iyi bakmıştı.

Ürünleri  dedesi ile birlikte pazarda sattı. Parası ile kendisine kitap ve elbise aldı. Dedesine her işinde yardım etti. İneklere ve koyunlara ot verdi. Tavuklara yem verdi. Her gün onların yumurtalarını topladı. Zeki o yaz tatilinde hem çok çalıştı hem çok eğlendi.

 

1. Zeki tatilde nereye gidyor?

2. Tarlayı ne ile sürdüler?

3. Zeki ürünleri nerede sattı?

4. Köyde Zeki’nin hangi akrabası var?

Babası   Dedesi   **********************************

   HERKESİN YUVASI VAR       

 Çok güzel bir sonbahar sabahıydı. Bütün minik hayvanlar oynamak için aceleyle dışarı fırladılar. Minik ayı,mağara gibi evinden çıktı. Minik tavşan, çukurundan hoplayarak çıktı. Minik sincap, ağaçtaki yuvasından zıplayarak çıktı. Minik köpek, kulübesinden hoplaya zıplaya çıktı. Minik kaplumbağa da oynamak için onlara katıldı.

 Gün boyunca bütün hayvanlar birlikte oynarken kaplumbağa,evi olan kabuğunun içinde kıpırdanıp durdu. Zaten çok yavaş hareket ederdi. Öyle ki diğerleri bunun haline çok gülerdi ama o hiç aldırış etmezdi.

 Güneş batarken hepsi evine ( mağaraya, çukur yuvaya, taştan eve, ağaçtaki yuvaya, ya da kulübeye ) gitmek zorundaydı.

 Hepsi akşam yemeklerini evinde yer ve yataklarında uyurdu. Ama minik kaplumbağa için durum farlıydı. O,şişman bir böceği ve lezzetli bir sineği çabucak yedi ve yolundaki bir havuzdan suyunu içti. Sonra başını,kuyruğunu ve dört minik bacağını kabuğunun içine çekti. Dışarıda yıldızların altında, kabuk evinin içinde mışıl mışıl uyudu.

 

1-) İnsanlar bir kaplumbağa gibi olsaydı, bunun güzel  ve kötü  neler olabilirdi? Düşünelim defterimiz yazalım.

2-)İnsanlara alışık olan ve insanlarla birlikte yaşayan  hayvanlara ne denir? Örnekler veriniz.

3-) İnsanlardan uzak olan ve bazen tehlikeli olan hayvanlar hangileridir? Örnekler veriniz.

 

 

*****************************************

ÇİFTÇİNİN OĞULLARI

 

Bir çiftçinin birkaç oğlu varmış. Birbirleriyle geçinemez , kavga ederlermiş. Babaları : “ Birbirinizi sevin ,  yardımlaşın ” dermiş. Ama çocuklar ,  babalarının bu güzel öğütlerini tutmazlarmış.

Çiftçi bir gün çocuklarını çağırmış :

- Bana ,  bir ağaçtan on çubuk kesip getirin ,  demiş.

Çocuklar çubukları getirmişler. Çiftçi ,  çubukları  birbirlerine bağlayarak ,  oğullarına vermiş.

- Hadi kırın bunları ,  demiş.

Oğlanlar ,  çubuk demetini kırmaya çalışmışlar. Ama kıramamışlar. Çiftçi ,  demeti alıp çözmüş. Çubukları oğullarına birer birer vermiş. Onlar da kendilerine verilen çubukları kolayca kırmışlar. Bu olay üzerine çiftçi çocuklarına şöyle demiş :

- Görüyorsunuz ya , birleşmek güç yaratıyor. Birbirinizle anlaşmaya çalışınız. O zaman size kimsenin gücü yetmez. Siz de her güçlüğü yenersiniz

1. Çiftçinin oğullarının birbirleriyle olan ilişkileri nasılmış?

2. Çiftçi çocuklarından ne getirmelerini istemiş?

3. Babaları çocuklarına ne dermiş?

4. Çiftçi çubukları ne yapmış?

5. Oğulları çubukları ne yapmaya çalışmış?

6. Çubukları kolayca kırmalarının nedeni nedir?

7. Parçanın ana fikri nedir?

8. Parçanın kahramanları kimlerdir?

9. Çiftçinin oğullarının yerinde siz olsanız ne yapardınız?

10. Parçaya başlık olarak siz  ne koyardınız?

*****************************************

 

TİLKİ İLE TEKE

Bir gün tilkinin biri bir kuyuya düşmüş. Çok uğraşmış ama bir türlü kuyudan çıkamamış. O sırada oradan bir teke geçiyormuş. Teke susadığı için kuyuya bakmış. Bir de ne görsün? Kuyuda bir tilki!
Hemen sormuş "Bu su iyi mi; içilir mi?"
Tilki kurnazca gülmüş. Sonra da suyu bir övmüş bir övmüş ki tekenin ağzının suyu akmış.
Tilki "Hadi durma. İn aşağı." deyince teke kuyuya inmiş. Kana kana su içtikten sonra aklı başına gelmiş.
Tilkiye "Eee, nasıl çıkacağız buradan?" diye sormuş.
Tilki "Sen hiç merak etme. Ben buradan ikimizi de kurtarmanın yolunu biliyorum. Sen şimdi doğrulup ön ayaklarını duvara dayar, omuzlarını da havaya dikersin. Ben de tırmanıp çıkar, sonra seni çekerim " demiş.
Teke bu aklı çok beğenmiş. Hemen razı olmuş. Tilki tekenin bacaklarından omuzlarına, sonra da başına atlayıp kuyudan çıkmış. Hemen oradan uzaklaşmış. Bunu duyan tilki geri dönmüş ve "Ey teke! Senin çenendeki kıllar kadar kafanda da akıl olsaydı, nasıl çıkacağını düşünmeden bu kuyuya inmezdin" demiş.

 

1. Hikayenin adı nedir?

2. Hikayede kimler var?

3. Hikaye nerde geçiyor?

4. Teke kuyunun içine niçin bakmış?

5. Teke kuyuda kimi  görmüş?

6. Tilkiye ne sormuş

7. Tilki ona ne demiş?

8. Teke su içmek için ne yapmış?

9. Tilki kuyudan nasıl  çıkmış?

 

*****************************************

 

Büyük bir ormanda,küçük bir gölde su damlacıkları varmış.Bir gün bu su damlaları güle oynaya zamanlarını geçirip oyunlar oynuyorlarmış.Sıcacık gülüşüyle güneş,gökyüzünde görünmüş.Gülümseyen gözlerle’’merhaba’’ diye seslenmiş.Su damlacıkları selamı alıp tekrar oynamaya koyulmuşlar.O sırada, ağaçlar da dallarını bir o yana bir bu yana sallıyor,adeta dans ediyormuş. Kuşlar cik cik diye ötüyor,oradan oraya uçuşuyormuş.

       Güneş,yeryüzünü sıcaklığı ile iyice ısıtmış.Kuşlar sıcaktan bunalmış.Ağaçların gölgesinde uyuklamaya başlamış.Küçük göldeki su damlacıkları sıcaktan ısınıp buharlaşmaya başlamış.Yukarı doğru çıkarken serinlediklerini fark etmişler.Dans ederek gökyüzüne doğru yükselmişler.Serinleyip tombullaşınca yerlerinden kıpırdamaları zorlaşmış.İşte o sırada,hafif bir rüzgar esmiş ve su damlaları üşüyüp el ele tutuşmuş.Bir araya gelirsek ısınırız,diyerek kocaman bir  bulut  olmuşlar.Bulutun içindeki su damlacıkları daha da ağırlaşmış.O kadar çok ağırlaşmış ki,artık kendilerini bile taşıyamaz hale gelmişler ve yeryüzüne doğru yağmur olarak yağmaya başlamışlar.Yağmur pıtır pıtır yağarken kuşlar kaçışıp yuvalarına girmiş.Ağaçlar yapraklarını şemsiye yapıp korunmaya,ıslanmamaya çalışmış.

 

1-Güneş,su damlacıklarına ne yaptı?

2-Güneş,yeryüzünü iyice ısıtınca ne oldu?        

3-Su damlaları ne yaptı?

4-Kuşlar ne yaptı?

5-Su damlaları gökyüzüne çıkınca ne oldu?

6-Orada kiminle karşılaştı?

7-Su damlaları üşüyünce ne yaptı?

8-Yer yüzüne ne olarak düşmeye başladılar?

9-Okuma parçasını drama yöntemi ile canlandırınız.      

 

*****************************************

ASLAN İLE FARE

Ormanlar kralı aslan ormanda bir gün avlanmaktan gelmiş, yatmış uyuyormuş. Minik bir fare aslanın üzerinde dolaşmaya başlamış. Aslan sinirlenerek uyanıp fareyi yakalayış. Tam öldüreceği sırada fare yalvarmış:

-Ne olur beni bırak! Gün olur benimde sana bir iyiliğim dokunur, demiş.

Aslan farenin bu sözlerine gülerek:

-Sen küçük bir faresin, bana ne iyiliğin dokunur ki deyip, fareye acımış ve fareyi bırakmış.

Fare sevinerek oradan uzaklaşmış

Aradan zaman geçmiş, Aslan bir gün avcıların kurduğu tuzağa yakalanmış.

Aslan çırpınmış, bağırmış ama tuzaktan bir türlü kurtulamamış. Oradan geçmekte olan minik fare aslanın bu durumunu görmüş. Hemen dişleri ile tuzağın iplerini kemirerek kesmiş. Aslanı tuzaktan kurtarmış.

Fare aslana:

- Beni küçük diye beğenmiyordun. Bak. Senin canını kurtardım, demiş.

Aslan, böylece yapılan bir iyiliğin karşılıksız kalmayacağını anlamış.

1/ Aslanın lakabı neymiş?

2/ Ormanlar kralı aslan nereden gelince yatmış?

3/ Aslan neden sinirlenmiş?

4/ Aslan sinirlenince fareyi ne yapmak istemiş?

5/ Aslan fareyi tam yiyecekken fare ne demiş?

6/ aslan fareyi yemekten vazgeçince fare ne yapmış?

7/ Aslanın başına nasıl bir kötü olay gelmiş?

8/ Aslanı tuzaktan kim kurtarmış?

9/ Fare aslanı tuzaktan nasıl kurtarmış?

10/ Fare aslanı tuzaktan kurtarınca aslana ne demiş?

11/ Bu masaldan nasıl bir ders çıkarmalıyız?

************************************************************************************

        MASAL  DEDE

 

   Masal Dede, ak saçlıydı. Boyu oldukça uzundu. Zayıftı. Bu  ismi   çocuklar  ona   vermişti. Asıl   adı  Uğur’du.  Uğur   çocuklara  çok  masal  anlatırdı. Onun için  çocuklar  ona  Masal  Dede  diyorlardı. Her  akşam parkta  masal  anlatırdı.

 

1.Masal  Dede’nin  ası adı nedir?

2.Masal  Dede  ,  nerede   çocuklara  masal  anlatırmış?

3.Uğur’a  niçin  Masal  Dede   diyorlarmış?

4.Masal  Dede  nasıl   birisiymiş?

5.Kim   Uğur’a  Masal  Dede  diyormuş?

6.Uğur   ne  zaman  çocuklara  masal  anlatıyormuş?

 

********************************************************************************

 

      ARTIK  OKUYORUM

 

  Benim adım Şeyma. Ben Gümüşören İlköğretim Okulu’nda birinci sınıfa gidiyorum. Ben okumayı, yazmayı öğrendim. Okumak ve yazmak çok güzel. Çok sevinçliyim.   Sıra arkadaşım Yasir de okuyor, yazıyor. Bugün Yasir kitap aldı.    Babasına kitap okudu. Ben de anneme kitap okudum. Annem çok mutlu oldu. Okumak, yazmak çok güzel!

 

1. Şeyma niçin çok sevinçlidir?

2. Yasir  ,bugün ne  aldı?

3. Yasir  kime kitap okudu?

4. Şeyma kime kitap okumuş?

5. Şeyma’nın okulunun adı nedir?

6. Şeyma kaçıncı sınıfa gidiyor?

7. Okuma parçasının başlığını yazınız.

8. Şeyma’nın annesi niçin mutlu olmuş?

KAFASINI PENCEREDE UNUTMASIN

 

 Nasrettin Hoca bir gün cimriliği ile tanınmış bir adamın evine gider. O sırada adam pencere kenarında oturmuş, dışarıya bakmaktadır. Hoca adamı görür.

 Kapıyı çalar. İçerden bir kadın :

 -Kim o, diye seslenir. Hoca kendini tanıtır. Evin efendisini ziyarete geldiğini söyler.

 Kadın :

 -Kocam evde yok. Sizin geldiğinizi duyunca çok üzülecek, der. Nasrettin Hoca’nın bu işe canı sıkılır :

 -Ya öyle mi? Kocan gelince ona söyle de evden çıkarken kafasını pencerede unutmasın, der.

 

1.Nasrettin Hoca kimin evine gitmiş?

2. Hocanın gittiği adam nasıl biriymiş?

3.Nasrettin Hoca evin önüne geldiğinde adam neredeymiş?

