1.sınıf öğrencisinin gelişim özellikleri

1.sınıf öğrencisinin gelişim özellikleri dosyası 17-01-2018 tarihinde İlköğretim-1 kategorisinin.
Açıklama 1.sınıf öğrencisinin gelişim özellikleri
Kategori 1. Sınıf Sosyal Bilgiler
Gönderen TUANAKAY
Eklenme Tarihi 17-01-2018
Boyut 35.33 K
İndirme 4

Dosyayı İndir

Dosyaya puan ver
0 / 5 (toplam 0 oy)

İLKÖĞRETİM BİRİNCİ SINIF ÇOCUĞUNUN GELİŞİM ÖZELLİKLERİ

 

 

İlköğretim birinci sınıf çocuğunun gelişim özelliklerini;

a- Fiziksel gelişim         b- Bilişsel gelişim       c- Ahlak gelişimi

d- Kişilik gelişimi olmak üzere dört alanda incelemek mümkündür.

 

a-Fiziksel Gelişim: www.

Birinci sınıf çocuğunda, önceki yıllara oranla bedensel gelişimde bir yavaşlama söz konusudur. Kemik ve iskelet sistemindeki gelişmeyle kas  sistemindeki gelişme paralellik gösteremez. Kemik ve iskelet sistemi daha hızlı geliştiğinden bu yaş çocuklarında zaman zaman büyüme ağrıları görülür. Okulöncesi

döneme oranla ilköğretimin ilk yılından itibaren küçük kaslar bir hayli gelişme gösterir. Öğrenciler artık okulöncesi yıllara oranla daha küçük kalemler ve fırçalarla çalışabilir hale gelir. İlköğretimin ilk yılı süresince küçük kas gelişiminde önemli bir farklılık gözlenir. Ancak ilk aylarda yine de iri kalem, fırça ve araç gereç kullanımı çocuğun daha az zorlanmasını sağlayacağından tercih edilmelidir. Küçük kaslar

kullanılarak yapılan çalışmaların, çocukları çok fazla yoracağı dikkatten uzak tutulmamalıdır.

 

Okulöncesi birçok çocuğun gözleri ıraksak iken, okul döneminde görmeleri normale dönmektedir. Bu dönemde karmaşık birçok beceri kazanılmasına rağmen ilerleme yavaş olduğundan dikkati çekmez.

İlköğretim birinci sınıfta erkek çocuklar kız çocuklara oranla daha iri cüsselidir. Çocuklar bu dönemde çok hareketlidirler. Koşma, atlama, zıplama ve tırmanma içeren oyunlardan hoşlanırlar. Bu çocuklar okulöncesi yıllarda olduğu gibi yorulduklarının farkına varmadan çok fazla enerji sarf ederek hareket ederler.

 

Öğretmenler, öğrencilerini çok iyi gözlemeli , onların hoşlanabileceği aktiviteler düzenlemeli, ancak zaman zaman dinlendirici etkinliklere de yer vermelidir.

 

İlköğretim yılları ile birlikte süt dişleri yerlerini kalıcı dişlere bırakır. Özellikle ilköğretim birinci sınıfta öğrencilerin ağız ve diş kontrolleri sık sık yapılmalı, dişlerin sağlıklı ve düzgün görünümlü gelişmesi sağlanmalıdır. Ayrıca öğrencilerin özellikle kesici dişlerin eksikliğinden kaynaklanan peltek konuşmaları ile alay edilmesinin önüne de geçilmelidir.

 

Güleryüz , birinci sınıf çocuklarının psiko-motor gelişimleri ile ilgili olarak şu noktalara dikkati çekmektedir.

• Boy 5 cm. uzar, ağırlık 2.5 kilogram artar. Büyüme kollar ve bacakların uzaması şeklinde olur. 7 yaşındaki bir çocuğun ortalama boyu 117 cm.’dir.

• “Büyük kaslar gelişmiş ve kas eklem eşgüdümü artmıştır....

.........................................................................................................

• Çocuklar hareketlidirler. Sakin ve sessiz durmaktan hoşlanmazlar. Bedeni bütün olarak hareket ettirirler ve davranışlarını kontrol altına almada güçlük çekerler. Kağıt kesme, yırtma, ağaca tırmanma, ip atlama, top bilye ve sek sek oynamaktan hoşlanırlar.

• Müzik eşliğinde dans, oyun ve ritim tutmaktan hoşlanırlar.

• ... Çizgi çalışmalarında cümleyi iki satır arasına yazmada zorlanırlar.”

