1.sınıf yazmayı hızlandırıcı dikte metinleri

1.sınıf yazmayı hızlandırıcı dikte metinleri dosyası 19-01-2018 tarihinde İlköğretim-1 kategorisinin.
Açıklama 1.sınıf yazmayı hızlandırıcı dikte metinleri
Kategori 1. Sınıf Türkçe
Gönderen shaqa42
Eklenme Tarihi 19-01-2018
Boyut 8.92 K
İndirme 2

Dosyayı İndir

Dosyaya puan ver
0 / 5 (toplam 0 oy)

BALIK

 Balık en önemli besin kaynaklarımızdan birisidir. Sağlıklı beslenme deyince aklımıza balık gelir. Özellikle çocukların bol bol balık yemesi gerekir. Balık yiyen çocuklar akıllı olur. Derslerinde çok başarılı olurlar.

 

YENGEÇ

 Yengeç hem karada, hem de suda yaşayabilen bir canlıdır. Genellikle, su içinde ölen canlı leşlerini yiyerek beslenir. Su dışındayken bir tehlike gördüklerinde hızla suya doğru koşarlar.

 

     ATATÜRK

Atatürk Selanik’te doğdu. Büyüdü asker oldu. Düşmanları yendi. Bu yurdu bize emanet etti. Atatürk’ü çok severim. Atatürk’ün kurduğu cumhuriyette yaşıyorum. Bu nedenle Atatürk’e saygı duyuyorum.

 

   GÖZ

Melih iyi görür. Göz sağlığını korur. Bol bol balık ve havuç yer. Melih iyi görür. Okurken ve yazarken dik oturur. Göz sağlığını korur.

 Biz de göz sağlığımızı korumalıyız. Gözlerimiz bizim için önemlidir. Gözlerimiz dünyaya açılan penceredir.

 

SİNCAP AİLESİ

Ülkenin birinde uçsuz bucaksız bir orman varmış. Bu ormandaki büyük bir ağaçta sincap ailesi yaşarmış. Ailenin en sevdiği şey birlikte eğlenmek ve iş bölümü yapmakmış. Baba sincap her gün yiyecek toplarmış. Anne sincap yuvanın temizliğini yaparmış. Yavru sincaplar da artan yiyecekleri depoya taşırlarmış. Çünkü kışın bu ormanda yiyecek bulunmazmış.

KELEBEK

 Kelebek yeryüzünün en güzel canlılarındandır. Çiçeklerin olduğu her yerde, kelebekler de vardır. Çok kısa yaşamalarına karşın, doğayı güzelleştirirler. Tüm insanlar kelebekleri çok severler. Kelebeklerin çok çeşitli renkleri vardır.

 

GÜVERCİNLER

Bir avcı, bir gün büyük bir ormana gelmiş. Elinde ağ ve buğday taneleri varmış. Bunlarla güvercinlere tuzak hazırlamış.

Biraz sonra bir güvercin sürüsü gelmiş. Buğdayları yemek isteyen güvercinler ağa yakalanmışlar. Korkuyla hepsi bir tarafa kaçmaya çalışmışlar. Ağı her biri farklı yönlere çekiştirmişler. Bu yüzden de ağa daha çok dolanmışlar.

Birden güvercinlerin şefi “Durun!” diye bağırmış. “Böyle olmayacak! Hepimiz aynı yöne uçarsak, ağı havalandırabiliriz.” demiş.

 

ŞURUP ŞİŞESİ

O yıl kış çok sert geçiyordu. Her taraf karla kaplıydı. Sevil’in babası üşütüp hastalanmıştı. Sevil, babasına ilâç almak için çarşıya koştu. İlâçları aldı. Eve dönerken ayağı kaydı ve düştü. Elindeki şurup şişesi kırılmıştı. Ayağı da çok acıyordu. Sevil, hüngür hüngür ağlamaya başladı. Fakat o, acıyan ayağına değil, kırılan şurup şişesine ağlıyordu.

 

DENİZ KIYISINDA

Şeriflerin evi karanlık ve havasızdı. Şerif, evde sıkılınca deniz kıyısına gidiyordu. Deniz kıyısı gerçekten güzeldi. Burada sandallara, vapurlara el sallıyordu. Oltayla balık tutanları görünce o da balık tutmak istiyordu.

 

KÜÇÜK KULÜBE

Bir gün bir padişah vezirini yanına almış. Ülkesini birlikte dolaşmaya çıkmış. Kimse kendilerini tanımasın diye elbiselerini de değiştirmişler. Bir süre gitmişler. Sonunda bir kulübeye gelmişler. Burası şehrin dışında, küçük, eski bir kulübeymiş. Kulübenin önünde küçük bir kız görmüşler.

 

HIRSIZLARLA EŞEK

İki hırsız birlikte bir eşek çalmışlar. Hırsızlardan biri eşeği satmak istiyormuş. Diğeri ise satmak istemiyormuş. Bir türlü anlaşamamışlar ve kavgaya tutuşmuşlar. Bu sırada başka bir hırsız eşeği çalmış. Böylece kavga da bitmiş.

SESLER

Gece yarısı odamda garip tıkırtılar duydum. Kalkıp baktım. Önde bir fare, arkada bizim Tekir koşup duruyorlar. Tekir çok hızlı koşuyor. Ama fare küçücük yerlere giriyor. Onun elinden hemen kurtuluyor. Bu kovalamaca on dakika sürdü. Sonunda zaferi bizim Tekir kazandı.

 

ASLAN POSTUNA BÜRÜNMÜŞ EŞEK

Bir eşek bir zamanlar bir aslan postu buldu. Hemen sırtına geçirdi.