4.Nasrettin Hoca’ya kapıyı kim açar?

5.Kadın, Nasrettin Hoca’ya ne der?

6.Nasrettin Hoca, kadına ne cevap verir?

 

 

SARI KEDİ

Sarı Kedi o gün çok üzgündü. En sevdiği arkadaşı Özge onunla oynamaya   gelmemişti. Çünkü Özge  1. sınıfa gidiyordu. Dersleri çoktu. Okuldan gelince ödevlerini yapıyordu. Sarı Kedi ağlamak üzereydi. Ama birden Özge geldi. Derslerini bitirmişti. Artık Sarı Kediyle oynayabilirdi. Sarı Kedi çok mutlu oldu.

 

1. Okuma parçasının başlığı nedir ?

2.Sarı Kedi’nin  en sevdiği arkadaşı kimmiş ?

3. Özge kaçıncı sınıfa gidiyormuş ?

4. Sarı Kedi niçin mutlu olmuş ?

5. Özge okuldan gelince ne yapıyormuş ?

6. Özge ödevini bitirince ne yapmış ?

 

****************************************************************************************

 

     TURAN

      Benim adım Tombiş. Ben çok şişman bir çocuğum. Onun için bana bu ismi verdiler. Aslında benim adım Turan. Tombiş ismini ban teyzem verdi. O zaman ben birinci sınıfa başlamıştım. Okulda bana herkes Tombiş diyor.

 

1.Turan’a   kim   tombiş   adını   vermiş?

2.Tombiş   nasıl   bir    çocukmuş?

3.Turan’a   niçin tombiş   ismini   vermişler?

4.Turan’a  ne zaman  Tombiş  ismini   vermişler?

5.Turan’a  başka nerede  Tombiş diyorlarmış?

6.Tombiş’in gerçek adı neymiş?

7. Bu okuma parçasının başlığını yazınız.

8. Turan, okulda kaçıncı sınıfa gidiyormuş?  

 

*****************************************


UMUT İLE BULUT

Umut küçük bir çocuk daha 6 yaşında. Abisi Bulut 15 yaşında ve kardeşini çok sever. Umut ile Bulut en çok beraber kitap okumayı severler. Anneleri Umut ile Bulut’a bol bol kitap alır,

Bir gün babası Umut’a güzel bir masal kitabı alır. Abisi Bulut bu kitabı görmez. Umut masal kitabını okur ve bitirir. Bulut okumak için kardeşinden masal kitabını ister.

Umut “Benim adım Umut sen bu kitabı unut.” der ve kitabı abisine vermez. Bulut çok üzülür. Annesine kardeşinin yaptığını söyler. Annesi Umut’a kızar ve kitabı Bulut’ a verir. Umut hatasını anlar ve abisi Bulut’tan özür diler.

 

1. Umut kaç yaşında ?

2. Umut’un  abisinin adı nedir?

3. Umut ile Bulut birlikte ne yapmayı seviyorlar?

4. Umut ve Bulut’a kim kitap alıyormuş?

5. Umut’a masal kitabını kim almış?

6. Umut abisine ne demiş ?

7. Bulut niçin üzülmüş?

8. Masal kitabını ilk kim okumuş?

9. Anne kime kızmış?

10. Umut, hatasını anlayınca ne yapmış?

 

*****************************************

 

                                   Mevsimler

Bir yılda dört mevsim var,

En güzeli ilkbahar.

Çok sıcak mevsimdir yaz,

Meyvesi eksik olmaz.

 

 

1.Bir yılda kaç mevsim var?

2.Mevsimlerin isimlerini yazınız.

3.Şiire göre en güzel mevsim hangisidir?

4.Şiire göre yaz mevsiminin özellikleri nelerdir?

5.Bütün yerler hangi mevsimde sararırmış?

6.Şiire göre kış mevsiminin özellikleri nelerdir?

7. Güz mevsimi de olarak bilinen mevsim hangisidir?

8. Şiir kaç kıtadan oluşmuştur?

****************************************************************************

TİLKİ   İLE  KEÇİ

Tilki ile keçi arkadaş olmuşlar. İki arkadaş kuyunun yanından geçerken su içmek istemişler. Hemen kuyuya inmişler. Susuzluklarını gidermişler. Fakat kuyudan nasıl çıkacaklarını düşünmeye başlamışlar.

Tilki:

-Sen ayaklarını duvara daya. Boynuzlarını yukarı kaldır. Ben onların üzerine basarak dışarı çıkarım. Sonra da seni dışarı çekerim.

Keçi, tilkinin söylediklerini yapmış. Fakat tilki dışarı çıkınca keçiyi bırakıp gitmiş. Giderken de:

-Aklın olaydı bu kuyuya inmezdin, diye bağırmış.

 

1. Tilki ile  keçi kuyuya  niçin inmiş?

2. Kuyudan çıkmak  için kim  bir   çare   bulmuş?

3. Tilki kuyudan   çıkmak için   nasıl   bir  yol   bulmuş?

4. Tilki, dışarı  çıkınca ne yapmış?

5. Tilki ile keçi kuyunun yanından geçerken ne yapmak istemişler?

6. Kuyudan önce kim çıkmış?

7. Keçi kuyudan niçin çıkamamış?

 

***********************************************************************************

 

UÇURTMAMIZ

Bahar gelmişti. Tün çocuklar kırlara koşmuş, uçurtma uçuruyorlardı. Kerem ve Didem de bir uçurtma yapmaya karar verdiler. Hemen işe koyuldular. İki saat sonra uçurtmaları hazırdı. Fakat tüm çabalarına rağmen uçurtmaları uçmuyordu. Çünkü ona kuyruk yapmayı unutmuşlardı. Hemen kırmızı renkli uçurtmalarına, sarı renkli bir kuyruk eklediler.

 

1. Çocuklar kırlarda ne yapıyorlarmış?

2. Çocuklar  uçurtmayı hangi mevsimde uçurmuşlar?

3. Çocuklar uçurtmayı kaç saatte yapmışlar?

4. Uçurtma niçin uçmamış?

5. Uçurtma yapan çocukların adlarını yazınız.

6. Okuma parçasının başlığını yazınız.

7. Uçurtmanın rengi nedir?

8. Kerem ve Didem, uçurtmanın kuyruğunu hangi renk yaptılar?

 

*******************************************************************************

 

Ahmet bir ilkbahar günü kırlara çıkmış. Kırlarda türlü türlü çiçekler varmış. Tam bu çiçekleri toplarken gözüne bir şey takılmış. Bu da beyaz bir kelebekmiş. Ahmet kelebeği çok sevdiği için onu yakalamaya çalışmış. Kelebek ormanın derinliğine doğru uçuyormuş. Ahmet kelebeği yakalayayım derken ormanın içlerine doğru gitmiş.   Bir süre sonra kaybolduğunu anlamış ve hemen kelebeğin peşini bırakmış. Evine  gitmek için geri dönmüş. Evini aramaya koyulduğunda evinin yolunu bir türlü bulamamış. Paniğe kapılıp sağa sola koşmuş. Yatağında doğrulup  etrafına bakınca bunun bir rüya olduğunu anlamış. Rüya da olsa bir daha böyle dikkatsiz hareket etmeyeceğine kendi kendine söz vermiş.

1. Ahmet nerede çiçek toplamaya  çıkmış?                   

2. Ahmet neyi yakalamaya çalışmış

3. Kelebek ne renkmiş? 

4. Öykünü geçtiği yer neresidir? 

5. Ahmet nasıl kayboluyor?

6. Öykümüzün kahramanları kimlerdir?

7.  Olay  ne zaman yaşanıyor?

.  Bu öykünün başlığı sizce ne olabilir?

 

****************************************************************************

 

BİLGİN

 Bilgin, sürekli açıkgözlülüğü ile övünen bir çocuktu. Sinemada bilet alırken, otobüs, dolmuş beklerken, sıraya girmekten hiç hoşlanmazdı. Alışveriş yaptığı dükkanlarda da kasa önlerinde sıra beklemezdi. Hemen, bekleyenlerin arasına dalardı. Ne yapar eder, öne geçmenin, işini tezden bitirmenin yolunu bulurdu.

 Onun küçüklüğünden beri “ Açıkgöz” olmaya özendiren ailesi de oğullarının bu özelliğiyle övünür dururlardı.

 Bilgin, o yıl beşinci sınıfa geçiyordu. Okulunun kapanmasına az bir süre vardı. Bir gün, sınıfça Sirkeci’den trene binip Florya’ya geziye gittiler. Oradaki piknik yerine yayıldılar. Neşe içinde koştular, oynadılar. Sonra çıkanlarını açtılar. Güle oynaya azıklarını yemeğe başladılar.

 

1. Bilgin, ne ile övünürdü?

2. Bilgin, ne yapmaktan hoşlanmazdı?

3. Bilgin, ne zaman geziye gitti?

4. Bilgin, kimlerle geziye gitti?

5. Bilgin, nasıl bir çocuktu?

6. Bilgin’i “Açıkgöz” olmaya özendiren kimdi?

7. Nereye geziye gittiler?

8. Ne ile geziye gittiler?

9. Bilgin; niçin sıraya girmekten hoşlanmıyor?

10. Azıklarını nasıl yemeye başladılar?

 

******************************************************************************

ÇİFTÇİNİN OĞULLARI

Bir çiftçinin birkaç oğlu varmış. Birbirleriyle geçinemez , kavga ederlermiş. Babaları : “ Birbirinizi sevin ,  yardımlaşın ” dermiş. Ama çocuklar ,  babalarının bu güzel öğütlerini tutmazlarmış.

Çiftçi bir gün çocuklarını çağırmış :

- Bana ,  bir ağaçtan on çubuk kesip getirin ,  demiş.

Çocuklar çubukları getirmişler. Çiftçi ,  çubukları  birbirlerine bağlayarak ,  oğullarına vermiş.

- Hadi kırın bunları ,  demiş.

Oğlanlar ,  çubuk demetini kırmaya çalışmışlar. Ama kıramamışlar. Çiftçi ,  demeti alıp çözmüş. Çubukları oğullarına birer birer vermiş. Onlar da kendilerine verilen çubukları kolayca kırmışlar. Bu olay üzerine çiftçi çocuklarına şöyle demiş :

- Görüyorsunuz ya , birleşmek güç yaratıyor. Birbirinizle anlaşmaya çalışınız. O zaman size kimsenin gücü yetmez. Siz de her güçlüğü yenersiniz

 

1. Çiftçinin oğullarının birbirleriyle olan ilişkileri nasılmış?

2. Çiftçi çocuklarından ne getirmelerini istemiş?

3. Babaları çocuklarına ne dermiş?

4. Çiftçi çubukları ne yapmış?

5. Oğulları çubukları ne yapmaya çalışmış?

6. Çubukları kolayca kırmalarının nedeni nedir?

7. Parçanın ana fikri nedir?

8. Parçanın kahramanları kimlerdir?

9. Çiftçinin oğullarının yerinde siz olsanız ne yapardınız?

10. Parçaya başlık olarak siz  ne koyardınız?

 

*******************************************************************************

 

BEN EĞİLMEM

         Mustafa Kemal’in çocukluk arkadaşı Asaf İlbay, okula gittiği günlere ilişkin iki anısını şöyle anlatır : “Evimizin bahçesi büyüktü. Sık sık mahalle arkadaşları toplanır ve o zamanlar Selanik’te pek yaygın olan ‘mancık’ oyunu oynardık. Bu bir tür ‘birdirbir’ oyunuydu. Bir kişi eğiliyor, öbürleri sırayla onun üzerinden atlıyorlardı. Mustafa oyuna katılmazdı ancak izlemeye de bayılırdı. Bir gün kararlaştırdık. Mustafa’yı yaka paça zorla oyuna soktuk. Sırayla hepimizin üzerinden atladı. Eğilme sırası kendisine gelince de dimdik durarak “Haydi atlayın!” dedi. Biz başını yere eğmesi için ısrar ettikçe “Ben eğilmem. Böyle atlarsanız atlayın.” diyordu. Bir türlü başını eğdiremedik.

( Aşağıdaki soruları yukarıdaki parçaya göre yanıtlayınız.)

1. Atatürk’ün çocukluk arkadaşı kimdir?

2. Bu anı ne zaman yaşanmıştır?

3. Oyunu nerede oynamışlar?

4. Çocukların oynadıkları oyunun adı nedir?

5. Çocukların oynadıkları oyun nasıl oynanmaktadır?

