1.sınıf okuma hızlandırıcı metinler

1.sınıf okuma hızlandırıcı metinler dosyası 15-12-2017 tarihinde İlköğretim-1 kategorisinin.
Açıklama 1.sınıf okuma hızlandırıcı metinler
Kategori 1. Sınıf Türkçe
Gönderen star_5477
Eklenme Tarihi 15-12-2017
Boyut 20.32 K
İndirme 0

Dosyayı İndir

Dosyaya puan ver
0 / 5 (toplam 0 oy)

 

Serçe ile İnci

Serçenin biri, gezinirken bir inci bulmuş. Ne kadar şanssızım diye söylenmiş. Bu benim ne işime yarar ki? Keşke bunun yerine bir mısır tanesi bulsaydım demiş.

 İnciyi alan serçe, onu bir kuyumcuya götürmüş. Al şu inciyi de kanatlarımın arasına bir mısır tanesi koy demiş. Bunu gören kuyumcu çok sevinmiş. Mısır tanesini vermiş. Kuyumcuda, serçede mutlu olmuşlar.             

Kelebek

Kelebek taklidi yapayım dedim.

Önce bir güzel süslendim.

Sonra benekler yaptım.

İki de kanat taktım.

 

Çıktım yüksek bir yere,

Atladım yere düştüm.

Kelebek gibi olamadım,

Bir türlü uçamadım.

 

www.

 

 

Bayram Coşkusu

Haydi haydi çocuklar!

Elde bayrak balonlar.

Süslendi bakın her yan,

Neşelensin çocuklar.

 

Bayramları neşeyle,

Coşkuyla kutlayalım.

Hep elele vererek,

Her an mutlu olalım.

 

Haydi haydi çocuklar,

Ellerde uçurtmalar.

Mutluluk uçuralım.

Barışsın tüm çocuklar.

Oyun

Yollarda top oynama,

Bahçe ne güne durur?

Terleyip de su içme,

Hastalık seni bulur.

 

Oyunlara katalım,

Bütün arkadaşlarımızı.

Hep kahkaha atalım,

Asmayalım suratımızı.

 

 

Taşıtlar

Ne güzeldir taşıtlar!

Hem ne kadar yararlı.

Alır götürür bizi,

Yollar olsa da karlı.

 

Ne hoştur gemilerin,

Engin suda akışı.

Pek güzeldir uçaktan,

Seyretmek kuş bakışı.

 

 

Benim Canım Kitaplarım

 

Baş ucuma koydum sizi,

Benim canım kitaplarım.

İnci gibi dizi dizi,

Benim canım kitaplarım.

 

Hepinizi yudum yudum,

Su içer gibi okudum.

Bilgileri sizde buldum,

Benim canım kitaplarım.

 

 

 

Armut

Armudu kestim,

Tavana astım.

Şıp dedi düştü.

Kargalar uçtu.

 

Annem pekmez getirdi.

Kedi burnunu batırdı.

O kediyi ne yapmalı.

Minareden atmalı.

 

 

Hasan ın Uçurtması

Günlerden Cumartesi idi.

Hasan ın babası Hasan a bir uçurtma yaptı. Kırmızı renkli uçurtma Hasan ın çok hoşuna gitmişti. Hasan uçurtmasını aldı. İpini de çantasına koydu. Arkadaşları Ceyhun ile Gökhanı da alarak mahallenin yanındaki tepeye çıktılar. Ceyhun un uçurtması sarı, Gökhanın ki ise yeşil renkliydi. Üç arkadaş neşe içinde Uçurtmalarını uçurdular. Mutlu bir gün geçirdiler.

 

Gülten ile Arkadaşları

Benim adım Gülten. Zeynep ile Hakan benim en iyi arkadaşlarımdır. Pazar günü, bizim sokakta buluştuk. Önce körebe oynadık. Daha sonra saklambaç oynadık. Sıra ile ebe olduk. Ablam bize pasta yaptı. Arkadaşlarla çok güzel bir gün geçirdik.

Tekerleme

Daldan dala atladım.

Sarı çiçek topladım.

Çiçeklerim döküldü.

Dere aldı götürdü.

Dere boyu çalılık,

Derede olur balık.

Oltamı attım.

Balıkları tuttum.

Balık suya dalamaz.

Ebe beni bulamaz.