Bu kılık değiştirmiş haliyle önüne çıkan bütün hayvanları korkutmaya başladı. Tilki, kendisini korkutmaya çalışan eşeğe kahkahayla gülerek şu cevabı verdi:

- Eğer beni gerçekten korkutmak istiyorsan anırmanı da değiştirmen gerekir.

EVİMİZ

Benim adım Armağan. Okulun yanındaki evde oturuyoruz. Evimiz iki katlı ve sarı boyalıdır. Biz, ikinci katta oturuyoruz Evde babam, annem, ağabeyim, ablam ve ben beş kişiyiz. Babam fabrikada çalışıyor. Annem ev hanımı. Evdeki işleri yapıyor. Ağabeyim, ablam ve ben okula gidiyoruz.Derslerimiz bittikten sonra, evde anneme yardım ediyoruz.

Biz bir aileyiz. Birbirimizi çok seviyoruz.

 

İLKBAHAR

Geldi ilkbahar. Açtı çiçekler. Süslendi dallar. Arılar çiçekten çiçeğe dolaşıyor. Vız vız vız. Bal topluyorlar peteklerine. Karıncalar çimenler arasında dizi dizi geziniyorlar. Leylekler lak lak lak diye şarkı söylüyorlar bizlere.

Aman kardeş, koparma çiçekleri. Onlar dallarında daha güzel. Süslesinler yerleri yeşil, yeşil. Oh! Ne güzelmiş ilkbahar.

 

ALİS HARİKALAR ÜLKESİNDE

"Alis, ormanda yürüyordu. Gövdesine kapı oyulmuş bir ağacın yanına geldi. Kapıyı açıp içeri girdi. Rengârenk çiçeklerle dolu bir bahçeye çıktı. Bahçenin girişinde, büyük bir gül fidanı vardı. Fidanın güllerinin kimisi mavi, kimisi bembeyaz, kimisi kırmızı idi. "

 

ÖZEL İSİMLER

Kızımın adı Suna, oğlumun adı Tuna. Tuna, Suna'nın kardeşi, dünyada yoktur eşi. Köpeğimizi de severiz, ona biz Fino deriz. Kedimizin adı Pamuk, gözleri yumuk yumuk. Hiç yerinde duramaz, yaramaz mı yaramaz.

 

AYI AİLESİ

Ayı ailesi, o gün piknik yapmaya ormana gitti. Çocukları Tombiş ile Minnoş çok mutluydular. Irmak kıyısında büyük bir ağacın altına oturdular. Baba ayı, oltasını çıkardı. Balık tutup yiyeceklerdi. Çocuklar neşe ile oynuyorlardı. Anne ayı da sofrayı hazırlıyordu.

 

TİLKİ İLE ÜZÜMLER

Açlıktan ölmek üzere olan bir tilki, yolda bir asma görür. Olgunlaşmış üzümlere iştahla bakar.

İşte, karşısına seve seve yiyeceği, çok hoş bir yemek çıkmıştı. Bir iki zıplar ama, bir türlü üzümlere ulaşamaz. Kurnaz tilki, üzümlere ulaşamayacağını anlayınca:

- Bu üzümler daha olmamış, deyip, oradan uzaklaşır.

 

KIRIK BARDAK

Ali, sınıfta oynuyordu. Masanın üzerindeki bardağa çarptı. Bardak kırıldı. Biraz sonra öğretmen geldi. Kırık bardağı gördü. Bardağı kimin kırdığını sordu.

Ali cevap verdi:

- Ben kırdım öğretmenim.

Ali’nin öğretmeni:

- Doğruyu söylediğin için teşekkür ederim, dedi.

 

BİZİM AİLE

Bizim ailede beş kişi var. Annem, babam ve kardeşlerim. Annemin adı Zeynep, babamın adı Özer. Benim adım Oya, ablamın adı Esin. Küçük kardeşim henüz iki yaşında. Adı Cem. Evde bir de kedi var. Onun adını Pamuk koyduk. Bu hafta babam bir köpek aldı. Adı Karabaş. Babam bizi bu yaz Ankara’ya götürecek. Anıtkabir’i gezdirecek. Sonra İzmir’e götürecek.

KÜÇÜK KIZ

Küçük bir kız, bir gün bahçede oynuyormuş. O sırada yanına civciv, köpek ve bir kuzu gelmiş. Hayvanlar;

-Evimizi kaybettik, demişler.

Küçük kız, onları gizlice odasına götürmüş. Ama annesi odadaki hayvanları görmüş.”Çabuk buradan hepsini çıkar! diye kızmış. Küçük kız da “Ne olur kızma anneceğim.” diye yalvarmış.

 

ANNE

Sen baharda nazlı çiçek

Ben çiçekte tombul böcek

Sensin beni güldürecek

Anneciğim, biriciğim.

 

Kulağımda tatlı sesin,

Ninni yavrum, uyu dersin,

Sevgi bağın eksilmesin

Anneciğim, biriciğim.

 

SAĞLIĞIMIZI KORUYALIM

Çok koşup terleyince

Soğuk su içmeyelim

Mikroplu tozlu yerde,

Konuşup gülmeyelim.

 

Temiz, açık havada

Oyunlar oynayalım

Bol bol da spor yapıp,

Sağlığı koruyalım

 

 

 

 

 

 

NEREYE

Nereye, nereye?

Dereye balık tutmaya.

Nereye, nereye ?

Bahçeye top oynamaya.

Nereye, nereye ?

Bahçeye ip atlamaya.

Nereye, nereye ?

Okula  ders çalışmaya.