6. Arkadaşları Mustafa’yı nasıl oyuna sokmuşlardır?

7. Eğilme sırası Mustafa Kemal’e gelince ne yaptı?

8. Israrla başını eğmesini isteyen arkadaşlarına ne söyledi?

9. Okuduğunuz yazının başlığı nedir?

10. Okuduğunuz parçada geçen özel adları yazınız?

 

*****************************************

MAVİ ÇANTA

Bir hafta gidip gelmişti okula öbür çocuklarla birlikte.. Yolda yorulduğu için, çantasını büyük ablaları, abileri taşırdı genelde ve akşam eve vardığında yorgunluktan, akşam yemeğini bile yiyemeden uyuyakalırdı bir köşede..
            Yine böyle bir akşam uyumak üzereyken, çarşıdan gelen babası ona güzel bir çanta almıştı. Maviydi rengi. Yeni defterler, kalemler... Hepsini akşamdan çantasına doldurmuş ve başucuna koyarak uyumaya çalışmıştı o gece. Ama geç saatlere kadar uyku girmemişti gözlerine.. Yorgun düştüğünden kabuslarla dalmıştı gecenin karanlığına. Çantasını kaybetmişti. Sabaha kadar onu bulmaya çalışmış ve sonunda kan ter içinde uyanmıştı uykusundan..
             Saatler geçmek bilmiyordu sanki. Biran önce okula gitmek istiyordu o gün.. Bütün arkadaşlarının çantasını görmesini istiyordu.. Ablaları geldiğinde başı dik, koyuldu yine karlı yollara ama çantasını kimseye taşıtmak istemiyordu, kimsenin çantasına dokunmasını istemiyordu.. Öylesine ayrıcalıklı hissediyordu ki kendini. İlk kez yeni bir şeyi oluyordu hayatında.

Bütün çocuklar gıptayla bakmıştı çantasına ve içindekilere.. Dünyanın en mutlu çocuğuydu sanki..

 

1. Çantasını abi ve ablaları niçin taşıyor?

2. Çocuk yorgunluktan neyi yapamadan uyuyakalıyor?

3. Çantası ne renktedir?

4. Çantayı kim almıştır?

5. Çocuk rüyasında ne görüyor?

6. Bir an önce okula gitmek istemesinin nedeni nedir?

7.  Bu hikaye ne zaman yaşanmıştır?

8.  Çocuğun kendisini ayrıcalıklı hissetmesinin nedeni nedir?

 

******************************************************************************

 

Mevsime göre giyin,

Hiç üşütme kendini.

Zamanında aşı ol,

Sık sık yıka elini.

 

Yüreğini rahat tut,

Her şeyi dert edinme.

Olumsuzluğu unut,

Önemlidir beslenme.

 

Kızartma, yağlı, acı,

Sağlığı bozmaktadır.

Sebze, meyve baş tacı,

Süt en doğal gıdadır...

 

1. Bu şiire konulabilecek en uygun başlığı yazınız.

2. Nasıl giyinecekmişiz?

3. Neden mevsimine göre giyinecekmişiz?

4. Zamanında olmamız gereken neymiş?

5. Sık sık yıkamamız gereken neymiş?

6. Yüreğimizi nasıl tutmalıyız?

7. Neyi unutmalıymışız?

8. Önemli olan neymiş?

9. Sağlığı bozan besinler nelermiş?                                                                                                     

10. Baş tacı olan neymiş?

11. En doğal gıda hangisiymiş?

 

*****************************************

BİLGİN

 Bilgin, sürekli açıkgözlülüğü ile övünen bir çocuktu. Sinemada bilet alırken, otobüs, dolmuş beklerken, sıraya girmekten hiç hoşlanmazdı. Alışveriş yaptığı dükkanlarda da kasa önlerinde sıra beklemezdi. Hemen, bekleyenlerin arasına dalardı. Ne yapar eder, öne geçmenin, işini tezden bitirmenin yolunu bulurdu.

 Onun küçüklüğünden beri “ Açıkgöz” olmaya özendiren ailesi de oğullarının bu özelliğiyle övünür dururlardı.

 Bilgin, o yıl beşinci sınıfa geçiyordu. Okulunun kapanmasına az bir süre vardı. Bir gün, sınıfça Sirkeci’den trene binip Florya’ya geziye gittiler. Oradaki piknik yerine yayıldılar. Neşe içinde koştular, oynadılar. Sonra çıkanlarını açtılar. Güle oynaya azıklarını yemeğe başladılar.

 

1. Bilgin, ne ile övünürdü?

2. Bilgin, ne yapmaktan hoşlanmazdı?

3. Bilgin, ne zaman geziye gitti?

4. Bilgin, kimlerle geziye gitti?

5. Bilgin, nasıl bir çocuktu?

6. Bilgin’i “Açıkgöz” olmaya özendiren kimdi?

7. Nereye geziye gittiler?

8. Ne ile geziye gittiler?

9. Bilgin; niçin sıraya girmekten hoşlanmıyor?

10. Azıklarını nasıl yemeye başladılar?

 

*****************************************

 

BİRLİK OLMAYINCA

 Buğday tarlasının üzerine kuşlar gelirmiş. Bunu öğrenen bir avcı, öğleden sonra  kuş ağını alıp tarlaya sermiş. Kuşları beklemeye başlamış.

 Bir süre sonra kuşlar gelmiş, ağın altına girmiş. Avcı, ağın ucunu çekmiş ve kuşlar ağın içinde kalmış. Avcı ağı toplamaya giderken birden ağ havalanmış. Kuşlar ağ ile birlikte yavaş yavaş gökyüzüne doğru uçuyorlarmış.

  Avcı peşlerinden koşmaya başlamış.

 Yakındaki köyün içinden geçerken köylülerden biri:

 - Avcı, avcı, böyle koşarak nereye gidiyorsun, diye sormuş.

 Avcı, gökyüzünde giden ağı göstererek:

 - Kuşlar kapanımla birlikte kaçıyorlar. Onları yakalayacağım, demiş.

 Köylü gülerek:

 - Boşuna heveslenme. Senin kapanın gitti artık. Bak, nerelere yükselmişler. Onları yakalayamazsın, demiş.

 Avcı:

 - Sen öyle san, demiş ve koşarak uzaklaşmış. 

 Bu sırada, ağın altında bulunan kuşlar yorulmaya başlamış.

(Aşağıdaki soruları parçaya göre yanıtlayınız. En güzel yazınızla cevapları yazınız.))

 

1. Avcı  kuşları yakalamak için nasıl bir yol kullanmış?

2. Avcı kuşları yakalamak için kullandığı araç nedir?

3. Kuşlar ağ ile birlikte nereye doğru uçuyorlarmış?

4. Avcı nerenin içinden geçerken köylü ile karşılaşmış?

5. Avcının kuşları yakalamak istemesinin nedeni nedir?

6. Avcı ağını ne zaman sermiş?

7. Siz olsanız kuşların buğday tarlasına zarar vermemesi için ne yapardınız?

8. Okuduğunuz öykünün başlığı nedir? Siz olsanız nasıl bir başlık koyardınız?

 

*****************************************

 

ÇİLLİ HOROZ

Çilli horoz sabah erkenden kalktı. Zaten Çilli Horoz erken kalkmayı çok seviyordu. Hemen elini yüzünü yıkadı. Bugün hava çok soğuktu. Karnı çok acıkmıştı. Ama Çilli Horoz hemen işe koyuldu. Çünkü sahibi olan Hasan dayıyı uyandırması gerekiyordu. Çilli horoz uzun uzun öttü:

  • Ü ürü üüüüü!

Hasan dayı esneyerek uyandı. Çilli horozu çok seviyordu. Çünkü Çilli horoz her zaman onu uykusundan uyandırıyordu. Hasan dayı elini yüzünü yıkadı. Kümese gitti ve Çilli Horoz’u sevdi. Ono arpa ile yapılmış yem verdi. Çilli horoz yemini yedi ve bahçede gezmeye başladı.

 

1- Okuma parçasının başlığını yazınız.

2- Çilli horoz ne zaman kalkarmış,?

3- Çilli uyanınca ne yapmış?

4- Çili horoz uyandığında hava nasılmış?

5- Çilli horozun sahibinin adı neymiş?

6- Çilli horozun sabah uyanınca ne yapması gerekiyormuş?

7- Hasan dayı sabah nasıl uyanmış?

8- Hasan dayıyı her sabah kim uyandırırmış?

9- Hasan kalkınca ne yapmış?

10- Hasan dayı, çilli horoza yem olarak ne vermiş?

11- Çilli horoz yemini yedikten sonra ne yapmış?

12- Çilli horoz Hasan dayıyı nasıl uyandırıyor ?

 

********************************************************************************

………………………………………….

      Foks , Atatürk’ün son köpeğinin adıdır. İnce ruhlu insanlar gibi Atatürk de hayvanları çok severdi. Foks’u kendisine hediye etmişlerdi. Törenlerde Atatürk’ün ayağının dibinde dururdu.  Eski köşkte , illerimizden birine atanan bir vali ,bir gün Atatürk’ü resmi ziyarete gelir. Çalışma odasına girer. Foks bir köşede yatmaktadır. Vali , Osmanlı geleneklerine göre yetişmiş biridir. Ata’nın önüne gelince, birdenbire eğilip “yerden” dedikleri Osmanlı selamı verir. Foks bu ani hareketi görünce Atatürk’e bir kötülük yapıldığını sanır, adama saldırır. Ne olduğunu şaşıran vali kendini yerde bulur. Böylece, ayağa kalkan vali, hayvanların da insanlar gibi hislerinin olduğunu ve sahiplerini koruma iç güdüsüyle hareket ettiklerine tanık olur.

 

1/ Atatürk’ün son köpeğinin adı nedir?

2/ Atatürk’e ne hediye etmişler?

3/ Foks, törenlerde nerede dururdu?

4/ Atatürk’ü ziyarete kim gelmiş?

5/ Vali Atatürk’ün önüne gelince ne yapmış?

6/ Valinin verdiğini selama ne denirmiş?

7/ Foks, valiye neden saldırmış?

8/ Foks valiye saldırınca, valiye ne olmuş?

9/ Vali Atatürk’ün odasına girdiğinde Foks nerdeymiş?

10/ Siz olsaydınız bu parçaya hangi başlığı yazardınız?

*****************************************

 

Küçük Arı

Küçük bir ormanda Maya adında bir arı varmış. Arı Maya sadece güllere konarmış. Güllerden bal yapar, vız diye uçarmış. Bir gün iğnesi güle takılmış ve yardım edin diye bağırmış. Oradan geçen bir kuş, arı Mayayı gülden kurtarmış.

 

1. Hikâyemizin adı ne?

2. Hikayede hangi hayvanlar var ?

3. Arı’nın adı neymiş ?

4. Arı Maya hangi çiçekten bal yaparmış ?

5. Arı Maya’yı kim kurtarmış ?

6. Arının iğnesi nereye takılmış ?

 

KARINCA

Bir karınca dereye düşmüştü. Su içen güvercin onu gördü. Hemen gagasıyla bir çöp uzattı, Karınca çöpe tutunup kıyıya çıktı. Tam o sırada oradan geçen bir avcı güvercini görüp nişan aldı, Karınca da avcının ayağını ısırdı. Adamın atışı boşa gitti. Böylece güvercin kurtuldu.

 

1. Karınca nereye düşmüş ?

2.Güvercin, karıncayı nasıl kur­tarmış?                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                              

3.Karınca, güvercini nasıl kur­tarmış?

4. Bu okuma parçasının başlığı nedir ?

5. Avcı kime nişan almış ?

6. Avcı ne yapmak istemiş ?

7. Güvercin, karıncaya ne uzatmış ?

8. Avcı güvercini vurabilmiş mi ?

9. Avcı güvercini neden vuramamış ?

 

*****************************************

 

KIŞ BABA

 

Veli dayı bir kulübede yaşarmış. Her kış aç kalırmış. Kış Baba’ya:

   - Bir daha ki yıl gelmeden  bana haber ver hazırlık yapayım, demiş.

Mevsimler geçmiş. Yine sonbahar gelmiş. Ağaçların yaprakları dökülmüş. Göçmen kuşlar gitmiş. Soğuk rüzgarlar esmeye başlamış. Veli Dayı:

Kış Baba’dan haber yok. Kış hazırlıkları için daha erken, demiş.

İlk kar dağlara yağmış. Veli Dayı yine aldırmamış. Karlar yaklaşmış, yaklaşmış;

kulübenin penceresine kadar yükselmiş.

           - Hey! Kış Baba! Hani gelmeden önce haber verecektin?

 Kış Baba:

         - Önce soğuk rüzgar oldum, estim. Sonra kar oldum, dağlara yağdım. Sana

çoktan haber verdim, demiş.

Veli Dayı başını kaşımış.                                                                         

- Doğru Kış Baba haklısın demiş. Ben anlayamadım, demiş.

 

1. Veli dayı nerede yaşarmış?

2. Kış mevsimi gelmeden kimin haber vermesini istiyor?

3. Kış geldiğini nasıl haber vermiş?

4. İlk kar nereye yağmış?

5. Veli dayı kıştan niçin gelmeden önce haber vermesini istiyor?

6. Kış mevsiminin gelişinin ilk belirtisi ne olmuş?

7. Okuduğunuz öykünün kahramanları kimlerdir?

8. Siz olsaydınız bu okuma parçasına nasıl başlık koyardınız?

9. Metnin ilk cümlesi kaç kelimeden oluşmaktadır?

a) 5  b) 6  c) 7

10. “Kış” kelimesinin eş anlamlısı aşağıdakilerden hangisidir?

a) Bahar  b) Güz   c) Kar 

 

*****************************************

LEYLEKLER

      Merhaba arkadaşlar. Benim adım Akif. Biz köyde yaşıyoruz. Leylekler ilkbaharda köyümüze gelir. Dedem onlara yuva yapar. Bazı yaramaz çocuklar leyleklere taş atarlar. Çocuklar onlara taş attığı için leylekler çok üzülür. Leyleklerin çok uzun bacakları var. Onlar kurbağa, solucan hatta yılan bile yerler.