 

Ezgi ile Emre

Ezgi ile Emre anneleri ile birlikte markete gitmek için yola çıktılar. Cadde çok kalabalıktı. Anneleri onları dikkatli olmaları için uyardı. Marketten gerekli olanları aldılar.

 Anneleri onlara birer tane çikolata aldı. Çikolatayı daha sonra yemelerini söyledi. Ama Emre çikolatasını açarak yemeye başladı. O sırada bir çocuk Emre ye çarptı ve çikolatası yere düştü. Emre ağlamaya başladı. Emre annesinin sözünü dinlemediği için çok üzüldü ve annesinden özür diledi.

 

Yaya Yolu

Yaya yolu yayalar için yapılmıştır. Taşıt yolunun iki yanında yer alır. Bu yollara kaldırım ya da yaya yolu denir.

 

 Kaldırımlar, yayalar için ayrılmıştır. Kaldırımlardan yürümeliyiz.

 

 Kaldırım olmayan yollarda yolun solundan yürümeliyiz. Böylece karşıdan gelen sürücü bizi görmüş olur.

 

Barış Anıtkabirde

Barış sabahleyin neşeli bir şekilde uyandı. Kahvaltısını yaptıktan sonra ailesiyle yola çıktılar.

 

 Anıtkabir e geldiklerinde büyük bir kalabalıkla karşılaştılar önce Aslanlı yoldan geçtiler. Sonra Atatürk müzesini gezdiler.

 Cumhuriyet in kuruluşu ile ilgili belgeleri, resimleri incelediler. Saygı duruşunda bulundular. Uzun süre Anıtkabir i gezdiler. Zaman çok ilerlemişti. Anıtkabir den çıkarken son bir kez dönüp Atatürk e bakarak oradan ayrıldılar.

Pazar Yeri

 Hasan ile Hülya anneleriyle birlikte pazara çıktılar. Pazar yerine yaklaştıkları zaman satıcıların seslerini duydular. İkisi de hemen oyuncakçının yanına koştular. Yürüyen robotları, Takla atan arabaları hayranlıkla izlediler. Kendilerine birer tane oyuncak aldılar.

 Daha sonra anneleriyle elma, üzüm armutları seçerek aldılar. Domates, biber, salatalık, maydanoz aldılar. Mutlu bir şekilde evlerine döndüler.

Çocuklar

 

Siz hiç susuz nehir gördünüz mü?

Nehirde akan suyun damlacıklarıdır

Çocuklar

 

Siz hiç yapraksız ağaç gördünüz mü?

Ağaçlardaki yemyeşil dallardır

Çocuklar

 

Karsız geçen kışın hiç olur mu tadı?

Lapa lapa yağan kar taneleridir

Çocuklar

 

Siz hiç ister miydiniz umutsuz hayatı?

Yaşamın tadı, umududur, geleceğidir

Çocuklar

 

 

 

Ali ile Oya

Küçük Ali nin ailesi yaz tatillerinin bir bölümünü dedelerinin ve amcalarının yaşadıkları köyde geçirmeye karar verdiler. Hep birlikte eşyalarını hazırladılar. Sabahleyin yola çıktılar. Ali ile kardeşi Oya çok merak ediyorlardı. Şimdiye kadar köyde hiç kalmamışlardı. Yolda etrafı seyrederek sonunda köye ulaştılar.

Köyde tavukları, horozları, inekleri, eşekleri, köpekleri görünce çok mutlu oldular. Hemen onlarla oynamaya başladılar.

 

Sağlık

Erkenden kalkmalı.

Eller yüzler yıkanmalı.

Kahvaltı tam yapılmalı.

Hep sağlıklı yaşanmalı.

 

Beslenmek çok önemli.

Uykuya dikkat etmeli.

Temizlik ilkemiz olmalı.

Hep sağlıklı yaşanmalı.

 

Sürekli spor yapmalı.

Vücudu dinç tutmalı.

Eğer sağlık istiyorsak,

Bunlara dikkat etmeli.

Kim Kimi Sever

Arı çiçeği,

Yargıç gerçeği,

Kedi seveni,

Öğretmen öğrenciyi sever.

 

Tembel yatmayı,

Yalancı atmayı,

Pazarcı satmayı,

Kitap okuyanı sever.