 

b- Bilişsel Gelişim:

Bireyin çevresindeki dünyayı anlama ve öğrenmesini sağlayan aktif zihinsel faaliyetlerdeki gelişimine ‘bilişsel gelişim’ adı verilmektedir.

 

İlköğretim birinci sınıf çocuğu ( 6-7 yaş) Piaget’ nin bilişsel gelişim dönemlerinden işlem öncesi dönemin sezgisel dönemindedir.

 

Senemoğlu, bu dönemdeki çocukların bilişsel gelişimleri ile ilgili olarak şu noktalara dikkat çekmektedir.“...Bu dönemdeki çocuklar mantık kurallarına göre düşünmek yerine sezgilerine dayalı olarak akıl yürütürler ve problemleri sezgileri ile çözmeye çalışırlar. Üst düzeyde sınıflama yapamazlar....Bütün ile parça arasında ilişki kuramazlar....”

 

Bu dönemdeki çocuklar yaparak yaşayarak öğrenirler. Düzenlenecek öğrenme yaşantılarının, çocuğun duyu organlarını harekete geçirecek türden olması gerekir. Bu dönemde çocukların sözcük dağarcığı hızla gelişir. İlgileri kısa sürelidir. Dikkatlerini uzun süre bir etkinliğe veremezler. Öğretmenler bu özellikleri dikkate alarak öğrencilere çok çeşitli ve ilginç öğretme - öğrenme ortamları düzenlemeli,

böylece öğrencilerin dikkat ve ilgi sürelerini uzatmaya çalışmalıdır.

 

Etkinliklerdeki çeşitlilik öğrencilerin ilgisini çeker. Sıkılmadan bir etkinlikten diğerine geçmelerini sağlar. Böylelikle eğitimde verim de artmış olur.

 

Bu dönemdeki çocuklarda görsel bellek gelişmiştir. Çocuğun kararlarını daha çok duydukları değil gördükleri etkiler. Herhangi bir nesneyi nasıl algılarsa zihninde de o şekilde canlandırır. Zamanla sayı, zaman, mekan, yakınlık, uzaklık, kavramlarını kazanır. 100 içinde çeşitli saymaları rahatlıkla yapar. Sayılar arasındaki ilişkileri fark eder ve basit toplama ve çıkarmaları yapabilir.

 

c- Ahlak Gelişimi:

Bu yaşlardaki çocuklar kurallara uymada sık sık tutarsızlık gösterirler. Ancak kuralların yüksek bir otorite tarafından konduğunu ve asla değiştirilemez olduğunu düşünürler. Hatta oyunlarındaki bazı kuralların oyuncuların ortak kararı ile değiştirilebileceğini anlayamazlar. Konulmuş olan oyun kuralları aynen uygulanır.

 

Kurallara uymayanların otomatik olarak cezalandırılması gerektiğini düşünürler. Davranışın fiziksel sonucuna bakarak cezaya karar verirler. Davranışın gerisindeki neden onlar için önemli değildir.

Henüz mülkiyet duygusu gelişmemiş olan çocuklar arkadaşlarına ait eşyaları alabilirler. Bu öğrenciler hırsızlıkla suçlanmamalıdır. Bazı alanlarda başarılı olamayan öğrenciler kendilerine hayali başarılar üretip anlatabilirler. Bu öğrenciler de yalancılıkla itham edilmemelidir.

 

d- Kişilik Gelişimi:

İlköğretim birinci sınıf çocukları, freud’un psikoseksüel gelişim kuramı bakımından fallik dönem ile gizil dönem arasında bir geçiş yaşamaktadırlar. Anne baba ve diğer yetişkinler bu yaştaki çocuklara sevgi ile yaklaşmalıdır. Çocukların yetişkinleri model aldığı ve onların değer sistemini benimsediği unutulmamalıdır. Zamanla çocuklar sevgi gösterilerini ev dışına, arkadaşlarına yöneltmeye başlarlar.

İlköğretim birinci sınıf çocuğu 6-7 yaşlarında olduğuna göre Erikson’ın  psiko-sosyal gelişim kuramına göre ‘girişkenliğe karşı suçluluk duyma’ ile  ‘ başarıya karşı aşağılık duygusu’ devrelerini yaşar.

 

Girişkenliğe karşı suçluluk duyma devresi 3-6 yaş arası olan bir dönemdir.Çocuğun motor ve dil gelişimi, onun fiziksel ve sosyal çevresini daha fazla araştırmasına, daha atılgan olmasına olanak verir. Çocukta girişkenliğin artmasıyla problem olan davranışları da artar. Ancak, gerek ana-baba, gerekse öğretmenler çocuğun koşmasına, atlamasına, oynamasına, kaymasına, atmasına izin vermelidir ki

çocukta girişkenlik duygusu gelişebilsin. Çocuğun kendini keşfedebilmesi için, gerekli yaşantıları kazanmasına olanak sağlamak gerekir.