 

1.Leylekler   köye ne zaman geliyormuş?

2.Leyleklere   kim taş atıyormuş?

3.Leylekler   niçin üzülüyorlarmış?

4.Leyleklerin bacakları nasılmış?

5.Akif  nerede  yaşıyormuş?

6.Leylekler   ne yermiş?

7.Akif’in  dedesi leyleklere  ne yapıverirmiş?

8. Okuma parçasının başlığını yazınız.

9. Leyleklere kim yuva yapıyormuş?

**************************************************************************************

 

GÖĞSÜ KIRMIZI SERÇE

Serçe kuşu, hiç ayna görmemiş. Komşusu demiş ki: ‘’ Biz de ayna var g el d e b ak istersen.’’ Serçecik, aynanın karşısına geçmiş. Uzun uzun, kendini seyretmiş. Tam o sırada göğsündeki kırmızı lekeyi görmüş. Görünce çok korkmuş. Yaralandığını sanmış.

Arkadaşı: ‘’Korkacak bir şey yok. O gördüğün yara değil. Kırmızı bir leke. Hem göğsünde de çok hoş duruyor. Bundan sonra sana Göğsü Kırmızı Serçe diyeceğim.’’ demiş. Bu ad serçenin çok hoşuna gitmiş. Mutlu olmuş.

"Cik, cik" diye öterek uçmuş.

SORULAR

1- Hikâyede anlatılan olay nedir?

2- Serçecik aynaya nerede bakmış?

3- Serçecik niçin çok korkmuş?

4- Serçecik nasıl mutlu olmuş?

5- Serçecik göğsündeki kırmızı lekeyi ne zaman görmüş?

6- "Cik, cik" diyerek öterek uçan kim?

 

*****************************************

 

          Keçiciğin aklı bir karış havada ya, sürü- sünü bir yana bırakmış, bir başına otlaya otla- ya çekip gitmiş. Hain koca kurt, kaçırır mı; he- men görmüş keçiciği: "işte ağzıma lâyık bir lok- ma. Yaşasın!" demiş. Keçicik, bakmış can paza- rı. Hiç kurtuluş murtuluş yok:"Eh, ne yapalım, demek kaderimizde sana yem olmak varmış kurt ." demiş. "Madem ölüm kapıya geldi, bari bana biraz kaval çal ki, neşeleneyim, kendimi unutup öyle öleyim." Kurt, "Son isteği zavallı- nın. " demiş. Bulmuş bir kaval, füyt füüyt çal- maya başlamış. Kurt çalmış, keçicik, oynamış. Derken ötelerden kaval sesini alan köpekler koşturmuşlar; gelmişler, kurdu önlerine düşü- rüp bir güzel kovalamışlar. Kaçmadan önce, kurt durumu anlayıp oyuna geldiğini sezinlemiş:"Suç sende değil bende. Neme gerekti benim kaval çalmak, neme gerekti bana köçekli kurban!" demiş.

 

1.Öyküde kimler geçiyor?

 

2.Keçinin son isteği ne olmuş?

 

3.Kurt, keçiyi nerede görmüş?

 

4.Keçi, kurttan nasıl kurtulmuş?

 

5.Kurt, neden pişman olmuş?

 

6.Kurt, keçiyi ne zaman görmüş?

 

 

 

*****************************************

 

Bir zamanlar gayet merhametli , fakat buna karşılık biraz saf bir köylü varmış.Bir kış günü yolda gezinirken karların üzerinde bir yılan görmüş.Upuzun uzanmış karların üzerinde, kımıldıyacak hali kalmamış.Ya öldü ya ölecek.Acımış yılana,alıp evine götürmüş.Ocağı bir güzel yakıp yılanı ocak başındaki bir minderin üzerine koymuş.

Soğuktan uyuşmuş olan yılan sıcağı görünce yeniden . canlanmış.Canlanmasıyla birlikte başlamış ıslıklar çalarak başını kaldırmaya.Sonra da kıvrım kıvrım kıvrılarak atılmaya hazırlanmış.

Köylü yılanın kendisini sokmaya hazırlandığını görünce :

" Vay hain, demek benim iyiliğime karşı yapacağın buydu." demiş. Hemen baltasını kaptığı gibi yılanı üç parçaya bölmüş.

 

1.Köylü, yılanı ne zaman görmüş?

 

 

2.Köylü yılanı nerede görmüş?

 

3.Köylü yılanı neden öldürmüş?

 

 

4.Köylü yılanı nasıl öldürmüş?

 

5.Yılan ısınınca köylüye ne yapmış? 

 

6.Parçada yılanı kim görmüş?

 

*****************************************

 

Yazı yazmak için okyanus sahillerine giden bir yazar, sabaha karşı kumsalda dans eder gibi hareketler yapan birini görür. Biraz yaklaşınca, bu kişinin sahile vuran deniz yıldızlarını, okya- nusa atan genç bir adam olduğunu fark eder. Genç adama yaklaşır:
- Neden denizyıldızlarını okyanusa atıyorsun?
Genç adam yanıtlar;
- Birazdan güneş yükselip, sular çekilecek.
Onları suya atmazsam ölecekler. Yazar sorar;
- Kilometrelerce sahil , binlerce denizyıldızı var. Ne fark eder ki?
Genç adam eğilir, yerden bir denizyıldızı
daha alır, okyanusa fırlatır.
- Onun için fark etti ama...

1.Sahilde kim geziyormuş?

2.Yazar, nerede geziyormuş?

3.Genç adam ne yapıyormuş?

4.Yazar, ne zaman geziyormuş?

5.Genç adam deniz yıldızlarını neden denize atıyormuş?

6.Yazarın sorusuna, genç adam nasıl cevap vermiş?

 

*****************************************

 

 


Tavşan ikide bir böbürlenip kimse benden hızlı koşamaz, diyormuş.Sonunda kaplumbağa dayanamamış, istersen yarışalım, demiş. Koşu- ya başlamışlar.Tavşan epeyce yol aldıktan son- ra, "O sırtı kabuklu hayvancık sürüne sürüne kim bilir ne zaman sonra bana yetişir?" diye düşünmüş. Şu ağacın altına biraz uzanıp dinle- neyim, demiş. Uyuyakalmış. Kaplumbağa ağır yürüyüşü ile yürümüş yürümüş, hiç dinlenme- den yol almış. Tavşan bir ara gözünü açmış. Bir de ne görse beğenirsiniz kaplumbağa neredey- se yarışı bitirmek üzereymiş. Hemen fırlamış, rüzgar gibi koşmaya başlamış. Ama ne çare, kaplumbağaya yetişememiş. Böylece tavşan yarışı kaybetmiş. Aldırış etmemenin cezasını çekmiş. Kaplumbağa ise düzgün adımlarla, durmadan yürüdüğü için yarışı kazanmış.

1.Parçada kimler yarışıyormuş?

2.Tavşan neden böbürleniyormuş?

3.Tavşan ne zaman uyumuş?

4.Kaplumbağa yarışı nasıl kazanmış?

5.Tavşan ile kaplumbağa nerede yarışmışlar?

6.Bu parçadan ne anladınız çocuklar?

 

********************************************************************************

Vaktiyle ormanın birinde, canavar mı canavar bir aslan varmış.Çok kan döker,canını yakma- dık tek bir hayvan bile bırakmazmış.O yaşadığı sürece,hiçbir hayvan rahat yüzü görmemiş.Bü- tün hayvanlar ondan nefret eder,ölümünü beklermiş. Bu zalim aslan sonunda yaşlanmış. Gücü kuvveti kalmamış. Ağzındaki dişler de dökülünce herkesin maskarası olmuş. Hiçbir hayvan ona yardım etmiyor ve onunla konuş- muyormuş.Hayvanlar bir gün oturup karar al- mışlar;”Gelin hep beraber,bize bunca kötülük eden bu zalim aslanı iyice bir dövelim.Yaptıkla- rının cezasını,az da olsa gömüş olsun böylece.”
Sonunda bütün hayvanlar aslana saldırmış. İyi- ce bir dövmüşler onu.Birisi boynuz vuruyor, di- ğeri çifte atıyor,bir başkası ısırıyormuş. Böyle -ce; yaman bir öç almışlar aslandan.´

1.Aslan nerede yaşıyormuş?

2.Diğer hayvanlar aslanı neden sevmiyormuş?

3.Diğer hayvanlar, aslana ne zaman saldırmış?

4.Aslan, ormandaki hayvanlara nasıl davranıyormuş?

5.Diğer hayvanlar, aslana ne yapmışlar?

6.Ormanda kimler yaşıyormuş?

******************************************************************************

    Vaktiyle bir köle kaçıp ormana sığınmış. Et- rafta gezinirken, iniltiler içinde ızdırap çeken bir aslan görmüş.Önce korkup kaçmaya yelten- miş.Fakat aslanın yerinden hiç kıpırdamadığını, yalvaran gözlerle kendisine baktığını görüp durmuş. Aslan kanayan pençesini uzatıyormuş ona. Köle dikkatlice bakınca, aslanın pençesine büyük bir dikenin saplandığını görmüş.Dikeni çıkarıp yarayı temizleyen köle,gömleğinden kopardığı bezle de iyice sarmış. Rahatlayan as- lan ayağa kalkıp kölenin ellerini yalamaya baş- lamış.Sonra da önüne düşüp yaşadığı inine gö- türmüş.Her gün yakaladığı avları ine taşıyıp,  köleye yardım ediyormuş. Bu beraberlikleri uzun sürmemiş.Ormana gelen avcılar ikisini de yakalamışlar.Ayrı kafeslere kapatıp günlerce aç bırakmışlar onları. Kralın da hazır bulunduğu bir gün kafesin ağzı açılmış. Aslanın köleyi nasıl parçalayacağını herkes merakla bekliyormuş. Büyük bir iştahla saldıran aslan, kölenin yanına gelince onu tanımış.

1.Aslan, neden acı çekiyormuş?

2.Aslanı gören köle ne yapmış?

3.Köle, aslanı ne zaman görmüş?

4.Köle, aslanı nasıl iyileştirmiş?

5.Aslanı kim kurtarmış?

6.Köle, aslanı nerede görmüş?

 

*****************************************

 

     Benim adım Mehmet, bizim evimiz çok güzeldir. Neden diye soracak olursanız açıklayayım. Evimiz iki katlı bir evdir. Biz evin ikinci katında oturuyoruz. Birinci katta kiracılarımız var. Kocası hastanede doktor. Çok iyi insanlar.

Evimizin 3 odası var. Birisi kardeşim Fatih ile benim odam. Odamızda eşyalarımız için bir dolap, yataklarımız ve çalışma masamız var. Biz odamızı sürekli temizler ve düzenli tutarız.

Evimizin bahçesi de çok güzeldir. Bahçede renk renk çiçekler var. Annem komşularımızdan hep çiçek tohumu alır ve eker. Babam ağaç fidanlarını getirir ve onları eker. Kısacası bizim evimiz çok güzeldir.

 

1.Çocuğun adı nedir?

2.Mehmetlerin evi kaç katlıdır?

3.Birinci katta kim oturuyor?Ne iş yapıyor?

4.Mehmet odasını kiminle paylaşıyor?

5.Mehmet’in odasında hangi eşyalar var?

6.Mehmet’in annesi ve  babası bahçeye ne ekip dikiyorlar?

 

*****************************************

 

NEDEN KURTLAR SEVİMSİZ, SİNCAPLAR SEVİMLİDİR?

   Küçük bir kırmızı sincap bir köknar dalından aşağı atladı. Atlamaz olaydı. Henüz uyumuş olan bir kurdun burnunun üzerine düştü. Kurt birden kalktı. Çok sinirlenmiş ve huysuzlanmıştı. Kendisini rahatsız eden bu küçük baş belasını yemeye hazırdı.

 Fakat sincap özür dileyerek: “Lütfen canımı bağışla

 sayın kurt, seni uyandırmak istemezdim.”dedi.

 Doğrusu kurt yemeğini henüz yemişti ve çok da fazla aç değildi.

 “Peki” diye gürledi. “Bu sefer canını bağışlayacağım. Fakat bir şartla. Bana, hep bilmek istediğim bir şey hakkında bilgi vereceksin. Sincapları bu kadar neşeli ve sevimli yapan şey nedir? Örneğin ben her zaman huysuz ve mutsuzumdur. Ama ne zaman size baksam, hep oynadığınızı ve eğlendiğinizi görüyorum. Sanki dünya umurunuzda değil.”

 Sincap; “Önce gitmem için bana izin ver. Sonra sırrımızı söyleyeceğim.” dedi.