 

Zengin parayı,

Kral sarayı,

Alet ustayı,

Doktor hastayı sever.

Bir Saksı Bahar

Ne güzel çiçekler var,

Resimlerde.

Benim hiç bahçem yok,

Ne okulda ne evde.

 

Kelebekler uçarmış kırlarda,

Şarkılardan öğrendim.

Bal nedir biliyorum.

Arıları görmedim.

 

Bir saksı aldım pazardan,

Biraz da toprak,

Çiçeğim açınca baharda,

Hem kelebeğim, hem arım olacak.

 

 

Kitaplar

Kitaplardan öğreniriz,

Temizliği iyiliği.

Satır satır aktarırlar,

Her sevgiyi güzelliği.

 

Hepimizin evlerinde,

Bulunmalı bir kitaplık.

Okumayı seven kişi,

Kitaplarla kurar dostluk.

 

Öğretirler onlar bize,

Bütün bilim dallarını.

Gösterirler onlar bize,

İnsanlığın yollarını.

 

 

BONCUK KEDİ

 

İnci, küçük bir çocuk.

İncinin kedisi minicik.

Kedinin adı, Boncuk.

Küçük inci boncuk dizer.

Boncuk kedi, camı çizer.

Minicik kedi, çoşar koşar.

Küçük inci, boncuk arar.

Boncuk kedi cama çıkma.

Boncuk kedi, camdan bakma.

 

 

MİS GİBİ KOKARIM

Benim adım Deniz. Haftada en az bir kere banyo yaparım. Banyo yapınca mis gibi kokarım. Saçlarımı tararım. Saçlarım pırıl pırıl olur. Tırnaklarımı uzayınca keserim. Bütün vücudum tertemiz olur.

Giysilerim de her zaman temizdir. Kirlenen giysileri hemen değiştiririm. Temiz giysiler giyerim.

 

DOKTOR MU OLSAM?

Dün hava çok soğuktu. Hırkamı giymeden balkona çıktım. Sonra hasta oldum. Doktora gittik. Doktor, beni muayene etti. Hemşire abla, ateşimi ölçtü.

Doktor, ilaç isimleri yazdı. İlaçlarımı eczaneden aldık. Eczacı, ilaçlarımı nasıl kullanacağımı anlattı.

Eve giderken yolda hep düşündüm. Doktor mu olsam? Yoksa hemşire mi eczacı mı olsam? Karar veremedim.

 

 

 

KÜÇÜK DAMLA

Ben bir küçük damlayım. Gölde yaşıyordum. Çevremde pek çok arkadaşım vardı. Sonra havalar ısındı. Bende hafifledim. Havaya doğru çıkmaya başladım. Annem bana seslendi. Korkma! Buhar oldun. Yine buluşacağız.  Anneme el salladım.

 Bir süre havada gezindim. Bulutlarla tanıştım. Sonra hava soğudu. Birden yere düşmeye başladım.

 Hop! Topraktayım artık. Toprak beni görünce çok sevindi. Sımsıkı sarıldı bana. Hup! İçine çekti beni.

 Toprağın içinde kaydım. Bir de ne göreyim. Cup! Yine göldeyim. Hemen annemi buldum. Gördüklerimi ona anlattım. Tekrar yolculuğa çıkmayı merakla bekliyorum.

Otomobile Binerken

 

Cem ile Cenk iki kardeşti. O gece ailece misafirlikten dönüyorlardı. Arabaya binerken Cem, Cenke bir trafik kuralını hatırlattı.

Cenk ağabey. Hani otomobilin yol tarafındaki kapısından binilmezdi, dedi.

Cenk, kaldırıma doğru yürüdü.

Tamam. Hatalıyım, özür dilerim, dedi.

Bu arada Cem, annesinin yerine, öne oturmak istedi. Annesi:

Hayır Cem! Senin önde oturman tehlikeli. On yaşını bitirinceye kadar önde oturamazsın, dedi.

Çocuklar arkaya, anne ve babaları öne oturdular. Emniyet kemerlerini bağladılar.

 

 

Temiz Çocuk

 

Benim adım Hasan 7 yaşındayım. 1. sınıfa gidiyorum. Arkadaşlarımı ve öğretmenimi çok seviyorum. Arkadaşlarımla bazen tartışsak ta hemen özür dileyip, oyuna devam ederiz. Biz bir birimizi çok severiz. Bizler aynı zamanda çok temiz çocuklarız. Okul kıyafetlerimizi kirletmez, ayakkabılarımızla su birikintilerine basmayız. Sınıfımızı da temiz tutarız. İnanmazsanız gelip bakabilirsiniz.