 

Başarıya karşı aşağılık duygusu devresi 6-12 yaşlarını kapsar. Okula başlama ile birlikte sosyal çevrede de büyük değişiklikler olur. İlköğretime yeni başlayan çocuk anne – baba otoritesinin dışında kendisi için tamamıyla yeni olan bir yetişkinin otoritesi ile karşılaşmaktadır. Zamanla bu yetişkinin otoritesi anne- baba otoritesinin üzerine çıkar. Okula gelinilen ilk günlerde çocuk kalabalıktan korkabilir.

Annesinden ayrılmak istemez. Kendisi için tamamen farklı olan bu yeni sosyal grup onu fazlası ile korkutabilir. Bu korkuyu yenmesinde ona yardımcı olunmalıdır.

 

Bunun için anne- baba ve öğretmenler işbirliği içinde çalışmalıdır. Öğretmen olabildiğince sevecen ve güler yüzle yaklaşarak çocukların sevgi ve güveninin kazanmalıdır. Anne ve babalar da çocukları ile konuşmalı, onu ikna etmeye çalışmalıdır. Çocuğu okula getirip ona fark ettirmeden kaçmak doğru bir davranış değildir. Çocuğun okuldan daha da soğumasına sebep olur. Çocuk anne ya da babasından ayrılmak istemiyorsa ilk günlerde onlarla birlikte derse girmesine izin verilmelidir. Ancak bu durum gereğinden fazla da uzatılmamalıdır.

 

Kuzgun, çocuğa, sosyalleşme sürecinde kazandırılması gereken olumlu davranışlar için yapılması gerekenleri şu şekilde açıklamaktadır: “Bu sınıflarda çocuk okuldaki arkadaşlarıyla bir çok şeyleri paylaşmanın gereğini kavrayacak onlarla yarışmanın anlamının öğrenecektir. Benlik sisteminde bir kontrol örüntüsü gelişecek ve ev dışındaki kimselerin yaşam tarzlarına uyum gösterebilecek kadar geleneksel davranışları benimser hale gelebilir. Bu benimsemede ödül ve cezanın etkileri önemli olmakla birlikte, ödül istendik davranışı benimsetmekte daha etkili iken ceza istenmeyen davranışı bastırmada o  ölçüde etkiye sahip değildir. Bu nedenle çocuğun her olumsuz davranışını cezalandırma ve yerme yerine bir olumlu davranışı ödüllendirme ve övme fırsatını yakalamaya çalışmak doğru davranış örüntülerinin geliştirilmesinde daha emin bir yoldur....”

 

Eğer öğrenci evde tutarlı anne- baba davranışları ile karşılaşıyor, okula geldiğinde de neleri yapıp neleri yapmayacağı ile ilgili açık seçik olarak kendisine bilgi veriliyorsa kurallara uyma konusunda çaba ve istek gösterecektir.

 

Öğrenci anne- baba ve öğretmeni tarafından beğenilme ihtiyacındadır. Ayrıca değer verdiği kişilerin gözünde başarılı olmak ister. Öğrencilerin olumlu davranışları takdir edilmeli ve çocuk bu takdirin farkına varmalıdır. Böylelikle sevildiğini ve beğenildiğini hisseder ve bu yöndeki ihtiyacını giderir. Ayrıca bu yaştaki çocuklara başarabileceği çalışmalar vermek, başarıyı tatmalarını sağlamak, olumlu akademik özgüven geliştirmeleri anlamında önemlidir. Başarıyı tadan çocuk; öğrenmeye, öğretmene, okula ve ders çalışmaya karşı da olumlu tutum geliştirecektir.

 

Bu açıklamalar da dikkate alındığında ilkokuma ve yazma öğretiminde öğrencinin tanınması ve yapılacak etkinlikler için hazır hale getirilmesinin ne denli önemli olduğu ortaya çıkmaktadır. Birinci sınıfı okutacak olan öğretmen öncelikle öğrencisini tanımalı, öğrencinin fiziksel gelişimini, dilini ne derecede kullandığını, genel yetenek seviyesini, ailesini, içinde bulunduğu sosyo- kültürel koşulları

inceleyerek ona yabancı gelmeyecek, onun ilgisini çekecek öğretme- öğrenme etkinlikleri düzenleyebilmelidir.