 Kurt, sincabın pençelerinden kurtulmasına izin verdi ve sincap kendisini güvende hissedebileceği bir ağaca sıçradı. Oradan da aşağıya seslendi

 “Siz her zaman huysuz ve mutsuzsunuz çünkü çok kötüsünüz. Sizin kötülüğünüz kalbinizi karartıyor. Biz her zaman çok mutluyuz. Çünkü çok cana yakınız ve hiç kimseyi incitmeyiz.”

 

Kurtlar neden mutsuzmuş?

Sincapların mutluluk kaynağı neymiş?

Kurt sincabın canını neden bağışladı?

Siz kimin yerinde olmayı tercih ederdiniz? Neden?

 

*****************************************

                     İKİ ÇOCUK VE AYI

 İki çocuk ormanda geziniyorlardı. Birdenbire önlerine bir ayı çıktı. Ayıyı görür görmez çocuklardan birisi ağaca tırmandı. Diğeri ise çaresiz ölü gibi yere uzandı. Ayı yerde yatan çocuğa yaklaştı, burnunu uzatarak çocuğu kokladı, kokladı. Sonunda homurdanarak başını salladı ve uzaklaştı.

 Ağaca saklanan çocuk ağaçtan inerek yerde yatan arkadaşının yanına geldi, gülerek ona; “O ayı senin kulağına bir şeyler fısıldadı. Ne dediğini bana da söyler misin?” dedi. Yerde yatan çocuk: Ayı bana; “Tehlike sırasında seni yalnız bırakanlarla dost olma dedi.” diye cevap verdi.

 

1.Parçaya göre kimler ormanda geziyormuş?

2.Parçaya göre iki çocuk nerede geziyormuş?

3.Parçaya göre, çocuk neden yere yatmış?

4.Parçaya göre, ayıdan nasıl kurtulmuşlar?

5.Parçaya göre, çocuklar ne zaman ayıyı görmüşler?

6.Parçadan ne anladınız çocuklar?

*****************************************

Günün birinde bir antilobun ayağı, bir kaplumbağaya takıldı ve onu devirdi. “Nereye bastığına dikkat etsene ” diye azarladı onu kaplumbağa. “O kadar hızlı koşuyorum ki önümdeki şeyleri göremem” diye karşılık verdi, hızlı antilop. “Hiç o kadar övünme kendinle” diye öfkeyle söylendi kaplumbağa “Eğer istersem, senden çok daha hızlı koşarım ben” dedi. “Buna inanmam” dedi antilop. “Peki üç gün sonra bu çayırda yarışalım. Kimin kazandığını o zaman görürüz” demiş kaplumbağa. Anti-lop kabul etti. Kaplumbağa hemen bütün akrabalarını ve tanıdıklarını aradı ve onlardan üç gün sonra çayırdaki koşu yolu üzerinde belli aralıklarla durmalarını rica etti. “Antilop yanınızdan geçerken ona, ‘hızlı, daha hızlı koş, seni çoktan geç-tim’, diye seslenin” diye tembih etti herkese. Diğer kaplumbağalar da söylediklerini aynen yapacaklarına dair söz verdi. Üç gün sonra antilop ve kaplumbağa çayırda buluştu. Yarış başladı. Ama sadece antilop koşuyordu. Kaplumbağa çimenlere uzandı. Antilop tüm hızıyla koşarken yoluna hep kaplumbağa çıkıp bağırıyordu: “Hızlı, daha hızlı koş, seni çoktan geçtim”. Daha yarışın sonuna gelmeden antilop koşmaktan vazgeçti ve oradan kaçtı.

 

1. Bu masal için nasıl bir başlık yazılabilir ?

2. Kaplumbağaya kimin ayağı takılmış ?

3. Kaplumbağa, antiloba ne demiş ?

4. Antilop nasıl övünmüş ?

5. Antilobun övünmesi karşısında kaplumbağa ne demiş ?

6. Kaplumbağa, antiloba ne teklif etmiş ?

7. Kaplumbağa kimleri aramış ? 

8. Kaplumbağa, akrabalarından ne rica etmiş ?

9. Kaplumbağa, akrabalarına ne tembih etmiş ?

10. Kaplumbağayı geçemeyeceğini anlayan antilop ne yapmış ?

11. Yukarıdaki masalın ana duygusu (ana fikri) nedir ?

 

*****************************************

ZEYNİLER KÖYÜ OKULU

 

        Birkaç günden beri kar gittikçe arttı,yollar kapandı.O kadar ki çocuklardan bir kısmı okula gelemiyor.

         Bugün hayatımın en acı, en dertli günü oldu. Sabahleyin  öğrencilerim bana  acıklı bir haber getirdiler.Dün gece ,Munise bir kabahat yapmış.Ablası odunla dövmek için üstüne yürümüş…Çocuk, odanın alçak penceresinden kendini bahçeye atmış…Fakat saatler geçtiği  halde ,çocuk görünmemiş.Köy delikanlıları,ellerinde yanan çıralarla sokaklara dökülmüşler.Bir türlü nereye gittiğini  anlamak mümkün olmamış.

          Akşama kadar her yeri aradılar . Munise bulunamamıştı                                        

 

1-Olay hangi mevsimde oluyor

2-Öğrenciler, öğretmene hangi haberi getirdiler

3-Bu haberle öğretmen o günü nasıl yaşadı

4-Munise ne zaman bir kabahat yapmış

5-Munise’yi , kim ve nasıl cezalandırmak istemiş

6-Bu durumda Munise ne yapmış

7-Munise’yi  kimler nasıl aramaya çıkmışlar?

 

*****************************************

ANAHTAR

 

          Ali top oynarken düşmüş, biraz da canı acımıştı. Güçlükle doğruldu.  

Arkadaşları onu bir kenara oturttular. Dinlendikten sonra evine gitti.     

    Annesine:

   - Çabuk bana yeni bir gömlek ver. Üzerimdeki kirlendi, diye seslendi.

Annesi hiç oralı olmadı.

Ali bu kez sesini iyice yükselterek :

   - Sana söyledim. Gömlek istiyorum, dedim.

Bunu duyan annesi :

   - Bak yavrum, dedi. Çok eskiden bir bahçe varmış. Etrafı duvarlarla çevriliymiş. İçinde mis kokulu meyveler yetişir, cıvıl cıvıl kuşlar ötüşürmüş. Ama bu güzel bahçeye kimse giremezmiş. Çünkü kapısı kilitliymiş. Bir gün, yöre halkı toplanıp bahçeye girmeye karar

 vermişler. Duvarlara tırmanmaya başlamışlar. Fakat imkansızmış. Onlar tırmandıkça duvar yükseliyormuş. Çaresiz, kapısını kırmaya karar vermişler. Baltaları alıp başlamışlar vurmaya. Ama başaramamışlar. O sırada yanlarına küçük, sevimli bir kız gelmiş. Yüzünde güller açıyor, dilinden bal damlıyormuş. “Hele şöyle kenara durun, bir de ben deneyeyim.  Belki açabilirim” demiş kız. Sonra da kapının önünde durup o tatlı ve yumuşak sesiyle :

        - Güzel kapı, cici kapı, lütfen açılır mısın? demiş.

O anda inanılmayacak bir şey olmuş. Kapının iki kanadı

birden açılıvermiş.

       Ali bu masalı dinleyince yüzü kıpkırmızı oldu.

Annesiyle nasıl konuşması gerektiğini anlamıştı.

        Önce özür diledi, sonra yumuşak bir sesle :

Anneciğim, bana temiz bir gömlek verir misin?

 dedi.

 

Ali annesine nasıl seslendi?

Ali annesinden ona ne vermesini istedi?

Annesi Ali’ye ne anlattı?

Annesinin anlattığı hikayede nasıl bir bahçe varmış?

Yöre halkı toplanıp neye karar vermişler?

Yöre halkı kapıyı açmak için neler yapmışlar?

Yöre halkının yanına bu sırada kim gelmiş?

Küçük kız kapıya ne demiş?

Bahçenin kapısını kim açmış?

Ali, annesinin anlattığı bu hikayeyi dinleyince neyi anlamı?

Ali hikayeyi dinledikten sonra ne yapmış?

*****************************************

 

                                              ÇAM  AĞAÇLARI

 

    Burası büyük bir çam ormanıydı.Ormanın en küçük ağacı ,yanında yükselen büyük çamı çok beğenirdi.Bütün kuşlar onun dallarında ötüşürdü.Küçük çam, büyük çamların yanında kendisini pek cılız ,küçük görürdü.

 Bir gün,bazı adamlar ormana  geldiler. Ellerinde baltalar vardı.Bütün ağaçları birer birer gözden geçirdiler.Seçtikleri yaşlı ağaçlara nişan koydular.Sonra bu ağaçları kesmeye başladılar.Kesilen ağaçlar arasında ,o büyük çam da vardı.Şimdi o güzel  dallarıyla yere serilmiş yatıyordu.Onu böyle görmek küçük çama  o kadar dokundu ki… Küçük çam,bu ayrılık karşısında  göz yaşlarını tutamıyor,için için ağlıyordu.

 

Bu yazıda yazar nereyi tanıtıyor?

      2-Küçük çam büyük çamı niçin çok beğenirdi?

      3-Ormana gelen adamlar ne yaptılar?

      4-Küçük çam niçin üzülüyor ve  ağlıyor?

      5-Adamlar hangi ağaçlara nişan koydular?

 

*****************************************

                                                                    UÇURTMAM BENİ KAÇIRDI

Bir gün babam,eve elinde güzel iki uçurtmayla geldi.Kardeşim Bulut ve ben sevincimizden havalara uçtuk.Babamın boynuna sarıldık.Ben kırmızı olanını aldım,kardeşim ise mavi,beyaz çizgiliyi.

  O gece yatakta uçurtmamla ilgili epeyce hayal kurdum.

Ertesi gün cumartesiydi.Uyandığımızda dışarıda pırıl pırıl bir hava vardı.Uçurtma uçurmak için orta şiddette bir yel esiyordu.kahvaltıdan hemen sonra Bulut’la uçurtmalarımızı aldık.Beş dakika sonra kırlardaydık.Sırtlarımızı yele verdik uçurtmalarımızı saldık.İkisi birden yan yana havalanıp süzülmeye başladılar.Onlar süzüldükçe biz de ipleri saldık.

   O da ne ? Uçurtmamın ipi birden bire kalınlaştı ve kendiliğinden belime dolandı.”Ne oluyor?”demeye kalmadan da kendimi havada buldum.Göz açıp kapayıncaya kadar bulutların dalarken, son kez yere bakabildim.kardeşim yerde nokta gibi görünüyordu.Bağırmaya başladım:

- Bulut,koş babama haber ver!Uçurtmam beni kaçırıyor!Çabuk ol,babam kurtarsın beni!

- Uyan Özgün,uyan!Kim kaçırıyor seni?

Annemin sesiyle uyandım.Meğer düş görüyormuşum.Ben derin bir oh çekerken,annem kıkır kıkır gülüyordu.

 

1.Olay kimin başından geçmiş?

2.Yazarın kardeşinin adı neymiş?

3.Babası yazara ve kardeşine ne almış?

4.Cumartesi günü hava nasılmış?

5.Yazarın uçurtması ne yapmış?

6.Yazar birden bire kendini nerede bulmuş?

7.Yazar havada kime seslenmiş?

8.Yazar kimin sesiyle uyanmış?

 

 

*****************************************

 

               Soğuk, karlı bir hava...Her yer bembeyaz...Bu beyazlığı, yalnız önümüzde giden karartılar bozuyor. Bunlar, kağnılarıyla   ordumuza  cephane taşıyan köylü kadınlardı.Biraz sonra onlara yetişip selamlaştık.Biz, kalın paltolarımız altında titrerken, çok yaşlı bir nine, yorganını kağnının üstüne örtmüş, çıplak ayaklarıyla karları çiğniyordu.

               Sırtındaki peştamalın içinde de, kendisi gibi çıplak bir yavru vardı. Onları görünce içim sızladı.

-Nineciğim, dedim, üşümez misin sen? Bak torunun da neredeyse donacak. Arabaya serdiğin yorganı onun üstüne örtsene!

 Nine kağnıya doğru koştu:

-Kar serpiyor oğlum, dedi. Bunun altındaki millet malıdır. Nem kapmasın.

Sonra, yorganın uçlarını çeke çeke top mermilerini iyice örttü.

Torunundan, oğlundan, kendinden daha çok ordumuzun cephanesini düşünüyordu.

      İşte Türk Milleti, Kurtuluş Savaşı’nı böyle fedakârlıklarla kazandı.

 

1.Parçadaki olay ne zaman gerçekleşmiş?

2.Parçaya göre, kimler cephane taşıyormuş?

3.Parçaya göre, nine peştamalı neden arabanın üstüne sermiş?

4.Parçaya göre, nine cephaneyi nasıl taşıyormuş?

5.Parçaya göre, cephaneyi nerede taşıyormuş?

6.Parçadan ne anladınız çocuklar?