Ben kendi kişisel bakımımı kendim yapabiliyorum. Tırnaklarımı kendim keserim. Saçlarımı da kendim tararım. Bazen banyo yaparken annem yardım eder. O zaman daha temiz olurum. Dişlerimi günde iki kere fırçalarım. Ben temiz bir çocuğum mis gibi sabun kokarım.

 

 

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

 

Gelmeyiniz ey düşmanlar,

Çanakkale geçilmez.

Bekler nice kahramanlar,

Çanakkale geçilmez.

 

On sekiz mart zaferini,

Herkes tanır Türk erini,

Ölür de vermez yerini,

Çanakkale geçilmez.

 

 

 

 

KAFASINI PENCEREDE UNUTMASIN

 

 Nasrettin Hoca bir gün cimriliği ile tanınmış bir adamın evine gider. O sırada adam pencere kenarında oturmuş, dışarıya bakmaktadır. Hoca adamı görür.

 Kapıyı çalar. İçerden bir kadın:

 -Kim o, diye seslenir. Hoca kendini tanıtır. Evin efendisini ziyarete geldiğini söyler.

 Kadın:

 -Kocam evde yok. Sizin geldiğinizi duyunca çok üzülecek, der. Nasrettin Hocanın bu işe canı sıkılır:

 -Ya öyle mi? Kocan gelince ona söyle de evden çıkarken kafasını pencerede unutmasın, der.

 

 

 

 

TRAFİK IŞIKLARI

Yeşil, kırmızı, sarı,

Trafik ışıkları.

Hepsinin anlamı var,

Öğrenelim bunları.

 

Kırmızı durun demek,

Sarı ise hazırlanın,

Yeşil ışık yanmayınca,

Karşıya geçme sakın.

 

Uzun sözün kısası,

Kurallara uymalı.

Sürücüsü, yayası,

Buna saygı duymalı.

ERİKLER

 

    Bilge ile İpek bahçelerindeki erik ağacına çıktılar. İpek Bilgeye; Ben 5 erik topladım. dedi.

   Bilge:

Ben senden 3 erik fazla toplamışım. Yani 8 erik toplamışım, dedi.

    Sonra topladıkları erikleri bir tabağa koyarak birleştirdiler İkisinin toplam 13 eriği olmuştu. Topladıkları eriklerden 6 tanesini yediler.  Geriye 7 erik kaldı. Onu da Ali ye verdiler.

 

 

 

 

 

ÖĞRETMENİM

Öğretmenim çok tatlıdır.

Sözü güzel hem ballıdır.

Hiç kızmaz azarlamaz

Bizi üzmez ağlatmaz

Oynarken yaralansak

Önce koşarlar ona

Şefkatli elleriyle

Merhem sürer yarama

Öğretmenim seni ben

Asla üzüp darıltmam

Yıllar geçse aradan,

Yine seni unutmam.

 

 

UÇURTMA

Küçük Mehmet rüyasında bir uçurtma gördü. Uzun kuyruklu renk renk bir uçurtmaydı bu. Sabah kalkınca babasına gitti:

 - Babacığım, bana uçurtma yapar mısın, dedi.

 Babası:

 - Şimdi olmaz hafta sonunu bekle, dedi.

 Mehmet üzüldü. Annesi onu, uçurtmasını yapması için dedesine yol­ladı.

 Dedesi:

 - Benim de uçurmama razı olursan yapabili­rim, dedi.

 Mehmet çok sevindi. Hemen gidip gerekli ge­reçleri aldılar. Güzel bir uçurtma yaptılar.

 Akşam olunca Mehmet'in annesiyle babası işten döndüler. Mehmet sevinçle:

 - Dedem bana en güzel uçurtmayı yaptı, dedi.

 - Peki, dedene teşekkür et­tin mi, dedi annesi.

 Mehmet koşup dedesini öptü ve ona teşekkür etti.

 Dedesi de ona sarıldı.

 Hafta sonu hep birlikte uçurtmayı alıp pikniğe gitmeye karar verdiler.