*****************************************

 

            Ümit Bey İstanbullu bir tüccardı. Madenli kasabasında yasayan ağabeyini arada bir görmeye gelirdi. Kendisi avcıydı. Kasabaya geldiğinde çevrede ava çıkmadan duramazdı. Soğuk bir kış günü yine avlanmaya çıkmıştı, kar yüzünden yolu şaşırmıştı. Korunun çevresinde atıyla dolaşarak kasabanın yolunu arıyordu. Birden kurt ulumaları duydu. Kurtların bir insanı ya da hayvanı parçaladıklarını anladı. Silahını ateşledi. Sonra atını seslerin geldiği yöne doğru sürdü. Birkaç kurt tepelere doğru kaçmaya başladı. Gördüğü manzara karşısında dondu kaldı Ümit Bey.

 

1.Ümit Bey, ne zaman ava çıkmış?

2.Ümit Bey, nerede ava çıkmış?

3.Ümit Bey, kurtları görünce ne yaptı?

4.Ümit Bey, neden donup kalmış?

5.Ümit Bey, nasıl kaybolmuş?

6.Ava kim gitmiş?

*****************************************

 

İstanbul’da kenar semtlerden birinde oturan yaşlı bir kadın, padişahın huzuruna çıkmak istediğini saraydaki görevlilere bildirmiş. Bunun üzerine sultanın karşısına çıkarılmıştı. Yaşlı kadın:                                                                   Evinin soyulduğunu ve bu olaydan padişahın sorumlu olduğunu söyleyerek, şikayette bulunur. Bunun üzerine hiddetlenen Kanuni:                                                                        -Bana bak kadın, sen niçin bu kadar derin uyku uyudun da evinin soyulduğunu duymadın? deyince, yaşlı kadın :                                                           .              -Padişahım! Kusura bakma, biz seni uyanık bilirdik, onun için evimizde rahat uyuyorduk der. Bu cevap üzerine Kanuni utanarak :                                                                    -Haklısınız diyerek, kadının çalınan mallarının bedelini kendi malından öder.

 

1.Parçada olay kimlerin arasında geçmektedir?

2.Olay, nerede olmuştur?

3.Kadının evine hırsız ne zaman girmiştir?

4.Kanuni, kadına neden kızmıştır?

5.Kadın, Kanuni’ye nasıl cevap vermiştir?

6.Kanuni kadına ne yapmıştır?

****************************************

 

Küçük Arı

Küçük bir ormanda Maya adında bir arı varmış. Arı Maya sadece güllere konarmış. Güllerden bal yapar, vız diye uçarmış. Bir gün iğnesi güle takılmış ve yardım edin diye bağırmış. Oradan geçen bir kuş, arı Mayayı gülden kurtarmış.

 

1. Hikâyemizin adı ne?

2. Hikayede hangi hayvanlar var ?

3. Arı’nın adı neymiş ?

4. Arı Maya hangi çiçekten bal yaparmış?

5. Arı Maya’yı kim kurtarmış ?

                                                                                .       

*************************************

 

RÜZGÂR ESTİĞİNDE UYUYABİLİR MİSİN?

Genç bir adam Amerika’nın batısındaki bir çiftliğe iş başvurusunda bulunmuştu. Çiftliğin sahibi ona özelliklerini sorduğunda genç adam kendine güvenen bir edayla şöyle cevap vermişti:
"Rüzgar estiğinde dahi uyuyabilirim"
       Bu söz yaşlı çiftlik sahibinin kafasını çok karıştırmıştı, fakat bu zeki genç adamdan da çok hoşlanmıştı bu yüzden onu işe aldı.
       Birkaç gün sonra yaşlı çiftlik sahibi ile karısı gece yarısı çok sert ve şiddetli bir rüzgârla uykularından fırladılar. Bir sorun çıkma ihtimaline karşı her yeri kontrol etmeye başladılar.
       Pencere ve kapıdaki kepenklerin sıkıca kapatılıp kancalarının yerlerine takıldığını gördüler.
       Kalın ağaç kütükleri ise sıra sıra şöminenin yanına dizilmişti. Tarım araçları güvenli bir şekilde hangara yerleştirilmişti. Traktör garajdaydı. Ahırın kapısı düzgün bir şekilde kapatılmış ve kilitlenmişti. Hatta içerideki tüm hayvanlar oldukça sakindiler. Genç adam hemen ilerideki kulübesinde huzurlu bir şekilde uyuyordu.
       İşte o anda yaşlı çiftlik sahibi genç adamın o gün ona ne demek istediğini anlamıştı.
"Rüzgar estiğinde dahi uyuyabilirim"
       Çünkü genç adam fırtınasız güzel günlerde herhangi bir gün şiddetli bir fırtına ile çiftlikteki her şeylerini kaybedebileceklerini düşünerek işlerini o kadar bağlılıkla ve düzgün bir şekilde yapmıştı ki, en sert, en şiddetli
fırtına dahi esse yatağında huzurla uyuyabilirdi.
       Yapabildikleriniz değil, bir gün gerçekten yapamadığınız şeyler güneş battığında size baş ağrısı verir.

 

1. Öyküde geçen olay nerede yaşanmıştır?

2. İş başvurusunda bulunan insanın  özelliği neymiş?

3. Yaşlı çiftlik sahibi ile karısını uykularından uyandıran nedir?

4. Uykularından uyandıktan sonra ne yapmaya başladılar?

5. Çiftlik sahibi uyandıktan sonra nelerin yapılmış olduğunu gördüler?

6. Genç adamın rüzgâr estiğinde dahi uyumasının nedeni nedir?

7. Okudunuz öykünün ana fikri nedir?

8. Okuduğunuz hikâyenin konusu nedir?

9. Okuduğunuz hikâyenin kahramanları kimlerdir?

 

*****************************************

 

MEHMET İLE KÜÇÜK BALIK

Mehmet, babasına bir yıldır balık alması için ısrar etmişti. Babası, matematik dersinden beş alırsa akvaryum ve balık alacağına söz vermişti.

Mehmet günlerce düzenli olarak çalıştı. Sonunda istediği oldu. Matematik dersinde başarılı olunca babası sözünü tuttu. Hediyesini alan Mehmet, beklediği balığa kavuşmanın mutluluğunu yaşıyordu.

 

Yukarıdaki metnin kahramanları kimlerdir?

Babası Mehmet’e ne almış?

Hangi olayın gerçekleşmesi sonucunda Mehmet’e balık alınmış?

Babası balık ve akvaryum aldığında, Mehmet nasıl bir duygu içindeydi?

Metinde kaç paragraf vardır?

 

*****************************************

 

KÖPEK

 

Mandelson 12 yaşında fakir bir ailenin çocuğudur. Hayatta tek tutkusu köpeklerdir. Her gün pet shoplari gezip, köpeklere bakıp onlardan bir tanesine sahip olacağı günü hayal edermiş. Her zaman babasına yalvarıp kendisine köpek alabilmesi için gerekli parayı vermesini ister, ama babası maddi imkânları yüzünden karşı çıkınca da çok üzülürmüş.

 Bu nedenle bütün harçlıklarını biriktirip babasını da razı edip biraz daha para toplamış. Doğruca çarsıdaki hayvan dükkânına gitmiş. Bir köpek beğenmiş. Dükkân sahibine fiyatını sormuş. Adam:

 "O köpek satılık değil!" cevabını verince; Mandelson gayri ihtiyari nedenini sormuş. Adam:

 "O köpeği satamam çünkü onun bir ayağı yok" demiş. Çocuk:

 "Olsun ben onu istiyorum" demiş. Adam:

 "Evlat o köpek sana istediğini veremez" diye eklemiş. Çocuk:

 "Ne gibi?" diye karşılık verince; adam:

 "O koşamaz, seninle oynayamaz, yani seni eğlendiremez" demiş.          

Çocuğun ısrarlarına dayanamayan dükkân sahibi köpeği çocu-

ğa hediye etmek istemiş. Fakat Mandelson teklifi reddedip cebindeki

 bütün parasını adama uzatmış. Adam isteksiz ama çocuğun köpek sevgisinden duyduğu sevinçle parayı alıp, Mandelson'a:

 "Evlat bu köpeğin sakat olduğunu bile bile neden o kadar ısrar ettin?" diye sorunca Mandelson pantolonunun paçasını aralayıp takma bacağını göstererek su yanıtı vermiş: "siz o köpeği bana sakat olduğu için vermek istemediniz, ama inanın beni ondan daha iyi hiçbiri mutlu edemezdi!"

Mandelson’un babasından istediği nedir?

 

Dükkan sahibi köpeği neden satmak istememiş?

Çocuk neden sakat köpeği almak istemiş?

Siz Mandelson’un yerinde olsaydınız ne yapardınız?

 

*****************************************

 

ÇOCUKLUĞUM

 

Çocuktum,

Sapanla iki kuş vurdum.

Biri düştü, biri yaralı gitti.

Derin bir sessizlik çöktü bahçeye

Dallarda kuşların şarkısı bitti..

 

1. Şairin anlattığı olay ne zaman olmuştur?

2. O, hayvan sever bir çocuk muymuş? Bunu nereden anladınız?

3. Çocuk , kaç kuş vurmuş?Bu kuşlar ne olmuş?

4-Kuşlar vurulunca bahçede nasıl bir değişiklik olmuş?

 

       *****************************************                                                                              

 

ALİ’NİN KÖPEĞİ

Ali   köpeğini kaybetmiş , ağlıyormuş.

Arkadaşı :

-Ağlama , demiş Gazeteye ilan verir  buluruz.

Ali biraz düşünmüş.Sonra:

- Köpeğim  okumayı bilmez ki , demiş.

 

1.Ali’nin ağlamasının nedeni nedir?

2.Arkadaşı köpeği bulmak için ne yapmayı önermiş?

3.Ali, arkadaşının  önerisini  kabul etmiş mi?Niçin?

4.Ali , arkadaşının önerisini kabul etmemekle haklı  mıdır ? Neden?

***************************************

 Okulumuz

Her yerden daha güzel

Bizim için burası.

Okul, sevgili okul!

Neşe, bilgi yuvası.

 

Güzel kitaplar burada,

Birçok arkadaş burada.

İnsan nasıl sevinmez,

Böyle yerde okur da.

 

1.Bizim için, her yerden güzel olan neresidir?

2.Okul, ne yuvasıdır?

3.Okulda neler vardır?

4.Dizelerin ilk harfi nasıl harfle yazılmıştır?

5.Şiirde, kaç dize vardır?

6.Şiir kaç dörtlükten oluşmuştur?

7.Okuduğumuz şiiri kim yazmıştır?

 

***********************************************************************************

 

Mevsimler

Bir yılda dört mevsim var,

En güzeli ilkbahar.

Çok sıcak mevsimdir yaz,

Meyvesi eksik olmaz.

 

Sonbahara güz derler,

Sararır bütün yerler.

Kış soğuktur, yağar kar.

Bir yılda dört mevsim var.

 

1.Bir yılda kaç mevsim var?

2.Mevsimlerin isimlerini yazınız.

3.Şiire göre en güzel mevsim hangisidir?

4.Şiire göre yaz mevsiminin özellikleri nelerdir?

5.Bütün yerler hangi mevsimde sararırmış?

6.Şiire göre kış mevsiminin özellikleri nelerdir?

*******************************************************************************

 

BAHAR

        Bana göre tüm mevsimlerin en güzelidir

bahar.Baharda havalar ılıklaşır,ağaçlar çiçek açar,yağmurlar yağar hafif hafif.Bütün kışın yorgunluğunu bahar alır gider.Doğa baharda canlanır,yeşerir.Bahar mevsimlerin en güzelidir.              

 

1. Yazara göre mevsimlerin en güzeli hangisidir?

2. Baharda hangi değişiklikleri görürüz?

3. Doğa baharda nasıl olur?

*****************************************

 


DENİZ  KIYISINDA

  Şeriflerin evi karanlık ve havasızdı.Şerif, evde sıkılınca deniz kıyısına gidiyordu.Deniz kıyısı gerçekten çok  güzeldi.Burada sandallara, vapurlara el sallıyordu. Oltayla  balık tutanları görünce  o da balık  tutmak istiyordu.

 

1-Şerif , deniz kıyısında ne yapıyormuş?

2-Şeriflerin evleri nasıl bir evmiş?

3-Şerif  , evde sıkılınca ne yapıyormuş?

4-Şerif’in canı niçin balık tutmak istiyormuş?

 

*****************************************

MASAL  DEDE

 

   Masal   Dede, ak saçlıydı.Boyu  oldukça uzundu.Zayıftı.Bu  ismi   çocuklar  ona   vermişti.Asıl   adı  Uğur’du  Uğur ,  çocuklara  çok  masal  anlatırdı.Onun   için  çocuklar  ona  Masal  Dede  diyorlardı.Her  akşam parkta  masal  anlatırdı.

 

1.Masal  Dede’nin  ası adı nedir?

2.Masal  Dede  ,  nerede   çocuklara  masal  anlatırmış?

3.Uğur’a  niçin  Masal  Dede   diyorlarmış?

4.Masal  Dede  nasıl   birisiymiş?

5.Kim   Uğur’a  Masal  Dede  diyormuş?

6.Uğur   ne  zaman  çocuklara  masal  anlatıyormuş?

 

*****************************************

 

TURAN

      Benim  adım Tombiş.Ben çok şişman bir çocuğum.Onun   için bana bu ismi verdiler.Aslında  benim adım Turan.Tombiş  ismini   ban teyzem verdi.O zaman ben birinci sınıfa başlamıştım.Okulda   bana herkes  Tombiş diyor.

 

1.Turan’a   kim   tombiş   adını   vermiş?

2.Tombiş   nasıl   bir    çocukmuş?

3.Turan’a   niçin tombiş   ismini   vermişler?

4.Turan’a  ne    zaman   Tombiş     ismini   vermişler?

5.Turan’a  başka nerede  Tombiş diyorlarmış?

6.Tombiş’in gerçek adı neymiş?

 

*****************************************

 

Mevsime göre giyin,

Hiç üşütme kendini.

Zamanında aşı ol,

Sık sık yıka elini.

 

Yüreğini rahat tut,

Her şeyi dert edinme.

Olumsuzluğu unut,

Önemlidir beslenme.

 

Kızartma, yağlı, acı,

Sağlığı bozmaktadır.

Sebze, meyve baş tacı,

Süt en doğal gıdadır...

 

1. Bu şiire konulabilecek en uygun başlığı yazınız.

2. Nasıl giyinecekmişiz?

3. Neden mevsimine göre giyinecekmişiz?

4. Zamanında olmamız gereken neymiş?

5. Sık sık yıkamamız gereken neymiş?

6. Her şeyi dert etmemek için ne yapmamız gerekiyormuş?

7. Neyi unutmalıymışız?

8. Önemli olan neymiş?

9. Sağlığı bozan besinler nelermiş?

10. Baş tacı olan neymiş?

11. En doğal gıda hangisiymiş?

 

*****************************************

KÜÇÜK KULÜBE

Bir gün bir padişah vezirini yanına almış.Ülkesini  dolaşmaya çıkmış.Kimse kendilerini tanımasın diye elbiselerini de değiştirmişler.Bir   süre gitmişler.Sonunda bir kulübeye gelmişler.Burası şehrin dışında , küçük eski bir kulübeymiş.Kulübenin  önünde küçük bir kız görmüşler.

 

1-Yukarıdaki öykünün kahramanlarını yazınız.

2-Padişah   ve  veziri elbiselerini niçin değiştirmişler?

3-Padişah ve vezirinin  tanınmak istememelerinin  nedeni ne olabilir?

4-Padişah  ve vezirinin gittiği kulübe  neredeymiş? Orada   kimi  görmüşler?

*****************************************

 

KARINCA

Bir karınca dereye düşmüştü. Su içen güvercin onu gördü. Hemen gagasıyla bir çöp uzattı, Karınca çöpe tutunup kıyıya çıktı. Tam o sırada oradan geçen bir avcı güvercini görüp nişan aldı, Karınca da avcının ayağını ısırdı. Adamın atışı boşa gitti. Böylece güvercin kurtuldu.

 

1.Güvercin, karıncayı nasıl kur­tarmış?                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                              

2.Karınca, güvercini nasıl kur­tarmış?

3.Bu metinden hangi sonuç çı­karılabilir?

4.Aşağıdakilerden hangisi, bu okuma parçasının başlığı olabilir?

 

******************************************

 

CENK  İLE  YAVUZ

    Cenk  çok çalışkan bir öğrenciydi.Yavuz  ise  ders  çalışmayı hiç sevmezdi.Bu iki arkadaş cumartesi günü sinemaya  gitti.Hayvanların hayatı konulu film izlediler.Sinema  Cenk’in evlerinin yanındaydı.  Yavuz    cumartesi gecesi Cenk’in evinde kaldı.Çünkü Pazar  günü aynı filmi bir kez  daha izleyeceklerdi.

 

1.Cenk nasıl bir  öğrenciymiş?

2.Cenk ve yavuz sinemaya  ne zaman  gitmişler?

3.Sinema neredeymiş?

4.Yavuz   niçin  cumartesi Cenk’in evinde kalmış?

5.Sinema  nereye  yakınmış?

6.İki  arkadaşın izlediği filmin   konusu neymiş?

 

*****************************************

 

LEYLEKLER

      Merhaba  arkadaşlar.Benim  adım Mustafa.Biz köyde yaşıyoruz.Leylekler  ilkbaharda  köyümüze gelir.Dedem  onlara yuva  yapar.Bazı  yaramaz  çocuklar  leyleklere   taş atarlar. Çocuklar   onlara  taş  attığı  için leylekler   çok üzülür. Leyleklerin çok  uzun bacakları var.Onlar  kurbağa , solucan hatta  yılan bile yerler.

 

1.Leylekler   köye ne zaman geliyormuş?

2.Leyleklere   kim taş atıyormuş?

3.Leylekler   niçin üzülüyorlarmış?

4.Leyleklerin bacakları nasılmış?

5.Mustafa  nerede  yaşıyormuş?

6.Leylekler   ne yermiş?

7.Mustafa’nın dedesi leyleklere  ne yapıverirmiş?

 

*****************************************

 

SARI KEDİ

Sarı Kedi o gün çok üzgündü.En sevdiği arkadaşı Özge onunla oynamaya   gelmemişti.Çünkü Özge  1. sınıfa gidiyordu. Dersleri çoktu.Okuldan gelince ödevlerini yapıyordu. Sarı Kedi ağlamak üzereydi. Ama birden Özge geldi. Derslerini bitirmişti. Artık Sarı Kediyle oynayabilirdi.Sarı Kedi çok mutlu oldu.

 

1. Sarı Kedi’nin  arkadaşı kimmiş?

2. Özge kaçıncı sınıfa gidiyormuş?

3. Sarı Kedi niçin mutlu olmuş?

 

*****************************************

 

     Enes, Gülnur’un Canını Acıttı.  

   Enes , Gülnur ile  kartopu  oynuyordu.Enes,  Gülnur’un  yüzüne kartopu  attı. Gülnur, canı  acıdığı için  ağlamaya  başladı.Enes, arkadaşına  bir şey  olduğunu  sanarak, çok korktu. Arkadaşının  yanına gitti  ve istemeden olduğunu  söyleyerek , ondan özür  diledi.Gülnur da  onu  bağışladı  ve  oyunlarını  sürdürdüler.

1.Kimler  kartopu  oynuyordu?

2.Kim, Gülnur’un  yüzüne kartopu  attı?

3.Yüzüne  kartopu  gelen  Gülnur,  ne  yaptı?

4.Gülnur’un  ağladığını  gören  Enes ,korktu  mu?

5.Enes, özür  diledi  mi?

 

*****************************************************************************

 

HOCA’NIN  YÜZÜĞÜ

Hoca bir gün bahçeye çıkmış.Kapının önünde  sağa sola bakınıp duruyormuş.Komşularından biri Hocaya ne aradığını sormuş.

Hoca:

-Yüzüğümü  kaybettim, onu arıyorum, demiş.

Komşusu:

-Yüzüğünü orada mı düşürdün?

-Yok, burada   düşürmedim.Bodrumda düşürdüm.

-Hoca, bodrumda düşürülen yüzük kapının önünde aranır mı?

-Ne  yapayım? Bodrum çok karanlık.

 

1-Hoca   ,bahçede  ne yapıyormuş?

2-Hoca   bahçedeyken  yanına kim gelmiş?

3-Hoca  , yüzüğünü nerede   kaybetmiş?

4-Hoca ,  yüzüğünü   niçin bahçede  kaybetmiş?

 

*****************************************

 

ÇİFTLİKTE  HAYAT

     Çilli horoz  her sabah Güneş doğmadan öterdi.Çiftlikteki  tüm hayvanlar horozun sesiyle  uyanırdı.Sadece  tembel ördek Vakvak uyanmazdı.Vakvak , sağır olduğu için horozun sesini duyamıyordu.Onun   için  geç uyanıyordu.Vakvak’ın  sağır  olduğunu doktor Gulugulu hindi söylemişti.Gulugulu   hindi yanında  sürekli kitap taşırdı.Gululu   hindi  çok bilgiliydi.

 

1.Çilli  horoz  her  sabah  ne zaman  ötermiş?   

2.Çiftlikteki  tüm  hayvanlar  kimin  sesiyle  uyanırmış?         

3..Vakvak  nasıl   bir  ördekmiş?

4.Vakvak  ördek sabahları horozun  sesiyle  niçin uyanamıyormuş?              

5.Okuduğunuz  metnin  başlığı nedir?             

6.Neredeki   tüm hayvanlar  horozun sesiyle  uyanıyormuş?

 

*****************************************

 

KÖY HAYATI

Köyde hayat erken başlar.Herkese düşen bir görev vardır.Bu görevleri yapmamız için kimse bizi zorlamaz.Ama biz seve seve yaparız.Ben her sabah okula gitmeden tavuklara yem veririm.Ablam ineği sağar.Kahvaltıya taze süt hazırlar.Annemize babamıza yardımcı olduğumuz için çok mutlu oluruz.Biz köyde yaşamayı çok severiz.

 

1. Hikayemin başlığı neymiş?

2. Ben her sabah ne yaparmışım?

3. Ablam ne yaparmış?

4. Kimlere yardım edermişim?

 

*****************************************

 

Kedi

   Nasrettin  Hoca  bir  gün  yolun  kenarında  kedisini yıkıyormuş. Yoldan  geçen  arkadaşı  Hoca’ya:

  -"Hocam  kediyi  yıkama  ölür." demiş. Hoca  aldırış etmemiş  ve  yıkamış. Arkadaşı  dönüşte  Hoca’yı  tekrar yolun  kenarında  görmüş. Kedi  ölmüştü.

   Adam:

   -"Hocam  ben  size  kediyi  yıkamayın  ölür  demedim mi ?" demiş.

  Hoca:

  -"Ben  kediyi  yıkarken  ölmedi ki  sıkarken  öldü"

 

1.Hoca yol kenarında ne yıkıyormuş?

2.Arkadaşı Hoca’ ya ne demiş?

3.Kediye ne olmuş?

4.Kedi neden ölmüş?

 

*****************************************

 

             Emre Okula Geç Kaldı

 

 Ders başlamıştı.Bütün  öğrenciler sınıftaydı.Sadece  Emre  gelmemişti.Öğretmen dersi anlatırken, birden kapı çaldı.Gelen Emre’ydi.Öğretmen Emre’ye, neden geç kaldığını sorunca ,Emre  bir şey  diyemedi ve başını öne eğdi.Öğretmen de  Emre’ye  kızdı.Bu ilk ve son olsun, dedi ve yerine  geçmesini  söyledi.Emre de yerine oturdu  ve  dersi dinledi.

 

1.Derse kim geç geldi?

2.Öğretmen,Emre’ye neden geç kaldığını sordu mu?

3.Öğretmen, Emre’ye  kızdı mı?

 

*****************************************

 

BEN ZATEN İNECEKTİM

Nasrettin Hoca, bir gün eşeği ile yolda giderken hayvan ürker ve Hoca'yı sırtından düşürür.

Çoluk çocuk, kadın erkek yere düşen Hoca'nın başına toplanırlar. Alay edip gülmeye başlarlar. Çocuklar hep bir ağızdan:

Hoca eşekten düştü! diye bağrışmaya başlarlar.
Hoca hiç bozuntuya vermez ve kendisine gülenlere:

Ne gülüyorsunuz canım, ben zaten inecektim, der.

1. Çocukların Nasrettin Hoca'ya karşı davranışını nasıl değer­lendiriyorsunuz?

2. Okuduğunuz fıkrada sizi güldüren cümleyi yazın.

3. Nasrettin Hoca'nın sözü karşısında çocuklar ne yapmış ola­bilirler?

 

*****************************************

 

Kedim henüz bir yaşında;

Uyur hep soba başında.

Hem cesurdur, hem de kurnaz.

Bir tıkırtı duyar duymaz.

Uyanır, aslan kesilir;

Gözleri volkan kesilir.

 

O geldiği günden beri

Bizim evin fareleri

Damdan, tavandan indiler,

Birer deliğe sindiler.

 

Koşup yakalıyor hemen

Yuvasından, deliğinden

Çıkanları diri diri.

Artık bunlardan hiç biri

Dolaplarıma girmiyor,

Kitapları kemirmiyor...

 

1. Bu şiire konulabilecek en uygun başlığı yazınız.

2. Bu şiirin şairi kimdir?

3. Kedi kaç yaşındaymış?

4. Kedinin her zaman uyuduğu yer neresiymiş?

5. Kedinin özellikleri nelermiş?

6. Kedi ne zaman uyanırmış?

7. Kedi eve geldiğinden beri fareler ne yapmışlar?

8. “Birer deliğe sindiler.” Cümlesindeki “sindiler” sözcüğüyle ne ifade edilmek istenmiştir?

9. Kedi, fareleri ne zaman yakalıyormuş?

10. Kedi fareleri nasıl yakalıyormuş?

 

 

 

 

OKUMA   BAYRAMI

       Hepimiz   okumayı ve yazmayı öğrendik.Bugün sınıfımızda okuma bayramı yaptık.Okuma bayramına çok iyi hazırlandık.Anne ve babamızı okula  çağırdık.

      Okul  müdürümüz ve öğretmenlerimiz de  okuma bayramımızı izlediler.Ela , Ali ,Lale   şiir okudu.  Öğretmenlerimiz  saz çaldı.Talat, Atlan , Ayla  şarkı  söyledi.  Birlikte   halay  çekip oyunlar  oynadık. Okuma   bayramımız  çok güzel oldu.

 

1.Okuma   bayramını kimler izledi?

2.Okuma  bayramında  kimler şiir okudu?

3.Okuma   bayramında  kimler  saz  çalmış?

4.Kimler  şarkı söylemiş?

 

*****************************************

 

Okumak Ne Güzel

 Benim adım Oya. Bu yıl okula başladım. Öğretmenimiz bize okumayı, yazmayı öğretti.

 Eskiden kitapların resimlerine bakardım. Artık her şeyi okuyorum. Okumak ne güzel! Kitapları çok seviyorum. Kitaplardan yeni bilgiler öğreniyorum. Masal kitapları okuyorum. Fıkralar öğrenip arkadaşlarıma anlatıyorum.

 Geçen gün, öğretmenim:

 -Oya, seni kutlarım. Çok güzel okuyorsun, dedi.

 Okumayı çok seviyorum!

 Okulumu çok seviyorum!

 

1.Oya’ya, okuma yazmayı kim öğretti?

2.Oya, kitaplardan neler öğreniyor?

3.Oya neleri çok seviyor?

4.Oya hangi kitapları okuyor?

5.Oya arkadaşlarına neler anlatıyor?

 

*****************************************

 

ATAKAN

Ben  altı yaşında  okula  başladım.Atakan  abim  ise yedi yaşında  başladı.Abim  hasta  olduğu   için okula   bir  yıl  geç  başlamış.Ben  büyüyünce   öğretmen  olacağım.Atakan  abim  ise  bilgisayar  mühendisi  olmak  istiyor.Abim   çok  şişman.  Bense   çok  zayıfım.Babam ,  abime  zayıflaması   için  bisiklet   aldı.Biz   köyde  yaşıyoruz. Köyde  bisiklet  sürmek  kolay  olmuyor.Şehirdeki  çocuklar   köyü  çok  seviyorlarmış.Biz   de   şehri  çok  seviyoruz.

 

1.Atakan’ın  kardeşi  okula  ne  zaman  başlamış?

2.Atakan’ın  babası  Atakan’a   ne  almış?

3.Atakan ‘ın  ailesi  nerede   yaşıyormuş?

4.Atakan  okula  niçin  bir  yıl  geç  başlamış?

5.Atakan’ın  kardeşi  nasıl   bir  çocukmuş?

6.Kim   köyü  çok  seviyormuş?

 

*****************************************

 

TİLKİ   İLE  KEÇİ

Tilki ile  keçi arkadaş  olmuşlar.İki  arkadaş  kuyunun yanından  geçerken  su içmek istemişler.Hemen kuyuya  inmişler.Susuzluklarını   gidermişler.Fakat  kuyudan nasıl    çıkacaklarını   düşünmeye  başlamışlar.

Tilki :

-Sen  ayaklarını  duvara  daya.Boynuzlarını   yukarı kaldır.Ben  onların  üzerine  basarak  dışarı  çıkarım.Sonra da   seni dışarı   çekerim.

Keçi , tilkinin  söylediklerini   yapmış. Fakat   tilki  dışarı  çıkınca  keçiyi  bırakıp   gitmiş.Giderken  de:

-Aklın olaydı bu kuyuya inmezdin, diye  bağırmış.

 

1. Tilki  ile  keçi kuyuya  niçin inmiş?

2. Kuyudan   çıkmak  için kim  bir   çare   bulmuş?

3. Tilki   kuyudan   çıkmak için   nasıl   bir  yol   bulmuş?

4. Tilki  , dışarı  çıkınca ne yapmış?

 

*****************************************

KÜÇÜK ASKER

Küçük asker, silah elde

Kahramanca ilerliyor

Karşısında bütün belde

"Kahramanım, yaşa!" diyor...        

 

Küçük asker, küçük asker!        

Vatan senden hizmet ister.

 

Vatan için çeker emek

Herkes; bu borcu herkesin.

Vatan demek ninen demek,

Sen nineni sevmez misin?..         

 

Küçük asker, küçük asker!        

Vatan senden şefkat ister.

 

Vatan senden hayat umar,

Sen yaşarsan o canlanır;

Vatan için ölmek de var,

Fakat borcun yaşamaktır...         

Adı:                                                 

Küçük asker, küçük asker!

Vatan senden kuvvet ister.

 

Askerin özelliği neymiş?

2. Bu şiirin teması nedir?

3. Küçük askerin elinde ne varmış?

4. Küçük asker nasıl ilerliyormuş?

5. Bütün belde, küçük askere ne diyormuş?

6. Herkesin vatanına olan borcu neymiş?

7. Vatan demek ne demekmiş?

8. Vatan bizden ne umarmış?

9. Vatanın canlanması neye bağlıymış?

10. Vatan bizden neler istermiş?

 

*****************************************

HOROZLA TİLKİ

               Gün görmüş, akıllı bir horoz ağacın dalına tünemişti. Av peşinde koşmakta olan kurnaz tilki ağacın altına geldi:

               ‘’Horoz kardeş, sana bir müjde getirdim. Artık tüm hayvanlar arasında barış oldu. Aşağıya in de bunu kutlamak için kucaklaşıp öpüşelim. Sakın oyalanma, bilirsin işim başımdan aşkın, gidip öteki hayvanlara da ileteceğim. Haydi in aşağıya da doya doya gözlerinden öpeyim.‘’

               Horoz aşağıya doğru eğilerek:

               ‘’Kardeşim, bundan daha güzel bir haber olamaz. Bu haberin  beni son derece sevindirdi. Ama dur, bak bu yana doğru koşarak iki tazı geliyor. Ben ineyim de barışı kutlamak için hep birlikte öpüşelim.’’ dedi.

               Tilki tazı lafını duyunca telaşlandı.

               ‘’Hoşça kal horoz kardeş benim çok işim var, hemen gitmem gerek.’’ diyerek dağa doğru koşmaya başladı.

               Deneyimli ve akıllı horoz tilkinin numarasına kanmamıştı. Deneyimi sayesinde tilkiyi alt etmişti.

 

1.Parçada hangi hayvanlardan söz ediliyor?

2.Tilki geldiğinde horoz neredeydi?

3.Tilki horoza ne haber getirmişti?

4.Horoz nasıl bir yanıt verdi?

5.Tilki horoza neden yalan söyledi?

6.Tilki hayvanlar arasında barış oldu diyerek,horozu neden kandırmak istedi?

7.Tilki neden oradan uzaklaştı?

8.Tilkinin horozu kandırarak, horozu yemek istemesini doğru buluyor musun?

***************************************

 

                          KARGA İLE KOYUN

              Kartal süzülüp koyun sürüsüne dalmış. Bir koyunu kapıp havalanmış. Bu durumu gören karga, kartala özenmiş. “Bunu ben de yapabilirim.” diye düşünmüş. Kanatlarını açmış, pençelerini germiş. Kartal gibi süzülerek bir koyunun sırtına konmuş. Koyunu kaldırmak istemiş, başaramamış. Çabaladıkça pençeleri koyunun yünlerine dolanmış . Karga ayaklarını kurtarmak istemiş, fakat kurtaramamış. Durumu gören çoban, kargayı yakalamış, ama bırakmamış. Evine götürüp kafese koymuş. Çoluk çocuğa göstermiş.

              Kartala özenen zavallı karga, hem özgürlüğünü yitirmiş hem de gülünecek duruma düşmüş.

                                                                                                                   

1.Parçada hangi hayvanların adı geçmektedir?

2.Adı geçen hayvanlardan hangileri evcil değildir?

3.Kartal ne yapmış?

4.Karga kime özenmiş?

5.Karga koyunu yakalamak isteyince ne olmuş?

6.Çoban ne yapmış?

7.Karga, kartala özenince ne olmuş?

8.Sen çobanın yerinde olsaydın nasıl davranırdın?

9.Karganın kartala özenmesi doğru mudur?

10.Sen karganın yerinde olsaydın nasıl davranırdın?

 

*****************************************

KURTLA LEYLEK

               Kurt günün birinde oburluğu yüzünden büyük bir tehlikeyle karşılaştı. Neredeyse ölüp gidecekti. Et yerken boğazına bir kemik takılıp kalmıştı. Soluk alamıyor, gözünden oluk oluk yaşlar akıyordu. Üstelik yardım istemek için bağıramıyordu da.

               Tam bu sırada oradan bir  leylek geçiyordu. Kurt işaret ederek, onu yanına çağırdı. Açık ağzını göstererek inledi. Leylek durumu anlamıştı. Gagasını kurdun ağzına sokup boğazındaki kemiği çıkardı. Kurt, derin bir soluk aldı.

               Leylek:

               ‘’Sizi  ölümden kurtardım. Ücretini ödemeyecek misiniz?’’ dedi.

               Kurt hışımla ona çıkıştı:

               ‘’Ne, bir de ücret mi istiyorsun? Yetmedi mi ağzımın içindeyken kafanı kurtarmak? Haydi defol buradan ve bir daha gözüme görünme!’’ diye bağırdı.

               Leylek, kurdu kurtardığına pişman, kafasını kurtardığına sevinerek oradan ayrıldı.

 

1.Kurt nasıl bir tehlikeyle karşılaşmış?

2.Kurdun boğazına kemik takılınca ne yaptı?

3. Leylek kurdun boğazındaki kemiği nasıl çıkardı?

4.Leylek kurdun boğazındaki kemiği çıkardıktan sonra kurda ne dedi?

5.Kurt leyleğe ne cevap verdi?

6.Leylek sonuçta ne yaptı?

7.Sizce bu olay nasıl sonuçlanmalıydı?

8.Leyleğin yerinde sen olsaydın nasıl davranırdın?

9.Kurdun yerinde sen olsaydın nasıl davranırdın?

 

*****************************************************************************

 

 

RÜZGÂR VE GÜNEŞ

Bir gün rüzgârla Güneş karşılaştılar ve tartışmaya başladılar.

Rüzgâr Güneş’e dedi ki:

 -Ben senden daha güçlüyüm. Koca koca ağaçları deviririm. Evlerin damlarını uçururum. Denizlerde büyük dalgalar yaparım.

 Güneş ona karşılık verdi:

 -Hayır, ben senden daha güçlüyüm. Bütün canlılara hayat veren benim. Karı, buzu eritirim. Bulutlar meydana getirmek için yeryüzünden suları yukarı çekerim.

 Tam bu sırada yoldan geçen bir adam gördüler.

 Rüzgâr:

 -Bak şu adama! Ben onun paltosunu sırtından atabilirim. Ama sen bunu yapamazsın, dedi.

 Sonra bütün hızıyla adamın üzerine doğru esmeye başladı. Adam üşüdü, paltosuna iyice sarıldı. Rüzgâr hızını iyice arttırdı. Adamcağız neredeyse yoldan uçacaktı. Başını öne eğdi ve yoluna devam etti.

 Güneş gülümseyerek dedi ki:

 Şimdi beni seyret! İnsanlar zordan hoşlanmazlar Onlara tatlı dilli güler yüzlü davranmak gerekir.

 Bu sözlerden sonra bir bulutun arkasından çıktı ve tatlı tatlı parlamaya başladı. Hava ısınınca adam önce paltosunu çıkardı, sonra da ceketini çıkardı.

 Bunun üzerine Güneş, Rüzgâra dönerek:

-Sen çok güçlüsün; ama yumuşak ve inandırıcı olmak güçlü olmaktan daha iyidir, dedi.

*****************************************

ÜÇ ZIPZIPIN ÖYKÜSÜ :

Çekirge, pire ve uçan kaz bir gün saraya davet edilmişler. Kral üçünün arasında bir yarış düzenleyecek ve en yükseğe sıçrayana büyük bir ödül verecekmiş. Sonunda ödülü açıklamış. Yarışı kazanana kızımı vereceğim demiş. Yarışmaya önce pire, çekirge sonrada uçan kaz tek tek zıplayarak yarışmışlar. Bunların her biri kendini diğerlerinden üstün görüyormuş. İlk yarışan pire çok yüksek zıplayınca görünmemiş ve onu almamış olarak kabul etmişler. Çekirgede pirenin yarısı kadar zıplamış ancak kralın üstüne konduğu için kral ona çok kızmış. Sıra uçan kaza gelmiş, kaz nazikçe prensesin yanına kadar sıçramış kral bu nazikçe sıçrayışı görünce kararını açıklamış. “En yükseğe sıçrayan kızıma doğru sıçrayandır.” Demiştir ve prensesi uçan kaza vermeğe karar vermiş. Olayı duyan pire ile çekirge yaptıkları hatayı anlayıp çok üzülmüşler.

 

Aşağıdaki parçaları yukarıdaki metne göre cevaplayınız.

Üç zıpzıp kimlermiş?

Yarışmanın ödülü nedir?

İlk kim sıçramıştır?

Kral çekirgeye neden kızmış?

Üç zıpzıp saraya neden davet edilmiştir?

Kral kızını kime vermiş?

 

*****************************************


www.

 

1